"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
14600 - 14650 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
14600 Şûrâ 33. Ayet (42:33:5) فَيَظْلَلْنَ فيظللن fe-yazlelne sonra kalırlar ظ ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) O, dilerse rüzgârı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. Elbette bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
14601 Şûrâ 34. Ayet (42:34:2) يُوبِقْهُنَّ يوبقهن yûbikhunne onları helak eder و ب ق
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut (içlerindekilerin) yaptıklarından dolayı onları helâk eder, birçoğunu da affeder.
14602 Şûrâ 34. Ayet (42:34:7) كَث۪يرٍۘ كثير keśîr(in) birçoğunu da ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut (içlerindekilerin) yaptıklarından dolayı onları helâk eder, birçoğunu da affeder.
14603 Şûrâ 35. Ayet (42:35:6) مَا ما olmadığını مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, böyle yapar ki, âyetlerimiz hakkında tartışanlar, kendileri için kaçacak bir yer olmadığını bilsinler.
14604 Şûrâ 37. Ayet (42:37:2) يَجْتَنِبُونَ يجتنبون yectenibûne onlar kaçınırlar ج ن ب
Diyanet İşleri (Yeni) 36,37,38,39. (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.
14605 Şûrâ 37. Ayet (42:37:9) هُمْ هم hum onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) 36,37,38,39. (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.
14606 Şûrâ 39. Ayet (42:39:1) وَالَّذ۪ينَ والذين velleżîne ve onlar ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) 36,37,38,39. (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.
14607 Şûrâ 40. Ayet (42:40:2) سَيِّئَةٍ سيئة seyyietin kötülüğün س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Ama kim affeder ve arayı düzeltirse, onun mükâfatı Allah’a aittir. Şüphesiz O, zâlimleri sevmez.
14608 Şûrâ 40. Ayet (42:40:4) مِثْلُهَاۚ مثلها miśluhâ yine onun gibi م ث ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Ama kim affeder ve arayı düzeltirse, onun mükâfatı Allah’a aittir. Şüphesiz O, zâlimleri sevmez.
14609 Şûrâ 40. Ayet (42:40:8) فَاَجْرُهُ فاجره fe-ecruhu onun mükafatı أ ج ر
Diyanet İşleri (Yeni) Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Ama kim affeder ve arayı düzeltirse, onun mükâfatı Allah’a aittir. Şüphesiz O, zâlimleri sevmez.
14610 Şûrâ 40. Ayet (42:40:11) اِنَّهُ انه innehu doğrusu O إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Ama kim affeder ve arayı düzeltirse, onun mükâfatı Allah’a aittir. Şüphesiz O, zâlimleri sevmez.
14611 Şûrâ 41. Ayet (42:41:3) بَعْدَ بعد ba’de sonra ب ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Zulme uğradıktan sonra, kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur.
14612 Şûrâ 41. Ayet (42:41:5) فَاُو۬لٰٓئِكَ فاولئك fe-ulâike öylelerinin أُولَٰئِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Zulme uğradıktan sonra, kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur.
14613 Şûrâ 41. Ayet (42:41:6) مَا ما yoktur مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Zulme uğradıktan sonra, kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur.
14614 Şûrâ 41. Ayet (42:41:9) سَب۪يلٍۜ سبيل sebîl(in) yol س ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Zulme uğradıktan sonra, kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur.
14615 Şûrâ 42. Ayet (42:42:2) السَّب۪يلُ السبيل ssebîlu bir yol س ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.
14616 Şûrâ 42. Ayet (42:42:13) لَهُمْ لهم lehum onlara vardır لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.
14617 Şûrâ 43. Ayet (42:43:7) عَزْمِ عزم ‘azmi çok önemli ع ز م
Diyanet İşleri (Yeni) Her kim de sabreder ve bağışlarsa, işte bu elbette azmedilecek işlerdendir.
14618 Şûrâ 44. Ayet (42:44:4) فَمَا فما fe-mâ artık yoktur مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kimi saptırırsa artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zâlimlerin, “Dünyaya dönmek için bir yol var mı?” dediklerini görürsün.
14619 Şûrâ 44. Ayet (42:44:5) لَهُ له lehu onun لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kimi saptırırsa artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zâlimlerin, “Dünyaya dönmek için bir yol var mı?” dediklerini görürsün.
14620 Şûrâ 44. Ayet (42:44:9) بَعْدِه۪ۜ بعده ba’dih(i) O'ndan sonra ب ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kimi saptırırsa artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zâlimlerin, “Dünyaya dönmek için bir yol var mı?” dediklerini görürsün.
14621 Şûrâ 44. Ayet (42:44:10) وَتَرَى وترى ve terâ ve görürsün ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kimi saptırırsa artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zâlimlerin, “Dünyaya dönmek için bir yol var mı?” dediklerini görürsün.
14622 Şûrâ 44. Ayet (42:44:13) رَاَوُا راوا raevû gördükleri ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kimi saptırırsa artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zâlimlerin, “Dünyaya dönmek için bir yol var mı?” dediklerini görürsün.
14623 Şûrâ 44. Ayet (42:44:18) مَرَدٍّ مرد meraddin geri dönecek ر د د
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kimi saptırırsa artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zâlimlerin, “Dünyaya dönmek için bir yol var mı?” dediklerini görürsün.
14624 Şûrâ 44. Ayet (42:44:20) سَب۪يلٍۚ سبيل sebîl(in) yol س ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kimi saptırırsa artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zâlimlerin, “Dünyaya dönmek için bir yol var mı?” dediklerini görürsün.
14625 Şûrâ 45. Ayet (42:45:1) وَتَرٰيهُمْ وتريهم ve terâhum yine onları görürsün ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, “İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır” diyecekler. İyi bilin ki zâlimler, sürekli bir azap içindedirler.
14626 Şûrâ 45. Ayet (42:45:3) عَلَيْهَا عليها ‘aleyhâ ona (ateşe) عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, “İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır” diyecekler. İyi bilin ki zâlimler, sürekli bir azap içindedirler.
14627 Şûrâ 45. Ayet (42:45:4) خَاشِع۪ينَ خاشعين ḣâşi’îne başlarını öne eğik خ ش ع
Diyanet İşleri (Yeni) Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, “İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır” diyecekler. İyi bilin ki zâlimler, sürekli bir azap içindedirler.
14628 Şûrâ 45. Ayet (42:45:9) طَرْفٍ طرف tarfin göz ucuyla ط ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, “İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır” diyecekler. İyi bilin ki zâlimler, sürekli bir azap içindedirler.
14629 Şûrâ 46. Ayet (42:46:1) وَمَا وما ve mâ ve yoktur مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onların Allah’tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur.
14630 Şûrâ 46. Ayet (42:46:3) لَهُمْ لهم lehum onların لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onların Allah’tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur.
14631 Şûrâ 46. Ayet (42:46:13) فَمَا فما fe-mâ artık yoktur مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onların Allah’tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur.
14632 Şûrâ 46. Ayet (42:46:14) لَهُ له lehu onun için لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Onların Allah’tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur.
14633 Şûrâ 46. Ayet (42:46:16) سَب۪يلٍۜ سبيل sebîl(in) yol س ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onların Allah’tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur.
14634 Şûrâ 47. Ayet (42:47:4) قَبْلِ قبل kabli önce ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’tan, geri çevrilmesi imkânsız olan bir gün gelmeden önce, Rabbinizin çağrısına uyun. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır, ne de (günahlarınızı) inkâr edebilirsiniz!
14635 Şûrâ 47. Ayet (42:47:8) لَا لا mümkün olmayan  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’tan, geri çevrilmesi imkânsız olan bir gün gelmeden önce, Rabbinizin çağrısına uyun. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır, ne de (günahlarınızı) inkâr edebilirsiniz!
14636 Şûrâ 47. Ayet (42:47:10) لَهُ له lehu onun لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’tan, geri çevrilmesi imkânsız olan bir gün gelmeden önce, Rabbinizin çağrısına uyun. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır, ne de (günahlarınızı) inkâr edebilirsiniz!
14637 Şûrâ 47. Ayet (42:47:13) مَا ما yoktur مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’tan, geri çevrilmesi imkânsız olan bir gün gelmeden önce, Rabbinizin çağrısına uyun. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır, ne de (günahlarınızı) inkâr edebilirsiniz!
14638 Şûrâ 47. Ayet (42:47:17) يَوْمَئِذٍ يومئذ yevmeiżin o gün  يَوْمَئِذٍ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’tan, geri çevrilmesi imkânsız olan bir gün gelmeden önce, Rabbinizin çağrısına uyun. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır, ne de (günahlarınızı) inkâr edebilirsiniz!
14639 Şûrâ 47. Ayet (42:47:18) وَمَا وما ve mâ ve yoktur مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’tan, geri çevrilmesi imkânsız olan bir gün gelmeden önce, Rabbinizin çağrısına uyun. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır, ne de (günahlarınızı) inkâr edebilirsiniz!
14640 Şûrâ 48. Ayet (42:48:4) اَرْسَلْنَاكَ ارسلناك erselnâke biz seni göndermedik ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür.
14641 Şûrâ 48. Ayet (42:48:5) عَلَيْهِمْ عليهم ‘aleyhim onların üzerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür.
14642 Şûrâ 48. Ayet (42:48:18) بِهَاۜ بها bihâ ona بِهَٓا
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür.
14643 Şûrâ 48. Ayet (42:48:21) سَيِّئَةٌ سيئة seyyietun bir kötülük س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür.
14644 Şûrâ 48. Ayet (42:48:22) بِمَا بما bimâ dolayı مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür.
14645 Şûrâ 48. Ayet (42:48:23) قَدَّمَتْ قدمت kaddemet öne sürdüğü işlerden ق د م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür.
14646 Şûrâ 48. Ayet (42:48:27) كَفُورٌ كفور kefûr(un) nankör olur ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür.
14647 Şûrâ 49. Ayet (42:49:3) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah’ındır. O, dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları verir.
14648 Şûrâ 49. Ayet (42:49:7) يَشَٓاءُۜ يشاء yeşâ/(u) diliyorsa ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah’ındır. O, dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları verir.
14649 Şûrâ 50. Ayet (42:50:2) يُزَوِّجُهُمْ يزوجهم yuzevvicuhum onları çift (ikiz) yapar ز و ج
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut o çocukları erkekler, dişiler olmak üzere çift verir, dilediği kimseyi de kısır yapar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir, hakkıyla gücü yetendir.