| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 14700 | Zuhruf 13. Ayet (43:13:17) | وَمَا | وما | ve mâ | yoksa | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 12,13,14. O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. | |||||
| 14701 | Zuhruf 14. Ayet (43:14:4) | لَمُنْقَلِبُونَ | لمنقلبون | le-munkalibûn(e) | döneceğiz | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 12,13,14. O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. | |||||
| 14702 | Zuhruf 15. Ayet (43:15:2) | لَهُ | له | lehu | O'na | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böyle iken (“melekler Allah’ın kızlarıdır” demek suretiyle) kullarından bir kısmını O’nun parçası saydılar. Şüphesiz insan apaçık bir nankördür. | |||||
| 14703 | Zuhruf 15. Ayet (43:15:8) | لَكَفُورٌ | لكفور | le-kefûrun | bir nankördür | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böyle iken (“melekler Allah’ın kızlarıdır” demek suretiyle) kullarından bir kısmını O’nun parçası saydılar. Şüphesiz insan apaçık bir nankördür. | |||||
| 14704 | Zuhruf 16. Ayet (43:16:1) | اَمِ | ام | emi | yoksa | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, Allah, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de, oğulları size mi seçip ayırdı? | |||||
| 14705 | Zuhruf 16. Ayet (43:16:7) | بِالْبَن۪ينَ۟ | بالبنين | bil-benîn(e) | oğulları | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, Allah, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de, oğulları size mi seçip ayırdı? | |||||
| 14706 | Zuhruf 17. Ayet (43:17:3) | اَحَدُهُمْ | احدهم | ehaduhum | onlardan birine | أ ح د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan biri, Rahmân’a örnek kıldığı (isnad ettiği kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman, öfkesinden yüzü simsiyah kesilir. | |||||
| 14707 | Zuhruf 17. Ayet (43:17:7) | مَثَلًا | مثلا | meśelen | benzer olarak | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan biri, Rahmân’a örnek kıldığı (isnad ettiği kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman, öfkesinden yüzü simsiyah kesilir. | |||||
| 14708 | Zuhruf 17. Ayet (43:17:11) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan biri, Rahmân’a örnek kıldığı (isnad ettiği kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman, öfkesinden yüzü simsiyah kesilir. | |||||
| 14709 | Zuhruf 17. Ayet (43:17:12) | كَظ۪يمٌ | كظيم | kazîm(un) | öfkesinden yutkunup durur | ك ظ م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan biri, Rahmân’a örnek kıldığı (isnad ettiği kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman, öfkesinden yüzü simsiyah kesilir. | |||||
| 14710 | Zuhruf 18. Ayet (43:18:8) | غَيْرُ | غير | ġayru | olmayan | غ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süs içerisinde (narin bir biçimde) yetiştirilen ve tartışmada (delilini erkekler gibi) açıklayamayanı mı Allah’a isnad ediyorlar? | |||||
| 14711 | Zuhruf 19. Ayet (43:19:3) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | olan | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır. | |||||
| 14712 | Zuhruf 19. Ayet (43:19:4) | هُمْ | هم | hum | onlar | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır. | |||||
| 14713 | Zuhruf 19. Ayet (43:19:8) | اَشَهِدُوا | اشهدوا | eşehidû | şahid mi oldular? | ش ه د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır. | |||||
| 14714 | Zuhruf 19. Ayet (43:19:9) | خَلْقَهُمْۜ | خلقهم | ḣalkahum | onların yaratılışlarına | خ ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır. | |||||
| 14715 | Zuhruf 19. Ayet (43:19:12) | وَيُسْـَٔلُونَ | ويسـلون | ve yus-elûn(e) | ve (bundan) sorulacaklardır | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır. | |||||
| 14716 | Zuhruf 20. Ayet (43:20:6) | عَبَدْنَاهُمْۜ | عبدناهم | ‘abednâhum | biz onlara tapmazdık | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer Rahmân dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik” dediler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar. | |||||
| 14717 | Zuhruf 20. Ayet (43:20:7) | مَا | ما | mâ | yoktur | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer Rahmân dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik” dediler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar. | |||||
| 14718 | Zuhruf 20. Ayet (43:20:8) | لَهُمْ | لهم | lehum | onların | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer Rahmân dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik” dediler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar. | |||||
| 14719 | Zuhruf 20. Ayet (43:20:13) | هُمْ | هم | hum | onlar | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer Rahmân dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik” dediler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar. | |||||
| 14720 | Zuhruf 20. Ayet (43:20:15) | يَخْرُصُونَۜ | يخرصون | yaḣrusûn(e) | saçmalıyorlar | خ ر ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer Rahmân dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik” dediler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar. | |||||
| 14721 | Zuhruf 21. Ayet (43:21:1) | اَمْ | ام | em | yoksa? | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar? | |||||
| 14722 | Zuhruf 21. Ayet (43:21:2) | اٰتَيْنَاهُمْ | اتيناهم | âteynâhum | onlara (mı) vermişiz? | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar? | |||||
| 14723 | Zuhruf 21. Ayet (43:21:5) | قَبْلِه۪ | قبله | kablihi | bundan önce | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar? | |||||
| 14724 | Zuhruf 21. Ayet (43:21:6) | فَهُمْ | فهم | fehum | onlar | فَهُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar? | |||||
| 14725 | Zuhruf 21. Ayet (43:21:7) | بِه۪ | به | bihi | ona | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar? | |||||
| 14726 | Zuhruf 21. Ayet (43:21:8) | مُسْتَمْسِكُونَ | مستمسكون | mustemsikûn(e) | sarılıyorlar | م س ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar? | |||||
| 14727 | Zuhruf 22. Ayet (43:22:10) | اٰثَارِهِمْ | اثارهم | âśârihim | onların izleri | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır! Onlar sadece, “Şüphesiz biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, ve biz onların izlerinden gitmekteyiz” dediler. | |||||
| 14728 | Zuhruf 22. Ayet (43:22:11) | مُهْتَدُونَ | مهتدون | muhtedûn(e) | gidiyoruz | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır! Onlar sadece, “Şüphesiz biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, ve biz onların izlerinden gitmekteyiz” dediler. | |||||
| 14729 | Zuhruf 23. Ayet (43:23:1) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | ve işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar. | |||||
| 14730 | Zuhruf 23. Ayet (43:23:3) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | göndermedik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar. | |||||
| 14731 | Zuhruf 23. Ayet (43:23:5) | قَبْلِكَ | قبلك | kablike | senden önce | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar. | |||||
| 14732 | Zuhruf 23. Ayet (43:23:12) | مُتْرَفُوهَٓاۙ | مترفوها | mutrafûhâ | oranın zenginleri | ت ر ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar. | |||||
| 14733 | Zuhruf 23. Ayet (43:23:20) | اٰثَارِهِمْ | اثارهم | âśârihim | onların izlerine | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar. | |||||
| 14734 | Zuhruf 24. Ayet (43:24:4) | بِاَهْدٰى | باهدى | bi-ehdâ | daha doğrusunu | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Gönderilen uyarıcı,) “Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. Onlar, “Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz” dediler. | |||||
| 14735 | Zuhruf 24. Ayet (43:24:10) | اِنَّا | انا | innâ | doğrusu biz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Gönderilen uyarıcı,) “Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. Onlar, “Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz” dediler. | |||||
| 14736 | Zuhruf 24. Ayet (43:24:12) | اُرْسِلْتُمْ | ارسلتم | ursiltum | sizinle gönderilen | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Gönderilen uyarıcı,) “Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. Onlar, “Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz” dediler. | |||||
| 14737 | Zuhruf 24. Ayet (43:24:13) | بِه۪ | به | bihi | onu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Gönderilen uyarıcı,) “Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. Onlar, “Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz” dediler. | |||||
| 14738 | Zuhruf 24. Ayet (43:24:14) | كَافِرُونَ | كافرون | kâfirûn(e) | inkar ediyoruz | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Gönderilen uyarıcı,) “Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. Onlar, “Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz” dediler. | |||||
| 14739 | Zuhruf 25. Ayet (43:25:1) | فَانْتَقَمْنَا | فانتقمنا | fe-ntekamnâ | biz de öc aldık | ن ق م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların sonu, bak nasıl oldu! | |||||
| 14740 | Zuhruf 25. Ayet (43:25:2) | مِنْهُمْ | منهم | minhum | onlardan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların sonu, bak nasıl oldu! | |||||
| 14741 | Zuhruf 25. Ayet (43:25:5) | كَانَ | كان | kâne | oldu | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların sonu, bak nasıl oldu! | |||||
| 14742 | Zuhruf 25. Ayet (43:25:6) | عَاقِبَةُ | عاقبة | ‘âkibetu | sonu | ع ق ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların sonu, bak nasıl oldu! | |||||
| 14743 | Zuhruf 27. Ayet (43:27:4) | فَاِنَّهُ | فانه | fe-innehu | çünkü O | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben ancak O, beni yaratana taparım. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir.” | |||||
| 14744 | Zuhruf 27. Ayet (43:27:5) | سَيَهْد۪ينِ | سيهدين | seyehdîn(i) | bana doğru yolu gösterecektir | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben ancak O, beni yaratana taparım. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir.” | |||||
| 14745 | Zuhruf 28. Ayet (43:28:1) | وَجَعَلَهَا | وجعلها | ve ce’alehâ | ve onu yaptı | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı. | |||||
| 14746 | Zuhruf 28. Ayet (43:28:2) | كَلِمَةً | كلمة | kelimeten | bir söz | ك ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı. | |||||
| 14747 | Zuhruf 28. Ayet (43:28:5) | عَقِبِه۪ | عقبه | ‘akibihi | kendinden sonrakiler | ع ق ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı. | |||||
| 14748 | Zuhruf 28. Ayet (43:28:7) | يَرْجِعُونَ | يرجعون | yerci’ûn(e) | dönerler (diye) | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı. | |||||
| 14749 | Zuhruf 29. Ayet (43:29:1) | بَلْ | بل | bel | doğrusu | بَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Doğrusu onları (Mekke müşriklerini) ve atalarını kendilerine hak olan Kur’an ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırırım. | |||||