| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 14800 | Zuhruf 48. Ayet (43:48:13) | يَرْجِعُونَ | يرجعون | yerci’ûn(e) | dönerler | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık. | |||||
| 14801 | Zuhruf 49. Ayet (43:49:9) | عَهِدَ | عهد | ‘ahide | söz | ع ه د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Onlar azabı görünce) “Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak, bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz” dediler. | |||||
| 14802 | Zuhruf 49. Ayet (43:49:12) | لَمُهْتَدُونَ | لمهتدون | le-muhtedûn(e) | yola geleceğiz | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Onlar azabı görünce) “Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak, bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz” dediler. | |||||
| 14803 | Zuhruf 50. Ayet (43:50:3) | عَنْهُمُ | عنهم | ‘anhumu | onlardan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar. | |||||
| 14804 | Zuhruf 50. Ayet (43:50:6) | هُمْ | هم | hum | onlar | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar. | |||||
| 14805 | Zuhruf 50. Ayet (43:50:7) | يَنْكُثُونَ | ينكثون | yenkuśûn(e) | sözlerinden dönüyorlar | ن ك ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar. | |||||
| 14806 | Zuhruf 51. Ayet (43:51:18) | تُبْصِرُونَۜ | تبصرون | tubsirûn(e) | görmüyor musunuz? | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, kavmine seslenerek dedi ki: “Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hâlâ görmüyor musunuz?” | |||||
| 14807 | Zuhruf 52. Ayet (43:52:7) | هُوَ | هو | huve | o | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Yoksa ben, şu zavallı, nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?” | |||||
| 14808 | Zuhruf 52. Ayet (43:52:9) | وَلَا | ولا | velâ | ve olmayandır | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Yoksa ben, şu zavallı, nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?” | |||||
| 14809 | Zuhruf 52. Ayet (43:52:11) | يُب۪ينُ | يبين | yubîn(u) | söz anlatacak durumda | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Yoksa ben, şu zavallı, nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?” | |||||
| 14810 | Zuhruf 54. Ayet (43:54:3) | فَاَطَاعُوهُۜ | فاطاعوه | fe-etâ’ûh(u) | onlar da ona boyun eğdiler | ط و ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, kavmini küçük düşürdü (ezdi). Onlar da kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu. | |||||
| 14811 | Zuhruf 54. Ayet (43:54:4) | اِنَّهُمْ | انهم | innehum | çünkü onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, kavmini küçük düşürdü (ezdi). Onlar da kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu. | |||||
| 14812 | Zuhruf 54. Ayet (43:54:7) | فَاسِق۪ينَ | فاسقين | fâsikîn(e) | yoldan çıkmış | ف س ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, kavmini küçük düşürdü (ezdi). Onlar da kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu. | |||||
| 14813 | Zuhruf 55. Ayet (43:55:2) | اٰسَفُونَا | اسفونا | âsefûnâ | onlar bizi kızdırınca | أ س ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk. | |||||
| 14814 | Zuhruf 55. Ayet (43:55:3) | انْتَقَمْنَا | انتقمنا | -ntekamnâ | biz de öc aldık | ن ق م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk. | |||||
| 14815 | Zuhruf 55. Ayet (43:55:4) | مِنْهُمْ | منهم | minhum | onlardan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk. | |||||
| 14816 | Zuhruf 55. Ayet (43:55:5) | فَاَغْرَقْنَاهُمْ | فاغرقناهم | fe-aġraknâhum | ve onları boğduk | غ ر ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk. | |||||
| 14817 | Zuhruf 56. Ayet (43:56:1) | فَجَعَلْنَاهُمْ | فجعلناهم | fe-ce’alnâhum | onları yaptık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları, sonradan gelecek inkârcılara, geçmiş bir ibret ve bir örnek kıldık. | |||||
| 14818 | Zuhruf 56. Ayet (43:56:3) | وَمَثَلًا | ومثلا | ve meśelen | ve örneği | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları, sonradan gelecek inkârcılara, geçmiş bir ibret ve bir örnek kıldık. | |||||
| 14819 | Zuhruf 56. Ayet (43:56:4) | لِلْاٰخِر۪ينَ۟ | للاخرين | lil-âḣirîn(e) | sonradan gelenlerin | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları, sonradan gelecek inkârcılara, geçmiş bir ibret ve bir örnek kıldık. | |||||
| 14820 | Zuhruf 57. Ayet (43:57:3) | ابْنُ | ابن | -bnu | oğlu | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Meryem oğlu İsa bir örnek olarak anlatılınca bir de ne göresin, senin kavmin (seni susturacak bir delil buldukları zannıyla) hemen şamata etmeye başlar. | |||||
| 14821 | Zuhruf 57. Ayet (43:57:5) | مَثَلًا | مثلا | meśelen | bir misal olarak | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Meryem oğlu İsa bir örnek olarak anlatılınca bir de ne göresin, senin kavmin (seni susturacak bir delil buldukları zannıyla) hemen şamata etmeye başlar. | |||||
| 14822 | Zuhruf 57. Ayet (43:57:8) | مِنْهُ | منه | minhu | ondan ötürü | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Meryem oğlu İsa bir örnek olarak anlatılınca bir de ne göresin, senin kavmin (seni susturacak bir delil buldukları zannıyla) hemen şamata etmeye başlar. | |||||
| 14823 | Zuhruf 58. Ayet (43:58:4) | اَمْ | ام | em | yoksa | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim tanrılarımız mı hayırlı, yoksa İsa mı?” dediler. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. Şüphesiz onlar kavgacı bir toplumdur. | |||||
| 14824 | Zuhruf 58. Ayet (43:58:5) | هُوَۜ | هو | hu(ve) | o mu? | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim tanrılarımız mı hayırlı, yoksa İsa mı?” dediler. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. Şüphesiz onlar kavgacı bir toplumdur. | |||||
| 14825 | Zuhruf 58. Ayet (43:58:11) | بَلْ | بل | bel | doğrusu | بَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim tanrılarımız mı hayırlı, yoksa İsa mı?” dediler. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. Şüphesiz onlar kavgacı bir toplumdur. | |||||
| 14826 | Zuhruf 58. Ayet (43:58:12) | هُمْ | هم | hum | onlar | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim tanrılarımız mı hayırlı, yoksa İsa mı?” dediler. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. Şüphesiz onlar kavgacı bir toplumdur. | |||||
| 14827 | Zuhruf 58. Ayet (43:58:13) | قَوْمٌ | قوم | kavmun | bir toplumdur | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim tanrılarımız mı hayırlı, yoksa İsa mı?” dediler. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. Şüphesiz onlar kavgacı bir toplumdur. | |||||
| 14828 | Zuhruf 59. Ayet (43:59:2) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsa, sadece, kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları’na örnek kıldığımız bir kuldur. | |||||
| 14829 | Zuhruf 59. Ayet (43:59:8) | مَثَلًا | مثلا | meśelen | örnek | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsa, sadece, kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları’na örnek kıldığımız bir kuldur. | |||||
| 14830 | Zuhruf 59. Ayet (43:59:9) | لِبَن۪ٓي | لبني | li-benî | oğullarına | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsa, sadece, kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları’na örnek kıldığımız bir kuldur. | |||||
| 14831 | Zuhruf 61. Ayet (43:61:1) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | ve şüphesiz O | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz o Kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin, bana uyun, bu doğru bir yoldur. | |||||
| 14832 | Zuhruf 61. Ayet (43:61:6) | بِهَا | بها | bihâ | ondan | بِهَٓا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz o Kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin, bana uyun, bu doğru bir yoldur. | |||||
| 14833 | Zuhruf 61. Ayet (43:61:9) | صِرَاطٌ | صراط | sirâtun | yol | ص ر ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz o Kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin, bana uyun, bu doğru bir yoldur. | |||||
| 14834 | Zuhruf 61. Ayet (43:61:10) | مُسْتَق۪يمٌ | مستقيم | mustekîm(un) | doğru | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz o Kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin, bana uyun, bu doğru bir yoldur. | |||||
| 14835 | Zuhruf 62. Ayet (43:62:2) | يَصُدَّنَّكُمُ | يصدنكم | yesuddennekumu | sizi (bundan) alıkoymasın | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır. | |||||
| 14836 | Zuhruf 62. Ayet (43:62:4) | اِنَّهُ | انه | innehu | çünkü o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır. | |||||
| 14837 | Zuhruf 63. Ayet (43:63:14) | ف۪يهِۚ | فيه | fîh(i) | onda | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsa, apaçık mucizeleri getirdiği zaman şöyle demişti: “Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyle ise, Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” | |||||
| 14838 | Zuhruf 63. Ayet (43:63:15) | فَاتَّقُوا | فاتقوا | fe-ttekû | o halde korkun | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsa, apaçık mucizeleri getirdiği zaman şöyle demişti: “Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyle ise, Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” | |||||
| 14839 | Zuhruf 64. Ayet (43:64:3) | هُوَ | هو | huve | O'dur | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na kulluk edin, işte bu doğru bir yoldur. | |||||
| 14840 | Zuhruf 64. Ayet (43:64:6) | فَاعْبُدُوهُۜ | فاعبدوه | fa’budûh(u) | O'na tapın | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na kulluk edin, işte bu doğru bir yoldur. | |||||
| 14841 | Zuhruf 64. Ayet (43:64:8) | صِرَاطٌ | صراط | sirâtun | yol | ص ر ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na kulluk edin, işte bu doğru bir yoldur. | |||||
| 14842 | Zuhruf 64. Ayet (43:64:9) | مُسْتَق۪يمٌ | مستقيم | mustakîm(un) | doğru | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na kulluk edin, işte bu doğru bir yoldur. | |||||
| 14843 | Zuhruf 66. Ayet (43:66:2) | يَنْظُرُونَ | ينظرون | yenzurûne | bekliyorlar | ن ظ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar (bu tavırlarıyla) ancak, kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler, hâlbuki bunun farkında değillerdir. | |||||
| 14844 | Zuhruf 66. Ayet (43:66:8) | وَهُمْ | وهم | ve hum | ve onlar | هُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar (bu tavırlarıyla) ancak, kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler, hâlbuki bunun farkında değillerdir. | |||||
| 14845 | Zuhruf 67. Ayet (43:67:1) | اَلْاَخِلَّٓاءُ | الاخلاء | el-eḣillâu | dostlar | خ ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar. | |||||
| 14846 | Zuhruf 67. Ayet (43:67:2) | يَوْمَئِذٍ | يومئذ | yevmeiżin | o gün | يَوْمَئِذٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar. | |||||
| 14847 | Zuhruf 68. Ayet (43:68:3) | لَا | لا | lâ | yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 68,69. (Allah, şöyle der:) “Ey âyetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de.” | |||||
| 14848 | Zuhruf 68. Ayet (43:68:4) | خَوْفٌ | خوف | ḣavfun | korku | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 68,69. (Allah, şöyle der:) “Ey âyetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de.” | |||||
| 14849 | Zuhruf 69. Ayet (43:69:4) | وَكَانُوا | وكانوا | ve kânû | ve olanlar | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 68,69. (Allah, şöyle der:) “Ey âyetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de.” | |||||