"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
15100 - 15150 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
15100 Câsiye 30. Ayet (45:30:6) فَيُدْخِلُهُمْ فيدخلهم fe-yudḣiluhum onları sokar د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) İnanıp salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine sokacaktır. İşte bu apaçık başarıdır.
15101 Câsiye 31. Ayet (45:31:7) تُتْلٰى تتلى tutlâ okunurdu ت ل و
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenlere gelince, onlara şöyle denir: “Âyetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir kavim olmuş değil miydiniz?”
15102 Câsiye 31. Ayet (45:31:10) وَكُنْتُمْ وكنتم ve kuntum ve oldunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenlere gelince, onlara şöyle denir: “Âyetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir kavim olmuş değil miydiniz?”
15103 Câsiye 31. Ayet (45:31:11) قَوْمًا قوما kavmen bir toplum ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenlere gelince, onlara şöyle denir: “Âyetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir kavim olmuş değil miydiniz?”
15104 Câsiye 32. Ayet (45:32:8) لَا لا yoktur  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz, Allah’ın va’di gerçektir, kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur” dendiği zaman ise; “Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, sadece zannediyoruz. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz” demiştiniz.
15105 Câsiye 32. Ayet (45:32:10) ف۪يهَا فيها fîhâ onda فِي
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz, Allah’ın va’di gerçektir, kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur” dendiği zaman ise; “Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, sadece zannediyoruz. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz” demiştiniz.
15106 Câsiye 32. Ayet (45:32:13) نَدْر۪ي ندري nedrî bilmiyoruz د ر ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz, Allah’ın va’di gerçektir, kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur” dendiği zaman ise; “Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, sadece zannediyoruz. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz” demiştiniz.
15107 Câsiye 32. Ayet (45:32:17) نَظُنُّ نظن nezunnu sanıyoruz ki ظ ن ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz, Allah’ın va’di gerçektir, kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur” dendiği zaman ise; “Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, sadece zannediyoruz. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz” demiştiniz.
15108 Câsiye 33. Ayet (45:33:1) وَبَدَا وبدا ve bedâ ve göründü ب د و
Diyanet İşleri (Yeni) Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıvermiştir.
15109 Câsiye 33. Ayet (45:33:2) لَهُمْ لهم lehum onlara لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıvermiştir.
15110 Câsiye 33. Ayet (45:33:3) سَيِّـَٔاتُ سيـات seyyiâtu kötülükleri س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıvermiştir.
15111 Câsiye 33. Ayet (45:33:7) بِهِمْ بهم bihim onları بِهِمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıvermiştir.
15112 Câsiye 33. Ayet (45:33:9) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıvermiştir.
15113 Câsiye 33. Ayet (45:33:10) بِه۪ به bihi onunla بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıvermiştir.
15114 Câsiye 33. Ayet (45:33:11) يَسْتَهْزِؤُ۫نَ يستهزؤن yestehziûn(e) alay ediyor(lar) ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıvermiştir.
15115 Câsiye 34. Ayet (45:34:11) وَمَا وما ve mâ ve yoktur مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara şöyle denir: “Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi, bu gün biz de sizi unutuyoruz. Barınağınız ateştir. Yardımcılarınız da yoktur.”
15116 Câsiye 35. Ayet (45:35:1) ذٰلِكُمْ ذلكم żâlikum böyledir ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Bunun sebebi, Allah’ın âyetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır.” Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez.
15117 Câsiye 35. Ayet (45:35:12) يُخْرَجُونَ يخرجون yuḣracûne onlar çıkarılmazlar خ ر ج
Diyanet İşleri (Yeni) “Bunun sebebi, Allah’ın âyetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır.” Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez.
15118 Câsiye 35. Ayet (45:35:13) مِنْهَا منها minhâ ondan (ateşten) مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Bunun sebebi, Allah’ın âyetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır.” Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez.
15119 Câsiye 35. Ayet (45:35:14) وَلَا ولا velâ ve olmaz  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Bunun sebebi, Allah’ın âyetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır.” Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez.
15120 Câsiye 35. Ayet (45:35:15) هُمْ هم hum onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) “Bunun sebebi, Allah’ın âyetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır.” Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez.
15121 Câsiye 36. Ayet (45:36:4) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerin س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Hamd, göklerin Rabbi ve yerin Rabbi, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.
15122 Câsiye 37. Ayet (45:37:1) وَلَهُ وله ve lehu yalnız O'na aittir لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerde ve yerde ululuk O’na aittir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
15123 Câsiye 37. Ayet (45:37:4) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerde س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerde ve yerde ululuk O’na aittir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
15124 Câsiye 37. Ayet (45:37:6) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerde ve yerde ululuk O’na aittir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
15125 Ahkaf 3. Ayet (46:3:3) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti gökleri س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkâr edenler ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
15126 Ahkaf 3. Ayet (46:3:9) وَاَجَلٍ واجل ve ecelin ve bir süreye göre أ ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkâr edenler ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
15127 Ahkaf 4. Ayet (46:4:2) اَرَاَيْتُمْ ارايتم eraeytum gördünüz mü? ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!”
15128 Ahkaf 4. Ayet (46:4:8) اَرُون۪ي اروني erûnî bana gösterin ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!”
15129 Ahkaf 4. Ayet (46:4:10) خَلَقُوا خلقوا ḣalekû yarattılar onlar خ ل ق
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!”
15130 Ahkaf 4. Ayet (46:4:13) اَمْ ام em yoksa أَم
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!”
15131 Ahkaf 4. Ayet (46:4:14) لَهُمْ لهم lehum onların var (mı?) لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!”
15132 Ahkaf 4. Ayet (46:4:15) شِرْكٌ شرك şirkun bir ortaklığı ش ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!”
15133 Ahkaf 4. Ayet (46:4:17) السَّمٰوَاتِۜ السموات ssemâvât(i) göklerde س م و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!”
15134 Ahkaf 4. Ayet (46:4:21) قَبْلِ قبل kabli önce ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!”
15135 Ahkaf 4. Ayet (46:4:29) صَادِق۪ينَ صادقين sâdikîn(e) doğrular(dan) ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!”
15136 Ahkaf 5. Ayet (46:5:1) وَمَنْ ومن ve men kim olabilir?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, Allah’ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar, bunların tapınmalarından habersizdirler.
15137 Ahkaf 5. Ayet (46:5:15) وَهُمْ وهم ve hum oysa onlar هُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, Allah’ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar, bunların tapınmalarından habersizdirler.
15138 Ahkaf 6. Ayet (46:6:2) حُشِرَ حشر huşira toplandıkları ح ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında, o taptıkları kendilerine düşman oluverir, onların ibâdetlerini de inkâr ederler.
15139 Ahkaf 6. Ayet (46:6:4) كَانُوا كانوا kânû olurlar ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında, o taptıkları kendilerine düşman oluverir, onların ibâdetlerini de inkâr ederler.
15140 Ahkaf 6. Ayet (46:6:5) لَهُمْ لهم lehum onlara لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında, o taptıkları kendilerine düşman oluverir, onların ibâdetlerini de inkâr ederler.
15141 Ahkaf 6. Ayet (46:6:8) بِعِبَادَتِهِمْ بعبادتهم bi-’ibâdetihim onların kendilerine tapmalarını ع ب د
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında, o taptıkları kendilerine düşman oluverir, onların ibâdetlerini de inkâr ederler.
15142 Ahkaf 7. Ayet (46:7:2) تُتْلٰى تتلى tutlâ okunduğu ت ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur’an) için, düşünmeden “Bu, apaçık bir büyüdür” dediler.
15143 Ahkaf 7. Ayet (46:7:3) عَلَيْهِمْ عليهم ‘aleyhim onlara عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur’an) için, düşünmeden “Bu, apaçık bir büyüdür” dediler.
15144 Ahkaf 8. Ayet (46:8:1) اَمْ ام em yoksa أَم
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa, “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
15145 Ahkaf 8. Ayet (46:8:2) يَقُولُونَ يقولون yekûlûne (-mu) diyorlar? ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa, “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
15146 Ahkaf 8. Ayet (46:8:3) افْتَرٰيهُۜ افتريه -fterâh(u) onu kendisi uydurdu- ف ر ي
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa, “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
15147 Ahkaf 8. Ayet (46:8:6) افْتَرَيْتُهُ افتريته -fteraytuhu ben onu uydurmuşsam ف ر ي
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa, “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
15148 Ahkaf 8. Ayet (46:8:7) فَلَا فلا felâ olmaz  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa, “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
15149 Ahkaf 8. Ayet (46:8:13) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa, “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”