"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
15150 - 15200 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
15150 Ahkaf 8. Ayet (46:8:17) ف۪يهِۜ فيه fîh(i) onda فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa, “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
15151 Ahkaf 8. Ayet (46:8:19) بِه۪ به bihi O'nun بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa, “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
15152 Ahkaf 8. Ayet (46:8:20) شَه۪يدًا شهيدا şehîden şahid olması ش ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa, “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
15153 Ahkaf 8. Ayet (46:8:23) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa, “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
15154 Ahkaf 9. Ayet (46:9:15) اَتَّبِعُ اتبع ettebi’u ben uymuyorum ت ب ع
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ben türedi bir peygamber değilim.[491] Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.”
15155 Ahkaf 10. Ayet (46:10:9) بِه۪ به bihi onu بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ne dersiniz? Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı hâlde, siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez.”
15156 Ahkaf 10. Ayet (46:10:10) وَشَهِدَ وشهد ve şehide ve görüp ش ه د
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ne dersiniz? Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı hâlde, siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez.”
15157 Ahkaf 10. Ayet (46:10:13) بَن۪ٓي بني benî oğulları- ب ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ne dersiniz? Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı hâlde, siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez.”
15158 Ahkaf 10. Ayet (46:10:22) يَهْدِي يهدي yehdî doğru yola iletmez ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ne dersiniz? Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı hâlde, siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez.”
15159 Ahkaf 10. Ayet (46:10:23) الْقَوْمَ القوم l-kavme bir toplumu ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ne dersiniz? Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı hâlde, siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez.”
15160 Ahkaf 11. Ayet (46:11:7) كَانَ كان kâne olsaydı ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, inananlar için, “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı, onlar onu kabulde, bizi geçemezlerdi” dediler. Onunla doğru yolu bulamadıkları için; “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler.
15161 Ahkaf 11. Ayet (46:11:11) اِلَيْهِۜ اليه ileyh(i) ona (inanmada) إِلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, inananlar için, “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı, onlar onu kabulde, bizi geçemezlerdi” dediler. Onunla doğru yolu bulamadıkları için; “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler.
15162 Ahkaf 11. Ayet (46:11:15) بِه۪ به bihi onunla بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, inananlar için, “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı, onlar onu kabulde, bizi geçemezlerdi” dediler. Onunla doğru yolu bulamadıkları için; “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler.
15163 Ahkaf 12. Ayet (46:12:2) قَبْلِه۪ قبله kablihi ondan önce ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. Bu ise, onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır.
15164 Ahkaf 12. Ayet (46:12:5) اِمَامًا اماما imâmen önder أ م م
Diyanet İşleri (Yeni) Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. Bu ise, onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır.
15165 Ahkaf 12. Ayet (46:12:9) مُصَدِّقٌ مصدق musaddikun doğrulayan ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. Bu ise, onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır.
15166 Ahkaf 12. Ayet (46:12:15) وَبُشْرٰى وبشرى ve buşrâ ve müjde (olan) ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. Bu ise, onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır.
15167 Ahkaf 13. Ayet (46:13:6) ثُمَّ ثم śümme sonra  ثُمَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.
15168 Ahkaf 13. Ayet (46:13:7) اسْتَقَامُوا استقاموا -stekâmû doğru olanlar ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.
15169 Ahkaf 13. Ayet (46:13:8) فَلَا فلا felâ yoktur  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.
15170 Ahkaf 13. Ayet (46:13:9) خَوْفٌ خوف ḣavfun korku خ و ف
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.
15171 Ahkaf 13. Ayet (46:13:10) عَلَيْهِمْ عليهم ‘aleyhim onlara عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.
15172 Ahkaf 13. Ayet (46:13:12) هُمْ هم hum onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.
15173 Ahkaf 14. Ayet (46:14:1) اُو۬لٰٓئِكَ اولئك ulâike onlar أُولَٰئِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar cennetliklerdir. Yapmakta olduklarına karşılık, orada sürekli kalacaklardır.
15174 Ahkaf 14. Ayet (46:14:5) ف۪يهَاۚ فيها fîhâ orada فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar cennetliklerdir. Yapmakta olduklarına karşılık, orada sürekli kalacaklardır.
15175 Ahkaf 14. Ayet (46:14:6) جَزَٓاءً جزاء cezâen ceza olarak ج ز ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar cennetliklerdir. Yapmakta olduklarına karşılık, orada sürekli kalacaklardır.
15176 Ahkaf 14. Ayet (46:14:8) كَانُوا كانوا kânû olduklarına ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar cennetliklerdir. Yapmakta olduklarına karşılık, orada sürekli kalacaklardır.
15177 Ahkaf 14. Ayet (46:14:9) يَعْمَلُونَ يعملون ya’melûn(e) yapıyorlar ع م ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar cennetliklerdir. Yapmakta olduklarına karşılık, orada sürekli kalacaklardır.
15178 Ahkaf 15. Ayet (46:15:5) حَمَلَتْهُ حملته hamelethu onu taşıdı ح م ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.”
15179 Ahkaf 15. Ayet (46:15:8) وَوَضَعَتْهُ ووضعته ve vada’athu ve doğurdu onu و ض ع
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.”
15180 Ahkaf 15. Ayet (46:15:12) ثَلٰثُونَ ثلثون śelâśûne otuz ث ل ث
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.”
15181 Ahkaf 15. Ayet (46:15:35) تَرْضٰيهُ ترضيه terdâhu razı olacağın ر ض و
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.”
15182 Ahkaf 15. Ayet (46:15:45) الْمُسْلِم۪ينَ المسلمين l-muslimîn(e) teslim olanlardanım س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.”
15183 Ahkaf 16. Ayet (46:16:1) اُو۬لٰٓئِكَ اولئك ulâike onlar أُولَٰئِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va’ddir.
15184 Ahkaf 16. Ayet (46:16:2) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne öyle kişilerdir ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va’ddir.
15185 Ahkaf 16. Ayet (46:16:4) عَنْهُمْ عنهم ‘anhum onlardan عَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va’ddir.
15186 Ahkaf 16. Ayet (46:16:10) سَيِّـَٔاتِهِمْ سيـاتهم seyyiâtihim onların kötülükleri- س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va’ddir.
15187 Ahkaf 16. Ayet (46:16:14) وَعْدَ وعد va’de sözdür و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va’ddir.
15188 Ahkaf 16. Ayet (46:16:15) الصِّدْقِ الصدق ssidki doğru ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va’ddir.
15189 Ahkaf 16. Ayet (46:16:17) كَانُوا كانوا kânû olunan ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va’ddir.
15190 Ahkaf 17. Ayet (46:17:1) وَالَّذ۪ي والذي velleżî ve o kimse ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Anne ve babasına, “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye, onlar Allah’a sığınarak, “Yazıklar olsun sana! İman et, Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar, o da, “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu.
15191 Ahkaf 17. Ayet (46:17:4) اُفٍّ اف uffin öf أ ف ف
Diyanet İşleri (Yeni) Anne ve babasına, “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye, onlar Allah’a sığınarak, “Yazıklar olsun sana! İman et, Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar, o da, “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu.
15192 Ahkaf 17. Ayet (46:17:6) اَتَعِدَانِن۪ٓي اتعدانني eta’idâninî siz bana va'd mı ediyorsunuz? و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Anne ve babasına, “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye, onlar Allah’a sığınarak, “Yazıklar olsun sana! İman et, Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar, o da, “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu.
15193 Ahkaf 17. Ayet (46:17:13) قَبْل۪ي قبلي kablî benden önce ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Anne ve babasına, “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye, onlar Allah’a sığınarak, “Yazıklar olsun sana! İman et, Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar, o da, “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu.
15194 Ahkaf 17. Ayet (46:17:14) وَهُمَا وهما ve humâ onlar ise هُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Anne ve babasına, “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye, onlar Allah’a sığınarak, “Yazıklar olsun sana! İman et, Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar, o da, “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu.
15195 Ahkaf 17. Ayet (46:17:20) وَعْدَ وعد va’da sözü و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Anne ve babasına, “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye, onlar Allah’a sığınarak, “Yazıklar olsun sana! İman et, Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar, o da, “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu.
15196 Ahkaf 17. Ayet (46:17:23) فَيَقُولُ فيقول fe-yekûlu derken o der ki ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Anne ve babasına, “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye, onlar Allah’a sığınarak, “Yazıklar olsun sana! İman et, Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar, o da, “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu.
15197 Ahkaf 18. Ayet (46:18:1) اُو۬لٰٓئِكَ اولئك ulâike işte onlar أُولَٰئِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.
15198 Ahkaf 18. Ayet (46:18:3) حَقَّ حق hakka hak olan ح ق ق
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.
15199 Ahkaf 18. Ayet (46:18:5) الْقَوْلُ القول l-kavlu (azab) söz(ü) ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.