| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1500 | Âl-i İmran 45. Ayet (3:45:21) | الْمُقَرَّب۪ينَۙ | المقربين | l-mukarrabîn(e) | ve (Allah'a) yakın olanlardandır | ق ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah, seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. Dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah’a çok yakın olanlardandır.” | |||||
| 1501 | Âl-i İmran 46. Ayet (3:46:1) | وَيُكَلِّمُ | ويكلم | ve yukellimu | ve konuşacak | ك ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O, beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak, salihlerden olacaktır.”[89] | |||||
| 1502 | Âl-i İmran 46. Ayet (3:46:7) | الصَّالِح۪ينَ | الصالحين | ssâlihîn(e) | ve iyilerden olacaktır | ص ل ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O, beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak, salihlerden olacaktır.”[89] | |||||
| 1503 | Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:4) | يَكُونُ | يكون | yekûnu | olur | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi. | |||||
| 1504 | Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:6) | وَلَدٌ | ولد | veledun | çocuğum | و ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi. | |||||
| 1505 | Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:8) | يَمْسَسْن۪ي | يمسسني | yemsesnî | bana dokunmamışken | م س س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi. | |||||
| 1506 | Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:11) | كَذٰلِكِ | كذلك | keżâliki | böyledir | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi. | |||||
| 1507 | Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:18) | اَمْرًا | امرا | emran | bir şey(in olmasını) | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi. | |||||
| 1508 | Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:21) | لَهُ | له | lehu | ona | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi. | |||||
| 1509 | Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:22) | كُنْ | كن | kun | 'ol' | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi. | |||||
| 1510 | Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:23) | فَيَكُونُ | فيكون | feyekûn(u) | o da oluverir | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi. | |||||
| 1511 | Âl-i İmran 48. Ayet (3:48:1) | وَيُعَلِّمُهُ | ويعلمه | ve yu’allimuhu | ve ona öğretecektir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ve Allah ona kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil’i öğretecek. | |||||
| 1512 | Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:1) | وَرَسُولًا | ورسولا | ve rasûlen | ve bir elçi (şöyle diyen) | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” | |||||
| 1513 | Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:3) | بَن۪ٓي | بني | benî | oğullarına | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” | |||||
| 1514 | Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:6) | قَدْ | قد | kad | doğrusu | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” | |||||
| 1515 | Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:19) | ف۪يهِ | فيه | fîhi | ona | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” | |||||
| 1516 | Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:20) | فَيَكُونُ | فيكون | fe-yekûnu | hemen oluverir | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” | |||||
| 1517 | Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:25) | الْاَكْمَهَ | الاكمه | l-ekmehe | körü | ك م ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” | |||||
| 1518 | Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:28) | الْمَوْتٰى | الموتى | l-mevtâ | ölüleri | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” | |||||
| 1519 | Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:45) | مُؤْمِن۪ينَۚ | مؤمنين | mu/minîn(e) | inanıyor | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” | |||||
| 1520 | Âl-i İmran 50. Ayet (3:50:1) | وَمُصَدِّقًا | ومصدقا | ve musaddikan | ve doğrulayıcı olarak | ص د ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” | |||||
| 1521 | Âl-i İmran 50. Ayet (3:50:4) | يَدَيَّ | يدي | yedeyye | benden önce gelen | ي د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” | |||||
| 1522 | Âl-i İmran 50. Ayet (3:50:17) | فَاتَّقُوا | فاتقوا | fettekû | o halde korkun | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” | |||||
| 1523 | Âl-i İmran 51. Ayet (3:51:5) | فَاعْبُدُوهُۜ | فاعبدوه | fa’budûh(u) | O'na kulluk edin | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur.” | |||||
| 1524 | Âl-i İmran 51. Ayet (3:51:7) | صِرَاطٌ | صراط | sirâtun | yol | ص ر ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur.” | |||||
| 1525 | Âl-i İmran 51. Ayet (3:51:8) | مُسْتَق۪يمٌ | مستقيم | mustakîm(un) | doğru | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur.” | |||||
| 1526 | Âl-i İmran 52. Ayet (3:52:4) | مِنْهُمُ | منهم | minhumu | onlardan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsa, onların inkârlarını sezince, “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. Havariler, “Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah’a iman ettik. Şahit ol, biz müslümanlarız” dediler. | |||||
| 1527 | Âl-i İmran 52. Ayet (3:52:8) | اَنْصَار۪ٓي | انصاري | ensârî | bana yardımcı olacak | ن ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsa, onların inkârlarını sezince, “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. Havariler, “Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah’a iman ettik. Şahit ol, biz müslümanlarız” dediler. | |||||
| 1528 | Âl-i İmran 52. Ayet (3:52:9) | اِلَى | الى | ila | (yolunda) | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsa, onların inkârlarını sezince, “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. Havariler, “Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah’a iman ettik. Şahit ol, biz müslümanlarız” dediler. | |||||
| 1529 | Âl-i İmran 52. Ayet (3:52:15) | اللّٰهِۚ | الله | (A)llâhi | Allah(yolun)un | اللَّهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsa, onların inkârlarını sezince, “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. Havariler, “Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah’a iman ettik. Şahit ol, biz müslümanlarız” dediler. | |||||
| 1530 | Âl-i İmran 52. Ayet (3:52:18) | وَاشْهَدْ | واشهد | veşhed | şahid ol | ش ه د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsa, onların inkârlarını sezince, “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. Havariler, “Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah’a iman ettik. Şahit ol, biz müslümanlarız” dediler. | |||||
| 1531 | Âl-i İmran 55. Ayet (3:55:23) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkâr edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.” | |||||
| 1532 | Âl-i İmran 55. Ayet (3:55:24) | اِلَيَّ | الي | ileyye | bana olacaktır | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkâr edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.” | |||||
| 1533 | Âl-i İmran 55. Ayet (3:55:25) | مَرْجِعُكُمْ | مرجعكم | merci’ukum | dönüşünüz | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkâr edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.” | |||||
| 1534 | Âl-i İmran 55. Ayet (3:55:30) | ف۪يهِ | فيه | fîhi | onda | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkâr edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.” | |||||
| 1535 | Âl-i İmran 56. Ayet (3:56:4) | فَاُعَذِّبُهُمْ | فاعذبهم | feu’ażżibuhum | onlara azabedeceğim | ع ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İnkâr edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır.” | |||||
| 1536 | Âl-i İmran 56. Ayet (3:56:10) | وَمَا | وما | ve mâ | olmayacaktır | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İnkâr edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır.” | |||||
| 1537 | Âl-i İmran 56. Ayet (3:56:11) | لَهُمْ | لهم | lehum | onların | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İnkâr edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır.” | |||||
| 1538 | Âl-i İmran 57. Ayet (3:57:6) | فَيُوَفّ۪يهِمْ | فيوفيهم | fe-yuveffîhim | (Allah) tam olarak verecektir | و ف ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Allah onların mükâfatlarını tastamam verecektir. Allah, zalimleri sevmez.” | |||||
| 1539 | Âl-i İmran 58. Ayet (3:58:2) | نَتْلُوهُ | نتلوه | netlûhu | okuduğumuz | ت ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bunu (bildirdiklerimizi) biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur’an’dan okuyoruz. | |||||
| 1540 | Âl-i İmran 59. Ayet (3:59:8) | خَلَقَهُ | خلقه | ḣalekahu | Onu yarattı | خ ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi. [91] | |||||
| 1541 | Âl-i İmran 59. Ayet (3:59:10) | تُرَابٍ | تراب | turâbin | toprak- | ت ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi. [91] | |||||
| 1542 | Âl-i İmran 59. Ayet (3:59:11) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi. [91] | |||||
| 1543 | Âl-i İmran 59. Ayet (3:59:13) | لَهُ | له | lehu | ona | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi. [91] | |||||
| 1544 | Âl-i İmran 59. Ayet (3:59:14) | كُنْ | كن | kun | Ol! | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi. [91] | |||||
| 1545 | Âl-i İmran 59. Ayet (3:59:15) | فَيَكُونُ | فيكون | fe-yekûn(u) | ve oldu | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi. [91] | |||||
| 1546 | Âl-i İmran 60. Ayet (3:60:5) | تَكُنْ | تكن | tekun | öyle ise olma | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hak Rabbindendir. O hâlde, sakın şüphe edenlerden olma. | |||||
| 1547 | Âl-i İmran 61. Ayet (3:61:3) | ف۪يهِ | فيه | fîhi | onun hakkında | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”[92] | |||||
| 1548 | Âl-i İmran 61. Ayet (3:61:5) | بَعْدِ | بعد | ba’di | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”[92] | |||||
| 1549 | Âl-i İmran 61. Ayet (3:61:13) | اَبْنَٓاءَنَا | ابناءنا | ebnâenâ | oğullarımızı | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”[92] | |||||