"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
1500 - 1550 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1500 Âl-i İmran 45. Ayet (3:45:21) الْمُقَرَّب۪ينَۙ المقربين l-mukarrabîn(e) ve (Allah'a) yakın olanlardandır ق ر ب
Diyanet İşleri (Yeni) Hani melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah, seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. Dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah’a çok yakın olanlardandır.”
1501 Âl-i İmran 46. Ayet (3:46:1) وَيُكَلِّمُ ويكلم ve yukellimu ve konuşacak ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) “O, beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak, salihlerden olacaktır.”[89]
1502 Âl-i İmran 46. Ayet (3:46:7) الصَّالِح۪ينَ الصالحين ssâlihîn(e) ve iyilerden olacaktır ص ل ح
Diyanet İşleri (Yeni) “O, beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak, salihlerden olacaktır.”[89]
1503 Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:4) يَكُونُ يكون yekûnu olur ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi.
1504 Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:6) وَلَدٌ ولد veledun çocuğum و ل د
Diyanet İşleri (Yeni) (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi.
1505 Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:8) يَمْسَسْن۪ي يمسسني yemsesnî bana dokunmamışken م س س
Diyanet İşleri (Yeni) (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi.
1506 Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:11) كَذٰلِكِ كذلك keżâliki böyledir ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi.
1507 Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:18) اَمْرًا امرا emran bir şey(in olmasını) أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi.
1508 Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:21) لَهُ له lehu ona لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi.
1509 Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:22) كُنْ كن kun 'ol' ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi.
1510 Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:23) فَيَكُونُ فيكون feyekûn(u) o da oluverir ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi.
1511 Âl-i İmran 48. Ayet (3:48:1) وَيُعَلِّمُهُ ويعلمه ve yu’allimuhu ve ona öğretecektir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Ve Allah ona kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil’i öğretecek.
1512 Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:1) وَرَسُولًا ورسولا ve rasûlen ve bir elçi (şöyle diyen) ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.”
1513 Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:3) بَن۪ٓي بني benî oğullarına ب ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.”
1514 Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:6) قَدْ قد kad doğrusu قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.”
1515 Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:19) ف۪يهِ فيه fîhi ona فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.”
1516 Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:20) فَيَكُونُ فيكون fe-yekûnu hemen oluverir ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.”
1517 Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:25) الْاَكْمَهَ الاكمه l-ekmehe körü ك م ه
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.”
1518 Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:28) الْمَوْتٰى الموتى l-mevtâ ölüleri م و ت
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.”
1519 Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:45) مُؤْمِن۪ينَۚ مؤمنين mu/minîn(e) inanıyor أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.”
1520 Âl-i İmran 50. Ayet (3:50:1) وَمُصَدِّقًا ومصدقا ve musaddikan ve doğrulayıcı olarak ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”
1521 Âl-i İmran 50. Ayet (3:50:4) يَدَيَّ يدي yedeyye benden önce gelen ي د ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”
1522 Âl-i İmran 50. Ayet (3:50:17) فَاتَّقُوا فاتقوا fettekû o halde korkun و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”
1523 Âl-i İmran 51. Ayet (3:51:5) فَاعْبُدُوهُۜ فاعبدوه fa’budûh(u) O'na kulluk edin ع ب د
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur.”
1524 Âl-i İmran 51. Ayet (3:51:7) صِرَاطٌ صراط sirâtun yol ص ر ط
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur.”
1525 Âl-i İmran 51. Ayet (3:51:8) مُسْتَق۪يمٌ مستقيم mustakîm(un) doğru ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur.”
1526 Âl-i İmran 52. Ayet (3:52:4) مِنْهُمُ منهم minhumu onlardan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İsa, onların inkârlarını sezince, “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. Havariler, “Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah’a iman ettik. Şahit ol, biz müslümanlarız” dediler.
1527 Âl-i İmran 52. Ayet (3:52:8) اَنْصَار۪ٓي انصاري ensârî bana yardımcı olacak ن ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) İsa, onların inkârlarını sezince, “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. Havariler, “Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah’a iman ettik. Şahit ol, biz müslümanlarız” dediler.
1528 Âl-i İmran 52. Ayet (3:52:9) اِلَى الى ila (yolunda) إِلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) İsa, onların inkârlarını sezince, “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. Havariler, “Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah’a iman ettik. Şahit ol, biz müslümanlarız” dediler.
1529 Âl-i İmran 52. Ayet (3:52:15) اللّٰهِۚ الله (A)llâhi Allah(yolun)un اللَّهُ
Diyanet İşleri (Yeni) İsa, onların inkârlarını sezince, “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. Havariler, “Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah’a iman ettik. Şahit ol, biz müslümanlarız” dediler.
1530 Âl-i İmran 52. Ayet (3:52:18) وَاشْهَدْ واشهد veşhed şahid ol ش ه د
Diyanet İşleri (Yeni) İsa, onların inkârlarını sezince, “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. Havariler, “Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah’a iman ettik. Şahit ol, biz müslümanlarız” dediler.
1531 Âl-i İmran 55. Ayet (3:55:23) ثُمَّ ثم śümme sonra  ثُمَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkâr edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.”
1532 Âl-i İmran 55. Ayet (3:55:24) اِلَيَّ الي ileyye bana olacaktır إِلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkâr edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.”
1533 Âl-i İmran 55. Ayet (3:55:25) مَرْجِعُكُمْ مرجعكم merci’ukum dönüşünüz ر ج ع
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkâr edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.”
1534 Âl-i İmran 55. Ayet (3:55:30) ف۪يهِ فيه fîhi onda فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkâr edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.”
1535 Âl-i İmran 56. Ayet (3:56:4) فَاُعَذِّبُهُمْ فاعذبهم feu’ażżibuhum onlara azabedeceğim ع ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) “İnkâr edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır.”
1536 Âl-i İmran 56. Ayet (3:56:10) وَمَا وما ve mâ olmayacaktır مَا
Diyanet İşleri (Yeni) “İnkâr edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır.”
1537 Âl-i İmran 56. Ayet (3:56:11) لَهُمْ لهم lehum onların لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) “İnkâr edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır.”
1538 Âl-i İmran 57. Ayet (3:57:6) فَيُوَفّ۪يهِمْ فيوفيهم fe-yuveffîhim (Allah) tam olarak verecektir و ف ي
Diyanet İşleri (Yeni) “İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Allah onların mükâfatlarını tastamam verecektir. Allah, zalimleri sevmez.”
1539 Âl-i İmran 58. Ayet (3:58:2) نَتْلُوهُ نتلوه netlûhu okuduğumuz ت ل و
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Bunu (bildirdiklerimizi) biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur’an’dan okuyoruz.
1540 Âl-i İmran 59. Ayet (3:59:8) خَلَقَهُ خلقه ḣalekahu Onu yarattı خ ل ق
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi. [91]
1541 Âl-i İmran 59. Ayet (3:59:10) تُرَابٍ تراب turâbin toprak- ت ر ب
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi. [91]
1542 Âl-i İmran 59. Ayet (3:59:11) ثُمَّ ثم śümme sonra  ثُمَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi. [91]
1543 Âl-i İmran 59. Ayet (3:59:13) لَهُ له lehu ona لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi. [91]
1544 Âl-i İmran 59. Ayet (3:59:14) كُنْ كن kun Ol! ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi. [91]
1545 Âl-i İmran 59. Ayet (3:59:15) فَيَكُونُ فيكون fe-yekûn(u) ve oldu ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi. [91]
1546 Âl-i İmran 60. Ayet (3:60:5) تَكُنْ تكن tekun öyle ise olma ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Hak Rabbindendir. O hâlde, sakın şüphe edenlerden olma.
1547 Âl-i İmran 61. Ayet (3:61:3) ف۪يهِ فيه fîhi onun hakkında فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”[92]
1548 Âl-i İmran 61. Ayet (3:61:5) بَعْدِ بعد ba’di sonra ب ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”[92]
1549 Âl-i İmran 61. Ayet (3:61:13) اَبْنَٓاءَنَا ابناءنا ebnâenâ oğullarımızı ب ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”[92]