"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
1550 - 1600 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1550 Âl-i İmran 61. Ayet (3:61:14) وَاَبْنَٓاءَكُمْ وابناءكم ve ebnâekum ve oğullarınızı ب ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”[92]
1551 Âl-i İmran 61. Ayet (3:61:19) ثُمَّ ثم śümme sonra  ثُمَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”[92]
1552 Âl-i İmran 61. Ayet (3:61:20) نَبْتَهِلْ نبتهل nebtehil gönülden la'netle du'a edelim de ب ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”[92]
1553 Âl-i İmran 62. Ayet (3:62:3) لَهُوَ لهو le-huve (Îsa hakkındaki) o لَهُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır. Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
1554 Âl-i İmran 62. Ayet (3:62:4) الْقَصَصُ القصص l-kasasu kıssa (öykü) ق ص ص
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır. Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
1555 Âl-i İmran 62. Ayet (3:62:6) وَمَا وما ve mâ yoktur مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır. Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
1556 Âl-i İmran 62. Ayet (3:62:13) لَهُوَ لهو le-huve O لَهُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır. Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
1557 Âl-i İmran 63. Ayet (3:63:2) تَوَلَّوْا تولوا tevellev dönerlerse و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz ki Allah fesat çıkaranları çok iyi bilir.
1558 Âl-i İmran 63. Ayet (3:63:6) بِالْمُفْسِد۪ينَ۟ بالمفسدين bil-mufsidîn(e) bozguncuları ف س د
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz ki Allah fesat çıkaranları çok iyi bilir.
1559 Âl-i İmran 64. Ayet (3:64:8) سَوَٓاءٍ سواء sevâ-in eşit olan س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâh edinmesin.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahit olun, biz müslümanlarız.”[93]
1560 Âl-i İmran 64. Ayet (3:64:16) نُشْرِكَ نشرك nuşrike ortak koşmayalım ش ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâh edinmesin.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahit olun, biz müslümanlarız.”[93]
1561 Âl-i İmran 64. Ayet (3:64:17) بِه۪ به bihi O'na بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâh edinmesin.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahit olun, biz müslümanlarız.”[93]
1562 Âl-i İmran 64. Ayet (3:64:30) اشْهَدُوا اشهدوا -şhedû şahid olun ش ه د
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâh edinmesin.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahit olun, biz müslümanlarız.”[93]
1563 Âl-i İmran 65. Ayet (3:65:5) تُحَٓاجُّونَ تحاجون tuhâccûne tartışıyorsunuz ح ج ج
Diyanet İşleri (Yeni) Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz. Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz?
1564 Âl-i İmran 65. Ayet (3:65:9) اُنْزِلَتِ انزلت unzileti oysa indirilmiştir ن ز ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz. Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz?
1565 Âl-i İmran 65. Ayet (3:65:14) بَعْدِه۪ۜ بعده ba’dih(i) ondan sonra ب ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz. Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz?
1566 Âl-i İmran 65. Ayet (3:65:16) تَعْقِلُونَ تعقلون ta’kilûn(e) düşünmüyor musunuz? ع ق ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz. Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz?
1567 Âl-i İmran 66. Ayet (3:66:3) هٰٓؤُ۬لَٓاءِ هؤلاء hâulâ-i böylesiniz هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.
1568 Âl-i İmran 66. Ayet (3:66:4) حَاجَجْتُمْ حاججتم hâcectum tartışıyorsunuz ح ج ج
Diyanet İşleri (Yeni) İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.
1569 Âl-i İmran 66. Ayet (3:66:5) ف۪يمَا فيما fîmâ olan şey فِي
Diyanet İşleri (Yeni) İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.
1570 Âl-i İmran 66. Ayet (3:66:7) بِه۪ به bihi onun (hakkında) بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.
1571 Âl-i İmran 66. Ayet (3:66:10) تُحَٓاجُّونَ تحاجون tuhâccûne tartışıyorsunuz ح ج ج
Diyanet İşleri (Yeni) İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.
1572 Âl-i İmran 66. Ayet (3:66:12) لَيْسَ ليس leyse olmayan ل ي س
Diyanet İşleri (Yeni) İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.
1573 Âl-i İmran 66. Ayet (3:66:14) بِه۪ به bihi onun (hakkında) بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.
1574 Âl-i İmran 67. Ayet (3:67:9) حَن۪يفًا حنيفا hanîfen dosdoğru ح ن ف
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah’ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah’a ortak koşanlardan da değildi.[94]
1575 Âl-i İmran 68. Ayet (3:68:1) اِنَّ ان inne doğrusu إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, insanların İbrahim’e en yakın olanı, elbette ona uyanlar, bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü’minlerdir. Allah da mü’minlerin dostudur.
1576 Âl-i İmran 68. Ayet (3:68:2) اَوْلَى اولى evlâ en yakın olanı و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, insanların İbrahim’e en yakın olanı, elbette ona uyanlar, bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü’minlerdir. Allah da mü’minlerin dostudur.
1577 Âl-i İmran 68. Ayet (3:68:6) اتَّبَعُوهُ اتبعوه ttebe’ûhu ona uyan(lar) ت ب ع
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, insanların İbrahim’e en yakın olanı, elbette ona uyanlar, bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü’minlerdir. Allah da mü’minlerin dostudur.
1578 Âl-i İmran 68. Ayet (3:68:12) وَلِيُّ ولي veliyyu dostudur و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, insanların İbrahim’e en yakın olanı, elbette ona uyanlar, bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü’minlerdir. Allah da mü’minlerin dostudur.
1579 Âl-i İmran 69. Ayet (3:69:8) وَمَا وما ve mâ oysa مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden bir grup sizi saptırabilmeyi çok arzu etti. Oysa sadece kendilerini saptırıyorlar, fakat farkına varmıyorlar.
1580 Âl-i İmran 69. Ayet (3:69:9) يُضِلُّونَ يضلون yudillûne saptırıyorlar ض ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden bir grup sizi saptırabilmeyi çok arzu etti. Oysa sadece kendilerini saptırıyorlar, fakat farkına varmıyorlar.
1581 Âl-i İmran 70. Ayet (3:70:5) تَكْفُرُونَ تكفرون tekfurûne inkar ediyorsunuz ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz hâlde, niçin Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?
1582 Âl-i İmran 70. Ayet (3:70:9) تَشْهَدُونَ تشهدون teşhedûn(e) (gerçeği) gördüğünüz halde ش ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz hâlde, niçin Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?
1583 Âl-i İmran 71. Ayet (3:71:5) تَلْبِسُونَ تلبسون telbisûne karıştırıyorsunuz ل ب س
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
1584 Âl-i İmran 71. Ayet (3:71:8) وَتَكْتُمُونَ وتكتمون ve tektumûne ve gizliyorsunuz ك ت م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
1585 Âl-i İmran 72. Ayet (3:72:7) بِالَّذ۪ٓي بالذي billeżî olana ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden bir grup, “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi.[95]
1586 Âl-i İmran 72. Ayet (3:72:12) وَجْهَ وجه veche önünde و ج ه
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden bir grup, “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi.[95]
1587 Âl-i İmran 72. Ayet (3:72:15) اٰخِرَهُ اخره âḣirahu sonunda أ خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden bir grup, “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi.[95]
1588 Âl-i İmran 72. Ayet (3:72:16) لَعَلَّهُمْ لعلهم le’allehum belki onlar  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden bir grup, “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi.[95]
1589 Âl-i İmran 72. Ayet (3:72:17) يَرْجِعُونَۚ يرجعون yerci’ûn(e) dönerler ر ج ع
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden bir grup, “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi.[95]
1590 Âl-i İmran 73. Ayet (3:73:27) يُؤْت۪يهِ يؤتيه yu/tîhi onu verir أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın” (dediler). De ki: “Şüphesiz hidayet, Allah’ın hidayetidir. Birine, size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Lütuf Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.”
1591 Âl-i İmran 73. Ayet (3:73:32) عَل۪يمٌۚ عليم ‘alîm(un) (O her şeyi) bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) “Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın” (dediler). De ki: “Şüphesiz hidayet, Allah’ın hidayetidir. Birine, size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Lütuf Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.”
1592 Âl-i İmran 75. Ayet (3:75:4) مَنْ من men öylesi (vardır ki)  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.[96]
1593 Âl-i İmran 75. Ayet (3:75:6) تَأْمَنْهُ تأمنه te/menhu ona emanet bıraksan أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.[96]
1594 Âl-i İmran 75. Ayet (3:75:8) يُؤَدِّه۪ٓ يؤده yu-eddihi onu öder أ د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.[96]
1595 Âl-i İmran 75. Ayet (3:75:10) وَمِنْهُمْ ومنهم ve minhum ve onlardan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.[96]
1596 Âl-i İmran 75. Ayet (3:75:11) مَنْ من men öylesi (de vardır ki)  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.[96]
1597 Âl-i İmran 75. Ayet (3:75:13) تَأْمَنْهُ تأمنه te/menhu ona versen أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.[96]
1598 Âl-i İmran 75. Ayet (3:75:16) يُؤَدِّه۪ٓ يؤده yu-eddihi onu ödemez أ د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.[96]
1599 Âl-i İmran 75. Ayet (3:75:24) بِاَنَّهُمْ بانهم bi-ennehum onların (içindir)  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.[96]