"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
16000 - 16050 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
16000 Necm 61. Ayet (53:61:2) سَامِدُونَ سامدون sâmidûn(e) baş kaldırıyorsunuz س م د
Diyanet İşleri (Yeni) 59,60,61. Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
16001 Kamer 2. Ayet (54:2:2) يَرَوْا يروا yerav görecek olsalar ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler.
16002 Kamer 4. Ayet (54:4:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.
16003 Kamer 4. Ayet (54:4:2) جَٓاءَهُمْ جاءهم câehum onlara geldi ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.
16004 Kamer 4. Ayet (54:4:5) مَا ما olan مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.
16005 Kamer 4. Ayet (54:4:7) مُزْدَجَرٌۙ مزدجر muzdecer(un) önleyici ز ج ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.
16006 Kamer 5. Ayet (54:5:4) تُغْنِ تغن tuġnî fayda vermiyor غ ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!
16007 Kamer 6. Ayet (54:6:1) فَتَوَلَّ فتول fe-tevelle öyleyse sen de yüz çevir و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7. O hâlde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir hâlde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
16008 Kamer 6. Ayet (54:6:2) عَنْهُمْۢ عنهم ‘anhum onlardan عَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7. O hâlde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir hâlde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
16009 Kamer 6. Ayet (54:6:8) نُكُرٍۙ نكر nukur(in) görülmemiş tanınmamış ن ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7. O hâlde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir hâlde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
16010 Kamer 7. Ayet (54:7:1) خُشَّعًا خشعا ḣuşşe’an korkarak خ ش ع
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7. O hâlde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir hâlde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
16011 Kamer 7. Ayet (54:7:2) اَبْصَارُهُمْ ابصارهم ebsâruhum gözleri ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7. O hâlde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir hâlde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
16012 Kamer 8. Ayet (54:8:1) مُهْطِع۪ينَ مهطعين muhti’îne koşarlarken ه ط ع
Diyanet İşleri (Yeni) Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler, “Bu zor bir gün” derler.
16013 Kamer 8. Ayet (54:8:2) اِلَى الى ilâ doğru إِلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler, “Bu zor bir gün” derler.
16014 Kamer 9. Ayet (54:9:2) قَبْلَهُمْ قبلهم kablehum onlardan önce ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp “Bu bir delidir” dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu.
16015 Kamer 9. Ayet (54:9:9) وَازْدُجِرَ وازدجر vezducir(a) ve o menedildi ز ج ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp “Bu bir delidir” dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu.
16016 Kamer 11. Ayet (54:11:3) السَّمَٓاءِ السماء ssemâ-i göğün س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.
16017 Kamer 11. Ayet (54:11:5) مُنْهَمِرٍۘ منهمر munhemir(in) boşalan ه م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.
16018 Kamer 12. Ayet (54:12:4) فَالْتَقَى فالتقى feltekâ sonra birleşti ل ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
16019 Kamer 13. Ayet (54:13:1) وَحَمَلْنَاهُ وحملناه ve hamelnâhu Onu (Nuh'u) taşıdık ح م ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz Nûh’u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik.
16020 Kamer 14. Ayet (54:14:1) تَجْر۪ي تجري tecrî akıp gidiyordu ج ر ي
Diyanet İşleri (Yeni) Gemi, inkâr edilen kimseye (Nuh’a) bir mükâfat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.
16021 Kamer 14. Ayet (54:14:2) بِاَعْيُنِنَاۚ باعيننا bi-a’yuninâ gözlerimizin önünde ع ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) Gemi, inkâr edilen kimseye (Nuh’a) bir mükâfat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.
16022 Kamer 14. Ayet (54:14:3) جَزَٓاءً جزاء cezâen bir mükafat olmak üzere ج ز ي
Diyanet İşleri (Yeni) Gemi, inkâr edilen kimseye (Nuh’a) bir mükâfat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.
16023 Kamer 14. Ayet (54:14:6) كُفِرَ كفر kufir(a) nankörlük ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Gemi, inkâr edilen kimseye (Nuh’a) bir mükâfat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.
16024 Kamer 15. Ayet (54:15:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?
16025 Kamer 15. Ayet (54:15:2) تَرَكْنَاهَٓا تركناها teraknâhâ onu bıraktık ت ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?
16026 Kamer 15. Ayet (54:15:3) اٰيَةً اية âyeten bir ibret olarak أ ي ي
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?
16027 Kamer 15. Ayet (54:15:4) فَهَلْ فهل fehel yok mudur? هَلْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?
16028 Kamer 17. Ayet (54:17:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
16029 Kamer 17. Ayet (54:17:2) يَسَّرْنَا يسرنا yessernâ biz kolaylaştırdık ي س ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
16030 Kamer 17. Ayet (54:17:4) لِلذِّكْرِ للذكر li-żżikri öğüt almak için ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
16031 Kamer 17. Ayet (54:17:5) فَهَلْ فهل fehel yok mudur? هَلْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
16032 Kamer 17. Ayet (54:17:7) مُدَّكِرٍ مدكر muddekir(in) öğüt alan ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
16033 Kamer 18. Ayet (54:18:4) كَانَ كان kâne oldu ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Âd kavmi de (Hûd’u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış!
16034 Kamer 19. Ayet (54:19:2) اَرْسَلْنَا ارسلنا erselnâ gönderdik ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgâr gönderdik.
16035 Kamer 19. Ayet (54:19:3) عَلَيْهِمْ عليهم ‘aleyhim onların üstüne عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgâr gönderdik.
16036 Kamer 20. Ayet (54:20:1) تَنْزِعُ تنزع tenzi’u koparıp deviriyordu ن ز ع
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.
16037 Kamer 20. Ayet (54:20:6) مُنْقَعِرٍ منقعر munka’ir(in) köklerinden sökülmüş ق ع ر
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.
16038 Kamer 21. Ayet (54:21:2) كَانَ كان kâne oldu ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Azabım ve uyarılarım nasılmış, (gördüler)!
16039 Kamer 22. Ayet (54:22:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
16040 Kamer 22. Ayet (54:22:2) يَسَّرْنَا يسرنا yessernâ biz kolaylaştırdık ي س ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
16041 Kamer 22. Ayet (54:22:4) لِلذِّكْرِ للذكر li-żżikri öğüt almak için ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
16042 Kamer 22. Ayet (54:22:5) فَهَلْ فهل fehel yok mudur? هَلْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
16043 Kamer 22. Ayet (54:22:7) مُدَّكِرٍ۟ مدكر muddekir(in) öğüt alan ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
16044 Kamer 24. Ayet (54:24:7) اِذًا اذا iżen o takdirde إِذًا
Diyanet İşleri (Yeni) 23,24. Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: “İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.”
16045 Kamer 24. Ayet (54:24:8) لَف۪ي لفي lefî içine düşmüş oluruz فِي
Diyanet İşleri (Yeni) 23,24. Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: “İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.”
16046 Kamer 25. Ayet (54:25:3) عَلَيْهِ عليه ‘aleyhi ona- عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) “Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir.”
16047 Kamer 25. Ayet (54:25:7) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir.”
16048 Kamer 26. Ayet (54:26:1) سَيَعْلَمُونَ سيعلمون se-ya’lemûne onlar bilecekler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!
16049 Kamer 26. Ayet (54:26:3) مَنِ من meni kim olduğunu  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!