"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
16400 - 16450 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
16400 Hadîd 27. Ayet (57:27:16) اتَّبَعُوهُ اتبعوه ttebe’ûhu ona uyanların ت ب ع
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik, ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa[528] gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükâfatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.
16401 Hadîd 27. Ayet (57:27:23) عَلَيْهِمْ عليهم ‘aleyhim onlara عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik, ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa[528] gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükâfatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.
16402 Hadîd 27. Ayet (57:27:29) رَعَوْهَا رعوها ra’avhâ ona uymadılar ر ع ي
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik, ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa[528] gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükâfatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.
16403 Hadîd 27. Ayet (57:27:35) مِنْهُمْ منهم minhum onlardan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik, ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa[528] gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükâfatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.
16404 Hadîd 27. Ayet (57:27:37) وَكَث۪يرٌ وكثير ve keśîrun fakat birçoğu ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik, ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa[528] gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükâfatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.
16405 Hadîd 27. Ayet (57:27:38) مِنْهُمْ منهم minhum onlardan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik, ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa[528] gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükâfatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.
16406 Hadîd 27. Ayet (57:27:39) فَاسِقُونَ فاسقون fâsikûn(e) yoldan çıkmıştır ف س ق
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik, ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa[528] gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükâfatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.
16407 Hadîd 28. Ayet (57:28:5) اتَّقُوا اتقوا ttekû korkun و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin, size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
16408 Hadîd 28. Ayet (57:28:8) بِرَسُولِه۪ برسوله bi-rasûlihi O'nun Elçisine ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin, size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
16409 Hadîd 28. Ayet (57:28:17) بِه۪ به bihi onda بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin, size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
16410 Hadîd 28. Ayet (57:28:21) غَفُورٌ غفور ġafûrun çok bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin, size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
16411 Hadîd 28. Ayet (57:28:22) رَح۪يمٌۙ رحيم rahîm(un) çok esirgeyendir ر ح م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin, size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
16412 Hadîd 29. Ayet (57:29:6) يَقْدِرُونَ يقدرون yakdirûne malik olmadıklarını ق د ر
Diyanet İşleri (Yeni) Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah’ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.
16413 Hadîd 29. Ayet (57:29:14) بِيَدِ بيد bi-yedi elinde olduğunu ي د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah’ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.
16414 Hadîd 29. Ayet (57:29:16) يُؤْت۪يهِ يؤتيه yu/tîhi onu vereceğini أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah’ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.
16415 Mücadele 1. Ayet (58:1:1) قَدْ قد kad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
16416 Mücadele 1. Ayet (58:1:4) قَوْلَ قول kavle sözünü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
16417 Mücadele 1. Ayet (58:1:8) زَوْجِهَا زوجها zevcihâ kocası ز و ج
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
16418 Mücadele 1. Ayet (58:1:14) تَحَاوُرَكُمَاۜ تحاوركما tehâvurakumâ ikinizin konuşmanızı ح و ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
16419 Mücadele 1. Ayet (58:1:18) بَص۪يرٌ بصير basîr(un) görendir ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
16420 Mücadele 2. Ayet (58:2:7) هُنَّ هن hunne onlar هُنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) İçinizden kadınlarına zıhar[529] yapanlar bilsinler ki, o kadınlar onların anaları değildir. Onların anaları ancak, kendilerini doğuran kadınlardır. Şüphesiz onlar (zıhar yaparlarken) hoş karşılanmayan ve yalan bir söz söylüyorlar. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
16421 Mücadele 2. Ayet (58:2:8) اُمَّهَاتِهِمْۜ امهاتهم ummehâtihim onların anaları أ م م
Diyanet İşleri (Yeni) İçinizden kadınlarına zıhar[529] yapanlar bilsinler ki, o kadınlar onların anaları değildir. Onların anaları ancak, kendilerini doğuran kadınlardır. Şüphesiz onlar (zıhar yaparlarken) hoş karşılanmayan ve yalan bir söz söylüyorlar. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
16422 Mücadele 2. Ayet (58:2:10) اُمَّهَاتُهُمْ امهاتهم ummehâtuhum onların anaları أ م م
Diyanet İşleri (Yeni) İçinizden kadınlarına zıhar[529] yapanlar bilsinler ki, o kadınlar onların anaları değildir. Onların anaları ancak, kendilerini doğuran kadınlardır. Şüphesiz onlar (zıhar yaparlarken) hoş karşılanmayan ve yalan bir söz söylüyorlar. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
16423 Mücadele 2. Ayet (58:2:12) الّٰٓـ۪ٔي الـي l-lâ-î onlar اللَّائِي
Diyanet İşleri (Yeni) İçinizden kadınlarına zıhar[529] yapanlar bilsinler ki, o kadınlar onların anaları değildir. Onların anaları ancak, kendilerini doğuran kadınlardır. Şüphesiz onlar (zıhar yaparlarken) hoş karşılanmayan ve yalan bir söz söylüyorlar. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
16424 Mücadele 2. Ayet (58:2:13) وَلَدْنَهُمْۜ ولدنهم velednehum onları doğuranlar و ل د
Diyanet İşleri (Yeni) İçinizden kadınlarına zıhar[529] yapanlar bilsinler ki, o kadınlar onların anaları değildir. Onların anaları ancak, kendilerini doğuran kadınlardır. Şüphesiz onlar (zıhar yaparlarken) hoş karşılanmayan ve yalan bir söz söylüyorlar. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
16425 Mücadele 2. Ayet (58:2:14) وَاِنَّهُمْ وانهم ve innehum ve onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) İçinizden kadınlarına zıhar[529] yapanlar bilsinler ki, o kadınlar onların anaları değildir. Onların anaları ancak, kendilerini doğuran kadınlardır. Şüphesiz onlar (zıhar yaparlarken) hoş karşılanmayan ve yalan bir söz söylüyorlar. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
16426 Mücadele 2. Ayet (58:2:15) لَيَقُولُونَ ليقولون le-yekûlûne söylüyorlar ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) İçinizden kadınlarına zıhar[529] yapanlar bilsinler ki, o kadınlar onların anaları değildir. Onların anaları ancak, kendilerini doğuran kadınlardır. Şüphesiz onlar (zıhar yaparlarken) hoş karşılanmayan ve yalan bir söz söylüyorlar. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
16427 Mücadele 2. Ayet (58:2:16) مُنْكَرًا منكرا munkeran çirkin (olanı) ن ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) İçinizden kadınlarına zıhar[529] yapanlar bilsinler ki, o kadınlar onların anaları değildir. Onların anaları ancak, kendilerini doğuran kadınlardır. Şüphesiz onlar (zıhar yaparlarken) hoş karşılanmayan ve yalan bir söz söylüyorlar. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
16428 Mücadele 2. Ayet (58:2:18) الْقَوْلِ القول l-kavli söz- ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) İçinizden kadınlarına zıhar[529] yapanlar bilsinler ki, o kadınlar onların anaları değildir. Onların anaları ancak, kendilerini doğuran kadınlardır. Şüphesiz onlar (zıhar yaparlarken) hoş karşılanmayan ve yalan bir söz söylüyorlar. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
16429 Mücadele 3. Ayet (58:3:5) ثُمَّ ثم śümme sonra da  ثُمَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Kadınlarından zıhar yaparak ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler. İşte bu hüküm ile size öğüt veriliyor. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
16430 Mücadele 3. Ayet (58:3:6) يَعُودُونَ يعودون ya’ûdûne dönenler ع و د
Diyanet İşleri (Yeni) Kadınlarından zıhar yaparak ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler. İşte bu hüküm ile size öğüt veriliyor. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
16431 Mücadele 3. Ayet (58:3:8) قَالُوا قالوا kâlû söyledikleri ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kadınlarından zıhar yaparak ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler. İşte bu hüküm ile size öğüt veriliyor. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
16432 Mücadele 3. Ayet (58:3:10) رَقَبَةٍ رقبة rakabetin bir köle ر ق ب
Diyanet İşleri (Yeni) Kadınlarından zıhar yaparak ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler. İşte bu hüküm ile size öğüt veriliyor. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
16433 Mücadele 3. Ayet (58:3:12) قَبْلِ قبل kabli önce ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kadınlarından zıhar yaparak ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler. İşte bu hüküm ile size öğüt veriliyor. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
16434 Mücadele 3. Ayet (58:3:16) تُوعَظُونَ توعظون tû’ażûne size öğütlenen و ع ظ
Diyanet İşleri (Yeni) Kadınlarından zıhar yaparak ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler. İşte bu hüküm ile size öğüt veriliyor. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
16435 Mücadele 3. Ayet (58:3:17) بِه۪ۜ به bih(i) onunla بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Kadınlarından zıhar yaparak ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler. İşte bu hüküm ile size öğüt veriliyor. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
16436 Mücadele 4. Ayet (58:4:4) فَصِيَامُ فصيام fesiyâmu oruç tutmalıdır ص و م
Diyanet İşleri (Yeni) Kim (köle azat etme imkânı) bulamazsa, eşine dokunmadan önce ard arda iki ay oruç tutmalıdır. Kimin de buna gücü yetmezse altmış fakiri doyurmalıdır. Bunlar, Allah’a ve Resûlüne hakkıyla iman edesiniz, diyedir. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kâfirler için elem dolu bir azap vardır.
16437 Mücadele 4. Ayet (58:4:6) مُتَتَابِعَيْنِ متتابعين mutetâbi’ayni aralıksız olarak ت ب ع
Diyanet İşleri (Yeni) Kim (köle azat etme imkânı) bulamazsa, eşine dokunmadan önce ard arda iki ay oruç tutmalıdır. Kimin de buna gücü yetmezse altmış fakiri doyurmalıdır. Bunlar, Allah’a ve Resûlüne hakkıyla iman edesiniz, diyedir. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kâfirler için elem dolu bir azap vardır.
16438 Mücadele 4. Ayet (58:4:8) قَبْلِ قبل kabli önce ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kim (köle azat etme imkânı) bulamazsa, eşine dokunmadan önce ard arda iki ay oruç tutmalıdır. Kimin de buna gücü yetmezse altmış fakiri doyurmalıdır. Bunlar, Allah’a ve Resûlüne hakkıyla iman edesiniz, diyedir. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kâfirler için elem dolu bir azap vardır.
16439 Mücadele 4. Ayet (58:4:14) فَاِطْعَامُ فاطعام fe-it’âmu doyurmalıdır ط ع م
Diyanet İşleri (Yeni) Kim (köle azat etme imkânı) bulamazsa, eşine dokunmadan önce ard arda iki ay oruç tutmalıdır. Kimin de buna gücü yetmezse altmış fakiri doyurmalıdır. Bunlar, Allah’a ve Resûlüne hakkıyla iman edesiniz, diyedir. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kâfirler için elem dolu bir azap vardır.
16440 Mücadele 5. Ayet (58:5:11) قَبْلِهِمْ قبلهم kablihim kendilerinden önceki ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ve Resûlüne düşmanlık edenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır. Oysa biz apaçık âyetler indirdik. Kâfirler için alçaltıcı bir azap vardır.
16441 Mücadele 5. Ayet (58:5:12) وَقَدْ وقد ve kad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ve Resûlüne düşmanlık edenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır. Oysa biz apaçık âyetler indirdik. Kâfirler için alçaltıcı bir azap vardır.
16442 Mücadele 6. Ayet (58:6:4) جَم۪يعًا جميعا cemî’an onların hepsini ج م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın onları hep birden diriltip yaptıklarını kendilerine haber vereceği günü hatırla. Allah onları sayıp zaptetmiş, onlarsa bunları unutmuşlardır. Allah, her şeye şahittir.
16443 Mücadele 6. Ayet (58:6:8) اَحْصٰيهُ احصيه ahsâhu onu saymıştır ح ص ي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın onları hep birden diriltip yaptıklarını kendilerine haber vereceği günü hatırla. Allah onları sayıp zaptetmiş, onlarsa bunları unutmuşlardır. Allah, her şeye şahittir.
16444 Mücadele 6. Ayet (58:6:10) وَنَسُوهُۜ ونسوه ve nesûh(u) onlar ise onu unutmuşlardır ن س ي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın onları hep birden diriltip yaptıklarını kendilerine haber vereceği günü hatırla. Allah onları sayıp zaptetmiş, onlarsa bunları unutmuşlardır. Allah, her şeye şahittir.
16445 Mücadele 7. Ayet (58:7:2) تَرَ تر tera görmedin mi? ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki ve yerdeki her şeyi Allah’ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişi gizlice konuşmaz ki, dördüncüleri O olmasın. Beş kişi gizlice konuşmaz ki altıncıları O olmasın. Bundan daha az, yahut daha çok da olsalar, nerede olurlarsa olsunlar, O mutlaka onlarla beraberdir. Sonra onlara yaptıklarını Kıyamet günü haber verecektir. Allah, her şeyi hakkıyla bilir.
16446 Mücadele 7. Ayet (58:7:6) مَا ما olanı مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki ve yerdeki her şeyi Allah’ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişi gizlice konuşmaz ki, dördüncüleri O olmasın. Beş kişi gizlice konuşmaz ki altıncıları O olmasın. Bundan daha az, yahut daha çok da olsalar, nerede olurlarsa olsunlar, O mutlaka onlarla beraberdir. Sonra onlara yaptıklarını Kıyamet günü haber verecektir. Allah, her şeyi hakkıyla bilir.
16447 Mücadele 7. Ayet (58:7:8) السَّمٰوَاتِ السموات ssemâvâti göklerde س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki ve yerdeki her şeyi Allah’ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişi gizlice konuşmaz ki, dördüncüleri O olmasın. Beş kişi gizlice konuşmaz ki altıncıları O olmasın. Bundan daha az, yahut daha çok da olsalar, nerede olurlarsa olsunlar, O mutlaka onlarla beraberdir. Sonra onlara yaptıklarını Kıyamet günü haber verecektir. Allah, her şeyi hakkıyla bilir.
16448 Mücadele 7. Ayet (58:7:9) وَمَا وما ve mâ ve olanı مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki ve yerdeki her şeyi Allah’ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişi gizlice konuşmaz ki, dördüncüleri O olmasın. Beş kişi gizlice konuşmaz ki altıncıları O olmasın. Bundan daha az, yahut daha çok da olsalar, nerede olurlarsa olsunlar, O mutlaka onlarla beraberdir. Sonra onlara yaptıklarını Kıyamet günü haber verecektir. Allah, her şeyi hakkıyla bilir.
16449 Mücadele 7. Ayet (58:7:13) يَكُونُ يكون yekûnu olmaz ki ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki ve yerdeki her şeyi Allah’ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişi gizlice konuşmaz ki, dördüncüleri O olmasın. Beş kişi gizlice konuşmaz ki altıncıları O olmasın. Bundan daha az, yahut daha çok da olsalar, nerede olurlarsa olsunlar, O mutlaka onlarla beraberdir. Sonra onlara yaptıklarını Kıyamet günü haber verecektir. Allah, her şeyi hakkıyla bilir.