| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 16850 | Teğabun 9. Ayet (64:9:2) | يَجْمَعُكُمْ | يجمعكم | yecme’ukum | sizi topladığı | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 16851 | Teğabun 9. Ayet (64:9:4) | الْجَمْعِ | الجمع | l-cem’(i) | toplanma | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 16852 | Teğabun 9. Ayet (64:9:5) | ذٰلِكَ | ذلك | żâlike | işte o | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 16853 | Teğabun 9. Ayet (64:9:13) | يُكَفِّرْ | يكفر | yukeffir | örter | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 16854 | Teğabun 9. Ayet (64:9:14) | عَنْهُ | عنه | ‘anhu | onun | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 16855 | Teğabun 9. Ayet (64:9:15) | سَيِّـَٔاتِه۪ | سيـاته | seyyiâtihi | kötülüklerini | س و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 16856 | Teğabun 9. Ayet (64:9:16) | وَيُدْخِلْهُ | ويدخله | ve yudḣilhu | ve onu sokar | د خ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 16857 | Teğabun 9. Ayet (64:9:23) | ف۪يهَٓا | فيها | fîhâ | orada | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 16858 | Teğabun 10. Ayet (64:10:5) | اُو۬لٰٓئِكَ | اولئك | ulâike | işte onlar | أُولَٰئِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar, içinde ebedî kalmak üzere cehennemliklerdir. Ne kötü varılacak yerdir orası! | |||||
| 16859 | Teğabun 10. Ayet (64:10:9) | ف۪يهَاۜ | فيها | fîhâ | orada | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar, içinde ebedî kalmak üzere cehennemliklerdir. Ne kötü varılacak yerdir orası! | |||||
| 16860 | Teğabun 10. Ayet (64:10:10) | وَبِئْسَ | وبئس | ve bi/se | ne kötü | ب أ س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar, içinde ebedî kalmak üzere cehennemliklerdir. Ne kötü varılacak yerdir orası! | |||||
| 16861 | Teğabun 10. Ayet (64:10:11) | الْمَص۪يرُ۟ | المصير | l-masîr(u) | gidilecek yerdir orası | ص ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar, içinde ebedî kalmak üzere cehennemliklerdir. Ne kötü varılacak yerdir orası! | |||||
| 16862 | Teğabun 11. Ayet (64:11:11) | يَهْدِ | يهد | yehdi | doğruya iletir | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah’a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 16863 | Teğabun 11. Ayet (64:11:12) | قَلْبَهُۜ | قلبه | kalbeh(u) | onun kalbini | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah’a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 16864 | Teğabun 12. Ayet (64:12:1) | وَاَط۪يعُوا | واطيعوا | ve etî’û | o halde ita'at edin | ط و ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki elçimize düşen sadece apaçık bir tebliğdir. | |||||
| 16865 | Teğabun 12. Ayet (64:12:6) | تَوَلَّيْتُمْ | توليتم | tevelleytum | dönerseniz | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki elçimize düşen sadece apaçık bir tebliğdir. | |||||
| 16866 | Teğabun 13. Ayet (64:13:2) | لَٓا | لا | lâ | yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır. Mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler. | |||||
| 16867 | Teğabun 13. Ayet (64:13:5) | هُوَۜ | هو | hu(ve) | O'ndan | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır. Mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler. | |||||
| 16868 | Teğabun 14. Ayet (64:14:8) | وَاَوْلَادِكُمْ | واولادكم | ve evlâdikum | ve çocuklarınızdan | و ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 16869 | Teğabun 14. Ayet (64:14:11) | فَاحْذَرُوهُمْۚ | فاحذروهم | fahżerûhum | onlardan sakının | ح ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 16870 | Teğabun 14. Ayet (64:14:14) | وَتَصْفَحُوا | وتصفحوا | ve tasfehû | ve hoşgörürseniz | ص ف ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 16871 | Teğabun 15. Ayet (64:15:6) | عِنْدَهُٓ | عنده | ‘indehu | O'nun yanındadır | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır; Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 16872 | Teğabun 15. Ayet (64:15:7) | اَجْرٌ | اجر | ecrun | ödül | أ ج ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır; Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 16873 | Teğabun 16. Ayet (64:16:1) | فَاتَّقُوا | فاتقوا | fettekû | öyle ise korkun | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde, gücünüz yettiği kadar Allah’a karşı gelmekten sakının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğiniz için harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. | |||||
| 16874 | Teğabun 16. Ayet (64:16:8) | خَيْرًا | خيرا | ḣayran | en hayırlı olanı | خ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde, gücünüz yettiği kadar Allah’a karşı gelmekten sakının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğiniz için harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. | |||||
| 16875 | Teğabun 16. Ayet (64:16:11) | يُوقَ | يوق | yûka | korunursa | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde, gücünüz yettiği kadar Allah’a karşı gelmekten sakının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğiniz için harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. | |||||
| 16876 | Teğabun 16. Ayet (64:16:15) | هُمُ | هم | humu | onlar | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde, gücünüz yettiği kadar Allah’a karşı gelmekten sakının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğiniz için harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. | |||||
| 16877 | Teğabun 17. Ayet (64:17:2) | تُقْرِضُوا | تقرضوا | tukridû | borç verirseniz | ق ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer siz Allah’a güzel bir borç verirseniz, Allah onu size, kat kat öder ve sizi bağışlar. Allah, şükrün karşılığını verendir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir). | |||||
| 16878 | Teğabun 17. Ayet (64:17:4) | قَرْضًا | قرضا | kardan | bir borçla | ق ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer siz Allah’a güzel bir borç verirseniz, Allah onu size, kat kat öder ve sizi bağışlar. Allah, şükrün karşılığını verendir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir). | |||||
| 16879 | Teğabun 17. Ayet (64:17:6) | يُضَاعِفْهُ | يضاعفه | yudâ’ifhu | onu kat kat yapar | ض ع ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer siz Allah’a güzel bir borç verirseniz, Allah onu size, kat kat öder ve sizi bağışlar. Allah, şükrün karşılığını verendir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir). | |||||
| 16880 | Teğabun 18. Ayet (64:18:2) | الْغَيْبِ | الغيب | l-ġaybi | görünmeyeni | غ ي ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gaybı da görünen âlemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 16881 | Teğabun 18. Ayet (64:18:3) | وَالشَّهَادَةِ | والشهادة | ve şşehâdeti | ve görüneni | ش ه د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gaybı da görünen âlemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 16882 | Talak 1. Ayet (65:1:5) | طَلَّقْتُمُ | طلقتم | tallektumu | boşa(mak iste)diğiniz | ط ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey peygamber! Kadınları boşamak istediğinizde, onları iddetlerini dikkate alarak (temizlik hâlinde) boşayın ve iddeti sayın.[551] Rabbiniz olan Allah’a karşı gelmekten sakının. Apaçık bir hayâsızlık yapmaları dışında onları (bekleme süresince) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır. | |||||
| 16883 | Talak 1. Ayet (65:1:7) | فَطَلِّقُوهُنَّ | فطلقوهن | fe-tallikûhunne | onları boşayın | ط ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey peygamber! Kadınları boşamak istediğinizde, onları iddetlerini dikkate alarak (temizlik hâlinde) boşayın ve iddeti sayın.[551] Rabbiniz olan Allah’a karşı gelmekten sakının. Apaçık bir hayâsızlık yapmaları dışında onları (bekleme süresince) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır. | |||||
| 16884 | Talak 1. Ayet (65:1:11) | وَاتَّقُوا | واتقوا | vettekû | ve korkun | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey peygamber! Kadınları boşamak istediğinizde, onları iddetlerini dikkate alarak (temizlik hâlinde) boşayın ve iddeti sayın.[551] Rabbiniz olan Allah’a karşı gelmekten sakının. Apaçık bir hayâsızlık yapmaları dışında onları (bekleme süresince) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır. | |||||
| 16885 | Talak 1. Ayet (65:1:15) | تُخْرِجُوهُنَّ | تخرجوهن | tuḣricûhunne | onları çıkarmayın | خ ر ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey peygamber! Kadınları boşamak istediğinizde, onları iddetlerini dikkate alarak (temizlik hâlinde) boşayın ve iddeti sayın.[551] Rabbiniz olan Allah’a karşı gelmekten sakının. Apaçık bir hayâsızlık yapmaları dışında onları (bekleme süresince) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır. | |||||
| 16886 | Talak 1. Ayet (65:1:39) | يُحْدِثُ | يحدث | yuhdiśu | ortaya çıkarır | ح د ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey peygamber! Kadınları boşamak istediğinizde, onları iddetlerini dikkate alarak (temizlik hâlinde) boşayın ve iddeti sayın.[551] Rabbiniz olan Allah’a karşı gelmekten sakının. Apaçık bir hayâsızlık yapmaları dışında onları (bekleme süresince) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır. | |||||
| 16887 | Talak 1. Ayet (65:1:40) | بَعْدَ | بعد | ba’de | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey peygamber! Kadınları boşamak istediğinizde, onları iddetlerini dikkate alarak (temizlik hâlinde) boşayın ve iddeti sayın.[551] Rabbiniz olan Allah’a karşı gelmekten sakının. Apaçık bir hayâsızlık yapmaları dışında onları (bekleme süresince) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır. | |||||
| 16888 | Talak 2. Ayet (65:2:3) | اَجَلَهُنَّ | اجلهن | ecelehunne | sürelerinin sonuna | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun, yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. | |||||
| 16889 | Talak 2. Ayet (65:2:4) | فَاَمْسِكُوهُنَّ | فامسكوهن | fe-emsikûhunne | onları (yanınızda) tutun | م س ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun, yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. | |||||
| 16890 | Talak 2. Ayet (65:2:7) | فَارِقُوهُنَّ | فارقوهن | fârikûhunne | onlardan ayrılın | ف ر ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun, yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. | |||||
| 16891 | Talak 2. Ayet (65:2:17) | يُوعَظُ | يوعظ | yû’azu | öğütlenen | و ع ظ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun, yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. | |||||
| 16892 | Talak 2. Ayet (65:2:18) | بِه۪ | به | bihi | onunla | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun, yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. | |||||
| 16893 | Talak 2. Ayet (65:2:29) | لَهُ | له | lehu | ona | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun, yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. | |||||
| 16894 | Talak 3. Ayet (65:3:1) | وَيَرْزُقْهُ | ويرزقه | ve yerzukhu | ve onu rızıklandırır | ر ز ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur. | |||||
| 16895 | Talak 3. Ayet (65:3:10) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | O | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur. | |||||
| 16896 | Talak 3. Ayet (65:3:11) | حَسْبُهُۜ | حسبه | hasbuh(u) | ona yeter | ح س ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur. | |||||
| 16897 | Talak 3. Ayet (65:3:17) | جَعَلَ | جعل | ce’ala | koymuştur | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur. | |||||
| 16898 | Talak 3. Ayet (65:3:21) | قَدْرًا | قدرا | kadrâ(n) | bir ölçü | ق د ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur. | |||||
| 16899 | Talak 4. Ayet (65:4:1) | وَالّٰٓـ۪ٔي | والـي | vel-lâî | ve onlar | اللَّائِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir. | |||||