| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 17250 | Hâkka 51. Ayet (69:51:1) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | ve şüphesiz O | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Kur’an, gerçek kesin bilgidir. | |||||
| 17251 | Hâkka 52. Ayet (69:52:1) | فَسَبِّحْ | فسبح | fe-sebbih | öyleyse tesbih et | س ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde sen, yüce Rabbinin adıyla tespih et. | |||||
| 17252 | Meâric 1. Ayet (70:1:1) | سَاَلَ | سال | se-ele | sordu | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3. Soran birisi, yükselme yollarının sahibi[557] Allah tarafından kâfirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu.[558] | |||||
| 17253 | Meâric 1. Ayet (70:1:2) | سَٓائِلٌ | سائل | sâilun | bir soran | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3. Soran birisi, yükselme yollarının sahibi[557] Allah tarafından kâfirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu.[558] | |||||
| 17254 | Meâric 2. Ayet (70:2:2) | لَيْسَ | ليس | leyse | yoktur | ل ي س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3. Soran birisi, yükselme yollarının sahibi[557] Allah tarafından kâfirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu.[558] | |||||
| 17255 | Meâric 2. Ayet (70:2:3) | لَهُ | له | lehu | onu | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3. Soran birisi, yükselme yollarının sahibi[557] Allah tarafından kâfirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu.[558] | |||||
| 17256 | Meâric 4. Ayet (70:4:4) | اِلَيْهِ | اليه | ileyhi | O'na | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir. | |||||
| 17257 | Meâric 4. Ayet (70:4:7) | كَانَ | كان | kâne | olan | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir. | |||||
| 17258 | Meâric 6. Ayet (70:6:1) | اِنَّهُمْ | انهم | innehum | onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz onlar o azabı uzak görüyorlar. | |||||
| 17259 | Meâric 6. Ayet (70:6:2) | يَرَوْنَهُ | يرونه | yeravnehu | onu görüyor(lar) | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz onlar o azabı uzak görüyorlar. | |||||
| 17260 | Meâric 7. Ayet (70:7:1) | وَنَرٰيهُ | ونريه | ve nerâhu | biz ise onu görüyoruz | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz ise onu yakın görüyoruz. | |||||
| 17261 | Meâric 8. Ayet (70:8:1) | يَوْمَ | يوم | yevme | o gün | ي و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9. Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla. | |||||
| 17262 | Meâric 8. Ayet (70:8:2) | تَكُونُ | تكون | tekûnu | olur | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9. Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla. | |||||
| 17263 | Meâric 8. Ayet (70:8:3) | السَّمَٓاءُ | السماء | ssemâu | gök | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9. Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla. | |||||
| 17264 | Meâric 9. Ayet (70:9:1) | وَتَكُونُ | وتكون | ve tekûnu | ve olur | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9. Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla. | |||||
| 17265 | Meâric 10. Ayet (70:10:2) | يَسْـَٔلُ | يسـل | yes-elu | sormaz | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O gün) hiçbir samimi dost, dostunu sormaz. | |||||
| 17266 | Meâric 10. Ayet (70:10:3) | حَم۪يمٌ | حميم | hamîmun | dost | ح م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O gün) hiçbir samimi dost, dostunu sormaz. | |||||
| 17267 | Meâric 10. Ayet (70:10:4) | حَم۪يمًاۚ | حميما | hamîmâ(n) | dostun halini | ح م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O gün) hiçbir samimi dost, dostunu sormaz. | |||||
| 17268 | Meâric 11. Ayet (70:11:1) | يُبَصَّرُونَهُمْۜ | يبصرونهم | yubassarûnehum | birbirlerine gösterilirler | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 11,12,13,14. Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın. | |||||
| 17269 | Meâric 11. Ayet (70:11:3) | الْمُجْرِمُ | المجرم | l-mucrimu | suçlu olan | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 11,12,13,14. Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın. | |||||
| 17270 | Meâric 11. Ayet (70:11:8) | يَوْمِئِذٍ | يومئذ | yevmiiżin | o günün | يَوْمَئِذٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 11,12,13,14. Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın. | |||||
| 17271 | Meâric 11. Ayet (70:11:9) | بِبَن۪يهِۙ | ببنيه | bi-benîh(i) | oğullarını | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 11,12,13,14. Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın. | |||||
| 17272 | Meâric 14. Ayet (70:14:5) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 11,12,13,14. Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın. | |||||
| 17273 | Meâric 15. Ayet (70:15:2) | اِنَّهَا | انها | innehâ | şüphesiz O | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 15,16. Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz cehennem, derileri kavurup çıkaran alevli ateştir. | |||||
| 17274 | Meâric 16. Ayet (70:16:1) | نَزَّاعَةً | نزاعة | nezzâ’aten | kavurur soyar | ن ز ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 15,16. Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz cehennem, derileri kavurup çıkaran alevli ateştir. | |||||
| 17275 | Meâric 17. Ayet (70:17:3) | اَدْبَرَ | ادبر | edbera | sırtını dönen | د ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 17,18. O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır. | |||||
| 17276 | Meâric 18. Ayet (70:18:1) | وَجَمَعَ | وجمع | ve ceme’a | toplayıp | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 17,18. O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır. | |||||
| 17277 | Meâric 19. Ayet (70:19:1) | اِنَّ | ان | inne | doğrusu | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır. | |||||
| 17278 | Meâric 20. Ayet (70:20:2) | مَسَّهُ | مسه | messehu | kendisine dokunduğu | م س س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır. | |||||
| 17279 | Meâric 20. Ayet (70:20:3) | الشَّرُّ | الشر | şşerru | kötülük | ش ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır. | |||||
| 17280 | Meâric 21. Ayet (70:21:2) | مَسَّهُ | مسه | messehu | dokunduğu | م س س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona bir hayır dokunduğunda da eli sıkıdır. | |||||
| 17281 | Meâric 23. Ayet (70:23:2) | هُمْ | هم | hum | onlar | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, namazlarına devam eden kimselerdir. | |||||
| 17282 | Meâric 24. Ayet (70:24:3) | اَمْوَالِهِمْ | اموالهم | emvâlihim | onların mallarında | م و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 24,25. Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir. | |||||
| 17283 | Meâric 27. Ayet (70:27:2) | هُمْ | هم | hum | onlar | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Rablerinin azabından korkan kimselerdir. | |||||
| 17284 | Meâric 27. Ayet (70:27:6) | مُشْفِقُونَۚ | مشفقون | muşfikûn(e) | korkarlar | ش ف ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Rablerinin azabından korkan kimselerdir. | |||||
| 17285 | Meâric 28. Ayet (70:28:4) | غَيْرُ | غير | ġayru | olmaz | غ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü, Rablerinin azabından emin olunamaz. | |||||
| 17286 | Meâric 29. Ayet (70:29:2) | هُمْ | هم | hum | onlar | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir. | |||||
| 17287 | Meâric 29. Ayet (70:29:4) | حَافِظُونَۙ | حافظون | hâfizûn(e) | korurlar | ح ف ظ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir. | |||||
| 17288 | Meâric 30. Ayet (70:30:8) | فَاِنَّهُمْ | فانهم | fe-innehum | şüphesiz onlar | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar. | |||||
| 17289 | Meâric 31. Ayet (70:31:3) | وَرَٓاءَ | وراء | verâe | ötesini | و ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim bunun ötesini isterse, işte onlar sınırı aşan kimselerdir. | |||||
| 17290 | Meâric 31. Ayet (70:31:6) | هُمُ | هم | humu | onlar | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim bunun ötesini isterse, işte onlar sınırı aşan kimselerdir. | |||||
| 17291 | Meâric 32. Ayet (70:32:2) | هُمْ | هم | hum | onlar | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir. | |||||
| 17292 | Meâric 32. Ayet (70:32:5) | رَاعُونَۖ | راعون | râ’ûn(e) | gözetirler | ر ع ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir. | |||||
| 17293 | Meâric 33. Ayet (70:33:2) | هُمْ | هم | hum | onlar | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, şahitliklerini dosdoğru yapan kimselerdir. | |||||
| 17294 | Meâric 34. Ayet (70:34:2) | هُمْ | هم | hum | onlar | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir. | |||||
| 17295 | Meâric 34. Ayet (70:34:5) | يُحَافِظُونَۜ | يحافظون | yuhâfizûn(e) | korurlar | ح ف ظ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir. | |||||
| 17296 | Meâric 35. Ayet (70:35:1) | اُو۬لٰٓئِكَ | اولئك | ulâike | işte onlar | أُولَٰئِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar cennetlerde ikram göreceklerdir. | |||||
| 17297 | Meâric 36. Ayet (70:36:1) | فَمَالِ | فمال | fe-mâli | ne oluyor? | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 36,37. Şimdi, inkâr edenlere ne oluyor ki, boyunlarını uzatarak (alay etmek için) sağdan soldan gruplar hâlinde sana doğru koşuyorlar? | |||||
| 17298 | Meâric 36. Ayet (70:36:4) | قِبَلَكَ | قبلك | kibeleke | sana doğru | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 36,37. Şimdi, inkâr edenlere ne oluyor ki, boyunlarını uzatarak (alay etmek için) sağdan soldan gruplar hâlinde sana doğru koşuyorlar? | |||||
| 17299 | Meâric 36. Ayet (70:36:5) | مُهْطِع۪ينَۙ | مهطعين | muhti’în(e) | koşuyorlar | ه ط ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 36,37. Şimdi, inkâr edenlere ne oluyor ki, boyunlarını uzatarak (alay etmek için) sağdan soldan gruplar hâlinde sana doğru koşuyorlar? | |||||