| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 18000 | A'lâ 7. Ayet (87:7:8) | وَمَا | وما | ve mâ | ve olanı | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak Allah’ın dilediği başka. Şüphesiz O, açık olanı da bilir, gizliyi de. | |||||
| 18001 | A'lâ 8. Ayet (87:8:1) | وَنُيَسِّرُكَ | ونيسرك | ve nuyessiruke | ve sana kolaylaştıracağız | ي س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz seni en kolay olana kolayca ileteceğiz. | |||||
| 18002 | A'lâ 8. Ayet (87:8:2) | لِلْيُسْرٰىۚ | لليسرى | lil-yusrâ | en kolay olana | ي س ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz seni en kolay olana kolayca ileteceğiz. | |||||
| 18003 | A'lâ 9. Ayet (87:9:1) | فَذَكِّرْ | فذكر | fe-żekkir | o halde hatırlat öğüt ver | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde, eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver. | |||||
| 18004 | A'lâ 10. Ayet (87:10:2) | مَنْ | من | men | olan | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı derin saygı duyarak O’ndan korkan öğüt alacaktır. | |||||
| 18005 | A'lâ 11. Ayet (87:11:1) | وَيَتَجَنَّبُهَا | ويتجنبها | ve yetecennebuhâ | ve ondan kaçınır | ج ن ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 11,12. En büyük ateşe girecek olan en bedbaht kimse (kâfir) ise, öğüt almaktan kaçınır. | |||||
| 18006 | A'lâ 11. Ayet (87:11:2) | الْاَشْقٰىۙ | الاشقى | l-eşkâ | bahtsız olan | ش ق و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 11,12. En büyük ateşe girecek olan en bedbaht kimse (kâfir) ise, öğüt almaktan kaçınır. | |||||
| 18007 | A'lâ 12. Ayet (87:12:1) | اَلَّذ۪ي | الذي | elleżî | o ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 11,12. En büyük ateşe girecek olan en bedbaht kimse (kâfir) ise, öğüt almaktan kaçınır. | |||||
| 18008 | A'lâ 13. Ayet (87:13:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra orada ne ölür (kurtulur), ne de (rahat bir hayat) yaşar. | |||||
| 18009 | A'lâ 13. Ayet (87:13:2) | لَا | لا | lâ | yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra orada ne ölür (kurtulur), ne de (rahat bir hayat) yaşar. | |||||
| 18010 | A'lâ 13. Ayet (87:13:3) | يَمُوتُ | يموت | yemûtu | ölüm | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra orada ne ölür (kurtulur), ne de (rahat bir hayat) yaşar. | |||||
| 18011 | A'lâ 13. Ayet (87:13:4) | ف۪يهَا | فيها | fîhâ | orada | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra orada ne ölür (kurtulur), ne de (rahat bir hayat) yaşar. | |||||
| 18012 | A'lâ 14. Ayet (87:14:1) | قَدْ | قد | kad | doğrusu | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 14,15. Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer. | |||||
| 18013 | A'lâ 16. Ayet (87:16:2) | تُؤْثِرُونَ | تؤثرون | tu/śirûne | siz yeğliyorsunuz | أ ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz. | |||||
| 18014 | A'lâ 17. Ayet (87:17:1) | وَالْاٰخِرَةُ | والاخرة | vel-âḣiratu | oysa ahiret | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa âhiret, daha hayırlı ve süreklidir. | |||||
| 18015 | Gâşiye 1. Ayet (88:1:4) | الْغَاشِيَةِۜ | الغاشية | l-ġâşiye(ti) | sarıp kaplayacak olanın | غ ش و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dehşeti her şeyi kaplayan felaketin haberi sana geldi mi? | |||||
| 18016 | Gâşiye 2. Ayet (88:2:2) | يَوْمَئِذٍ | يومئذ | yevmeiżin | o gün | يَوْمَئِذٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün birtakım yüzler vardır ki zillete bürünmüşlerdir. | |||||
| 18017 | Gâşiye 2. Ayet (88:2:3) | خَاشِعَةٌۙ | خاشعة | ḣâşi’a(tun) | öne düşüktür | خ ش ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün birtakım yüzler vardır ki zillete bürünmüşlerdir. | |||||
| 18018 | Gâşiye 3. Ayet (88:3:2) | نَاصِبَةٌۙ | ناصبة | nâsibe(tun) | yorulur | ن ص ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çalışmış, (boşa) yorulmuşlardır. | |||||
| 18019 | Gâşiye 5. Ayet (88:5:3) | عَيْنٍ | عين | ‘aynin | bir göze- | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Son derece kızgın bir kaynaktan içirilirler. | |||||
| 18020 | Gâşiye 6. Ayet (88:6:1) | لَيْسَ | ليس | leyse | yoktur | ل ي س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, acı ve kötü kokulu bir dikenli bitkiden başka yiyecek yoktur. | |||||
| 18021 | Gâşiye 6. Ayet (88:6:2) | لَهُمْ | لهم | lehum | onlar için | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, acı ve kötü kokulu bir dikenli bitkiden başka yiyecek yoktur. | |||||
| 18022 | Gâşiye 7. Ayet (88:7:2) | يُسْمِنُ | يسمن | yusminu | o beslemez | س م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, ne besler ne de açlıktan kurtarır. | |||||
| 18023 | Gâşiye 8. Ayet (88:8:2) | يَوْمَئِذٍ | يومئذ | yevmeiżin | o gün | يَوْمَئِذٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün birtakım yüzler vardır ki, nimet içinde mutludurlar. | |||||
| 18024 | Gâşiye 11. Ayet (88:11:3) | ف۪يهَا | فيها | fîhâ | orada | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada hiçbir boş söz işitmezler. | |||||
| 18025 | Gâşiye 11. Ayet (88:11:4) | لَاغِيَةًۜ | لاغية | lâġiye(ten) | boş söz | ل غ و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada hiçbir boş söz işitmezler. | |||||
| 18026 | Gâşiye 12. Ayet (88:12:1) | ف۪يهَا | فيها | fîhâ | orada vardır | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada akan bir kaynak vardır. | |||||
| 18027 | Gâşiye 13. Ayet (88:13:1) | ف۪يهَا | فيها | fîhâ | orada | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 13,14,15,16. Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır. | |||||
| 18028 | Gâşiye 14. Ayet (88:14:2) | مَوْضُوعَةٌۙ | موضوعة | mevdû’a(tun) | konulmuş | و ض ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 13,14,15,16. Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır. | |||||
| 18029 | Gâşiye 17. Ayet (88:17:2) | يَنْظُرُونَ | ينظرون | yenzurûne | bakmıyorlar mı? | ن ظ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Deveye bakmıyorlar mı, nasıl yaratılmıştır! | |||||
| 18030 | Gâşiye 18. Ayet (88:18:2) | السَّمَٓاءِ | السماء | ssemâ-i | göğe | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiştir! | |||||
| 18031 | Gâşiye 20. Ayet (88:20:4) | سُطِحَتْ۠ | سطحت | sutihat | yayılıp döşenmiş | س ط ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır! | |||||
| 18032 | Gâşiye 21. Ayet (88:21:1) | فَذَكِّرْ | فذكر | fe-żekkir | öğüt ver | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin. | |||||
| 18033 | Gâşiye 21. Ayet (88:21:4) | مُذَكِّرٌۜ | مذكر | mużekkir(un) | öğüt verensin | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin. | |||||
| 18034 | Gâşiye 22. Ayet (88:22:2) | عَلَيْهِمْ | عليهم | ‘aleyhim | onların üzerinde | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin. | |||||
| 18035 | Gâşiye 22. Ayet (88:22:3) | بِمُصَيْطِرٍۙ | بمصيطر | bi-musaytir(in) | zorlayıcı | س ط ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin. | |||||
| 18036 | Gâşiye 24. Ayet (88:24:1) | فَيُعَذِّبُهُ | فيعذبه | fe-yu’ażżibuhu | ona azab eder | ع ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 23,24. Ancak, kim yüz çevirir, inkâr ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır. | |||||
| 18037 | Gâşiye 25. Ayet (88:25:3) | اِيَابَهُمْۙ | ايابهم | iyâbehum | dönüşleri | أ و ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz onların dönüşü ancak bizedir. | |||||
| 18038 | Gâşiye 26. Ayet (88:26:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir. | |||||
| 18039 | Gâşiye 26. Ayet (88:26:4) | حِسَابَهُمْ | حسابهم | hisâbehum | onların hesabı | ح س ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir. | |||||
| 18040 | Fecr 1. Ayet (89:1:1) | وَالْفَجْرِۙ | والفجر | vel-fecr(i) | andolsun fecre | ف ج ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Tan yerinin ağarmasına andolsun, | |||||
| 18041 | Fecr 2. Ayet (89:2:2) | عَشْرٍۙ | عشر | ‘aşr(in) | on | ع ش ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | On geceye andolsun,[579] | |||||
| 18042 | Fecr 4. Ayet (89:4:3) | يَسْرِۚ | يسر | yesr(i) | gitmekte olan | س ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Geçip giden geceye andolsun (ki, müşrikler azaba uğrayacaklardır). | |||||
| 18043 | Fecr 6. Ayet (89:6:2) | تَرَ | تر | tera | görmedin mi? | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7,8,9,10. (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd’un kavmi) Âd’e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem’e, vadide kayaları oyan (Salih’in kavmi) Semûd’a, kazıklar sahibi Firavun’a[580] ne yaptığını görmedin mi? | |||||
| 18044 | Fecr 8. Ayet (89:8:4) | مِثْلُهَا | مثلها | miśluhâ | onun eşi | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7,8,9,10. (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd’un kavmi) Âd’e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem’e, vadide kayaları oyan (Salih’in kavmi) Semûd’a, kazıklar sahibi Firavun’a[580] ne yaptığını görmedin mi? | |||||
| 18045 | Fecr 9. Ayet (89:9:3) | جَابُوا | جابوا | câbû | oyan | ج و ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7,8,9,10. (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd’un kavmi) Âd’e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem’e, vadide kayaları oyan (Salih’in kavmi) Semûd’a, kazıklar sahibi Firavun’a[580] ne yaptığını görmedin mi? | |||||
| 18046 | Fecr 12. Ayet (89:12:1) | فَاَكْثَرُوا | فاكثروا | fe-ekśerû | çokları | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 11,12. Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi. | |||||
| 18047 | Fecr 12. Ayet (89:12:2) | ف۪يهَا | فيها | fîhâ | oralarda | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 11,12. Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi. | |||||
| 18048 | Fecr 12. Ayet (89:12:3) | الْفَسَادَۙۖ | الفساد | l-fesâd(e) | kötülük etmişlerdi | ف س د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 11,12. Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi. | |||||
| 18049 | Fecr 13. Ayet (89:13:2) | عَلَيْهِمْ | عليهم | ‘aleyhim | onların üzerine | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı. | |||||