"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
18000 - 18050 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
18000 A'lâ 7. Ayet (87:7:8) وَمَا وما ve mâ ve olanı مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak Allah’ın dilediği başka. Şüphesiz O, açık olanı da bilir, gizliyi de.
18001 A'lâ 8. Ayet (87:8:1) وَنُيَسِّرُكَ ونيسرك ve nuyessiruke ve sana kolaylaştıracağız ي س ر
Diyanet İşleri (Yeni) Biz seni en kolay olana kolayca ileteceğiz.
18002 A'lâ 8. Ayet (87:8:2) لِلْيُسْرٰىۚ لليسرى lil-yusrâ en kolay olana ي س ر
Diyanet İşleri (Yeni) Biz seni en kolay olana kolayca ileteceğiz.
18003 A'lâ 9. Ayet (87:9:1) فَذَكِّرْ فذكر fe-żekkir o halde hatırlat öğüt ver ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) O hâlde, eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver.
18004 A'lâ 10. Ayet (87:10:2) مَنْ من men olan  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a karşı derin saygı duyarak O’ndan korkan öğüt alacaktır.
18005 A'lâ 11. Ayet (87:11:1) وَيَتَجَنَّبُهَا ويتجنبها ve yetecennebuhâ ve ondan kaçınır ج ن ب
Diyanet İşleri (Yeni) 11,12. En büyük ateşe girecek olan en bedbaht kimse (kâfir) ise, öğüt almaktan kaçınır.
18006 A'lâ 11. Ayet (87:11:2) الْاَشْقٰىۙ الاشقى l-eşkâ bahtsız olan ش ق و
Diyanet İşleri (Yeni) 11,12. En büyük ateşe girecek olan en bedbaht kimse (kâfir) ise, öğüt almaktan kaçınır.
18007 A'lâ 12. Ayet (87:12:1) اَلَّذ۪ي الذي elleżî o ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) 11,12. En büyük ateşe girecek olan en bedbaht kimse (kâfir) ise, öğüt almaktan kaçınır.
18008 A'lâ 13. Ayet (87:13:1) ثُمَّ ثم śumme sonra  ثُمَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra orada ne ölür (kurtulur), ne de (rahat bir hayat) yaşar.
18009 A'lâ 13. Ayet (87:13:2) لَا لا yoktur  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra orada ne ölür (kurtulur), ne de (rahat bir hayat) yaşar.
18010 A'lâ 13. Ayet (87:13:3) يَمُوتُ يموت yemûtu ölüm م و ت
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra orada ne ölür (kurtulur), ne de (rahat bir hayat) yaşar.
18011 A'lâ 13. Ayet (87:13:4) ف۪يهَا فيها fîhâ orada فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra orada ne ölür (kurtulur), ne de (rahat bir hayat) yaşar.
18012 A'lâ 14. Ayet (87:14:1) قَدْ قد kad doğrusu قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) 14,15. Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer.
18013 A'lâ 16. Ayet (87:16:2) تُؤْثِرُونَ تؤثرون tu/śirûne siz yeğliyorsunuz أ ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz.
18014 A'lâ 17. Ayet (87:17:1) وَالْاٰخِرَةُ والاخرة vel-âḣiratu oysa ahiret أ خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Oysa âhiret, daha hayırlı ve süreklidir.
18015 Gâşiye 1. Ayet (88:1:4) الْغَاشِيَةِۜ الغاشية l-ġâşiye(ti) sarıp kaplayacak olanın غ ش و
Diyanet İşleri (Yeni) Dehşeti her şeyi kaplayan felaketin haberi sana geldi mi?
18016 Gâşiye 2. Ayet (88:2:2) يَوْمَئِذٍ يومئذ yevmeiżin o gün  يَوْمَئِذٍ
Diyanet İşleri (Yeni) O gün birtakım yüzler vardır ki zillete bürünmüşlerdir.
18017 Gâşiye 2. Ayet (88:2:3) خَاشِعَةٌۙ خاشعة ḣâşi’a(tun) öne düşüktür خ ش ع
Diyanet İşleri (Yeni) O gün birtakım yüzler vardır ki zillete bürünmüşlerdir.
18018 Gâşiye 3. Ayet (88:3:2) نَاصِبَةٌۙ ناصبة nâsibe(tun) yorulur ن ص ب
Diyanet İşleri (Yeni) Çalışmış, (boşa) yorulmuşlardır.
18019 Gâşiye 5. Ayet (88:5:3) عَيْنٍ عين ‘aynin bir göze- ع ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) Son derece kızgın bir kaynaktan içirilirler.
18020 Gâşiye 6. Ayet (88:6:1) لَيْسَ ليس leyse yoktur ل ي س
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, acı ve kötü kokulu bir dikenli bitkiden başka yiyecek yoktur.
18021 Gâşiye 6. Ayet (88:6:2) لَهُمْ لهم lehum onlar için لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, acı ve kötü kokulu bir dikenli bitkiden başka yiyecek yoktur.
18022 Gâşiye 7. Ayet (88:7:2) يُسْمِنُ يسمن yusminu o beslemez س م ن
Diyanet İşleri (Yeni) O, ne besler ne de açlıktan kurtarır.
18023 Gâşiye 8. Ayet (88:8:2) يَوْمَئِذٍ يومئذ yevmeiżin o gün  يَوْمَئِذٍ
Diyanet İşleri (Yeni) O gün birtakım yüzler vardır ki, nimet içinde mutludurlar.
18024 Gâşiye 11. Ayet (88:11:3) ف۪يهَا فيها fîhâ orada فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Orada hiçbir boş söz işitmezler.
18025 Gâşiye 11. Ayet (88:11:4) لَاغِيَةًۜ لاغية lâġiye(ten) boş söz ل غ و
Diyanet İşleri (Yeni) Orada hiçbir boş söz işitmezler.
18026 Gâşiye 12. Ayet (88:12:1) ف۪يهَا فيها fîhâ orada vardır فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Orada akan bir kaynak vardır.
18027 Gâşiye 13. Ayet (88:13:1) ف۪يهَا فيها fîhâ orada فِي
Diyanet İşleri (Yeni) 13,14,15,16. Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.
18028 Gâşiye 14. Ayet (88:14:2) مَوْضُوعَةٌۙ موضوعة mevdû’a(tun) konulmuş و ض ع
Diyanet İşleri (Yeni) 13,14,15,16. Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.
18029 Gâşiye 17. Ayet (88:17:2) يَنْظُرُونَ ينظرون yenzurûne bakmıyorlar mı? ن ظ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Deveye bakmıyorlar mı, nasıl yaratılmıştır!
18030 Gâşiye 18. Ayet (88:18:2) السَّمَٓاءِ السماء ssemâ-i göğe س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiştir!
18031 Gâşiye 20. Ayet (88:20:4) سُطِحَتْ۠ سطحت sutihat yayılıp döşenmiş س ط ح
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır!
18032 Gâşiye 21. Ayet (88:21:1) فَذَكِّرْ فذكر fe-żekkir öğüt ver ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
18033 Gâşiye 21. Ayet (88:21:4) مُذَكِّرٌۜ مذكر mużekkir(un) öğüt verensin ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
18034 Gâşiye 22. Ayet (88:22:2) عَلَيْهِمْ عليهم ‘aleyhim onların üzerinde عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin.
18035 Gâşiye 22. Ayet (88:22:3) بِمُصَيْطِرٍۙ بمصيطر bi-musaytir(in) zorlayıcı س ط ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin.
18036 Gâşiye 24. Ayet (88:24:1) فَيُعَذِّبُهُ فيعذبه fe-yu’ażżibuhu ona azab eder ع ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) 23,24. Ancak, kim yüz çevirir, inkâr ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
18037 Gâşiye 25. Ayet (88:25:3) اِيَابَهُمْۙ ايابهم iyâbehum dönüşleri أ و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz onların dönüşü ancak bizedir.
18038 Gâşiye 26. Ayet (88:26:1) ثُمَّ ثم śumme sonra  ثُمَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.
18039 Gâşiye 26. Ayet (88:26:4) حِسَابَهُمْ حسابهم hisâbehum onların hesabı ح س ب
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.
18040 Fecr 1. Ayet (89:1:1) وَالْفَجْرِۙ والفجر vel-fecr(i) andolsun fecre ف ج ر
Diyanet İşleri (Yeni) Tan yerinin ağarmasına andolsun,
18041 Fecr 2. Ayet (89:2:2) عَشْرٍۙ عشر ‘aşr(in) on ع ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) On geceye andolsun,[579]
18042 Fecr 4. Ayet (89:4:3) يَسْرِۚ يسر yesr(i) gitmekte olan س ر ي
Diyanet İşleri (Yeni) Geçip giden geceye andolsun (ki, müşrikler azaba uğrayacaklardır).
18043 Fecr 6. Ayet (89:6:2) تَرَ تر tera görmedin mi? ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7,8,9,10. (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd’un kavmi) Âd’e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem’e, vadide kayaları oyan (Salih’in kavmi) Semûd’a, kazıklar sahibi Firavun’a[580] ne yaptığını görmedin mi?
18044 Fecr 8. Ayet (89:8:4) مِثْلُهَا مثلها miśluhâ onun eşi م ث ل
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7,8,9,10. (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd’un kavmi) Âd’e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem’e, vadide kayaları oyan (Salih’in kavmi) Semûd’a, kazıklar sahibi Firavun’a[580] ne yaptığını görmedin mi?
18045 Fecr 9. Ayet (89:9:3) جَابُوا جابوا câbû oyan ج و ب
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7,8,9,10. (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd’un kavmi) Âd’e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem’e, vadide kayaları oyan (Salih’in kavmi) Semûd’a, kazıklar sahibi Firavun’a[580] ne yaptığını görmedin mi?
18046 Fecr 12. Ayet (89:12:1) فَاَكْثَرُوا فاكثروا fe-ekśerû çokları ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) 11,12. Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi.
18047 Fecr 12. Ayet (89:12:2) ف۪يهَا فيها fîhâ oralarda فِي
Diyanet İşleri (Yeni) 11,12. Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi.
18048 Fecr 12. Ayet (89:12:3) الْفَسَادَۙۖ الفساد l-fesâd(e) kötülük etmişlerdi ف س د
Diyanet İşleri (Yeni) 11,12. Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi.
18049 Fecr 13. Ayet (89:13:2) عَلَيْهِمْ عليهم ‘aleyhim onların üzerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı.