| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 2100 | Âl-i İmran 199. Ayet (3:199:29) | سَر۪يعُ | سريع | serî’u | çabuk görendir | س ر ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya, işte onların, Rableri katında mükâfatları vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. | |||||
| 2101 | Âl-i İmran 200. Ayet (3:200:8) | وَاتَّقُوا | واتقوا | vettekû | ve korkun | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sabredin. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. | |||||
| 2102 | Nisâ 1. Ayet (4:1:4) | اتَّقُوا | اتقوا | ttekû | korkun | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da[104] eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir. | |||||
| 2103 | Nisâ 1. Ayet (4:1:6) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | o ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da[104] eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir. | |||||
| 2104 | Nisâ 1. Ayet (4:1:12) | مِنْهَا | منها | minhâ | ondan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da[104] eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir. | |||||
| 2105 | Nisâ 1. Ayet (4:1:17) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | birçok | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da[104] eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir. | |||||
| 2106 | Nisâ 1. Ayet (4:1:22) | تَسَٓاءَلُونَ | تساءلون | tesâelûne | sorduğunuz | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da[104] eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir. | |||||
| 2107 | Nisâ 1. Ayet (4:1:29) | رَق۪يبًا | رقيبا | rakîbe(n) | gözetleyicidir | ر ق ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da[104] eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir. | |||||
| 2108 | Nisâ 2. Ayet (4:2:6) | الْخَب۪يثَ | الخبيث | l-ḣabîśe | pis olanı | خ ب ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır. | |||||
| 2109 | Nisâ 2. Ayet (4:2:7) | بِالطَّيِّبِۖ | بالطيب | bi-ttayyib(i) | temiz olanla | ط ي ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır. | |||||
| 2110 | Nisâ 2. Ayet (4:2:10) | اَمْوَالَهُمْ | اموالهم | emvâlehum | onların mallarını | م و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır. | |||||
| 2111 | Nisâ 2. Ayet (4:2:14) | كَانَ | كان | kâne | olursa | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır. | |||||
| 2112 | Nisâ 3. Ayet (4:3:2) | خِفْتُمْ | خفتم | ḣiftum | korkarsanız | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın.[105] Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. | |||||
| 2113 | Nisâ 3. Ayet (4:3:8) | مَا | ما | mâ | olan | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın.[105] Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. | |||||
| 2114 | Nisâ 3. Ayet (4:3:9) | طَابَ | طاب | tâbe | uygun görürseniz | ط ي ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın.[105] Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. | |||||
| 2115 | Nisâ 3. Ayet (4:3:15) | وَرُبَاعَۚ | ورباع | ve rubâ’(a) | ve dörder | ر ب ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın.[105] Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. | |||||
| 2116 | Nisâ 3. Ayet (4:3:17) | خِفْتُمْ | خفتم | ḣiftum | korkarsanız | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın.[105] Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. | |||||
| 2117 | Nisâ 3. Ayet (4:3:18) | اَلَّا | الا | ellâ | olmayacağından | أَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın.[105] Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. | |||||
| 2118 | Nisâ 3. Ayet (4:3:23) | مَلَكَتْ | ملكت | meleket | sahip olduğu | م ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın.[105] Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. | |||||
| 2119 | Nisâ 3. Ayet (4:3:26) | اَدْنٰٓى | ادنى | ednâ | en uygun olan | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın.[105] Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. | |||||
| 2120 | Nisâ 4. Ayet (4:4:4) | نِحْلَةًۜ | نحلة | nihle(ten) | bir hak olarak | ن ح ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınlara mehirlerini (bir görev olarak) gönül hoşluğuyla verin. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da afiyetle yiyin. | |||||
| 2121 | Nisâ 4. Ayet (4:4:10) | مِنْهُ | منه | minhu | ondan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınlara mehirlerini (bir görev olarak) gönül hoşluğuyla verin. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da afiyetle yiyin. | |||||
| 2122 | Nisâ 4. Ayet (4:4:12) | فَكُلُوهُ | فكلوه | fekulûhu | onu yeyin | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınlara mehirlerini (bir görev olarak) gönül hoşluğuyla verin. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da afiyetle yiyin. | |||||
| 2123 | Nisâ 5. Ayet (4:5:10) | وَارْزُقُوهُمْ | وارزقوهم | ve-rzukûhum | ve onları besleyin | ر ز ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. O mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.[106] | |||||
| 2124 | Nisâ 5. Ayet (4:5:11) | ف۪يهَا | فيها | fîhâ | onunla | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. O mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.[106] | |||||
| 2125 | Nisâ 5. Ayet (4:5:13) | وَقُولُوا | وقولوا | ve kûlû | ve söyleyin | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. O mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.[106] | |||||
| 2126 | Nisâ 5. Ayet (4:5:14) | لَهُمْ | لهم | lehum | onlara | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. O mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.[106] | |||||
| 2127 | Nisâ 5. Ayet (4:5:15) | قَوْلًا | قولا | kavlen | söz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. O mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.[106] | |||||
| 2128 | Nisâ 6. Ayet (4:6:2) | الْيَتَامٰى | اليتامى | l-yetâmâ | öksüzleri | ي ت م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter. | |||||
| 2129 | Nisâ 6. Ayet (4:6:8) | اٰنَسْتُمْ | انستم | ânestum | görürseniz | أ ن س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter. | |||||
| 2130 | Nisâ 6. Ayet (4:6:9) | مِنْهُمْ | منهم | minhum | onlarda | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter. | |||||
| 2131 | Nisâ 6. Ayet (4:6:10) | رُشْدًا | رشدا | ruşden | bir olgunluk | ر ش د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter. | |||||
| 2132 | Nisâ 6. Ayet (4:6:21) | كَانَ | كان | kâne | olan | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter. | |||||
| 2133 | Nisâ 6. Ayet (4:6:25) | كَانَ | كان | kâne | olan | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter. | |||||
| 2134 | Nisâ 6. Ayet (4:6:26) | فَق۪يرًا | فقيرا | fakîran | yoksul | ف ق ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter. | |||||
| 2135 | Nisâ 6. Ayet (4:6:31) | اِلَيْهِمْ | اليهم | ileyhim | onlara | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter. | |||||
| 2136 | Nisâ 6. Ayet (4:6:37) | حَس۪يبًا | حسيبا | hasîbâ(n) | hesapçı olarak | ح س ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter. | |||||
| 2137 | Nisâ 7. Ayet (4:7:13) | مِمَّا | مما | mimmâ | olandan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ana, baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana, baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Allah, bırakılanın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir. | |||||
| 2138 | Nisâ 7. Ayet (4:7:15) | مِنْهُ | منه | minhu | ondan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ana, baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana, baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Allah, bırakılanın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir. | |||||
| 2139 | Nisâ 7. Ayet (4:7:17) | كَثُرَۜ | كثر | keśur(a) | çoğundan | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ana, baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana, baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Allah, bırakılanın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir. | |||||
| 2140 | Nisâ 8. Ayet (4:8:6) | وَالْيَتَامٰى | واليتامى | vel-yetâmâ | ve öksüzler | ي ت م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin. | |||||
| 2141 | Nisâ 8. Ayet (4:8:7) | وَالْمَسَاك۪ينُ | والمساكين | vel-mesâkînu | ve yoksullar | س ك ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin. | |||||
| 2142 | Nisâ 8. Ayet (4:8:8) | فَارْزُقُوهُمْ | فارزقوهم | ferzukûhum | onları rızıklandırın | ر ز ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin. | |||||
| 2143 | Nisâ 8. Ayet (4:8:9) | مِنْهُ | منه | minhu | ondan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin. | |||||
| 2144 | Nisâ 8. Ayet (4:8:10) | وَقُولُوا | وقولوا | ve kûlû | ve söyleyin | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin. | |||||
| 2145 | Nisâ 8. Ayet (4:8:11) | لَهُمْ | لهم | lehum | onlara | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin. | |||||
| 2146 | Nisâ 8. Ayet (4:8:12) | قَوْلًا | قولا | kavlen | söz | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin. | |||||
| 2147 | Nisâ 9. Ayet (4:9:7) | ذُرِّيَّةً | ذرية | żurriyyeten | çocuklar | ذ ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar hakkında endişeye kapılanlar, (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler. | |||||
| 2148 | Nisâ 9. Ayet (4:9:10) | عَلَيْهِمْۖ | عليهم | ‘aleyhim | onların durumundan | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar hakkında endişeye kapılanlar, (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler. | |||||
| 2149 | Nisâ 9. Ayet (4:9:11) | فَلْيَتَّقُوا | فليتقوا | felyettekû | korksunlar | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar hakkında endişeye kapılanlar, (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler. | |||||