| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 2700 | Nisâ 132. Ayet (4:132:5) | وَمَا | وما | ve mâ | ve olanlar | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Vekil olarak Allah yeter. | |||||
| 2701 | Nisâ 132. Ayet (4:132:10) | وَك۪يلًا | وكيلا | vekîlâ(n) | vekil olarak | و ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Vekil olarak Allah yeter. | |||||
| 2702 | Nisâ 133. Ayet (4:133:3) | يُذْهِبْكُمْ | يذهبكم | yużhibkum | sizi götürür | ذ ه ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Allah dilerse sizi yok eder ve başkalarını getirir. Allah, buna hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 2703 | Nisâ 134. Ayet (4:134:14) | بَص۪يرًا۟ | بصيرا | basîrâ(n) | görendir | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim dünya sevabı (nimeti) istiyorsa (bilsin ki), dünya sevabı da, ahiret sevabı da Allah katındadır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 2704 | Nisâ 135. Ayet (4:135:5) | كُونُوا | كونوا | kûnû | olun | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 2705 | Nisâ 135. Ayet (4:135:10) | وَلَوْ | ولو | ve lev | bile olsa | لَو |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 2706 | Nisâ 135. Ayet (4:135:17) | يَكُنْ | يكن | yekun | olsalar | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 2707 | Nisâ 135. Ayet (4:135:24) | فَلَا | فلا | felâ | öyle ise sapmayın | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 2708 | Nisâ 135. Ayet (4:135:32) | تُعْرِضُوا | تعرضوا | tu’ridû | doğruyu söylemezseniz | ع ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 2709 | Nisâ 135. Ayet (4:135:35) | كَانَ | كان | kâne | olandır | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 2710 | Nisâ 136. Ayet (4:136:9) | الَّذ۪ي | الذي | lleżî | o ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur. | |||||
| 2711 | Nisâ 136. Ayet (4:136:14) | الَّذ۪ٓي | الذي | lleżî | o ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur. | |||||
| 2712 | Nisâ 136. Ayet (4:136:17) | قَبْلُۜ | قبل | kabl(u) | daha öncekilere | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur. | |||||
| 2713 | Nisâ 137. Ayet (4:137:2) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | o kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip sonra inkâr eden, sonra inanıp tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarında ileri gidenler var ya; Allah, onları bağışlayacak da değildir, doğru yola iletecek de değildir. | |||||
| 2714 | Nisâ 137. Ayet (4:137:4) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip sonra inkâr eden, sonra inanıp tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarında ileri gidenler var ya; Allah, onları bağışlayacak da değildir, doğru yola iletecek de değildir. | |||||
| 2715 | Nisâ 137. Ayet (4:137:6) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip sonra inkâr eden, sonra inanıp tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarında ileri gidenler var ya; Allah, onları bağışlayacak da değildir, doğru yola iletecek de değildir. | |||||
| 2716 | Nisâ 137. Ayet (4:137:10) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip sonra inkâr eden, sonra inanıp tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarında ileri gidenler var ya; Allah, onları bağışlayacak da değildir, doğru yola iletecek de değildir. | |||||
| 2717 | Nisâ 137. Ayet (4:137:17) | لَهُمْ | لهم | lehum | onları | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip sonra inkâr eden, sonra inanıp tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarında ileri gidenler var ya; Allah, onları bağışlayacak da değildir, doğru yola iletecek de değildir. | |||||
| 2718 | Nisâ 137. Ayet (4:137:20) | سَب۪يلًاۜ | سبيلا | sebîlâ(n) | (doğru) yola | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip sonra inkâr eden, sonra inanıp tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarında ileri gidenler var ya; Allah, onları bağışlayacak da değildir, doğru yola iletecek de değildir. | |||||
| 2719 | Nisâ 138. Ayet (4:138:4) | لَهُمْ | لهم | lehum | kendilerinin olacağını | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele. | |||||
| 2720 | Nisâ 139. Ayet (4:139:1) | اَلَّذ۪ينَ | الذين | elleżîne | onlar | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, mü’minleri bırakıp kâfirleri dost edinen kimselerdir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Hâlbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir. | |||||
| 2721 | Nisâ 139. Ayet (4:139:2) | يَتَّخِذُونَ | يتخذون | yetteḣiżûne | tutuyorlar | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, mü’minleri bırakıp kâfirleri dost edinen kimselerdir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Hâlbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir. | |||||
| 2722 | Nisâ 139. Ayet (4:139:4) | اَوْلِيَٓاءَ | اولياء | evliyâe | dost | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, mü’minleri bırakıp kâfirleri dost edinen kimselerdir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Hâlbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir. | |||||
| 2723 | Nisâ 139. Ayet (4:139:8) | اَيَبْتَغُونَ | ايبتغون | eyebteġûne | mi arıyorlar? | ب غ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, mü’minleri bırakıp kâfirleri dost edinen kimselerdir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Hâlbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir. | |||||
| 2724 | Nisâ 139. Ayet (4:139:9) | عِنْدَهُمُ | عندهم | ‘indehumu | onların yanında | ع ن د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, mü’minleri bırakıp kâfirleri dost edinen kimselerdir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Hâlbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir. | |||||
| 2725 | Nisâ 140. Ayet (4:140:12) | بِهَا | بها | bihâ | onların | بِهَٓا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. | |||||
| 2726 | Nisâ 140. Ayet (4:140:14) | بِهَا | بها | bihâ | onlarla | بِهَٓا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. | |||||
| 2727 | Nisâ 140. Ayet (4:140:16) | تَقْعُدُوا | تقعدوا | tak’udû | oturmayın | ق ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. | |||||
| 2728 | Nisâ 140. Ayet (4:140:17) | مَعَهُمْ | معهم | me’ahum | onlarla beraber | مَعَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. | |||||
| 2729 | Nisâ 140. Ayet (4:140:19) | يَخُوضُوا | يخوضوا | yeḣûdû | onlar dalıncaya | خ و ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. | |||||
| 2730 | Nisâ 140. Ayet (4:140:21) | حَد۪يثٍ | حديث | hadîśin | bir söze | ح د ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. | |||||
| 2731 | Nisâ 140. Ayet (4:140:24) | اِذًا | اذا | iżen | o zaman | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. | |||||
| 2732 | Nisâ 140. Ayet (4:140:25) | مِثْلُهُمْۜ | مثلهم | miśluhum | onlar gibi olursunuz | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. | |||||
| 2733 | Nisâ 140. Ayet (4:140:33) | جَم۪يعًاۙ | جميعا | cemî’â(n) | toplayacaktır | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. | |||||
| 2734 | Nisâ 141. Ayet (4:141:1) | اَلَّذ۪ينَ | الذين | elleżîne | onlar ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa, “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir. | |||||
| 2735 | Nisâ 141. Ayet (4:141:2) | يَتَرَبَّصُونَ | يتربصون | yeterabbasûne | gözetleyip dururlar | ر ب ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa, “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir. | |||||
| 2736 | Nisâ 141. Ayet (4:141:5) | كَانَ | كان | kâne | (nasib)olursa | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa, “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir. | |||||
| 2737 | Nisâ 141. Ayet (4:141:15) | كَانَ | كان | kâne | olursa | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa, “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir. | |||||
| 2738 | Nisâ 141. Ayet (4:141:22) | وَنَمْنَعْكُمْ | ونمنعكم | ve nemna’kum | ve sizi korumadık mı? | م ن ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa, “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir. | |||||
| 2739 | Nisâ 141. Ayet (4:141:36) | سَب۪يلًا۟ | سبيلا | sebîlâ(n) | bir yol | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa, “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir. | |||||
| 2740 | Nisâ 142. Ayet (4:142:5) | وَهُوَ | وهو | ve huve | oysa O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar. | |||||
| 2741 | Nisâ 142. Ayet (4:142:6) | خَادِعُهُمْۚ | خادعهم | ḣâdi’uhum | onları aldatır | خ د ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar. | |||||
| 2742 | Nisâ 142. Ayet (4:142:13) | يُرَٓاؤُ۫نَ | يراؤن | yurâûne | gösteriş yaparlar | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar. | |||||
| 2743 | Nisâ 143. Ayet (4:143:9) | هٰٓؤُ۬لَٓاءِۜ | هؤلاء | hâulâ/(i) | onlara | هَٰذَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Ne bunlara (mü’minlere) ne de şunlara (kâfirlere) bağlanırlar. Allah, kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın. | |||||
| 2744 | Nisâ 143. Ayet (4:143:15) | لَهُ | له | lehu | ona | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Ne bunlara (mü’minlere) ne de şunlara (kâfirlere) bağlanırlar. Allah, kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın. | |||||
| 2745 | Nisâ 143. Ayet (4:143:16) | سَب۪يلًا | سبيلا | sebîlâ(n) | bir (çıkar) yol | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Ne bunlara (mü’minlere) ne de şunlara (kâfirlere) bağlanırlar. Allah, kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın. | |||||
| 2746 | Nisâ 144. Ayet (4:144:8) | اَوْلِيَٓاءَ | اولياء | evliyâe | dost | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? | |||||
| 2747 | Nisâ 144. Ayet (4:144:12) | اَتُر۪يدُونَ | اتريدون | eturîdûne | mi istiyorsunuz? | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? | |||||
| 2748 | Nisâ 144. Ayet (4:144:16) | عَلَيْكُمْ | عليكم | ‘aleykum | aleyhinizde olacak | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? | |||||
| 2749 | Nisâ 145. Ayet (4:145:1) | اِنَّ | ان | inne | doğrusu | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın. | |||||