| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 3050 | Mâide 35. Ayet (5:35:9) | الْوَس۪يلَةَ | الوسيلة | l-vesîlete | yol | و س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının, O’na yaklaşmaya vesile arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz. | |||||
| 3051 | Mâide 35. Ayet (5:35:12) | سَب۪يلِه۪ | سبيله | sebîlihi | O'nun yolunda | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının, O’na yaklaşmaya vesile arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz. | |||||
| 3052 | Mâide 36. Ayet (5:36:6) | لَهُمْ | لهم | lehum | kendilerinin olsa | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kâfirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 3053 | Mâide 36. Ayet (5:36:7) | مَا | ما | mâ | olanların | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kâfirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 3054 | Mâide 36. Ayet (5:36:11) | وَمِثْلَهُ | ومثله | ve miślehu | ve onun bir katı daha | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kâfirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 3055 | Mâide 36. Ayet (5:36:12) | مَعَهُ | معه | me’ahu | onunla beraber | مَعَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kâfirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 3056 | Mâide 36. Ayet (5:36:14) | بِه۪ | به | bihi | onu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kâfirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 3057 | Mâide 36. Ayet (5:36:22) | وَلَهُمْ | ولهم | ve lehum | ve onlar için vardır | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kâfirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 3058 | Mâide 37. Ayet (5:37:7) | هُمْ | هم | hum | onlar | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli bir azap vardır. | |||||
| 3059 | Mâide 37. Ayet (5:37:9) | مِنْهَاۘ | منها | minhâ | oradan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli bir azap vardır. | |||||
| 3060 | Mâide 37. Ayet (5:37:10) | وَلَهُمْ | ولهم | ve lehum | ve onlar için vardır | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli bir azap vardır. | |||||
| 3061 | Mâide 38. Ayet (5:38:5) | جَزَٓاءً | جزاء | cezâen | bir ceza olarak | ج ز ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 3062 | Mâide 39. Ayet (5:39:4) | بَعْدِ | بعد | ba’di | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 3063 | Mâide 39. Ayet (5:39:10) | عَلَيْهِۜ | عليه | ‘aleyh(i) | onun | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 3064 | Mâide 40. Ayet (5:40:7) | السَّمٰوَاتِ | السموات | ssemâvâti | göklerin | س م و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aittir. O, dilediğine azap eder, dilediğini de bağışlar. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 3065 | Mâide 41. Ayet (5:41:11) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | onlar ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde, ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler[150], sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.[151] Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. | |||||
| 3066 | Mâide 41. Ayet (5:41:19) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | olanlar | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde, ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler[150], sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.[151] Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. | |||||
| 3067 | Mâide 41. Ayet (5:41:27) | يَأْتُوكَۜ | يأتوك | ye/tûk(e) | sana gelmemiş olan | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde, ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler[150], sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.[151] Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. | |||||
| 3068 | Mâide 41. Ayet (5:41:28) | يُحَرِّفُونَ | يحرفون | yuharrifûne | onlar kaydırırlar | ح ر ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde, ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler[150], sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.[151] Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. | |||||
| 3069 | Mâide 41. Ayet (5:41:48) | لَهُ | له | lehu | onun için | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde, ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler[150], sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.[151] Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. | |||||
| 3070 | Mâide 41. Ayet (5:41:52) | اُو۬لٰٓئِكَ | اولئك | ulâike | işte onlar | أُولَٰئِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde, ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler[150], sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.[151] Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. | |||||
| 3071 | Mâide 41. Ayet (5:41:53) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | o kimseler ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde, ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler[150], sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.[151] Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. | |||||
| 3072 | Mâide 41. Ayet (5:41:60) | لَهُمْ | لهم | lehum | onlar için vardır | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde, ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler[150], sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.[151] Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. | |||||
| 3073 | Mâide 41. Ayet (5:41:64) | وَلَهُمْ | ولهم | ve lehum | ve onlar için vardır | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde, ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler[150], sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.[151] Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. | |||||
| 3074 | Mâide 42. Ayet (5:42:11) | عَنْهُمْۚ | عنهم | ‘anhum | onlardan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, yalanı çok dinleyen, haramı çok yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirecek olursan, sana asla hiçbir zarar veremezler. Eğer hükmedecek olursan, aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah, âdil davrananları sever. | |||||
| 3075 | Mâide 42. Ayet (5:42:14) | عَنْهُمْ | عنهم | ‘anhum | onlardan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, yalanı çok dinleyen, haramı çok yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirecek olursan, sana asla hiçbir zarar veremezler. Eğer hükmedecek olursan, aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah, âdil davrananları sever. | |||||
| 3076 | Mâide 43. Ayet (5:43:2) | يُحَكِّمُونَكَ | يحكمونك | yuhakkimûneke | seni hakem yapıyorlar | ح ك م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yanlarında, içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar, sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da, sana da) inanmış değillerdir. | |||||
| 3077 | Mâide 43. Ayet (5:43:8) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yanlarında, içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar, sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da, sana da) inanmış değillerdir. | |||||
| 3078 | Mâide 43. Ayet (5:43:9) | يَتَوَلَّوْنَ | يتولون | yetevellevne | dönüyorlar | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yanlarında, içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar, sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da, sana da) inanmış değillerdir. | |||||
| 3079 | Mâide 43. Ayet (5:43:11) | بَعْدِ | بعد | ba’di | sonra da | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yanlarında, içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar, sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da, sana da) inanmış değillerdir. | |||||
| 3080 | Mâide 43. Ayet (5:43:12) | ذٰلِكَۜ | ذلك | żâlik(e) | ondan | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yanlarında, içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar, sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da, sana da) inanmış değillerdir. | |||||
| 3081 | Mâide 43. Ayet (5:43:14) | اُو۬لٰٓئِكَ | اولئك | ulâike | onlar | أُولَٰئِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yanlarında, içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar, sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da, sana da) inanmış değillerdir. | |||||
| 3082 | Mâide 43. Ayet (5:43:15) | بِالْمُؤْمِن۪ينَ۟ | بالمؤمنين | bil-mu/minîn(e) | inanıyor | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yanlarında, içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar, sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da, sana da) inanmış değillerdir. | |||||
| 3083 | Mâide 44. Ayet (5:44:4) | ف۪يهَا | فيها | fîhâ | onda vardır | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir. | |||||
| 3084 | Mâide 44. Ayet (5:44:5) | هُدًى | هدى | huden | yol gösterme | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir. | |||||
| 3085 | Mâide 44. Ayet (5:44:8) | بِهَا | بها | bihâ | onunla | بِهَٓا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir. | |||||
| 3086 | Mâide 44. Ayet (5:44:10) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | öyle ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir. | |||||
| 3087 | Mâide 44. Ayet (5:44:11) | اَسْلَمُوا | اسلموا | eslemû | İslam olmuş | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir. | |||||
| 3088 | Mâide 44. Ayet (5:44:16) | بِمَا | بما | bimâ | dolayı | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir. | |||||
| 3089 | Mâide 44. Ayet (5:44:17) | اسْتُحْفِظُوا | استحفظوا | -stuhfizû | korumakla görevlendirildiklerinden | ح ف ظ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir. | |||||
| 3090 | Mâide 44. Ayet (5:44:22) | عَلَيْهِ | عليه | ‘aleyhi | onun üzerine | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir. | |||||
| 3091 | Mâide 44. Ayet (5:44:25) | تَخْشَوُا | تخشوا | taḣşevû | korkmayın | خ ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir. | |||||
| 3092 | Mâide 44. Ayet (5:44:27) | وَاخْشَوْنِ | واخشون | vaḣşevni | benden korkun | خ ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir. | |||||
| 3093 | Mâide 44. Ayet (5:44:40) | هُمُ | هم | humu | onlar | هُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir. | |||||
| 3094 | Mâide 45. Ayet (5:45:2) | عَلَيْهِمْ | عليهم | ‘aleyhim | onlara | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de bu hakkını bağışlar, sadakasına sayarsa o, kendisi için keffaret olur. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 3095 | Mâide 45. Ayet (5:45:3) | ف۪يهَٓا | فيها | fîhâ | onda | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de bu hakkını bağışlar, sadakasına sayarsa o, kendisi için keffaret olur. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 3096 | Mâide 45. Ayet (5:45:7) | وَالْعَيْنَ | والعين | vel-’ayne | ve göze | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de bu hakkını bağışlar, sadakasına sayarsa o, kendisi için keffaret olur. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 3097 | Mâide 45. Ayet (5:45:8) | بِالْعَيْنِ | بالعين | bil-’ayni | göz | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de bu hakkını bağışlar, sadakasına sayarsa o, kendisi için keffaret olur. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 3098 | Mâide 45. Ayet (5:45:20) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | o | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de bu hakkını bağışlar, sadakasına sayarsa o, kendisi için keffaret olur. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 3099 | Mâide 45. Ayet (5:45:21) | كَفَّارَةٌ | كفارة | keffâratun | keffaret olur | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de bu hakkını bağışlar, sadakasına sayarsa o, kendisi için keffaret olur. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridir. | |||||