"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
300 - 350 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
300 Bakara 76. Ayet (2:76:9) بَعْضُهُمْ بعضهم ba’duhum onların bazısı ب ع ض
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın (Tevrat’ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?”
301 Bakara 76. Ayet (2:76:13) اَتُحَدِّثُونَهُمْ اتحدثونهم etuhaddiśûnehum onlara haber mi veriyorsunuz ح د ث
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın (Tevrat’ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?”
302 Bakara 76. Ayet (2:76:18) لِيُحَٓاجُّوكُمْ ليحاجوكم li-yuhâccûkum sizin aleyhinizde delil olarak kullansınlar ح ج ج
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın (Tevrat’ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?”
303 Bakara 76. Ayet (2:76:19) بِه۪ به bihi onu بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın (Tevrat’ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?”
304 Bakara 76. Ayet (2:76:23) تَعْقِلُونَ تعقلون ta’kilûn(e) Aklınızı kullanmıyor musunuz? ع ق ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın (Tevrat’ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?”
305 Bakara 77. Ayet (2:77:2) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûne bilmiyorlar mı ki? ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da.
306 Bakara 77. Ayet (2:77:7) يُسِرُّونَ يسرون yusirrûne onların gizledikleri س ر ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da.
307 Bakara 78. Ayet (2:78:1) وَمِنْهُمْ ومنهم ve minhum onların içinde vardır مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunların bir de ümmî[26] takımı vardır; Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.
308 Bakara 78. Ayet (2:78:9) هُمْ هم hum onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) Bunların bir de ümmî[26] takımı vardır; Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.
309 Bakara 78. Ayet (2:78:11) يَظُنُّونَ يظنون yazunnûn(e) zannediyorlar ظ ن ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bunların bir de ümmî[26] takımı vardır; Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.
310 Bakara 79. Ayet (2:79:2) لِلَّذ۪ينَ للذين lilleżîne o kimselerin ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline!
311 Bakara 79. Ayet (2:79:3) يَكْتُبُونَ يكتبون yektubûne yazıyorlar ك ت ب
Diyanet İşleri (Yeni) Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline!
312 Bakara 79. Ayet (2:79:6) ثُمَّ ثم śümme sonra  ثُمَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline!
313 Bakara 79. Ayet (2:79:7) يَقُولُونَ يقولون yekûlûne diyorlar ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline!
314 Bakara 79. Ayet (2:79:13) بِه۪ به bihi onu بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline!
315 Bakara 79. Ayet (2:79:17) لَهُمْ لهم lehum onların لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline!
316 Bakara 79. Ayet (2:79:18) مِمَّا مما mimmâ ötürü مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline!
317 Bakara 79. Ayet (2:79:22) لَهُمْ لهم lehum onların لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline!
318 Bakara 79. Ayet (2:79:23) مِمَّا مما mimmâ ötürü مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline!
319 Bakara 80. Ayet (2:80:3) تَمَسَّنَا تمسنا temessene bize dokunmayacaktır م س س
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”
320 Bakara 80. Ayet (2:80:12) عَهْدًا عهدا ‘ahden bir söz (bu hususta) ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”
321 Bakara 80. Ayet (2:80:13) فَلَنْ فلن felen öyleyse لَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”
322 Bakara 80. Ayet (2:80:14) يُخْلِفَ يخلف yuḣlifa dönmez خ ل ف
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”
323 Bakara 80. Ayet (2:80:16) عَهْدَهُٓ عهده ‘ahdeh(u) sözünden ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”
324 Bakara 80. Ayet (2:80:17) اَمْ ام em yoksa أَم
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”
325 Bakara 80. Ayet (2:80:18) تَقُولُونَ تقولون tekûlûne söylüyorsunuz ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”
326 Bakara 81. Ayet (2:81:5) وَاَحَاطَتْ واحاطت ve ehâtat ve kuşatmış olursa ح و ط
Diyanet İşleri (Yeni) Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
327 Bakara 81. Ayet (2:81:8) فَاُو۬لٰٓئِكَ فاولئك fe-ulâike işte onlar أُولَٰئِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
328 Bakara 81. Ayet (2:81:11) هُمْ هم hum onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
329 Bakara 81. Ayet (2:81:12) ف۪يهَا فيها fîhâ orada فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
330 Bakara 82. Ayet (2:82:5) اُو۬لٰٓئِكَ اولئك ulâike işte onlar da أُولَٰئِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
331 Bakara 82. Ayet (2:82:8) هُمْ هم hum onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
332 Bakara 82. Ayet (2:82:9) ف۪يهَا فيها fîhâ orada فِي
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
333 Bakara 83. Ayet (2:83:3) م۪يثَاقَ ميثاق mîśâka bir söz و ث ق
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
334 Bakara 83. Ayet (2:83:4) بَن۪ٓي بني benî oğullarından ب ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
335 Bakara 83. Ayet (2:83:15) وَالْمَسَاك۪ينِ والمساكين vel-mesâkîni ve yoksullara س ك ن
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
336 Bakara 83. Ayet (2:83:16) وَقُولُوا وقولوا ve kûlû ve söyleyin ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
337 Bakara 83. Ayet (2:83:18) حُسْنًا حسنا husnen güzel söz ح س ن
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
338 Bakara 83. Ayet (2:83:23) ثُمَّ ثم śümme sonra  ثُمَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
339 Bakara 83. Ayet (2:83:24) تَوَلَّيْتُمْ توليتم tevelleytum döndünüz و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
340 Bakara 83. Ayet (2:83:27) مِنْكُمْ منكم minkum sizden olan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
341 Bakara 83. Ayet (2:83:29) مُعْرِضُونَ معرضون mu’ridûn(e) yüz çeviriyorsunuz ع ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
342 Bakara 84. Ayet (2:84:3) م۪يثَاقَكُمْ ميثاقكم mîśâkakum sizden kesin söz و ث ق
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz.
343 Bakara 84. Ayet (2:84:5) تَسْفِكُونَ تسفكون tesfikûne dökmeyeceksiniz س ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz.
344 Bakara 84. Ayet (2:84:12) ثُمَّ ثم śumme sonra  ثُمَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz.
345 Bakara 85. Ayet (2:85:4) تَقْتُلُونَ تقتلون taktulûne öldürüyorsunuz ق ت ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
346 Bakara 85. Ayet (2:85:6) وَتُخْرِجُونَ وتخرجون ve tuḣricûne ve çıkarıyorsunuz خ ر ج
Diyanet İşleri (Yeni) Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
347 Bakara 85. Ayet (2:85:11) تَظَاهَرُونَ تظاهرون tezâherûne birleşiyorsunuz ظ ه ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
348 Bakara 85. Ayet (2:85:12) عَلَيْهِمْ عليهم ‘aleyhim onlara karşı عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
349 Bakara 85. Ayet (2:85:17) اُسَارٰى اسارى usârâ esir olarak أ س ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.