| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 3750 | En'am 61. Ayet (6:61:1) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir.[178] Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler. | |||||
| 3751 | En'am 61. Ayet (6:61:5) | وَيُرْسِلُ | ويرسل | ve yursilu | ve gönderir | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir.[178] Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler. | |||||
| 3752 | En'am 61. Ayet (6:61:7) | حَفَظَةًۜ | حفظة | hafezaten | koruyucu(melek)ler | ح ف ظ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir.[178] Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler. | |||||
| 3753 | En'am 61. Ayet (6:61:12) | الْمَوْتُ | الموت | l-mevtu | ölüm | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir.[178] Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler. | |||||
| 3754 | En'am 61. Ayet (6:61:13) | تَوَفَّتْهُ | توفته | teveffethu | onun canını alırlar | و ف ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir.[178] Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler. | |||||
| 3755 | En'am 61. Ayet (6:61:15) | وَهُمْ | وهم | ve hum | onlar | هُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir.[178] Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler. | |||||
| 3756 | En'am 62. Ayet (6:62:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur. | |||||
| 3757 | En'am 62. Ayet (6:62:2) | رُدُّٓوا | ردوا | ruddû | döndürülürler | ر د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur. | |||||
| 3758 | En'am 62. Ayet (6:62:6) | الْحَقِّۜ | الحق | l-hakk(i) | gerçek olan | ح ق ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur. | |||||
| 3759 | En'am 62. Ayet (6:62:7) | اَلَا | الا | elâ | doğrusu | أَلَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur. | |||||
| 3760 | En'am 62. Ayet (6:62:8) | لَهُ | له | lehu | yalnız O'nundur | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur. | |||||
| 3761 | En'am 62. Ayet (6:62:10) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur. | |||||
| 3762 | En'am 62. Ayet (6:62:12) | الْحَاسِب۪ينَ | الحاسبين | l-hâsibîn(e) | hesap görenlerin | ح س ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur. | |||||
| 3763 | En'am 63. Ayet (6:63:3) | يُنَجّ۪يكُمْ | ينجيكم | yuneccîkum | sizi kurtarıyor | ن ج و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizler, açıktan ve gizlice O’na ‘Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederken, sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?” | |||||
| 3764 | En'am 63. Ayet (6:63:8) | تَدْعُونَهُ | تدعونه | ted’ûnehu | O'na yakardığınızda | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizler, açıktan ve gizlice O’na ‘Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederken, sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?” | |||||
| 3765 | En'am 63. Ayet (6:63:10) | وَخُفْيَةًۚ | وخفية | ve ḣufyeten | ve gizli olarak | خ ف ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizler, açıktan ve gizlice O’na ‘Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederken, sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?” | |||||
| 3766 | En'am 63. Ayet (6:63:15) | لَنَكُونَنَّ | لنكونن | lenekûnenne | elbette olacağız | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizler, açıktan ve gizlice O’na ‘Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederken, sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?” | |||||
| 3767 | En'am 64. Ayet (6:64:3) | يُنَجّ۪يكُمْ | ينجيكم | yuneccîkum | sizi kurtarıyor | ن ج و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Ama siz yine de O’na ortak koşuyorsunuz.” | |||||
| 3768 | En'am 64. Ayet (6:64:4) | مِنْهَا | منها | minhâ | ondan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Ama siz yine de O’na ortak koşuyorsunuz.” | |||||
| 3769 | En'am 64. Ayet (6:64:8) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Ama siz yine de O’na ortak koşuyorsunuz.” | |||||
| 3770 | En'am 64. Ayet (6:64:10) | تُشْرِكُونَ | تشركون | tuşrikûn(e) | O'na ortak koşuyorsunuz | ش ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Ama siz yine de O’na ortak koşuyorsunuz.” | |||||
| 3771 | En'am 65. Ayet (6:65:2) | هُوَ | هو | huve | O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir.” Bak, anlasınlar diye, âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. | |||||
| 3772 | En'am 65. Ayet (6:65:6) | يَبْعَثَ | يبعث | yeb’aśe | göndermeğe | ب ع ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir.” Bak, anlasınlar diye, âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. | |||||
| 3773 | En'am 65. Ayet (6:65:24) | نُصَرِّفُ | نصرف | nusarrifu | açıklıyoruz | ص ر ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir.” Bak, anlasınlar diye, âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. | |||||
| 3774 | En'am 66. Ayet (6:66:2) | بِه۪ | به | bihi | onu | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O (Kur’an) hak olduğu hâlde, kavmin onu yalanladı. De ki: “Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim.”[179] | |||||
| 3775 | En'am 66. Ayet (6:66:4) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O (Kur’an) hak olduğu hâlde, kavmin onu yalanladı. De ki: “Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim.”[179] | |||||
| 3776 | En'am 68. Ayet (6:68:2) | رَاَيْتَ | رايت | raeyte | gördüğün | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.[180] | |||||
| 3777 | En'am 68. Ayet (6:68:8) | عَنْهُمْ | عنهم | ‘anhum | onlardan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.[180] | |||||
| 3778 | En'am 68. Ayet (6:68:10) | يَخُوضُوا | يخوضوا | yaḣûdû | onlar geçinceye | خ و ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.[180] | |||||
| 3779 | En'am 68. Ayet (6:68:12) | حَد۪يثٍ | حديث | hadîśin | bir söze | ح د ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.[180] | |||||
| 3780 | En'am 68. Ayet (6:68:18) | تَقْعُدْ | تقعد | tak’ud | oturma | ق ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.[180] | |||||
| 3781 | En'am 68. Ayet (6:68:19) | بَعْدَ | بعد | ba’de | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.[180] | |||||
| 3782 | En'am 68. Ayet (6:68:22) | الْقَوْمِ | القوم | l-kavmi | topluluğuyla | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.[180] | |||||
| 3783 | En'am 69. Ayet (6:69:1) | وَمَا | وما | ve mâ | ve yoktur | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar. | |||||
| 3784 | En'am 69. Ayet (6:69:4) | يَتَّقُونَ | يتقون | yettekûne | korunanlar | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar. | |||||
| 3785 | En'am 69. Ayet (6:69:6) | حِسَابِهِمْ | حسابهم | hisâbihim | onların hesabından | ح س ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar. | |||||
| 3786 | En'am 69. Ayet (6:69:8) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey (sorumluluk) | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar. | |||||
| 3787 | En'am 69. Ayet (6:69:12) | يَتَّقُونَ | يتقون | yettekûn(e) | korunurlar diye | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar. | |||||
| 3788 | En'am 70. Ayet (6:70:3) | اتَّخَذُوا | اتخذوا | tteḣażû | yerine koyan(ları) | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 3789 | En'am 70. Ayet (6:70:5) | لَعِبًا | لعبا | la’iben | oyun | ل ع ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 3790 | En'am 70. Ayet (6:70:10) | وَذَكِّرْ | وذكر | ve żekkir | ve öğüt ver | ذ ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 3791 | En'am 70. Ayet (6:70:11) | بِه۪ٓ | به | bihi | o (Kur'an) ile | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 3792 | En'am 70. Ayet (6:70:15) | بِمَا | بما | bimâ | dolayı | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 3793 | En'am 70. Ayet (6:70:17) | لَيْسَ | ليس | leyse | olmaz | ل ي س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 3794 | En'am 70. Ayet (6:70:18) | لَهَا | لها | lehâ | onun | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 3795 | En'am 70. Ayet (6:70:22) | وَلِيٌّ | ولي | veliyyun | ne bir dostu | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 3796 | En'am 70. Ayet (6:70:31) | مِنْهَاۜ | منها | minhâ | ondan | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 3797 | En'am 70. Ayet (6:70:32) | اُو۬لٰٓئِكَ | اولئك | ulâike | işte onlar | أُولَٰئِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 3798 | En'am 70. Ayet (6:70:35) | بِمَا | بما | bimâ | dolayı | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 3799 | En'am 70. Ayet (6:70:37) | لَهُمْ | لهم | lehum | onlar için vardır | لَهُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. | |||||