"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
3750 - 3800 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
3750 En'am 61. Ayet (6:61:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir.[178] Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.
3751 En'am 61. Ayet (6:61:5) وَيُرْسِلُ ويرسل ve yursilu ve gönderir ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir.[178] Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.
3752 En'am 61. Ayet (6:61:7) حَفَظَةًۜ حفظة hafezaten koruyucu(melek)ler ح ف ظ
Diyanet İşleri (Yeni) O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir.[178] Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.
3753 En'am 61. Ayet (6:61:12) الْمَوْتُ الموت l-mevtu ölüm م و ت
Diyanet İşleri (Yeni) O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir.[178] Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.
3754 En'am 61. Ayet (6:61:13) تَوَفَّتْهُ توفته teveffethu onun canını alırlar و ف ي
Diyanet İşleri (Yeni) O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir.[178] Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.
3755 En'am 61. Ayet (6:61:15) وَهُمْ وهم ve hum onlar هُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir.[178] Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.
3756 En'am 62. Ayet (6:62:1) ثُمَّ ثم śumme sonra  ثُمَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur.
3757 En'am 62. Ayet (6:62:2) رُدُّٓوا ردوا ruddû döndürülürler ر د د
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur.
3758 En'am 62. Ayet (6:62:6) الْحَقِّۜ الحق l-hakk(i) gerçek olan ح ق ق
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur.
3759 En'am 62. Ayet (6:62:7) اَلَا الا elâ doğrusu أَلَا
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur.
3760 En'am 62. Ayet (6:62:8) لَهُ له lehu yalnız O'nundur لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur.
3761 En'am 62. Ayet (6:62:10) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur.
3762 En'am 62. Ayet (6:62:12) الْحَاسِب۪ينَ الحاسبين l-hâsibîn(e) hesap görenlerin ح س ب
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur.
3763 En'am 63. Ayet (6:63:3) يُنَجّ۪يكُمْ ينجيكم yuneccîkum sizi kurtarıyor ن ج و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Sizler, açıktan ve gizlice O’na ‘Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederken, sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?”
3764 En'am 63. Ayet (6:63:8) تَدْعُونَهُ تدعونه ted’ûnehu O'na yakardığınızda د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Sizler, açıktan ve gizlice O’na ‘Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederken, sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?”
3765 En'am 63. Ayet (6:63:10) وَخُفْيَةًۚ وخفية ve ḣufyeten ve gizli olarak خ ف ي
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Sizler, açıktan ve gizlice O’na ‘Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederken, sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?”
3766 En'am 63. Ayet (6:63:15) لَنَكُونَنَّ لنكونن lenekûnenne elbette olacağız ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Sizler, açıktan ve gizlice O’na ‘Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederken, sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?”
3767 En'am 64. Ayet (6:64:3) يُنَجّ۪يكُمْ ينجيكم yuneccîkum sizi kurtarıyor ن ج و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Ama siz yine de O’na ortak koşuyorsunuz.”
3768 En'am 64. Ayet (6:64:4) مِنْهَا منها minhâ ondan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Ama siz yine de O’na ortak koşuyorsunuz.”
3769 En'am 64. Ayet (6:64:8) ثُمَّ ثم śümme sonra  ثُمَّ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Ama siz yine de O’na ortak koşuyorsunuz.”
3770 En'am 64. Ayet (6:64:10) تُشْرِكُونَ تشركون tuşrikûn(e) O'na ortak koşuyorsunuz ش ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Ama siz yine de O’na ortak koşuyorsunuz.”
3771 En'am 65. Ayet (6:65:2) هُوَ هو huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir.” Bak, anlasınlar diye, âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz.
3772 En'am 65. Ayet (6:65:6) يَبْعَثَ يبعث yeb’aśe göndermeğe ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir.” Bak, anlasınlar diye, âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz.
3773 En'am 65. Ayet (6:65:24) نُصَرِّفُ نصرف nusarrifu açıklıyoruz ص ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir.” Bak, anlasınlar diye, âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz.
3774 En'am 66. Ayet (6:66:2) بِه۪ به bihi onu بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) O (Kur’an) hak olduğu hâlde, kavmin onu yalanladı. De ki: “Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim.”[179]
3775 En'am 66. Ayet (6:66:4) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O (Kur’an) hak olduğu hâlde, kavmin onu yalanladı. De ki: “Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim.”[179]
3776 En'am 68. Ayet (6:68:2) رَاَيْتَ رايت raeyte gördüğün ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.[180]
3777 En'am 68. Ayet (6:68:8) عَنْهُمْ عنهم ‘anhum onlardan عَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.[180]
3778 En'am 68. Ayet (6:68:10) يَخُوضُوا يخوضوا yaḣûdû onlar geçinceye خ و ض
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.[180]
3779 En'am 68. Ayet (6:68:12) حَد۪يثٍ حديث hadîśin bir söze ح د ث
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.[180]
3780 En'am 68. Ayet (6:68:18) تَقْعُدْ تقعد tak’ud oturma ق ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.[180]
3781 En'am 68. Ayet (6:68:19) بَعْدَ بعد ba’de sonra ب ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.[180]
3782 En'am 68. Ayet (6:68:22) الْقَوْمِ القوم l-kavmi topluluğuyla ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.[180]
3783 En'am 69. Ayet (6:69:1) وَمَا وما ve mâ ve yoktur مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar.
3784 En'am 69. Ayet (6:69:4) يَتَّقُونَ يتقون yettekûne korunanlar و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar.
3785 En'am 69. Ayet (6:69:6) حِسَابِهِمْ حسابهم hisâbihim onların hesabından ح س ب
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar.
3786 En'am 69. Ayet (6:69:8) شَيْءٍ شيء şey-in şey (sorumluluk) ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar.
3787 En'am 69. Ayet (6:69:12) يَتَّقُونَ يتقون yettekûn(e) korunurlar diye و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar.
3788 En'am 70. Ayet (6:70:3) اتَّخَذُوا اتخذوا tteḣażû yerine koyan(ları) أ خ ذ
Diyanet İşleri (Yeni) Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.
3789 En'am 70. Ayet (6:70:5) لَعِبًا لعبا la’iben oyun ل ع ب
Diyanet İşleri (Yeni) Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.
3790 En'am 70. Ayet (6:70:10) وَذَكِّرْ وذكر ve żekkir ve öğüt ver ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.
3791 En'am 70. Ayet (6:70:11) بِه۪ٓ به bihi o (Kur'an) ile بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.
3792 En'am 70. Ayet (6:70:15) بِمَا بما bimâ dolayı مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.
3793 En'am 70. Ayet (6:70:17) لَيْسَ ليس leyse olmaz ل ي س
Diyanet İşleri (Yeni) Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.
3794 En'am 70. Ayet (6:70:18) لَهَا لها lehâ onun لَهَا
Diyanet İşleri (Yeni) Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.
3795 En'am 70. Ayet (6:70:22) وَلِيٌّ ولي veliyyun ne bir dostu و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.
3796 En'am 70. Ayet (6:70:31) مِنْهَاۜ منها minhâ ondan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.
3797 En'am 70. Ayet (6:70:32) اُو۬لٰٓئِكَ اولئك ulâike işte onlar أُولَٰئِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.
3798 En'am 70. Ayet (6:70:35) بِمَا بما bimâ dolayı مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.
3799 En'am 70. Ayet (6:70:37) لَهُمْ لهم lehum onlar için vardır لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.