"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
3950 - 4000 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
3950 En'am 101. Ayet (6:101:5) يَكُونُ يكون yekûnu olabilir ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı hâlde, nasıl bir çocuğu olabilir? Hâlbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
3951 En'am 101. Ayet (6:101:6) لَهُ له lehu O'nun لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı hâlde, nasıl bir çocuğu olabilir? Hâlbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
3952 En'am 101. Ayet (6:101:7) وَلَدٌ ولد veledun çocuğu و ل د
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı hâlde, nasıl bir çocuğu olabilir? Hâlbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
3953 En'am 101. Ayet (6:101:9) تَكُنْ تكن tekun yoktur ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı hâlde, nasıl bir çocuğu olabilir? Hâlbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
3954 En'am 101. Ayet (6:101:12) وَخَلَقَ وخلق ve ḣaleka ve O yaratmıştır خ ل ق
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı hâlde, nasıl bir çocuğu olabilir? Hâlbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
3955 En'am 101. Ayet (6:101:15) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı hâlde, nasıl bir çocuğu olabilir? Hâlbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
3956 En'am 102. Ayet (6:102:4) لَٓا لا yoktur  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) İşte sizin Rabbiniz Allah. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. O, her şeye vekil (her şeyi yöneten, görüp gözeten)dir.
3957 En'am 102. Ayet (6:102:7) هُوَۚ هو hu(ve) O'ndan هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte sizin Rabbiniz Allah. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. O, her şeye vekil (her şeyi yöneten, görüp gözeten)dir.
3958 En'am 102. Ayet (6:102:8) خَالِقُ خالق ḣâliku (O) yaratıcısıdır خ ل ق
Diyanet İşleri (Yeni) İşte sizin Rabbiniz Allah. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. O, her şeye vekil (her şeyi yöneten, görüp gözeten)dir.
3959 En'am 102. Ayet (6:102:11) فَاعْبُدُوهُۚ فاعبدوه fa’budûh(u) O'na kulluk edin ع ب د
Diyanet İşleri (Yeni) İşte sizin Rabbiniz Allah. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. O, her şeye vekil (her şeyi yöneten, görüp gözeten)dir.
3960 En'am 102. Ayet (6:102:12) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte sizin Rabbiniz Allah. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. O, her şeye vekil (her şeyi yöneten, görüp gözeten)dir.
3961 En'am 103. Ayet (6:103:2) تُدْرِكُهُ تدركه tudrikuhu O'nu görmez د ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder.”[187] O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.
3962 En'am 103. Ayet (6:103:3) الْاَبْصَارُۘ الابصار l-ebsâru gözler ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder.”[187] O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.
3963 En'am 103. Ayet (6:103:4) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder.”[187] O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.
3964 En'am 103. Ayet (6:103:5) يُدْرِكُ يدرك yudriku görür د ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder.”[187] O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.
3965 En'am 103. Ayet (6:103:6) الْاَبْصَارَۚ الابصار l-ebsâr(a) gözleri ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder.”[187] O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.
3966 En'am 103. Ayet (6:103:7) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder.”[187] O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.
3967 En'am 104. Ayet (6:104:1) قَدْ قد kad doğrusu قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller[188] geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.
3968 En'am 104. Ayet (6:104:7) اَبْصَرَ ابصر ebsara görürse ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller[188] geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.
3969 En'am 104. Ayet (6:104:10) عَمِيَ عمي ‘amiye kör olursa ع م ي
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller[188] geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.
3970 En'am 105. Ayet (6:105:1) وَكَذٰلِكَ وكذلك ve keżâlike ve işte böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.[189]
3971 En'am 105. Ayet (6:105:2) نُصَرِّفُ نصرف nusarrifu döne döne açıklıyoruz ص ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.[189]
3972 En'am 105. Ayet (6:105:6) وَلِنُبَيِّنَهُ ولنبينه ve li-nubeyyinehu ve onu iyice açıklayalım diye ب ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.[189]
3973 En'am 105. Ayet (6:105:7) لِقَوْمٍ لقوم li-kavmin bir toplum için ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.[189]
3974 En'am 106. Ayet (6:106:1) اِتَّبِعْ اتبع ittebi’ tabi ol ت ب ع
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir.
3975 En'am 106. Ayet (6:106:3) اُو۫حِيَ اوحي ûhiye vahyolunan و ح ي
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir.
3976 En'am 106. Ayet (6:106:7) لَٓا لا yoktur  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir.
3977 En'am 106. Ayet (6:106:10) هُوَۚ هو hu(ve) O'ndan هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir.
3978 En'am 106. Ayet (6:106:13) الْمُشْرِك۪ينَ المشركين l-muşrikîn(e) ortak koşanlar- ش ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir.
3979 En'am 107. Ayet (6:107:5) اَشْرَكُواۜ اشركوا eşrakû ortak koşmazlardı ش ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin.
3980 En'am 107. Ayet (6:107:8) عَلَيْهِمْ عليهم ‘aleyhim onların üzerine عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin.
3981 En'am 107. Ayet (6:107:12) عَلَيْهِمْ عليهم ‘aleyhim onlara عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin.
3982 En'am 108. Ayet (6:108:2) تَسُبُّوا تسبوا tesubbû sövmeyin ki س ب ب
Diyanet İşleri (Yeni) Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.
3983 En'am 108. Ayet (6:108:8) فَيَسُبُّوا فيسبوا fe-yesubbû onlar da sövmesinler س ب ب
Diyanet İşleri (Yeni) Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.
3984 En'am 108. Ayet (6:108:13) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.
3985 En'am 108. Ayet (6:108:14) زَيَّنَّا زينا zeyyennâ biz süslü gösterdik ز ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.
3986 En'am 108. Ayet (6:108:18) ثُمَّ ثم śümme sonunda  ثُمَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.
3987 En'am 108. Ayet (6:108:21) مَرْجِعُهُمْ مرجعهم merci’uhum dönüşleri ر ج ع
Diyanet İşleri (Yeni) Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.
3988 En'am 108. Ayet (6:108:22) فَيُنَبِّئُهُمْ فينبئهم fe-yunebbiuhum O haber verecektir ن ب أ
Diyanet İşleri (Yeni) Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.
3989 En'am 108. Ayet (6:108:24) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.
3990 En'am 109. Ayet (6:109:9) بِهَاۜ بها bihâ ona بِهَٓا
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?”
3991 En'am 109. Ayet (6:109:17) اَنَّهَٓا انها ennehâ o (mu'cize)  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?”
3992 En'am 109. Ayet (6:109:19) جَٓاءَتْ جاءت câet gelmiş olsa ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?”
3993 En'am 109. Ayet (6:109:21) يُؤْمِنُونَ يؤمنون yu/minûn(e) onlar inanmazlar أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?”
3994 En'am 110. Ayet (6:110:2) اَفْـِٔدَتَهُمْ افـدتهم ef-idetehum gönüllerini ف أ د
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar.
3995 En'am 110. Ayet (6:110:3) وَاَبْصَارَهُمْ وابصارهم ve ebsârahum ve gözlerini ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar.
3996 En'am 110. Ayet (6:110:7) بِه۪ٓ به bihi ona بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar.
3997 En'am 110. Ayet (6:110:10) وَنَذَرُهُمْ ونذرهم ve neżeruhum ve bırakırız onları و ذ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar.
3998 En'am 110. Ayet (6:110:13) يَعْمَهُونَ۟ يعمهون ya’mehûn(e) bocalayıp dururlar ع م ه
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar.
3999 En'am 111. Ayet (6:111:4) اِلَيْهِمُ اليهم ileyhimu onlara إِلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık, Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.