| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 3950 | En'am 101. Ayet (6:101:5) | يَكُونُ | يكون | yekûnu | olabilir | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı hâlde, nasıl bir çocuğu olabilir? Hâlbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 3951 | En'am 101. Ayet (6:101:6) | لَهُ | له | lehu | O'nun | لَهُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı hâlde, nasıl bir çocuğu olabilir? Hâlbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 3952 | En'am 101. Ayet (6:101:7) | وَلَدٌ | ولد | veledun | çocuğu | و ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı hâlde, nasıl bir çocuğu olabilir? Hâlbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 3953 | En'am 101. Ayet (6:101:9) | تَكُنْ | تكن | tekun | yoktur | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı hâlde, nasıl bir çocuğu olabilir? Hâlbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 3954 | En'am 101. Ayet (6:101:12) | وَخَلَقَ | وخلق | ve ḣaleka | ve O yaratmıştır | خ ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı hâlde, nasıl bir çocuğu olabilir? Hâlbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 3955 | En'am 101. Ayet (6:101:15) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı hâlde, nasıl bir çocuğu olabilir? Hâlbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 3956 | En'am 102. Ayet (6:102:4) | لَٓا | لا | lâ | yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte sizin Rabbiniz Allah. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. O, her şeye vekil (her şeyi yöneten, görüp gözeten)dir. | |||||
| 3957 | En'am 102. Ayet (6:102:7) | هُوَۚ | هو | hu(ve) | O'ndan | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte sizin Rabbiniz Allah. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. O, her şeye vekil (her şeyi yöneten, görüp gözeten)dir. | |||||
| 3958 | En'am 102. Ayet (6:102:8) | خَالِقُ | خالق | ḣâliku | (O) yaratıcısıdır | خ ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte sizin Rabbiniz Allah. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. O, her şeye vekil (her şeyi yöneten, görüp gözeten)dir. | |||||
| 3959 | En'am 102. Ayet (6:102:11) | فَاعْبُدُوهُۚ | فاعبدوه | fa’budûh(u) | O'na kulluk edin | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte sizin Rabbiniz Allah. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. O, her şeye vekil (her şeyi yöneten, görüp gözeten)dir. | |||||
| 3960 | En'am 102. Ayet (6:102:12) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte sizin Rabbiniz Allah. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. O, her şeye vekil (her şeyi yöneten, görüp gözeten)dir. | |||||
| 3961 | En'am 103. Ayet (6:103:2) | تُدْرِكُهُ | تدركه | tudrikuhu | O'nu görmez | د ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder.”[187] O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. | |||||
| 3962 | En'am 103. Ayet (6:103:3) | الْاَبْصَارُۘ | الابصار | l-ebsâru | gözler | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder.”[187] O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. | |||||
| 3963 | En'am 103. Ayet (6:103:4) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder.”[187] O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. | |||||
| 3964 | En'am 103. Ayet (6:103:5) | يُدْرِكُ | يدرك | yudriku | görür | د ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder.”[187] O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. | |||||
| 3965 | En'am 103. Ayet (6:103:6) | الْاَبْصَارَۚ | الابصار | l-ebsâr(a) | gözleri | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder.”[187] O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. | |||||
| 3966 | En'am 103. Ayet (6:103:7) | وَهُوَ | وهو | ve huve | ve O | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder.”[187] O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. | |||||
| 3967 | En'am 104. Ayet (6:104:1) | قَدْ | قد | kad | doğrusu | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller[188] geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim. | |||||
| 3968 | En'am 104. Ayet (6:104:7) | اَبْصَرَ | ابصر | ebsara | görürse | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller[188] geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim. | |||||
| 3969 | En'am 104. Ayet (6:104:10) | عَمِيَ | عمي | ‘amiye | kör olursa | ع م ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller[188] geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim. | |||||
| 3970 | En'am 105. Ayet (6:105:1) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | ve işte böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.[189] | |||||
| 3971 | En'am 105. Ayet (6:105:2) | نُصَرِّفُ | نصرف | nusarrifu | döne döne açıklıyoruz | ص ر ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.[189] | |||||
| 3972 | En'am 105. Ayet (6:105:6) | وَلِنُبَيِّنَهُ | ولنبينه | ve li-nubeyyinehu | ve onu iyice açıklayalım diye | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.[189] | |||||
| 3973 | En'am 105. Ayet (6:105:7) | لِقَوْمٍ | لقوم | li-kavmin | bir toplum için | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.[189] | |||||
| 3974 | En'am 106. Ayet (6:106:1) | اِتَّبِعْ | اتبع | ittebi’ | tabi ol | ت ب ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir. | |||||
| 3975 | En'am 106. Ayet (6:106:3) | اُو۫حِيَ | اوحي | ûhiye | vahyolunan | و ح ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir. | |||||
| 3976 | En'am 106. Ayet (6:106:7) | لَٓا | لا | lâ | yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir. | |||||
| 3977 | En'am 106. Ayet (6:106:10) | هُوَۚ | هو | hu(ve) | O'ndan | هُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir. | |||||
| 3978 | En'am 106. Ayet (6:106:13) | الْمُشْرِك۪ينَ | المشركين | l-muşrikîn(e) | ortak koşanlar- | ش ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir. | |||||
| 3979 | En'am 107. Ayet (6:107:5) | اَشْرَكُواۜ | اشركوا | eşrakû | ortak koşmazlardı | ش ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin. | |||||
| 3980 | En'am 107. Ayet (6:107:8) | عَلَيْهِمْ | عليهم | ‘aleyhim | onların üzerine | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin. | |||||
| 3981 | En'am 107. Ayet (6:107:12) | عَلَيْهِمْ | عليهم | ‘aleyhim | onlara | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin. | |||||
| 3982 | En'am 108. Ayet (6:108:2) | تَسُبُّوا | تسبوا | tesubbû | sövmeyin ki | س ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. | |||||
| 3983 | En'am 108. Ayet (6:108:8) | فَيَسُبُّوا | فيسبوا | fe-yesubbû | onlar da sövmesinler | س ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. | |||||
| 3984 | En'am 108. Ayet (6:108:13) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. | |||||
| 3985 | En'am 108. Ayet (6:108:14) | زَيَّنَّا | زينا | zeyyennâ | biz süslü gösterdik | ز ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. | |||||
| 3986 | En'am 108. Ayet (6:108:18) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonunda | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. | |||||
| 3987 | En'am 108. Ayet (6:108:21) | مَرْجِعُهُمْ | مرجعهم | merci’uhum | dönüşleri | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. | |||||
| 3988 | En'am 108. Ayet (6:108:22) | فَيُنَبِّئُهُمْ | فينبئهم | fe-yunebbiuhum | O haber verecektir | ن ب أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. | |||||
| 3989 | En'am 108. Ayet (6:108:24) | كَانُوا | كانوا | kânû | oldukları | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. | |||||
| 3990 | En'am 109. Ayet (6:109:9) | بِهَاۜ | بها | bihâ | ona | بِهَٓا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?” | |||||
| 3991 | En'am 109. Ayet (6:109:17) | اَنَّهَٓا | انها | ennehâ | o (mu'cize) | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?” | |||||
| 3992 | En'am 109. Ayet (6:109:19) | جَٓاءَتْ | جاءت | câet | gelmiş olsa | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?” | |||||
| 3993 | En'am 109. Ayet (6:109:21) | يُؤْمِنُونَ | يؤمنون | yu/minûn(e) | onlar inanmazlar | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?” | |||||
| 3994 | En'am 110. Ayet (6:110:2) | اَفْـِٔدَتَهُمْ | افـدتهم | ef-idetehum | gönüllerini | ف أ د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar. | |||||
| 3995 | En'am 110. Ayet (6:110:3) | وَاَبْصَارَهُمْ | وابصارهم | ve ebsârahum | ve gözlerini | ب ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar. | |||||
| 3996 | En'am 110. Ayet (6:110:7) | بِه۪ٓ | به | bihi | ona | بِه۪ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar. | |||||
| 3997 | En'am 110. Ayet (6:110:10) | وَنَذَرُهُمْ | ونذرهم | ve neżeruhum | ve bırakırız onları | و ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar. | |||||
| 3998 | En'am 110. Ayet (6:110:13) | يَعْمَهُونَ۟ | يعمهون | ya’mehûn(e) | bocalayıp dururlar | ع م ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar. | |||||
| 3999 | En'am 111. Ayet (6:111:4) | اِلَيْهِمُ | اليهم | ileyhimu | onlara | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık, Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. | |||||