"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
4300 - 4350 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
4300 A'raf 17. Ayet (7:17:5) اَيْد۪يهِمْ ايديهم eydîhim önlerinden ي د ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.”
4301 A'raf 17. Ayet (7:17:11) شَمَٓائِلِهِمْۜ شمائلهم şemâilihim sollarından ش م ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.”
4302 A'raf 17. Ayet (7:17:14) اَكْثَرَهُمْ اكثرهم ekśerahum çoklarını ك ث ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.”
4303 A'raf 18. Ayet (7:18:3) مِنْهَا منها minhâ oradan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum.”
4304 A'raf 18. Ayet (7:18:4) مَذْؤُ۫مًا مذؤما meż-ûmen yerilmiş olarak ذ أ م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum.”
4305 A'raf 18. Ayet (7:18:5) مَدْحُورًاۜ مدحورا medhûr(an) ve kovulmuş olarak د ح ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum.”
4306 A'raf 18. Ayet (7:18:6) لَمَنْ لمن lemen andolsun kim مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum.”
4307 A'raf 18. Ayet (7:18:8) مِنْهُمْ منهم minhum onlardan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum.”
4308 A'raf 18. Ayet (7:18:9) لَاَمْلَـَٔنَّ لاملـن le-emle-enne dolduracağım م ل أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum.”
4309 A'raf 19. Ayet (7:19:15) فَتَكُونَا فتكونا fe-tekûnâ yoksa olursunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.”
4310 A'raf 20. Ayet (7:20:2) لَهُمَا لهما lehumâ onlara لَهُمَا
Diyanet İşleri (Yeni) Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedî kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı.”
4311 A'raf 20. Ayet (7:20:4) لِيُبْدِيَ ليبدي li-yubdiye göstermek için ب د و
Diyanet İşleri (Yeni) Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedî kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı.”
4312 A'raf 20. Ayet (7:20:6) مَا ما olan مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedî kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı.”
4313 A'raf 20. Ayet (7:20:8) عَنْهُمَا عنهما ‘anhumâ onların عَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedî kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı.”
4314 A'raf 20. Ayet (7:20:20) تَكُونَا تكونا tekûnâ olursunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedî kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı.”
4315 A'raf 20. Ayet (7:20:23) تَكُونَا تكونا tekûnâ olursunuz (diye) ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedî kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı.”
4316 A'raf 21. Ayet (7:21:1) وَقَاسَمَهُمَٓا وقاسمهما ve kâsemehumâ ve onlara yemin etti ق س م
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti.
4317 A'raf 21. Ayet (7:21:5) النَّاصِح۪ينَۙ الناصحين nnâsihîn(e) öğüt verenlerdenim ن ص ح
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti.
4318 A'raf 22. Ayet (7:22:1) فَدَلّٰيهُمَا فدليهما fe-dellâhumâ onları aşağı sarkıttı د ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab’leri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi.
4319 A'raf 22. Ayet (7:22:6) بَدَتْ بدت bedet göründü ب د و
Diyanet İşleri (Yeni) Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab’leri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi.
4320 A'raf 22. Ayet (7:22:10) يَخْصِفَانِ يخصفان yaḣsifâni üst üste yamayıp örtmeğe خ ص ف
Diyanet İşleri (Yeni) Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab’leri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi.
4321 A'raf 22. Ayet (7:22:15) وَنَادٰيهُمَا وناديهما ve nâdâhumâ ve onlara seslendi ن د و
Diyanet İşleri (Yeni) Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab’leri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi.
4322 A'raf 23. Ayet (7:23:10) لَنَكُونَنَّ لنكونن le-nekûnenne muhakkak oluruz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.”
4323 A'raf 24. Ayet (7:24:5) عَدُوٌّۚ عدو ‘aduvv(un) düşman olarak ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, dedi ki: “Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır.”
4324 A'raf 25. Ayet (7:25:2) ف۪يهَا فيها fîhâ orada فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, dedi ki: “Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız.”
4325 A'raf 25. Ayet (7:25:4) وَف۪يهَا وفيها ve fîhâ ve orada فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, dedi ki: “Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız.”
4326 A'raf 25. Ayet (7:25:5) تَمُوتُونَ تموتون temûtûne öleceksiniz م و ت
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, dedi ki: “Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız.”
4327 A'raf 25. Ayet (7:25:6) وَمِنْهَا ومنها ve minhâ ve yine oradan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, dedi ki: “Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız.”
4328 A'raf 26. Ayet (7:26:2) بَن۪ٓي بني benî oğulları ب ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik).
4329 A'raf 26. Ayet (7:26:8) يُوَار۪ي يواري yuvârî örtecek و ر ي
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik).
4330 A'raf 26. Ayet (7:26:20) يَذَّكَّرُونَ يذكرون yeżżekkerûn(e) düşünüp öğüt alırlar ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik).
4331 A'raf 27. Ayet (7:27:2) بَن۪ٓي بني benî oğulları ب ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır.
4332 A'raf 27. Ayet (7:27:12) يَنْزِعُ ينزع yenzi’u soyarak ن ز ع
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır.
4333 A'raf 27. Ayet (7:27:13) عَنْهُمَا عنهما ‘anhumâ onların عَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır.
4334 A'raf 27. Ayet (7:27:15) لِيُرِيَهُمَا ليريهما li-yuriyehumâ onlara göstermek için ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır.
4335 A'raf 27. Ayet (7:27:18) يَرٰيكُمْ يريكم yerâkum sizi görürler ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır.
4336 A'raf 27. Ayet (7:27:19) هُوَ هو huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır.
4337 A'raf 27. Ayet (7:27:24) تَرَوْنَهُمْۜ ترونهم teravnehum sizin onları göremeyeceğiniz ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır.
4338 A'raf 27. Ayet (7:27:28) اَوْلِيَٓاءَ اولياء evliyâe dostları و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır.
4339 A'raf 28. Ayet (7:28:2) فَعَلُوا فعلوا fe’alû onlar yaptıkları ف ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Çirkin bir iş işledikleri vakit, “Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bize bunu emretti” derler. De ki: “Şüphesiz, Allah çirkin işleri emretmez. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?”
4340 A'raf 28. Ayet (7:28:3) فَاحِشَةً فاحشة fâhişeten bir kötülük ف ح ش
Diyanet İşleri (Yeni) Çirkin bir iş işledikleri vakit, “Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bize bunu emretti” derler. De ki: “Şüphesiz, Allah çirkin işleri emretmez. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?”
4341 A'raf 28. Ayet (7:28:6) عَلَيْهَٓا عليها ‘aleyhâ bu (yolda) عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Çirkin bir iş işledikleri vakit, “Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bize bunu emretti” derler. De ki: “Şüphesiz, Allah çirkin işleri emretmez. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?”
4342 A'raf 28. Ayet (7:28:16) بِالْفَحْشَٓاءِۜ بالفحشاء bil-fahşâ/(i) kötülüğü ف ح ش
Diyanet İşleri (Yeni) Çirkin bir iş işledikleri vakit, “Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bize bunu emretti” derler. De ki: “Şüphesiz, Allah çirkin işleri emretmez. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?”
4343 A'raf 28. Ayet (7:28:17) اَتَقُولُونَ اتقولون e-tekûlûne mi söylüyorsunuz? ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Çirkin bir iş işledikleri vakit, “Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bize bunu emretti” derler. De ki: “Şüphesiz, Allah çirkin işleri emretmez. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?”
4344 A'raf 29. Ayet (7:29:5) وَاَق۪يمُوا واقيموا ve ekîmû ve O'na doğrultun ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (O’na) doğrultun. Dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine O’na) döneceksiniz.”
4345 A'raf 29. Ayet (7:29:10) وَادْعُوهُ وادعوه ved’ûhu ve O'na yalvarın د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (O’na) doğrultun. Dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine O’na) döneceksiniz.”
4346 A'raf 29. Ayet (7:29:12) لَهُ له lehu yalnız O'na لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (O’na) doğrultun. Dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine O’na) döneceksiniz.”
4347 A'raf 29. Ayet (7:29:16) تَعُودُونَۜ تعودون te’ûdûn(e) O'na döneceksiniz ع و د
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (O’na) doğrultun. Dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine O’na) döneceksiniz.”
4348 A'raf 30. Ayet (7:30:1) فَر۪يقًا فريقا ferîkan bir topluluğu ف ر ق
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık lâyık oldu. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.
4349 A'raf 30. Ayet (7:30:2) هَدٰى هدى hedâ doğru yola iletti ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık lâyık oldu. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.