"o" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 18311 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Fatiha 2. Ayet (1:2:1) اَلْحَمْدُ الحمد el-hamdu hamdolsun ح م د
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3,4. Hamd[4], Âlemlerin Rabbi[5], Rahmân[6], Rahîm[7], hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) mâliki Allah’a mahsustur.
2 Fatiha 3. Ayet (1:3:1) اَلرَّحْمٰنِ الرحمن errahmâni (O) Rahman'dır ر ح م
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3,4. Hamd[4], Âlemlerin Rabbi[5], Rahmân[6], Rahîm[7], hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) mâliki Allah’a mahsustur.
3 Fatiha 6. Ayet (1:6:2) الصِّرَاطَ الصراط ssirâta yola ص ر ط
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
4 Fatiha 6. Ayet (1:6:3) الْمُسْتَق۪يمَۙ المستقيم l-mustakîm(e) doğru ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
5 Fatiha 7. Ayet (1:7:1) صِرَاطَ صراط sirâta yoluna ص ر ط
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
6 Fatiha 7. Ayet (1:7:2) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne onlar ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
7 Fatiha 7. Ayet (1:7:6) الْمَغْضُوبِ المغضوب l-maġdûbi gazabedilmiş olanların غ ض ب
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
8 Bakara 2. Ayet (2:2:1) ذٰلِكَ ذلك żâlike işte o ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.
9 Bakara 2. Ayet (2:2:3) لَا لا yoktur  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.
10 Bakara 2. Ayet (2:2:6) هُدًى هدى huden yol göstericidir ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.
11 Bakara 3. Ayet (2:3:1) اَلَّذ۪ينَ الذين elleżîne onlar ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar gaybe[9] inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
12 Bakara 4. Ayet (2:4:1) وَالَّذ۪ينَ والذين velleżîne ve onlar ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.
13 Bakara 4. Ayet (2:4:9) قَبْلِكَۚ قبلك kablike senden önce ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.
14 Bakara 4. Ayet (2:4:11) هُمْ هم hum onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.
15 Bakara 5. Ayet (2:5:1) اُو۬لٰٓئِكَ اولئك ulâike işte onlar أُولَٰئِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.
16 Bakara 5. Ayet (2:5:7) هُمُ هم humu onlardır هُم
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.
17 Bakara 6. Ayet (2:6:5) عَلَيْهِمْ عليهم ‘aleyhim onlara عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.[10]
18 Bakara 6. Ayet (2:6:6) ءَاَنْذَرْتَهُمْ ءانذرتهم e-enżertehum onları uyarman ن ذ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.[10]
19 Bakara 7. Ayet (2:7:8) اَبْصَارِهِمْ ابصارهم ebsârihim gözlerinin ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
20 Bakara 7. Ayet (2:7:10) وَلَهُمْ ولهم ve lehum Onlar için vardır لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
21 Bakara 8. Ayet (2:8:3) مَنْ من men öyleleri de  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan, inanmadıkları hâlde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır.
22 Bakara 8. Ayet (2:8:9) وَمَا وما ve mâ olmadıkları halde مَا
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan, inanmadıkları hâlde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır.
23 Bakara 8. Ayet (2:8:10) هُمْ هم hum onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan, inanmadıkları hâlde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır.
24 Bakara 8. Ayet (2:8:11) بِمُؤْمِن۪ينَۢ بمؤمنين bi-mu/minîn(e) inanıyor أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan, inanmadıkları hâlde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır.
25 Bakara 10. Ayet (2:10:2) قُلُوبِهِمْ قلوبهم kulûbihim onların kablerinde ق ل ب
Diyanet İşleri (Yeni) Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.
26 Bakara 10. Ayet (2:10:7) وَلَهُمْ ولهم ve lehum onlara vardır لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.
27 Bakara 10. Ayet (2:10:10) بِمَا بما bimâ ötürü مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.
28 Bakara 10. Ayet (2:10:11) كَانُوا كانوا kânû olduklarından ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.
29 Bakara 11. Ayet (2:11:3) لَهُمْ لهم lehum onlara لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler.
30 Bakara 11. Ayet (2:11:5) تُفْسِدُوا تفسدوا tufsidû bozgunculuk ف س د
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler.
31 Bakara 12. Ayet (2:12:3) هُمُ هم humu onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.
32 Bakara 12. Ayet (2:12:4) الْمُفْسِدُونَ المفسدون l-mufsidûne bozgunculardır ف س د
Diyanet İşleri (Yeni) İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.
33 Bakara 13. Ayet (2:13:3) لَهُمْ لهم lehum onlara لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.[11] İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.
34 Bakara 13. Ayet (2:13:14) اِنَّهُمْ انهم innehum doğrusu onlardır إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.[11] İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.
35 Bakara 13. Ayet (2:13:15) هُمُ هم humu onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.[11] İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.
36 Bakara 14. Ayet (2:14:16) مُسْتَهْزِؤُ۫نَ مستهزؤن mustehziûn(e) (onlarla) alay ediyoruz ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler.
37 Bakara 15. Ayet (2:15:4) وَيَمُدُّهُمْ ويمدهم ve yemudduhum ve onları bırakır م د د
Diyanet İşleri (Yeni) Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.
38 Bakara 15. Ayet (2:15:7) يَعْمَهُونَ يعمهون ya’mehûn(e) bocalayıp dururlar ع م ه
Diyanet İşleri (Yeni) Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.
39 Bakara 16. Ayet (2:16:1) اُو۬لٰٓئِكَ اولئك ulâike işte onlar أُولَٰئِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır.
40 Bakara 16. Ayet (2:16:10) كَانُوا كانوا kânû olanlardan ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır.
41 Bakara 16. Ayet (2:16:11) مُهْتَد۪ينَ مهتدين muhtedîn(e) doğru yolu bulan ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır.
42 Bakara 17. Ayet (2:17:1) مَثَلُهُمْ مثلهم meśeluhum Onların durumu م ث ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.
43 Bakara 17. Ayet (2:17:12) بِنُورِهِمْ بنورهم binûrihim onların nurunu ن و ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.
44 Bakara 17. Ayet (2:17:13) وَتَرَكَهُمْ وتركهم veterakehum ve onları bıraktı ت ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.
45 Bakara 17. Ayet (2:17:17) يُبْصِرُونَ يبصرون yubsirûn(e) görenlerden ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.
46 Bakara 18. Ayet (2:18:3) عُمْيٌ عمي ‘umyun kördürler ع م ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
47 Bakara 18. Ayet (2:18:4) فَهُمْ فهم fehum onlar فَهُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
48 Bakara 18. Ayet (2:18:6) يَرْجِعُونَۙ يرجعون yerci’ûn(e) dönecek ر ج ع
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
49 Bakara 19. Ayet (2:19:1) اَوْ او ev ya da (onlar) أَوْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
50 Bakara 19. Ayet (2:19:2) كَصَيِّبٍ كصيب kesayyibin boşanan yağmur gibi ص و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.