"olanlar" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 141 sonuç bulundu.
50 - 100 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
50 A'raf 72. Ayet (7:72:2) وَالَّذ۪ينَ والذين velleżîne ve olanları ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların ise kökünü kestik.
51 A'raf 72. Ayet (7:72:12) كَانُوا كانوا kânû olanların ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların ise kökünü kestik.
52 A'raf 100. Ayet (7:100:4) يَرِثُونَ يرثون yeriśûne varis olanları و ر ث
Diyanet İşleri (Yeni) Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler.
53 A'raf 114. Ayet (7:114:4) لَمِنَ لمن lemine olanlardansınız مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, “Evet. Üstelik siz (ücretle de kalmayacaksınız) mutlaka benim en yakınlarımdan olacaksınız” dedi.
54 A'raf 160. Ayet (7:160:0) طَيِّبَاتِ طيبات tayyibâti güzel olanlar- ط ي ب
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onları on iki kabile hâlinde topluluklara ayırdık. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona, “Asânı taşa vur” diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı.
55 A'raf 169. Ayet (7:169:0) وَرِثُوا ورثوا veriśû varis olanlar و ر ث
Diyanet İşleri (Yeni) Derken, onların ardından yerlerine Kitab’a (Tevrat’a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Hâlbuki, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz?
56 A'raf 206. Ayet (7:206:0) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne olanlar ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Rabbin katındaki (melek)ler O’na ibadet etmekten büyüklenmezler. O’nu tespih ederler ve yalnız O’na secde ederler.[240]
57 Enfal 38. Ayet (8:38:0) مَا ما olanlar مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! İnkâr edenlere söyle: Eğer (iman edip, düşmanlık ve savaştan) vazgeçerlerse, geçmiş günahları bağışlanır. Eğer (düşmanlık ve savaşa) dönerlerse, öncekilere uygulanan ilâhî kanun devam etmiş olacaktır.[250]
58 Enfal 64. Ayet (8:64:0) اتَّبَعَكَ اتبعك ttebe’ake sana tabi olanlara ت ب ع
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Peygamber! Sana ve sana tabi olan mü’minlere Allah yeter.
59 Tevbe 26. Ayet (9:26:0) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne olanlara ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra Allah, Resûlü ile mü’minler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkâr edenlere azap verdi. İşte bu, inkârcıların cezasıdır.
60 Tevbe 60. Ayet (9:60:0) وَالْمُؤَ۬لَّفَةِ والمؤلفة vel-muellefeti ve ısındırılacak olanlara أ ل ف
Diyanet İşleri (Yeni) Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
61 Tevbe 70. Ayet (9:70:0) وَالْمُؤْتَفِكَاتِۜ والمؤتفكات vel-mu/tefikât(i) ve yerlebir olanların أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara kendilerinden öncekilerin; Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin; İbrahim’in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar, Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı.
62 Tevbe 86. Ayet (9:86:0) اُو۬لُوا اولوا ulû sahibi olanlar أ و ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah’a iman edin ve Resûlü ile birlikte cihat edin” diye bir sûre indirildiğinde, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve “Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım” dediler.
63 Tevbe 100. Ayet (9:100:0) الْاَوَّلُونَ الاولون l-evvelûne ilk olanlar أ و ل
Diyanet İşleri (Yeni) İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.
64 Yunus 7. Ayet (10:7:0) وَالَّذ۪ينَ والذين velleżîne ve olanlar ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) 7,8. Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya; işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir.
65 Yunus 55. Ayet (10:55:0) مَا ما olanların tümü مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Bilesiniz ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Yine bilesiniz ki, Allah’ın va’di haktır. Fakat onların çoğu bunu bilmez.
66 Yunus 57. Ayet (10:57:0) لِمَا لما limâ olanlar için مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi.
67 Yunus 73. Ayet (10:73:0) وَمَنْ ومن ve men ve olanları  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onu yine de yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Bak, uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu!
68 Yunus 102. Ayet (10:102:0) خَلَوْا خلوا ḣalev geçmiş olanların خ ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar sadece, kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.”
69 Hûd 40. Ayet (11:40:16) مَنْ من men olanlar  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.[274]
70 Hûd 48. Ayet (11:48:11) مِمَّنْ ممن mimmen olanlardan مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ona denildi ki: “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Daha birtakım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak.”
71 Yusuf 85. Ayet (12:85:12) الْهَالِك۪ينَ الهالكين l-hâlikîn(e) helak olanlar- ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Oğulları, “Allah’a yemin ederiz ki, sen hâlâ Yusuf’u anıp duruyorsun. Sonunda üzüntüden eriyip gideceksin veya helâk olacaksın” dediler.
72 Ra'd 15. Ayet (13:15:3) مَنْ من men olanların hepsi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah’a boyun eğer.
73 Ra'd 28. Ayet (13:28:3) وَتَطْمَئِنُّ وتطمئن ve tatmeinnu ve tatmin olanlardır ط م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.
74 Hicr 4. Ayet (15:4:6) وَلَهَا ولها ve lehâ olanların لَهَا
Diyanet İşleri (Yeni) Helâk ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır.
75 Nahl 27. Ayet (16:27:13) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne olanlar ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra kıyamet günü, Allah onları rezil edecek ve diyecek ki: “Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!” Kendilerine ilim verilenler ise şöyle derler: “Şüphesiz bugün rezillik, aşağılık ve kötülük kâfirlerin üzerinedir.”
76 Nahl 88. Ayet (16:88:3) وَصَدُّوا وصدوا ve saddû ve engel olanlar ص د د
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr eden ve insanları Allah’ın yolundan alıkoyanların, yapmakta oldukları bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz.
77 Nahl 118. Ayet (16:118:2) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne olanlara da ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Daha önce sana anlattıklarımızı yahudi olanlara da haram kılmıştık. Biz (bununla) onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
78 İsrâ 55. Ayet (17:55:3) بِمَنْ بمن bimen olanları  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Andolsun, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik.[318]
79 Enbiyâ 24. Ayet (21:24:11) مَنْ من men olanların  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa ondan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilâh olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler.”[362]
80 Hacc 7. Ayet (22:7:10) مَنْ من men olanları  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah, kabirlerdeki kimseleri diriltecektir.
81 Hacc 53. Ayet (22:53:6) لِلَّذ۪ينَ للذين lilleżîne olanlara ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç şüphesiz ki o zalimler, derin bir ayrılık içindedirler.
82 Hacc 65. Ayet (22:65:7) مَا ما olanları مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.
83 Nûr 44. Ayet (24:44:9) لِاُو۬لِي لاولي li-ulî olanlar için أ و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, geceyi ve gündüzü döndürüp duruyor. Şüphesiz bunda basiret sahibi olanlar için bir ibret vardır.
84 Nûr 58. Ayet (24:58:9) وَالَّذ۪ينَ والذين velleżîne ve olanlar ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
85 Nûr 64. Ayet (24:64:4) مَا ما olanlar مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Bilmiş olun ki şüphesiz göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. O, içinde bulunduğunuz durumu gerçekten bilir. Allah’a döndürülecekleri ve yaptıklarını Allah’ın onlara haber vereceği günü hatırla. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
86 Furkan 34. Ayet (25:34:1) اَلَّذ۪ينَ الذين elleżîne olanlar ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya; işte onlar konumları itibariyle daha kötü, tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar.
87 Şu'arâ 24. Ayet (26:24:5) وَمَا وما ve mâ ve olanların مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “O, göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir.”
88 Şu'arâ 28. Ayet (26:28:5) وَمَا وما ve mâ ve olanların مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “O, doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Eğer düşünüyorsanız bu, böyledir” dedi.
89 Şu'arâ 65. Ayet (26:65:3) وَمَنْ ومن ve men ve olanları  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık.
90 Kasas 31. Ayet (28:31:20) الْاٰمِن۪ينَ الامنين l-âminîn(e) güvende olanlar- أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Değneğini (yere) at.” (Mûsâ, değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) “Ey Mûsâ! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın.”
91 Kasas 56. Ayet (28:56:13) بِالْمُهْتَد۪ينَ بالمهتدين bil-muhtedîn(e) yola gelecek olanları ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.
92 Kasas 63. Ayet (28:63:2) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne olanlar ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Haklarında azap hükmü gerçekleşenler, “Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı” diyeceklerdir.
93 Kasas 80. Ayet (28:80:2) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne olanlar ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler.
94 Ankebut 46. Ayet (29:46:25) مُسْلِمُونَ مسلمون muslimûn(e) teslim olanlarız س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) İçlerinden zulmedenler hariç, Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: “Biz, bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim ilâhımız ve sizin ilâhınız birdir (aynı ilâhtır). Biz sadece O’na teslim olmuş kimseleriz.”
95 Ankebut 48. Ayet (29:48:13) الْمُبْطِلُونَ المبطلون l-mubtilûn(e) batılda olanlar ب ط ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sen şu Kur’an’dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar, şüpheye düşerlerdi.
96 Ankebut 49. Ayet (29:49:7) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne olanların ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder.
97 Ankebut 52. Ayet (29:52:8) مَا ما olanları مَا
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah’ı inkâr edenler var ya; işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır.”
98 Fâtır 28. Ayet (35:28:6) اَلْوَانُهُ الوانه elvânuhu renkte olanlar ل و ن
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan, (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. Allah’a karşı ancak; kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.
99 Yâsîn 45. Ayet (36:45:5) مَا ما olanlardan مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin” denildiğinde yüz çevirirler.