"olduk" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 140 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Tevbe 93. Ayet (9:93:0) اَغْنِيَٓاءُۚ اغنياء aġniyâ/(u) zengin oldukları halde غ ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) Sorumluluk ancak, zengin oldukları hâlde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler.
2 Tevbe 113. Ayet (9:113:0) اَصْحَابُ اصحاب ashâbu halkı oldukları ص ح ب
Diyanet İşleri (Yeni) Cehennem ehli oldukları açıkça kendilerine belli olduktan sonra, -yakınları da olsalar- Allah’a ortak koşanlar için af dilemek ne Peygambere yaraşır, ne de mü’minlere.
3 Mâide 58. Ayet (5:58:9) بِاَنَّهُمْ بانهم bi-ennehum oldukları içindir  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu, şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır.
4 Tevbe 127. Ayet (9:127:0) بِاَنَّهُمْ بانهم bi-ennehum oldukları için  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir sûre indirildi mi, “Sizi bir kimse görüyor mu?” diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışıp giderler. Anlamayan bir toplum olmalarından dolayı, Allah onların kalplerini çevirmiştir.
5 Fetih 11. Ayet (48:11:35) بِمَا بما bimâ olduklarınızı مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanları sana, “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; Allah’tan bizim için af dile” diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: “Allah, sizin bir zarara uğramanızı dilerse, yahut bir yarar elde etmenizi dilerse, O’na karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”
6 Bakara 253. Ayet (2:253:33) جَٓاءَتْهُمُ جاءتهم câethumu gelmiş olduktan ج ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkâr edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lâkin Allah dilediğini yapar.[69]
7 Secde 10. Ayet (32:10:3) ضَلَلْنَا ضللنا dalâlnâ biz kaybolduktan ض ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Kâfirler dediler ki:) “Biz toprakta yok olduktan sonra mı, biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.
8 A'raf 149. Ayet (7:149:0) ضَلُّواۙ ضلوا dallû sapmış olduklarını ض ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) İsrailoğulları (yaptıklarına) pişman olup, gerçekten sapmış olduklarını görünce, “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, mutlaka ziyana uğrayanlardan oluruz” dediler.
9 Hucurât 14. Ayet (49:14:9) اَسْلَمْنَا اسلمنا eslemnâ islam olduk س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin.[500] Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
10 Âl-i İmran 80. Ayet (3:80:11) اِذْ اذ olduktan إِذ
Diyanet İşleri (Yeni) Onun size, “Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin.” diye emretmesi de düşünülemez. Siz müslüman olduktan sonra, o size hiç inkârı emreder mi?
11 Tevbe 74. Ayet (9:74:0) اِسْلَامِهِمْ اسلامهم islâmihim İslam olduktan س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.
12 Yunus 24. Ayet (10:24:0) قَادِرُونَ قادرون kâdirûne kadir olduklarını ق د ر
Diyanet İşleri (Yeni) Dünya hayatının hâli, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hâli gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. İşte düşünen bir toplum için, âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.
13 A'raf 70. Ayet (7:70:8) كَانَ كان kâne oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Sen bize tek Allah’a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı bize getir” dediler.
14 Bakara 10. Ayet (2:10:11) كَانُوا كانوا kânû olduklarından ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.
15 Bakara 113. Ayet (2:113:29) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Yahudiler, “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler. Hıristiyanlar da, “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler. Oysa hepsi Kitab’ı[31] okuyorlar. (Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada, kıyamet gününde hükmü Allah verecektir.
16 Bakara 134. Ayet (2:134:14) كَانُوا كانوا kânu oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.
17 Bakara 140. Ayet (2:140:9) كَانُوا كانوا kânû olduklarını ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa siz, “İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
18 Bakara 141. Ayet (2:141:14) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.
19 Âl-i İmran 24. Ayet (3:24:14) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun sebebi, onların, “Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır.” demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır.
20 Mâide 14. Ayet (5:14:24) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Biz hıristiyanız” diyenlerden de sağlam söz almıştık. Ama onlar da akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını unuttular. Bu sebeple, biz de aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kini salıverdik. Allah, ne yapmakta olduklarını onlara bildirecek!
21 Mâide 61. Ayet (5:61:15) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) (Yanınıza) küfürle girip yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları hâlde, size geldiklerinde “İnandık” dediler. Allah, onların saklamakta oldukları şeyi daha iyi bilir.
22 Mâide 62. Ayet (5:62:12) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta, haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!
23 Mâide 63. Ayet (5:63:12) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bunları, din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!
24 En'am 24. Ayet (6:24:9) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bak, kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve iftira edip durdukları şeyler (uydurma ilâhları) onları nasıl yüzüstü bırakıp kayboluverdi?
25 En'am 28. Ayet (6:28:5) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır, (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). Eğer çevrilselerdi, elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. Şüphesiz onlar yalancıdırlar.
26 En'am 43. Ayet (6:43:13) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya.. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti.
27 En'am 70. Ayet (6:70:44) كَانُوا كانوا kânû olduklarından ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.
28 En'am 88. Ayet (6:88:15) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bu, Allah’ın hidayetidir ki, kullarından dilediğini buna iletip yöneltir. Eğer onlar da Allah’a ortak koşsalardı, bütün yaptıkları boşa gitmişti.
29 En'am 108. Ayet (6:108:24) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.
30 En'am 120. Ayet (6:120:11) كَانُوا كانوا kânû olduklarının ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Günahın açığını da bırakın, gizlisini de. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır.
31 En'am 122. Ayet (6:122:23) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kâfirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir.
32 En'am 127. Ayet (6:127:9) كَانُوا كانوا kânû olduklarından ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Rableri katında selâm yurdu (cennet) onlarındır. Allah, yapmakta oldukları şeylerden dolayı onların dostudur.
33 En'am 129. Ayet (6:129:7) كَانُوا كانوا kânû olduklarından ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) İşte biz, kazanmakta oldukları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına böyle musallat ederiz.
34 En'am 130. Ayet (6:130:27) كَانُوا كانوا kânû olduklarına ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) (O gün Allah, şöyle diyecektir:) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar şöyle diyecekler: “Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz.” Dünya hayatı onları aldattı ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.
35 En'am 159. Ayet (6:159:18) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.
36 A'raf 37. Ayet (7:37:36) كَانُوا كانوا kânû olduklarına ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, Allah’a karşı yalan uyduran veya O’nun âyetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz, canlarını almak için geldiğinde, “Hani Allah’ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?” derler. Onlar da, “Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular” derler ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler.
37 A'raf 53. Ayet (7:53:37) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar ise ancak, (“Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (te’vilini) bekliyorlar. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. (İlâh diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır.
38 A'raf 96. Ayet (7:96:17) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer, o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler(in kapılarını) açardık. Fakat onlar yalanladılar, biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik.
39 A'raf 118. Ayet (7:118:5) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı.
40 A'raf 137. Ayet (7:137:28) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti.[226] Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik.
41 A'raf 139. Ayet (7:139:9) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkûmdur. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır.”
42 A'raf 147. Ayet (7:147:12) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler.
43 A'raf 180. Ayet (7:180:0) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.
44 Tevbe 9. Ayet (9:9:0) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın âyetlerini az bir karşılığa değiştiler de insanları O’nun yolundan alıkoydular. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür!
45 Tevbe 77. Ayet (9:77:0) كَانُوا كانوا kânû olduklarından ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu.
46 Tevbe 82. Ayet (9:82:0) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Artık kazandıklarının karşılığı olarak, az gülsünler, çok ağlasınlar.
47 Tevbe 121. Ayet (9:121:0) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah yolunda küçük, büyük bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi katetmezler ki (bunlar), Allah’ın, yaptıklarının daha güzeliyle kendilerini mükâfatlandırması için hesaplarına yazılmış olmasın.
48 Yunus 8. Ayet (10:8:0) كَانُوا كانوا kânû olduklarına ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 7,8. Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya; işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir.
49 Yunus 12. Ayet (10:12:0) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.
50 Yunus 30. Ayet (10:30:0) كَانُوا كانوا kânû oldukları ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Orada herkes daha önce yaptığı şeyleri yoklayacak (ve kendi akıbetini öğrenecek), hepsi de gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülecekler ve (ilâh diye) uydurdukları şeyler (onları yüzüstü bırakıp) kendilerinden kaybolup gidecektir.