| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 114. Ayet (2:114:13) | خَرَابِهَاۜ | خرابها | ḣarâbihâ | onların harabolmasına | خ ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır. | |||||
| 2 | Bakara 150. Ayet (2:150:16) | يَكُونَ | يكون | yekûne | olmasın | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir. (Ey mü’minler!) Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescid-i Haram’a doğru çevirin ki, zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. Zalimlerden korkmayın, benden korkun. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız. | |||||
| 3 | Bakara 266. Ayet (2:266:4) | تَكُونَ | تكون | tekûne | olmasını | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah, düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.[75] | |||||
| 4 | Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:18) | اَمْرًا | امرا | emran | bir şey(in olmasını) | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi. | |||||
| 5 | En'am 4. Ayet (6:4:9) | كَانُوا | كانوا | kânû | olmasınlar | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara Rablerinin âyetlerinden hiçbir âyet gelmez ki ondan yüz çevirmesinler. | |||||
| 6 | En'am 38. Ayet (6:38:10) | اِلَّٓا | الا | illâ | olmasınlar | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. | |||||
| 7 | A'raf 2. Ayet (7:2:5) | يَكُنْ | يكن | yekun | olmasın | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, sana, kendisiyle (insanları) uyarman için ve mü’minlere öğüt olarak indirilmiş bir kitaptır. Artık ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.[211] | |||||
| 8 | Enfal 7. Ayet (8:7:0) | تَكُونُ | تكون | tekûnu | olmasını | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Allah size iki taifeden birini, o sizindir diye va’dediyordu. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.[242] | |||||
| 9 | Yunus 71. Ayet (10:71:0) | يَكُنْ | يكن | yekun | olmasın | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh’un haberini onlara oku. Hani o, bir vakit kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah’ın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa, (biliniz ki) ben sadece Allah’a dayanıp güvenmişim. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki, işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın; bana mühlet de vermeyin! | |||||
| 10 | Hûd 109. Ayet (11:109:2) | تَكُ | تك | teku | olmasın | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz. | |||||
| 11 | Hicr 60. Ayet (15:60:3) | قَدَّرْنَٓاۙ | قدرنا | kaddernâ | olmasını uygun gördük | ق د ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 59,60. Lût’un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût’un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik. | |||||
| 12 | Nûr 7. Ayet (24:7:5) | عَلَيْهِ | عليه | ‘aleyhi | kendi üzerine olmasını diler | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7. Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği; kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair, Allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defada da; eğer yalancılardan ise, Allah’ın lânetinin kendi üzerine olmasını ifade etmesiyle yerine gelir. | |||||
| 13 | Nûr 9. Ayet (24:9:5) | عَلَيْهَٓا | عليها | ‘aleyhâ | kendi üzerine olmasını diler | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9. Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah’ı dört defa şahit getirmesi (Allah adına yemin etmesi), beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi, kadından cezayı kaldırır. | |||||
| 14 | Neml 57. Ayet (27:57:7) | الْغَابِر۪ينَ | الغابرين | l-ġâbirîn(e) | kalanlardan olmasını | غ ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısı başka. Onun geride kalıp helâk olmasını takdir ettik. | |||||
| 15 | Sebe' 3. Ayet (34:3:29) | اِلَّا | الا | illâ | ki olmasın | إِلَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile O’ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi apaçık bir kitaptadır.” | |||||
| 16 | Hadîd 16. Ayet (57:16:15) | يَكُونُوا | يكونوا | yekûnû | olmasınlar | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir. | |||||
| 17 | Haşr 7. Ayet (59:7:19) | يَكُونَ | يكون | yekûne | olmasın | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar; Allah’a, peygambere, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) hâline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir). Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah’ın azabı çetindir. | |||||
| 18 | Tahrim 4. Ayet (66:4:6) | صَغَتْ | صغت | saġat | sapmış olmasından | ص غ و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey peygamber’in eşleri!) Eğer siz ikiniz Allah’a tövbe ederseniz, ne iyi. Çünkü kalpleriniz kaydı. Eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah onun yardımcısıdır, Cebrail de, salih mü’minler de. Bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar. | |||||
| 19 | Târık 4. Ayet (86:4:4) | لَمَّا | لما | lemmâ | olmasın | لَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiçbir kimse yoktur ki, üzerinde koruyucu bulunmasın.[577] | |||||