| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 41. Ayet (2:41:8) | تَكُونُٓوا | تكونوا | tekûnû | ve olmayın | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının. | |||||
| 2 | Bakara 232. Ayet (2:232:7) | تَعْضُلُوهُنَّ | تعضلوهن | ta’dulûhunne | engel olmayın | ع ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde, eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. Bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 105. Ayet (3:105:2) | تَكُونُوا | تكونوا | tekûnû | olmayın | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 156. Ayet (3:156:6) | تَكُونُوا | تكونوا | tekûnû | olmayın | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, “Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi” diyen inkârcılar gibi olmayın. Allah, bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, yaşatır ve öldürür. Allah, yaptıklarınızı görmektedir. | |||||
| 5 | Enfal 21. Ayet (8:21:0) | تَكُونُوا | تكونوا | tekûnû | olmayın | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşitmedikleri hâlde, “işittik” diyenler gibi de olmayın. | |||||
| 6 | Enfal 47. Ayet (8:47:0) | تَكُونُوا | تكونوا | tekûnû | olmayın | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şımarıp böbürlenmek, insanlara gösteriş yapmak ve (halkı) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (Mekke müşrikleri) gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını kuşatıcıdır. | |||||
| 7 | Nahl 92. Ayet (16:92:2) | تَكُونُوا | تكونوا | tekûnû | olmayın | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak, ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır. | |||||
| 8 | Şu'arâ 181. Ayet (26:181:4) | تَكُونُوا | تكونوا | tekûnû | olmayın | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın.” | |||||
| 9 | Rum 31. Ayet (30:31:7) | تَكُونُوا | تكونوا | tekûnû | olmayın | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 31,32. Allah’a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin, O’na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dinî anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir. | |||||
| 10 | Ahzab 69. Ayet (33:69:6) | تَكُونُوا | تكونوا | tekûnû | olmayın | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Siz Mûsâ’ya eziyet eden kimseler gibi olmayın. Nihayet Allah onu onların dediklerinden temize çıkarmıştı. Mûsâ, Allah katında itibarlı bir kimse idi. | |||||
| 11 | Haşr 19. Ayet (59:19:2) | تَكُونُوا | تكونوا | tekûnû | olmayın | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerin ta kendileridir. | |||||