| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 6. Ayet (2:6:6) | ءَاَنْذَرْتَهُمْ | ءانذرتهم | e-enżertehum | onları uyarman | ن ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.[10] | |||||
| 2 | Ra'd 40. Ayet (13:40:6) | نَعِدُهُمْ | نعدهم | ne’iduhum | onları uyardığımızın | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara va’dettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir.[292] | |||||
| 3 | Meryem 39. Ayet (19:39:1) | وَاَنْذِرْهُمْ | وانذرهم | ve enżirhum | onları uyar | ن ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları, gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar. | |||||
| 4 | Mü'min 18. Ayet (40:18:1) | وَاَنْذِرْهُمْ | وانذرهم | ve enżirhum | ve onları uyar | ن ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu, (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. Zalimlerin ne sıcak bir dostu, ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır. | |||||
| 5 | Zuhruf 42. Ayet (43:42:4) | وَعَدْنَاهُمْ | وعدناهم | ve’adnâhum | onları uyardığımız | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut da, onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki, bizim onlara gücümüz yeter. | |||||
| 6 | Kamer 36. Ayet (54:36:2) | اَنْذَرَهُمْ | انذرهم | enżerahum | onları uyarmıştı | ن ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar. | |||||