"onlar" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 2887 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Fatiha 7. Ayet (1:7:2) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne onlar ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
2 Bakara 3. Ayet (2:3:1) اَلَّذ۪ينَ الذين elleżîne onlar ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar gaybe[9] inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
3 Bakara 4. Ayet (2:4:1) وَالَّذ۪ينَ والذين velleżîne ve onlar ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.
4 Bakara 4. Ayet (2:4:11) هُمْ هم hum onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.
5 Bakara 5. Ayet (2:5:1) اُو۬لٰٓئِكَ اولئك ulâike işte onlar أُولَٰئِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.
6 Bakara 5. Ayet (2:5:7) هُمُ هم humu onlardır هُم
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.
7 Bakara 6. Ayet (2:6:5) عَلَيْهِمْ عليهم ‘aleyhim onlara عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.[10]
8 Bakara 6. Ayet (2:6:6) ءَاَنْذَرْتَهُمْ ءانذرتهم e-enżertehum onları uyarman ن ذ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.[10]
9 Bakara 7. Ayet (2:7:10) وَلَهُمْ ولهم ve lehum Onlar için vardır لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
10 Bakara 8. Ayet (2:8:10) هُمْ هم hum onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan, inanmadıkları hâlde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır.
11 Bakara 10. Ayet (2:10:2) قُلُوبِهِمْ قلوبهم kulûbihim onların kablerinde ق ل ب
Diyanet İşleri (Yeni) Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.
12 Bakara 10. Ayet (2:10:7) وَلَهُمْ ولهم ve lehum onlara vardır لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.
13 Bakara 11. Ayet (2:11:3) لَهُمْ لهم lehum onlara لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler.
14 Bakara 12. Ayet (2:12:3) هُمُ هم humu onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.
15 Bakara 13. Ayet (2:13:3) لَهُمْ لهم lehum onlara لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.[11] İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.
16 Bakara 13. Ayet (2:13:14) اِنَّهُمْ انهم innehum doğrusu onlardır إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.[11] İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.
17 Bakara 13. Ayet (2:13:15) هُمُ هم humu onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.[11] İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.
18 Bakara 14. Ayet (2:14:16) مُسْتَهْزِؤُ۫نَ مستهزؤن mustehziûn(e) (onlarla) alay ediyoruz ه ز أ
Diyanet İşleri (Yeni) İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler.
19 Bakara 15. Ayet (2:15:4) وَيَمُدُّهُمْ ويمدهم ve yemudduhum ve onları bırakır م د د
Diyanet İşleri (Yeni) Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.
20 Bakara 16. Ayet (2:16:1) اُو۬لٰٓئِكَ اولئك ulâike işte onlar أُولَٰئِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır.
21 Bakara 17. Ayet (2:17:1) مَثَلُهُمْ مثلهم meśeluhum Onların durumu م ث ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.
22 Bakara 17. Ayet (2:17:12) بِنُورِهِمْ بنورهم binûrihim onların nurunu ن و ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.
23 Bakara 17. Ayet (2:17:13) وَتَرَكَهُمْ وتركهم veterakehum ve onları bıraktı ت ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.
24 Bakara 18. Ayet (2:18:4) فَهُمْ فهم fehum onlar فَهُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
25 Bakara 19. Ayet (2:19:1) اَوْ او ev ya da (onlar) أَوْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
26 Bakara 20. Ayet (2:20:7) لَهُمْ لهم lehum onları لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
27 Bakara 25. Ayet (2:25:7) لَهُمْ لهم lehum onlar için vardır لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Hâlbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
28 Bakara 25. Ayet (2:25:15) مِنْهَا منها minhâ onlardaki مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Hâlbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
29 Bakara 25. Ayet (2:25:26) بِه۪ به bihî onlara بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Hâlbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
30 Bakara 25. Ayet (2:25:28) وَلَهُمْ ولهم ve lehum Onlar için vardır لَهُم
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Hâlbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
31 Bakara 25. Ayet (2:25:32) وَهُمْ وهم ve hum ve onlar هُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Hâlbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
32 Bakara 27. Ayet (2:27:1) اَلَّذ۪ينَ الذين elleżîne onlar ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşerî ve ahlâkî bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
33 Bakara 27. Ayet (2:27:19) هُمُ هم humu onlardır هُم
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşerî ve ahlâkî bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
34 Bakara 29. Ayet (2:29:13) فَسَوّٰيهُنَّ فسويهن fe-sevvâhunne onları düzenledi س و ي
Diyanet İşleri (Yeni) O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
35 Bakara 31. Ayet (2:31:6) عَرَضَهُمْ عرضهم ‘aradahum onları sunup ع ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi.
36 Bakara 31. Ayet (2:31:12) هٰٓؤُ۬لَٓاءِ هؤلاء hâulâi onların هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi.
37 Bakara 33. Ayet (2:33:5) بِاَسْمَٓائِهِمْۚ باسمائهم bi-esmâihim onların isimlerini س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi.
38 Bakara 33. Ayet (2:33:8) بِاَسْمَٓائِهِمْۙ باسمائهم bi-esmâihim onların isimlerini س م و
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi.
39 Bakara 36. Ayet (2:36:1) فَاَزَلَّهُمَا فازلهما fe-ezellehumâ onlar(ın ayağın)ı kaydırdı ز ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik.
40 Bakara 38. Ayet (2:38:14) عَلَيْهِمْ عليهم ‘aleyhim onlara عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) “İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir” dedik.
41 Bakara 38. Ayet (2:38:16) هُمْ هم hum onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) “İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir” dedik.
42 Bakara 39. Ayet (2:39:5) اُو۬لٰٓئِكَ اولئك ulâike işte onlar أُولَٰئِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
43 Bakara 39. Ayet (2:39:8) هُمْ هم hum onlar هُم
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
44 Bakara 46. Ayet (2:46:1) اَلَّذ۪ينَ الذين elleżîne onlar ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O’na döneceklerini çok iyi bilirler.
45 Bakara 46. Ayet (2:46:3) اَنَّهُمْ انهم ennehum şüphesiz onlar  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O’na döneceklerini çok iyi bilirler.
46 Bakara 46. Ayet (2:46:6) وَاَنَّهُمْ وانهم ve ennehum ve gerçekten onlar  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O’na döneceklerini çok iyi bilirler.
47 Bakara 48. Ayet (2:48:18) هُمْ هم hum onlara هُم
Diyanet İşleri (Yeni) Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.[15] Onlara yardım da edilmez.
48 Bakara 49. Ayet (2:49:6) يَسُومُونَكُمْ يسومونكم yesûmûnekum onlar size reva görüyor س و م
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı.
49 Bakara 59. Ayet (2:59:2) الَّذ۪ينَ الذين lleżîne onlar ki ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir azap indirdik.[19]
50 Bakara 62. Ayet (2:62:15) فَلَهُمْ فلهم fe-lehum onlar için vardır فَلَهُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden[20] (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükâfat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir).[21]