| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 61. Ayet (2:61:53) | النَّبِيّ۪نَ | النبين | nnebiyyîne | peygamberleri | ن ب أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı. | |||||
| 2 | Bakara 91. Ayet (2:91:24) | اَنْبِيَٓاءَ | انبياء | enbiyâe | peygamberlerini | ن ب أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince, “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip, ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. Hâlbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: “Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?” | |||||
| 3 | Bakara 213. Ayet (2:213:7) | النَّبِيّ۪نَ | النبين | nnebiyyîne | peygamberleri | ن ب أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra o konuda ancak; kitap verilenler, aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah, dilediğini doğru yola iletir. | |||||
| 4 | Bakara 246. Ayet (2:246:13) | لِنَبِيٍّ | لنبي | li-nebiyyin | Peygamberlerine | ن ب أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. O, “Ya üzerinize savaş farz kılındığı hâlde, savaşmayacak olursanız?” demişti. Onlar, “Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz hâlde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 5 | Bakara 247. Ayet (2:247:3) | نَبِيُّهُمْ | نبيهم | nebiyyuhum | peygamberleri | ن ب أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri onlara, “Allah, size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. Onlar, “O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız. Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler. Peygamberleri şöyle dedi: “Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı.” Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. | |||||
| 6 | Bakara 248. Ayet (2:248:3) | نَبِيُّهُمْ | نبيهم | nebiyyuhum | peygamberleri | ن ب أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri onlara şöyle dedi: “Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir.[68] Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Mûsâ ailesinin, Hârûn ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. Onu melekler taşımaktadır. Eğer inanmış kimselerseniz, bunda şüphesiz sizin için kesin bir delil vardır.” | |||||
| 7 | Bakara 285. Ayet (2:285:14) | وَرُسُلِه۪ۜ | ورسله | ve rusulihi | ve peygamberlerine | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” | |||||
| 8 | Âl-i İmran 21. Ayet (3:21:7) | النَّبِيّ۪نَ | النبين | -nnebiyyîne | peygamberleri | ن ب أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetlerini inkâr edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap ile müjdele. | |||||
| 9 | Âl-i İmran 80. Ayet (3:80:6) | وَالنَّبِيّ۪نَ | والنبين | ve-nnebiyyîne | ve peygamberleri | ن ب أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onun size, “Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin.” diye emretmesi de düşünülemez. Siz müslüman olduktan sonra, o size hiç inkârı emreder mi? | |||||
| 10 | Âl-i İmran 112. Ayet (3:112:28) | الْاَنْبِيَٓاءَ | الانبياء | l-enbiyâe | peygamberleri | ن ب أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah’ın ve (mü’min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Onlar Allah’ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. Bunun sebebi onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmekte ve (Allah’ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi. | |||||
| 11 | Âl-i İmran 181. Ayet (3:181:16) | الْاَنْبِيَٓاءَ | الانبياء | l-enbiyâe | peygamberleri | ن ب أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah; “Şüphesiz, Allah fakirdir, biz zenginiz” diyenlerin sözünü elbette duydu. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve, “Tadın yangın azabını!” diyeceğiz. | |||||
| 12 | Nisâ 155. Ayet (4:155:8) | الْاَنْبِيَٓاءَ | الانبياء | l-enbiyâe | peygamberleri | ن ب أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah’ın âyetlerini inkâr etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve “kalplerimiz muhafazalıdır” demelerinden dolayı (başlarına türlü belâlar verdik. Onların kalpleri muhafazalı değildir), tam aksine inkârları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Artık onlar inanmazlar.[133] | |||||
| 13 | Yunus 13. Ayet (10:13:0) | رُسُلُهُمْ | رسلهم | rusuluhum | peygamberleri | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız. | |||||
| 14 | Yunus 47. Ayet (10:47:0) | رَسُولُهُمْ | رسولهم | rasûluhum | Peygamberleri | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her ümmetin bir peygamberi vardır. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez. | |||||
| 15 | Yunus 74. Ayet (10:74:0) | رُسُلًا | رسلا | rusulen | peygamberleri | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra, onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz. | |||||
| 16 | Yunus 103. Ayet (10:103:0) | رُسُلَنَا | رسلنا | rusulenâ | peygamberlerimizi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak, inananları da kurtaracağız. | |||||
| 17 | Hûd 59. Ayet (11:59:7) | رُسُلَهُ | رسله | rusulehu | peygamberlerine | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte Âd kavmi! Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler. O’nun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular! | |||||
| 18 | Hûd 120. Ayet (11:120:6) | الرُّسُلِ | الرسل | rrusuli | Peygamberlerin | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak, mü’minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir. | |||||
| 19 | Hicr 80. Ayet (15:80:5) | الْمُرْسَل۪ينَۙ | المرسلين | l-murselîn(e) | peygamberleri | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.[300] | |||||
| 20 | İsrâ 55. Ayet (17:55:10) | النَّبِيّ۪نَ | النبين | nnebiyyîne | peygamberlerin | ن ب أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Andolsun, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik.[318] | |||||
| 21 | Furkan 37. Ayet (25:37:5) | الرُّسُلَ | الرسل | -rrusule | peygamberleri | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh kavmini de, Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık. | |||||
| 22 | Ahzab 40. Ayet (33:40:12) | النَّبِيّ۪نَۜ | النبين | nnebiyyîn(e) | peygamberlerin | ن ب أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resûlü ve nebîlerin sonuncusudur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||