| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 87. Ayet (2:87:19) | رَسُولٌ | رسول | rasûlun | bir peygamber | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi? | |||||
| 2 | Bakara 101. Ayet (2:101:3) | رَسُولٌ | رسول | rasûlun | bir elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, Allah katından ellerinde bulunan Kitab’ı (Tevrat’ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitab’ını (Tevrat’ı) arkalarına attılar. | |||||
| 3 | Bakara 143. Ayet (2:143:10) | الرَّسُولُ | الرسول | rrasûlu | rasulün (de) | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet[36] yaptık. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun ciheti ancak; Resûl’e tabi olanlarla, gerisingeriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.[37] | |||||
| 4 | Bakara 214. Ayet (2:214:19) | الرَّسُولُ | الرسول | rrasûlu | peygamber | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır. | |||||
| 5 | Bakara 285. Ayet (2:285:2) | الرَّسُولُ | الرسول | rrasûlu | Resul | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” | |||||
| 6 | Âl-i İmran 81. Ayet (3:81:13) | رَسُولٌ | رسول | rasûlun | bir peygamber | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, Allah peygamberlerden, “Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz” diye söz almış ve, “Bunu kabul ettiniz mi; verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Onlar, “Kabul ettik” demişlerdi. Allah da, “Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım” demişti. | |||||
| 7 | Âl-i İmran 101. Ayet (3:101:9) | رَسُولُهُۜ | رسوله | rasûluh(u) | O'nun Elçisi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size Allah’ın âyetleri okunup dururken ve Allah’ın Resûlü de aranızda iken dönüp nasıl inkâr edersiniz? Kim Allah’a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle o, doğru yola iletilmiştir. | |||||
| 8 | Âl-i İmran 144. Ayet (3:144:4) | رَسُولٌۚ | رسول | rasûlun | bir elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisingeriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisingeriye dönerse, Allah’a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır. | |||||
| 9 | Âl-i İmran 153. Ayet (3:153:7) | وَالرَّسُولُ | والرسول | ve-rrasûlu | ve Elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.[101] | |||||
| 10 | Nisâ 64. Ayet (4:64:19) | الرَّسُولُ | الرسول | rrasûlu | Elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz her peygamberi sırf, Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı. | |||||
| 11 | Nisâ 170. Ayet (4:170:6) | الرَّسُولُ | الرسول | -rrasûlu | Elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Peygamber size Rabbinizden hakkı (gerçeği) getirdi. O hâlde, kendi iyiliğiniz için iman edin. Eğer inkâr ederseniz bilin ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 12 | Nisâ 171. Ayet (4:171:19) | رَسُولُ | رسول | rasûlu | elçisidir | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, ancak Allah’ın peygamberi, Meryem’e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Öyleyse Allah’a ve peygamberlerine iman edin, “(Allah) üçtür” demeyin.[136] Kendi iyiliğiniz için buna son verin. Allah, ancak bir tek ilâhtır. O, çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. Vekil olarak Allah yeter. | |||||
| 13 | Mâide 15. Ayet (5:15:6) | رَسُولُنَا | رسولنا | rasûlunâ | elçimiz | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. O, kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor, birçoğunu da affediyor. İşte size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur’an) gelmiştir. | |||||
| 14 | Mâide 19. Ayet (5:19:6) | رَسُولُنَا | رسولنا | rasûlunâ | Elçimiz | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada, “Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi, ne de bir uyarıcı” demeyesiniz diye, işte size (hakikatı) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi. (Evet,) size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 15 | Mâide 41. Ayet (5:41:3) | الرَّسُولُ | الرسول | rrasûlu | Elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde, ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler[150], sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.[151] Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. | |||||
| 16 | Mâide 55. Ayet (5:55:4) | وَرَسُولُهُ | ورسوله | ve rasûluhu | ve Elçisi(dir) | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü’minlerdir. | |||||
| 17 | Mâide 67. Ayet (5:67:3) | الرَّسُولُ | الرسول | rrasûlu | Elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir. | |||||
| 18 | Mâide 70. Ayet (5:70:11) | رَسُولٌ | رسول | rasûlun | bir elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, İsrailoğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Fakat her ne zaman bir Peygamber, onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse; onlardan bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler. | |||||
| 19 | Mâide 75. Ayet (5:75:6) | رَسُولٌۚ | رسول | rasûlun | bir elçidir | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilâh olabilirler?) İkisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz. Sonra bak ki, nasıl da (haktan) çevriliyorlar. | |||||
| 20 | A'raf 61. Ayet (7:61:8) | رَسُولٌ | رسول | rasûlun | bir elçiyim | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Nûh onlara) şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Aksine ben, âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.” | |||||
| 21 | A'raf 67. Ayet (7:67:8) | رَسُولٌ | رسول | rasûlun | bir elçiyim | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hûd, şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende akıl kıtlığı yok. Aksine ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.” | |||||
| 22 | A'raf 104. Ayet (7:104:6) | رَسُولٌ | رسول | rasûlun | bir elçiyim | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ dedi ki: “Ey Firavun! Şüphesiz ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.” | |||||
| 23 | A'raf 158. Ayet (7:158:0) | رَسُولُ | رسول | rasûlu | Elçisiyim | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, diriltir ve öldürür. O hâlde, Allah’a ve O’nun sözlerine inanan Resûlüne, o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız.” | |||||
| 24 | Tevbe 3. Ayet (9:3:0) | وَرَسُولُهُۜ | ورسوله | ve rasûluh(u) | ve Elçisi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hacc-ı ekber gününde[254], Allah ve Resûlünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü, Allah’a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Ama yüz çevirirseniz, şunu iyi bilin ki, siz Allah’ı âciz bırakabilecek değilsiniz. İnkârcılara, elem dolu bir azabı müjdele! | |||||
| 25 | Tevbe 29. Ayet (9:29:0) | وَرَسُولُهُ | ورسوله | ve rasûluhu | ve Elçisi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslâm’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın. | |||||
| 26 | Tevbe 59. Ayet (9:59:0) | وَرَسُولُهُ | ورسوله | ve rasûluhu | ve Elçisinin | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar Allah ve Resûlünün kendilerine verdiğine razı olup, “Bize Allah yeter. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resûlü ileride bize yine verir. Biz yalnız Allah’a rağbet eder (O’nun ihsanını ister)iz” deselerdi, kendileri için daha hayırlı olurdu. | |||||
| 27 | Tevbe 59. Ayet (9:59:0) | وَرَسُولُهُٓۙ | ورسوله | ve rasûluhu | ve Elçisi de | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar Allah ve Resûlünün kendilerine verdiğine razı olup, “Bize Allah yeter. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resûlü ileride bize yine verir. Biz yalnız Allah’a rağbet eder (O’nun ihsanını ister)iz” deselerdi, kendileri için daha hayırlı olurdu. | |||||
| 28 | Tevbe 62. Ayet (9:62:0) | وَرَسُولُهُٓ | ورسوله | ve rasûluhu | ve Resulünü | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizi razı etmek için, Allah’a yemin ederler. Eğer gerçekten mü’min iseler (bilsinler ki), Allah ve Resûlü’nü razı etmeleri daha önceliklidir. | |||||
| 29 | Tevbe 74. Ayet (9:74:0) | وَرَسُولُهُ | ورسوله | ve rasûluhu | ve Elçisi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. | |||||
| 30 | Tevbe 88. Ayet (9:88:0) | الرَّسُولُ | الرسول | rrasûlu | Elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat peygamber ve beraberindeki mü’minler, mallarıyla, canlarıyla cihat ettiler. Bütün hayırlar işte bunlarındır. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. | |||||
| 31 | Tevbe 94. Ayet (9:94:0) | وَرَسُولُهُ | ورسوله | ve rasûluhu | ve Elçisi de | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek.” | |||||
| 32 | Tevbe 105. Ayet (9:105:0) | وَرَسُولُهُ | ورسوله | ve rasûluhu | ve Elçisi de | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Çalışın, yapın. Yaptıklarınızı Allah da, Resûlü de, mü’minler de göreceklerdir. Sonra gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah’ın huzuruna döndürüleceksiniz. O da size bütün yapmakta olduğunuz şeyleri haber verecektir.” | |||||
| 33 | Tevbe 128. Ayet (9:128:0) | رَسُولٌ | رسول | rasûlun | bir Elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir. | |||||
| 34 | Yunus 47. Ayet (10:47:0) | رَسُولُهُمْ | رسولهم | rasûluhum | Peygamberleri | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her ümmetin bir peygamberi vardır. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez. | |||||
| 35 | Yusuf 50. Ayet (12:50:7) | الرَّسُولُ | الرسول | rrasûlu | elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, “Onu bana getirin” dedi. Elçi, Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de, ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir.” | |||||
| 36 | Nahl 113. Ayet (16:113:3) | رَسُولٌ | رسول | rasûlun | bir elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi. | |||||
| 37 | Meryem 19. Ayet (19:19:4) | رَسُولُ | رسول | rasûlu | elçisiyim | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Cebrail, “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim” dedi. | |||||
| 38 | Hacc 78. Ayet (22:78:26) | الرَّسُولُ | الرسول | -rrasûlu | Elçi'nin | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız.[380] Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. O, sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır! | |||||
| 39 | Mü'minûn 44. Ayet (23:44:8) | رَسُولُهَا | رسولها | rasûluhâ | elçileri | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helâk ettik ve onları birer ibretli hikâye yaptık. Artık inanmayan bir kavim, Allah’ın rahmetinden uzak olsun! | |||||
| 40 | Nûr 50. Ayet (24:50:12) | وَرَسُولُهُۜ | ورسوله | ve rasûluhu | ve Elçisinin | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kalplerinde bir hastalık mı var, yoksa şüphe ve tereddüde mi düştüler? Yoksa Allah ve Resûlünün kendilerine karşı zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır, işte onlar asıl zalimlerdir. | |||||
| 41 | Furkan 30. Ayet (25:30:2) | الرَّسُولُ | الرسول | rrasûlu | Elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi” dedi. | |||||
| 42 | Şu'arâ 16. Ayet (26:16:5) | رَسُولُ | رسول | rasûlu | elçisiyiz | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Firavun’a gidin ve deyin: “Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz”, | |||||
| 43 | Şu'arâ 107. Ayet (26:107:3) | رَسُولٌ | رسول | rasûlun | bir elçiyim | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” | |||||
| 44 | Şu'arâ 125. Ayet (26:125:3) | رَسُولٌ | رسول | rasûlun | bir elçiyim | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” | |||||
| 45 | Şu'arâ 143. Ayet (26:143:3) | رَسُولٌ | رسول | rasûlun | bir elçiyim | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” | |||||
| 46 | Şu'arâ 162. Ayet (26:162:3) | رَسُولٌ | رسول | rasûlun | bir elçiyim | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” | |||||
| 47 | Şu'arâ 178. Ayet (26:178:3) | رَسُولٌ | رسول | rasûlun | bir elçiyim | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” | |||||
| 48 | Ahzab 12. Ayet (33:12:11) | وَرَسُولُهُٓ | ورسوله | ve rasûluhu | ve Resulü | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, “Allah ve Resûlü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar” diyorlardı. | |||||
| 49 | Ahzab 22. Ayet (33:22:10) | وَرَسُولُهُ | ورسوله | ve rasûluhu | ve Resulünün | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minler, düşman birliklerini görünce, “İşte bu, Allah’ın ve Resûlünün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resûlü doğru söylemişlerdir” dediler. Bu, onların ancak imanlarını ve teslimiyetlerini artırmıştır. | |||||
| 50 | Ahzab 22. Ayet (33:22:13) | وَرَسُولُهُۘ | ورسوله | ve rasûluh(u) | ve Resulü | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minler, düşman birliklerini görünce, “İşte bu, Allah’ın ve Resûlünün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resûlü doğru söylemişlerdir” dediler. Bu, onların ancak imanlarını ve teslimiyetlerini artırmıştır. | |||||