"sîrû" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 111 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 17. Ayet (2:17:17) يُبْصِرُونَ يبصرون yubsirûn(e) görenlerden ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.
2 Bakara 27. Ayet (2:27:20) الْخَاسِرُونَ الخاسرون l-ḣâsirûn(e) ziyana uğrayanlar خ س ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşerî ve ahlâkî bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
3 Bakara 96. Ayet (2:96:23) بَص۪يرٌ بصير basîrun görüyor ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah’a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl yaşamak ister. Hâlbuki uzun yaşamak, onları azaptan kurtaracak değildir. Allah, onların bütün işlediklerini görür.
4 Bakara 121. Ayet (2:121:15) الْخَاسِرُونَ۟ الخاسرون l-ḣâsirûn(e) ziyana uğrayanlardır خ س ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkâr edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
5 Bakara 187. Ayet (2:187:25) بَاشِرُوهُنَّ باشروهن bâşirûhunne onlara yaklaşın ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar.
6 Bakara 187. Ayet (2:187:49) تُبَاشِرُوهُنَّ تباشروهن tubâşirûhunne (kadınlara) yaklaşmayın ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar.
7 Bakara 273. Ayet (2:273:3) اُحْصِرُوا احصروا uhsirû kapanıp kalan ح ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.
8 Âl-i İmran 15. Ayet (3:15:23) بَص۪يرٌ بصير basîrun görür ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir.
9 Âl-i İmran 20. Ayet (3:20:25) بَص۪يرٌ بصير basîrun görmektedir ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere[86] de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir.
10 Âl-i İmran 39. Ayet (3:39:10) يُبَشِّرُكَ يبشرك yubeşşiruke sana müjdeler ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, “Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler” diye seslendiler.
11 Âl-i İmran 45. Ayet (3:45:8) يُبَشِّرُكِ يبشرك yubeşşiruki seni müjdeliyor ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hani melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah, seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. Dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah’a çok yakın olanlardandır.”
12 Âl-i İmran 137. Ayet (3:137:6) فَس۪يرُوا فسيروا fesîrû dolaşın س ي ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.
13 Âl-i İmran 163. Ayet (3:163:6) بَص۪يرٌ بصير basîrun görmektedir ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar (insanlar) Allah’ın katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.
14 Âl-i İmran 170. Ayet (3:170:7) وَيَسْتَبْشِرُونَ ويستبشرون ve yestebşirûne ve müjdelemek isterler ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) 169,170. Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.
15 Âl-i İmran 171. Ayet (3:171:1) يَسْتَبْشِرُونَ يستبشرون yestebşirûne müjdelerler (sevinirler) ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Şehitler) Allah’ın nimetine, keremine ve Allah’ın, mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.
16 Nisâ 19. Ayet (4:19:23) وَعَاشِرُوهُنَّ وعاشروهن ve ’âşirûhunne ve onlarla geçinin ع ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helâl değildir. Açık bir hayâsızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.[111]
17 Mâide 19. Ayet (5:19:23) بَش۪يرٌ بشير beşîrun müjdeleyici ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada, “Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi, ne de bir uyarıcı” demeyesiniz diye, işte size (hakikatı) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi. (Evet,) size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
18 Mâide 71. Ayet (5:71:17) بَص۪يرٌ بصير basîrun görüyor ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Bu yaptıklarında) bir belâ olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra (tövbe ettiler), Allah da onların tövbesini kabul etti. Sonra yine onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını hakkıyla görendir.
19 Mâide 90. Ayet (5:90:7) وَالْمَيْسِرُ والميسر vel-meysiru ve kumar ي س ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.[158]
20 En'am 11. Ayet (6:11:2) س۪يرُوا سيروا sîrû dolaşın س ي ر
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün.”
21 En'am 12. Ayet (6:12:21) خَسِرُٓوا خسروا ḣasirû ziyana sokan(lar) خ س ر
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Şu göklerdekiler ve yerdekiler kimindir?” “Allah’ındır” de. O, merhamet etmeyi kendine gerekli kıldı. Andolsun sizi mutlaka kıyamet gününe toplayacak. Bunda hiç şüphe yok. Kendilerini ziyana uğratanlar var ya, işte onlar inanmazlar.
22 En'am 20. Ayet (6:20:9) خَسِرُٓوا خسروا ḣasirû ziyana sokan(lar) خ س ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (Peygamberi) kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar.[172] Kendilerini ziyana sokanlar var ya, işte onlar inanmazlar.
23 A'raf 9. Ayet (7:9:6) خَسِرُٓوا خسروا ḣasirû ziyana sokan(lardır) خ س ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse, işte onlar âyetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır.
24 A'raf 53. Ayet (7:53:32) خَسِرُٓوا خسروا ḣasirû onlar ziyana soktular خ س ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar ise ancak, (“Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (te’vilini) bekliyorlar. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. (İlâh diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır.
25 A'raf 90. Ayet (7:90:12) لَخَاسِرُونَ لخاسرون leḣâsirûn(e) ziyana uğrarsınız خ س ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şu’ayb’ın kavminden inkâr eden ileri gelenler dediler ki: “(Ey ahali!) Andolsun ki eğer Şu’ayb’a uyarsanız, o takdirde mutlaka siz zarar edenler olursunuz.”
26 A'raf 99. Ayet (7:99:10) الْخَاسِرُونَ۟ الخاسرون l-ḣâsirûn(e) ziyana uğrayan خ س ر
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa Allah’ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah’ın tuzağından emin olamaz.[222]
27 A'raf 178. Ayet (7:178:0) الْخَاسِرُونَ الخاسرون l-ḣâsirûn(e) ziyana uğrayanlar خ س ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kimi doğru yola iletirse, odur doğru yolu bulan. Kimleri de saptırırsa, işte onlar, ziyana uğrayanların ta kendileridir.
28 A'raf 179. Ayet (7:179:0) يُبْصِرُونَ يبصرون yubsirûne fakat görmezler ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.[235]
29 A'raf 188. Ayet (7:188:0) وَبَش۪يرٌ وبشير ve beşîrun ve müjdeleyiciyim ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.”
30 A'raf 195. Ayet (7:195:0) يُبْصِرُونَ يبصرون yubsirûne görecekleri ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: “Haydi, çağırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!”
31 A'raf 198. Ayet (7:198:0) يُبْصِرُونَ يبصرون yubsirûn(e) görmezler ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, hâlbuki onlar görmezler.
32 A'raf 201. Ayet (7:201:0) مُبْصِرُونَۚ مبصرون mubsirûn(e) (gerçeği) görürler ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar.
33 A'raf 202. Ayet (7:202:0) يُقْصِرُونَ يقصرون yuksirûn(e) yakalarını bırakmazlar ق ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şeytanlara kardeş olanlara gelince, şeytanlar onları azgınlığın içine çekerler, sonra da bundan hiç geri durmazlar.
34 Enfal 37. Ayet (8:37:0) الْخَاسِرُونَ۟ الخاسرون l-ḣâsirûn(e) ziyana uğrayanlar خ س ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, pis olanı temizden ayırmak, pis olanların hepsini birbiri üstüne koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
35 Tevbe 21. Ayet (9:21:0) يُبَشِّرُهُمْ يبشرهم yubeşşiruhum onları müjdeler ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) Rableri onlara, kendi katından bir rahmet, bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir.
36 Tevbe 69. Ayet (9:69:0) الْخَاسِرُونَ الخاسرون l-ḣâsirûn(e) ziyana uğrayanlar خ س ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey münafıklar!), siz de tıpkı sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü, malları ve çocukları daha fazlaydı. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Sizden öncekilerin, paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi, siz de (dünya zevkine) daldınız. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
37 Tevbe 111. Ayet (9:111:0) فَاسْتَبْشِرُوا فاستبشروا fe-stebşirû o halde sevinin ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.
38 Tevbe 124. Ayet (9:124:0) يَسْتَبْشِرُونَ يستبشرون yestebşirûn(e) sevinirler ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) Herhangi bir sûre indirildiğinde, içlerinden, (alaylı bir şekilde) “Bu hanginizin imanını artırdı?” diyenler olur. İman etmiş olanlara gelince, inen sûre onların imanını artırmıştır. Onlar bunu birbirlerine müjdelerler.
39 Yunus 43. Ayet (10:43:0) يُبْصِرُونَ يبصرون yubsirûn(e) görmüyorlarsa ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) İçlerinden sana bakanlar da vardır. Fakat körlere, hele gerçeği görmüyorlarsa, sen mi doğru yolu göstereceksin?
40 Hûd 20. Ayet (11:20:24) يُبْصِرُونَ يبصرون yubsirûn(e) göremezlerdi ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakabilecek değillerdir. Onların Allah’tan başka sığınabilecekleri bir yardımcıları da yoktur. Azap onlar için kat kat artırılacaktır. Çünkü onlar (gerçekleri) işitmeğe tahammül edemiyorlar, hem de görmüyorlardı.
41 Hûd 21. Ayet (11:21:3) خَسِرُٓوا خسروا ḣasirû zarara sokan(lardır) خ س ر
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bunlar, kendilerini ziyana uğratan kimselerdir. Uydurmakta oldukları şeyler de kendilerini yüz üstü bırakıp kaybolup gitmiştir.
42 Yusuf 14. Ayet (12:14:9) لَخَاسِرُونَ لخاسرون le-ḣâsirûn(e) tamamen kaybedenlerdeniz خ س ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar da, “Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz” dediler.
43 Yusuf 36. Ayet (12:36:9) اَعْصِرُ اعصر a’siru sıktığımı ع ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. Biri, “Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm” dedi. Diğeri, “Ben de rüyamda başımın üzerinde, kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm. Bize bunun yorumunu haber ver. Şüphesiz biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz” dedi.
44 Yusuf 49. Ayet (12:49:11) يَعْصِرُونَ۟ يعصرون ya’sirûn(e) (insanlar meyve) sıkarlar ع ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Sonra bunun ardından insanların yağmura kavuşacağı bir yıl gelecek. O zaman (bol rızka kavuşup) şıra ve yağ sıkacaklar.”
45 Yusuf 96. Ayet (12:96:4) الْبَش۪يرُ البشير l-beşîru müjdeci ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) Müjdeci gelip gömleği Yakub’un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi. Yakub, “Ben size, Allah tarafından, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?” dedi.
46 Yusuf 109. Ayet (12:109:13) يَس۪يرُوا يسيروا yesîrû hiç gezmediler mi? س ي ر
Diyanet İşleri (Yeni) Biz senden önce de, memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?
47 Ra'd 16. Ayet (13:16:23) وَالْبَص۪يرُۙ والبصير vel-basîru ve gören ب ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. De ki: “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Ya da karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a, O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. O, birdir, mutlak hâkimiyet sahibidir.”
48 Hicr 53. Ayet (15:53:5) نُبَشِّرُكَ نبشرك nubeşşiruke sana müjdeleriz ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz” dediler.
49 Hicr 54. Ayet (15:54:8) تُبَشِّرُونَ تبشرون tubeşşirûn(i) müjdeliyorsunuz ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, “Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?” dedi.
50 Hicr 67. Ayet (15:67:4) يَسْتَبْشِرُونَ يستبشرون yestebşirûn(e) sevinerek ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şehir halkı sevinerek geldiler.