"sözü" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 86 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Tahrim 3. Ayet (66:3:10) بِه۪ به bihi onu (sözü) بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber, bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber, “Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi.
2 Lokman 6. Ayet (31:6:6) الْحَد۪يثِ الحديث l-hadîśi hadisi (sözü) ح د ث
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
3 Zümer 23. Ayet (39:23:4) الْحَد۪يثِ الحديث l-hadîśi sözün ح د ث
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, sözün en güzelini; âyetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Kur’an Allah’ın hidayet rehberidir. Onunla dilediğini doğru yola iletir. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur.
4 Vâkı'a 81. Ayet (56:81:2) الْحَد۪يثِ الحديث l-hadîśi sözü ح د ث
Diyanet İşleri (Yeni) 81,82. Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah’ın verdiği rızka O’nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?
5 Kalem 44. Ayet (68:44:5) الْحَد۪يثِۜ الحديث l-hadîś(i) sözü ح د ث
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helâka yaklaştıracağız.
6 İsrâ 53. Ayet (17:53:6) اَحْسَنُۜ احسن ahsenu en güzel (sözü) ح س ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.
7 İbrahim 22. Ayet (14:22:12) فَاَخْلَفْتُكُمْۜ فاخلفتكم fe-aḣleftukum ama ben sözümden caydım خ ل ف
Diyanet İşleri (Yeni) İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O hâlde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.”
8 Bakara 94. Ayet (2:94:17) صَادِق۪ينَ صادقين sâdikîn(e) sözünüzde doğru ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de, yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!”
9 Âl-i İmran 168. Ayet (3:168:6) اَطَاعُونَا اطاعونا etâ’ûnâ bizim sözümüzü tutsalardı ط و ع
Diyanet İşleri (Yeni) (Onlar), kendileri oturup kaldıkları hâlde kardeşleri için, “Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi” diyen kimselerdir. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın.”
10 Mü'min 18. Ayet (40:18:15) يُطَاعُۜ يطاع yutâ’(u) sözü tutulur ط و ع
Diyanet İşleri (Yeni) Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu, (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. Zalimlerin ne sıcak bir dostu, ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır.
11 Bakara 27. Ayet (2:27:3) عَهْدَ عهد ‘ahda (verdikleri) sözü ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşerî ve ahlâkî bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
12 Bakara 40. Ayet (2:40:10) بِعَهْد۪ٓي بعهدي bi’ahdî bana verdiğiniz sözü ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Ey İsrailoğulları![13] Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun.
13 Bakara 40. Ayet (2:40:12) بِعَهْدِكُمْ بعهدكم bi-’ahdikum size verdiğim sözü ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Ey İsrailoğulları![13] Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun.
14 Bakara 80. Ayet (2:80:16) عَهْدَهُٓ عهده ‘ahdeh(u) sözünden ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”
15 Âl-i İmran 76. Ayet (3:76:4) بِعَهْدِه۪ بعهده bi’ahdihi sözünü ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz Allah da sakınanları sever.
16 Âl-i İmran 77. Ayet (3:77:4) بِعَهْدِ بعهد bi’ahdi verdikleri sözü ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
17 En'am 152. Ayet (6:152:28) وَبِعَهْدِ وبعهد ve bi’ahdi ve verdiğiniz sözü ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın.[205] Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız.[206] (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa âdil olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti.
18 A'raf 102. Ayet (7:102:5) عَهْدٍۚ عهد ‘ahd(in) sözünde durma ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulmadık. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk.
19 Tevbe 111. Ayet (9:111:0) بِعَهْدِه۪ بعهده bi’ahdihi sözünde ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.
20 Ra'd 25. Ayet (13:25:3) عَهْدَ عهد ‘ahda verdikleri sözü ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozanlar, Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya; işte lânet onlara, yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır.
21 Nahl 95. Ayet (16:95:3) بِعَهْدِ بعهد bi’ahdi verdiğiniz sözü ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Eğer bilirseniz, şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır.
22 Fetih 10. Ayet (48:10:20) عَاهَدَ عاهد ‘âhede verdiği sözü ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Sana bîat edenler ancak Allah’a bîat etmiş olurlar.[496] Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. Allah’a verdiği sözü yerine getirene, Allah büyük bir mükâfat verecektir.
23 Bakara 204. Ayet (2:204:5) قَوْلُهُ قوله kavluhu sözü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah’ı şahit tutar. Hâlbuki o, düşmanlıkta en amansız olandır.
24 Âl-i İmran 181. Ayet (3:181:4) قَوْلَ قول kavle sözünü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah; “Şüphesiz, Allah fakirdir, biz zenginiz” diyenlerin sözünü elbette duydu. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve, “Tadın yangın azabını!” diyeceğiz.
25 Nisâ 108. Ayet (4:108:16) الْقَوْلِۜ القول l-kavl(i) sözü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar, insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah’tan gizlenmezler. Hâlbuki Allah, geceleyin, razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır.
26 En'am 73. Ayet (6:73:11) قَوْلُهُ قوله kavluhu sözü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O’nun sözü gerçektir. Sûr’a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O’nundur. Gaybı da, görülen âlemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
27 A'raf 162. Ayet (7:162:0) قَوْلًا قولا kavlen sözü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan zulmedenler hemen sözü, kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik.[232]
28 Hûd 53. Ayet (11:53:12) قَوْلِكَ قولك kavlike senin sözünle ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Ey Hûd! Sen bize açık bir mucize getirmedin. Biz de senin sözünle ilâhlarımızı bırakacak değiliz. Biz sana iman edecek de değiliz.”
29 Ra'd 10. Ayet (13:10:5) الْقَوْلَ القول l-kavle sözü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir.
30 Tâhâ 7. Ayet (20:7:3) بِالْقَوْلِ بالقول bil-kavli sözü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sen sözü açığa vursan da, gizlesen de Allah için birdir. Çünkü O, gizliyi de bilir, ondan daha gizli olanı da.
31 Tâhâ 28. Ayet (20:28:2) قَوْل۪يۖ قولي kavlî sözümü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) 27,28. “Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar.”
32 Tâhâ 94. Ayet (20:94:18) قَوْل۪ي قولي kavlî sözümü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hârûn: “Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. Şüphesiz ben, İsrailoğullarının arasını açtın, sözüme uymadın demenden korktum” dedi.
33 Tâhâ 109. Ayet (20:109:12) قَوْلًا قولا kavlâ(n) sözünden ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) O gün, Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.
34 Enbiyâ 110. Ayet (21:110:5) الْقَوْلِ القول l-kavli sözün ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz, Allah sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediğinizi de bilir.”
35 Hacc 24. Ayet (22:24:5) الْقَوْلِۗ القول l-kavli sözün ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar, hem de övgüye lâyık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir.
36 Mü'minûn 68. Ayet (23:68:3) الْقَوْلَ القول l-kavle o sözü (Kur'an'ı) ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar bu sözü (Kur’an’ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?
37 Nûr 51. Ayet (24:51:3) قَوْلَ قول kavle sözü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Aralarında hüküm vermek için Allah’a (Kur’an’a) ve Resûlüne davet edildiklerinde, mü’minlerin söyleyeceği söz ancak, “işittik ve iman ettik” demeleridir. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
38 Neml 19. Ayet (27:19:4) قَوْلِهَا قولها kavlihâ onun sözüne ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!”
39 Kasas 51. Ayet (28:51:4) الْقَوْلَ القول l-kavle sözü(müzü) ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur’an âyetlerini) onlara peş peşe ulaştırdık.
40 Yâsîn 76. Ayet (36:76:3) قَوْلُهُمْۢ قولهم kavluhum onların sözü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.
41 Sâffât 31. Ayet (37:31:3) قَوْلُ قول kavlu sözü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız.”
42 Zümer 18. Ayet (39:18:3) الْقَوْلَ القول l-kavle sözü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir.
43 Hucurât 2. Ayet (49:2:14) بِالْقَوْلِ بالقول bil-kavli sözü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider.
44 Mücadele 1. Ayet (58:1:4) قَوْلَ قول kavle sözünü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
45 Mülk 13. Ayet (67:13:2) قَوْلَكُمْ قولكم kavlekum sözünüzü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sözünüzü gizleyin, yahut onu açığa vurun; (fark etmez). Şüphesiz Allah, sinelerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.
46 Hâkka 40. Ayet (69:40:2) لَقَوْلُ لقول le-kavlu elbette sözüdür ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) 38,39,40. Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur’an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah’tan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.
47 Hâkka 41. Ayet (69:41:3) بِقَوْلِ بقول bi-kavli sözü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) O, bir şairin sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz!
48 Hâkka 42. Ayet (69:42:2) بِقَوْلِ بقول bi-kavli sözü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bir kâhinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!
49 Müddessir 25. Ayet (74:25:4) قَوْلُ قول kavlu sözü(nden) ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Bu, ancak insan sözüdür.”
50 Tekvîr 19. Ayet (81:19:2) لَقَوْلُ لقول lekavlu sözüdür ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) 19,20,21.O (Kur’an), şüphesiz değerli, güçlü ve Arş’ın sahibi katında itibarlı, orada (meleklerce) itaat edilen, güvenilir bir elçinin (Cebrail’in) getirdiği sözdür.