"sözü" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 86 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 27. Ayet (2:27:3) عَهْدَ عهد ‘ahda (verdikleri) sözü ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşerî ve ahlâkî bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
2 Bakara 40. Ayet (2:40:10) بِعَهْد۪ٓي بعهدي bi’ahdî bana verdiğiniz sözü ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Ey İsrailoğulları![13] Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun.
3 Bakara 40. Ayet (2:40:12) بِعَهْدِكُمْ بعهدكم bi-’ahdikum size verdiğim sözü ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Ey İsrailoğulları![13] Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun.
4 Bakara 63. Ayet (2:63:3) م۪يثَاقَكُمْ ميثاقكم mîśâkakum sizin sözünüzü و ث ق
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da tepenize dikmiş ve “Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab’ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)” demiştik.
5 Bakara 75. Ayet (2:75:10) كَلَامَ كلام kelâma sözünü ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah’ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.[25]
6 Bakara 80. Ayet (2:80:16) عَهْدَهُٓ عهده ‘ahdeh(u) sözünden ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”
7 Bakara 93. Ayet (2:93:3) م۪يثَاقَكُمْ ميثاقكم mîśâkakum kesin sözünüzü و ث ق
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık, “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın; ona kulak verin” demiştik. Onlar, “Dinledik, karşı geldik”[28] demişlerdi. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz!
8 Bakara 94. Ayet (2:94:17) صَادِق۪ينَ صادقين sâdikîn(e) sözünüzde doğru ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de, yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!”
9 Bakara 204. Ayet (2:204:5) قَوْلُهُ قوله kavluhu sözü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah’ı şahit tutar. Hâlbuki o, düşmanlıkta en amansız olandır.
10 Âl-i İmran 9. Ayet (3:9:13) الْم۪يعَادَ۟ الميعاد l-mî’âd(e) sözünden و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va’dinden dönmez.”
11 Âl-i İmran 76. Ayet (3:76:4) بِعَهْدِه۪ بعهده bi’ahdihi sözünü ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz Allah da sakınanları sever.
12 Âl-i İmran 77. Ayet (3:77:4) بِعَهْدِ بعهد bi’ahdi verdikleri sözü ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
13 Âl-i İmran 168. Ayet (3:168:6) اَطَاعُونَا اطاعونا etâ’ûnâ bizim sözümüzü tutsalardı ط و ع
Diyanet İşleri (Yeni) (Onlar), kendileri oturup kaldıkları hâlde kardeşleri için, “Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi” diyen kimselerdir. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın.”
14 Âl-i İmran 181. Ayet (3:181:4) قَوْلَ قول kavle sözünü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah; “Şüphesiz, Allah fakirdir, biz zenginiz” diyenlerin sözünü elbette duydu. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve, “Tadın yangın azabını!” diyeceğiz.
15 Âl-i İmran 187. Ayet (3:187:12) فَنَبَذُوهُ فنبذوه fenebeżûhu fakat onlar (verdikleri sözü) attılar ن ب ذ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür!
16 Nisâ 108. Ayet (4:108:16) الْقَوْلِۜ القول l-kavl(i) sözü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar, insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah’tan gizlenmezler. Hâlbuki Allah, geceleyin, razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır.
17 Nisâ 120. Ayet (4:120:4) يَعِدُهُمُ يعدهم ye’iduhumu sözü و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Şeytan onlara (birçok) vaadde bulunur ve onları kuruntulara sürükler. Oysa şeytan, ancak aldatmak için onlara vaadde bulunuyor.
18 Mâide 7. Ayet (5:7:5) وَم۪يثَاقَهُ وميثاقه ve mîśâkahu ve sözünü و ث ق
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve “işittik, itaat ettik” dediğinizde ona verdiğiniz ve sizi kendisiyle bağladığı sağlam sözü hatırlayın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
19 Mâide 14. Ayet (5:14:7) م۪يثَاقَهُمْ ميثاقهم mîśâkahum sözünü و ث ق
Diyanet İşleri (Yeni) “Biz hıristiyanız” diyenlerden de sağlam söz almıştık. Ama onlar da akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını unuttular. Bu sebeple, biz de aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kini salıverdik. Allah, ne yapmakta olduklarını onlara bildirecek!
20 En'am 73. Ayet (6:73:11) قَوْلُهُ قوله kavluhu sözü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O’nun sözü gerçektir. Sûr’a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O’nundur. Gaybı da, görülen âlemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
21 En'am 115. Ayet (6:115:2) كَلِمَتُ كلمت kelimetu sözü ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
22 En'am 152. Ayet (6:152:28) وَبِعَهْدِ وبعهد ve bi’ahdi ve verdiğiniz sözü ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın.[205] Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız.[206] (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa âdil olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti.
23 A'raf 102. Ayet (7:102:5) عَهْدٍۚ عهد ‘ahd(in) sözünde durma ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulmadık. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk.
24 A'raf 137. Ayet (7:137:13) كَلِمَتُ كلمت kelimetu (verdiği) sözü ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti.[226] Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik.
25 A'raf 162. Ayet (7:162:0) قَوْلًا قولا kavlen sözü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan zulmedenler hemen sözü, kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik.[232]
26 Tevbe 6. Ayet (9:6:0) كَلَامَ كلام kelâma sözünü ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah’a ortak koşanlardan biri senden sığınma talebinde bulunursa, Allah’ın kelâmını işitebilmesi için ona sığınma hakkı tanı. Sonra da onu güven içinde olacağı yere ulaştır. Bu, onların bilmeyen bir kavim olmaları sebebiyledir.
27 Tevbe 40. Ayet (9:40:0) كَلِمَةَ كلمة kelimete sözünü ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, “Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber” diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
28 Tevbe 40. Ayet (9:40:0) وَكَلِمَةُ وكلمة ve kelimetu ve sözü ise ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, “Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber” diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
29 Tevbe 74. Ayet (9:74:0) كَلِمَةَ كلمة kelimete (o) sözü ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.
30 Tevbe 111. Ayet (9:111:0) بِعَهْدِه۪ بعهده bi’ahdihi sözünde ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.
31 Yunus 33. Ayet (10:33:0) كَلِمَتُ كلمت kelimetu sözü ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki, “Onlar artık imana gelmezler” sözü, işte böylece gerçekleşmiştir.
32 Yunus 96. Ayet (10:96:0) كَلِمَتُ كلمت kelimetu sözü ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) 96,97. Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar, kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar.
33 Hûd 53. Ayet (11:53:12) قَوْلِكَ قولك kavlike senin sözünle ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Ey Hûd! Sen bize açık bir mucize getirmedin. Biz de senin sözünle ilâhlarımızı bırakacak değiliz. Biz sana iman edecek de değiliz.”
34 Hûd 119. Ayet (11:119:8) كَلِمَةُ كلمة kelimetu sözü ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) 118,119. Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti.[280]
35 Ra'd 10. Ayet (13:10:5) الْقَوْلَ القول l-kavle sözü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir.
36 Ra'd 25. Ayet (13:25:3) عَهْدَ عهد ‘ahda verdikleri sözü ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozanlar, Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya; işte lânet onlara, yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır.
37 Ra'd 31. Ayet (13:31:51) الْم۪يعَادَ۟ الميعاد l-mî’âd(e) sözünden و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat bütün emir yalnız Allah’ındır. İman edenler anlamadılar mı ki, Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar, inkâr edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak, ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez.
38 İbrahim 22. Ayet (14:22:12) فَاَخْلَفْتُكُمْۜ فاخلفتكم fe-aḣleftukum ama ben sözümden caydım خ ل ف
Diyanet İşleri (Yeni) İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O hâlde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.”
39 İbrahim 24. Ayet (14:24:7) كَلِمَةً كلمة kelimeten sözün ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Görmedin mi, Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir.
40 İbrahim 26. Ayet (14:26:2) كَلِمَةٍ كلمة kelimetin sözün ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Kötü bir sözün durumu da; yerden koparılmış, ayakta durma imkânı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir.
41 Nahl 95. Ayet (16:95:3) بِعَهْدِ بعهد bi’ahdi verdiğiniz sözü ع ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Eğer bilirseniz, şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır.
42 İsrâ 53. Ayet (17:53:6) اَحْسَنُۜ احسن ahsenu en güzel (sözü) ح س ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.
43 İsrâ 108. Ayet (17:108:6) وَعْدُ وعد va’du va'di (sözü) و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbimizin şanı yücedir. Rabbimizin va’di mutlaka gerçekleşecektir” derler.
44 Meryem 54. Ayet (19:54:8) الْوَعْدِ الوعد l-va’di sözünde و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap’ta İsmail’i de an. Şüphesiz o, sözünde duran bir kimse idi. Bir resûl, bir nebî idi.
45 Tâhâ 7. Ayet (20:7:3) بِالْقَوْلِ بالقول bil-kavli sözü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sen sözü açığa vursan da, gizlesen de Allah için birdir. Çünkü O, gizliyi de bilir, ondan daha gizli olanı da.
46 Tâhâ 28. Ayet (20:28:2) قَوْل۪يۖ قولي kavlî sözümü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) 27,28. “Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar.”
47 Tâhâ 87. Ayet (20:87:4) مَوْعِدَكَ موعدك mev’ideke senin sözünden و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Şöyle dediler: “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları ateşe attık. Sâmirî de aynı şekilde attı.”
48 Tâhâ 94. Ayet (20:94:18) قَوْل۪ي قولي kavlî sözümü ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hârûn: “Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. Şüphesiz ben, İsrailoğullarının arasını açtın, sözüme uymadın demenden korktum” dedi.
49 Tâhâ 109. Ayet (20:109:12) قَوْلًا قولا kavlâ(n) sözünden ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) O gün, Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.
50 Enbiyâ 9. Ayet (21:9:3) الْوَعْدَ الوعد l-va’de verdiğimiz sözü و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Haddi aşanları ise helâk ettik.