"sağ" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 176 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 18. Ayet (2:18:1) صُمٌّ صم summun sağırdırlar ص م م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
2 Bakara 49. Ayet (2:49:11) وَيَسْتَحْيُونَ ويستحيون ve yestahyûne sağ bırakıyorlardı ح ي ي
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı.
3 Bakara 61. Ayet (2:61:21) وَفُومِهَا وفومها ve fûmihâ ve sarımsağından ف و م
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.
4 Bakara 61. Ayet (2:61:28) اَدْنٰى ادنى ednâ daha aşağı د ن و
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.
5 Bakara 65. Ayet (2:65:12) خَاسِـ۪ٔينَۚ خاسـين ḣâsiîn(e) aşağılık خ س أ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını[22] çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, “Aşağılık maymunlar olun” demiştik.
6 Bakara 74. Ayet (2:74:29) يَهْبِطُ يهبط yehbitu aşağı yuvarlanır ه ب ط
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir.
7 Bakara 171. Ayet (2:171:13) صُمٌّ صم summun sağırdırlar ص م م
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkâr edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı anlamazlar.
8 Bakara 240. Ayet (2:240:8) مَتَاعًا متاعا metâ’en geçimlerinin sağlanmasını م ت ع
Diyanet İşleri (Yeni) İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama onlar (kendiliklerinden) çıkarlarsa, artık onların meşru biçimde kendileri ile ilgili olarak işlediklerinden dolayı size bir günah yoktur. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
9 Bakara 241. Ayet (2:241:2) مَتَاعٌ متاع metâ’un geçimlerini sağlamak م ت ع
Diyanet İşleri (Yeni) Boşanmış kadınların örfe göre geçimlerinin sağlanması onların hakkıdır. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir borçtur.
10 Bakara 250. Ayet (2:250:10) وَثَبِّتْ وثبت veśebbit ve sağlam tut ث ب ت
Diyanet İşleri (Yeni) (Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et.”
11 Bakara 256. Ayet (2:256:18) الْوُثْقٰىۗ الوثقى l-vuśkâ sağlam و ث ق
Diyanet İşleri (Yeni) Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde, kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.[73]
12 Bakara 261. Ayet (2:261:15) سُنْبُلَةٍ سنبلة sunbuletin başağında س ن ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
13 Bakara 264. Ayet (2:264:26) وَابِلٌ وابل vâbilun bir sağnak (yağmur) و ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.
14 Bakara 282. Ayet (2:282:92) وَاَقْوَمُ واقوم ve akvemu ve daha sağlam ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin.[79] Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.[80]
15 Âl-i İmran 7. Ayet (3:7:46) الْاَلْبَابِ الالباب l-elbâb(i) sağduyu ل ب ب
Diyanet İşleri (Yeni) O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir.[84] Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.
16 Âl-i İmran 10. Ayet (3:10:5) تُغْنِيَ تغني tuġniye yarar sağlamaz غ ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, inkâr edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah’a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar.
17 Âl-i İmran 116. Ayet (3:116:5) تُغْنِيَ تغني tuġniye yarar sağlamayacaktır غ ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenlerin ne malları ne evlatları, onlara Allah’a karşı bir yarar sağlar. İşte onlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
18 Âl-i İmran 147. Ayet (3:147:14) وَثَبِّتْ وثبت ve śebbit ve sağlam tut ث ب ت
Diyanet İşleri (Yeni) Onların sözleri ancak, “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Kâfir topluma karşı bize yardım et” demekten ibaretti.
19 Âl-i İmran 190. Ayet (3:190:11) الْاَلْبَابِۚ الالباب l-elbâb(i) sağduyu ل ب ب
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır.
20 Nisâ 3. Ayet (4:3:4) تُقْسِطُوا تقسطوا tuksitû adaleti sağlayamıyacağınızdan ق س ط
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın.[105] Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.
21 Nisâ 3. Ayet (4:3:24) اَيْمَانُكُمْۜ ايمانكم eymânukum sağ elinizin ي م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın.[105] Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.
22 Nisâ 21. Ayet (4:21:11) غَل۪يظًا غليظا ġalîzâ(n) sağlam غ ل ظ
Diyanet İşleri (Yeni) Hem, siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken, onu nasıl (geri) alırsınız?
23 Nisâ 46. Ayet (4:46:30) وَاَقْوَمَۙ واقوم ve akveme ve daha sağlam ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik, karşı geldik”, “İşit, işitmez olası!” “Râ’inâ”[118] derler. Hâlbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak” deselerdi, bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.[119]
24 Nisâ 66. Ayet (4:66:26) وَاَشَدَّ واشد ve eşedde ve daha sağlam ش د د
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer biz onlara, “Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın” diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu.
25 Nisâ 66. Ayet (4:66:27) تَثْب۪يتًاۙ تثبيتا teśbîtâ(n) sağlamlıkta ث ب ت
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer biz onlara, “Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın” diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu.
26 Nisâ 78. Ayet (4:78:10) مُشَيَّدَةٍۜ مشيدة muşeyyede(tin) sağlam ش ي د
Diyanet İşleri (Yeni) Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, “Bu, Allah’tandır” derler. Onlara bir kötülük gelirse, “Bu, senin yüzündendir” derler. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!
27 Nisâ 88. Ayet (4:88:7) اَرْكَسَهُمْ اركسهم erkesehum onları baş aşağı etmiştir ر ك س
Diyanet İşleri (Yeni) Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah, onları yaptıkları işlerden dolayı baş aşağı ederek eski konumlarına (küfre) döndürmüştür. Allah’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, sen onun için asla bir çıkış yolu bulamazsın.
28 Nisâ 91. Ayet (4:91:12) اُرْكِسُوا اركسوا urkisû başaşağı atılırlar ر ك س
Diyanet İşleri (Yeni) Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik.
29 Nisâ 141. Ayet (4:141:20) نَسْتَحْوِذْ نستحوذ nestahviż biz üstünlük sağlamadık mı ح و ذ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa, “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir.
30 Nisâ 145. Ayet (4:145:5) الْاَسْفَلِ الاسفل l-esfeli en aşağı س ف ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.
31 Nisâ 154. Ayet (4:154:19) غَل۪يظًا غليظا ġalîzâ(n) sağlam غ ل ظ
Diyanet İşleri (Yeni) Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle “Tûr”u üzerlerine kaldırdık ve onlara, “Tevazu ile kapıdan girin” dedik. Yine onlara, “Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın” dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık.
32 Mâide 71. Ayet (5:71:6) وَصَمُّوا وصموا ve sammû ve sağır kesildiler ص م م
Diyanet İşleri (Yeni) (Bu yaptıklarında) bir belâ olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra (tövbe ettiler), Allah da onların tövbesini kabul etti. Sonra yine onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını hakkıyla görendir.
33 Mâide 71. Ayet (5:71:13) وَصَمُّوا وصموا ve sammû ve sağır kesildiler ص م م
Diyanet İşleri (Yeni) (Bu yaptıklarında) bir belâ olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra (tövbe ettiler), Allah da onların tövbesini kabul etti. Sonra yine onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını hakkıyla görendir.
34 Mâide 100. Ayet (5:100:14) الْاَلْبَابِ الالباب l-elbâbi sağduyu ل ب ب
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Pis ile temiz bir olmaz. Pisin çokluğu hoşuna gitse bile.” Ey akıl sahipleri! Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.
35 Mâide 119. Ayet (5:119:5) يَنْفَعُ ينفع yenfe’u fayda sağlayacağı ن ف ع
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle diyecek: “Bugün, doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür.” Onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu büyük başarıdır.
36 En'am 39. Ayet (6:39:4) صُمٌّ صم summun sağırdırlar ص م م
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içerisindeki birtakım sağırlar ve dilsizlerdir. Allah, kimi dilerse onu şaşırtır.[175] Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar.
37 En'am 124. Ayet (6:124:22) صَغَارٌ صغار saġârun bir aşağılık ص غ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara bir âyet geldiği zaman, “Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız” derler. Allah, elçilik görevini kime vereceğini çok iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekârlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir.
38 En'am 158. Ayet (6:158:21) يَنْفَعُ ينفع yenfe’u fayda sağlamaz ن ف ع
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini[207] ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbinin âyetlerinden bazısı geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günkü) imanı fayda vermez.[208] De ki: “Siz bekleyin. Şüphesiz biz de bekliyoruz.”
39 A'raf 13. Ayet (7:13:13) الصَّاغِر۪ينَ الصاغرين ssâġirîn(e) aşağılıklardansın ص غ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, “Şimdi in aşağı oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi.
40 A'raf 17. Ayet (7:17:9) اَيْمَانِهِمْ ايمانهم eymânihim sağlarından ي م ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.”
41 A'raf 22. Ayet (7:22:1) فَدَلّٰيهُمَا فدليهما fe-dellâhumâ onları aşağı sarkıttı د ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab’leri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi.
42 A'raf 48. Ayet (7:48:9) اَغْنٰى اغنى aġnâ hiçbir yarar sağlamadı غ ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) A’râftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: “Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!”
43 A'raf 127. Ayet (7:127:17) وَنَسْتَحْي۪ ونستحي ve nestahyî ve sağ bırakacağız ح ي ي
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Sen (sihirbazları cezalandıracaksın da) Mûsâ’yı ve kavmini, bu ülkede fesat çıkarsınlar, seni ve ilâhlarını terk etsinler diye bırakacak mısın?” Firavun, “Biz onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz?” dedi.
44 A'raf 141. Ayet (7:141:11) وَيَسْتَحْيُونَ ويستحيون ve yestahyûne ve sağ bırakıyorlardı ح ي ي
Diyanet İşleri (Yeni) Hani sizi Firavun ailesinden kurtarmıştık. Onlar size en kötü işkenceyi uyguluyorlardı. Oğullarınızı öldürüyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.
45 A'raf 166. Ayet (7:166:0) خَاسِـ۪ٔينَ خاسـين ḣâsi-în(e) aşağılık خ س أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara “aşağılık maymunlar olun” dedik.
46 A'raf 183. Ayet (7:183:0) مَت۪ينٌ متين metîn(un) sağlamdır م ت ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ben onlara mühlet veririm. Şüphesiz benim tuzağım çetindir.[236]
47 Enfal 19. Ayet (8:19:0) تُغْنِيَ تغني tuġniye sağlayamaz غ ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey inkârcılar!) Eğer fetih[245] istiyorsanız işte size fetih geldi. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz, bu sizin için daha hayırlı olur. Eğer dönerseniz biz de döneriz. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez. Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir.
48 Enfal 22. Ayet (8:22:0) الصُّمُّ الصم ssummu sağırlar ص م م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir.
49 Enfal 42. Ayet (8:42:0) اَسْفَلَ اسفل esfele daha aşağıda idi س ف ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani siz vadinin (Medine’ye) yakın tarafında; onlar uzak tarafında, kervansa sizin aşağınızdaydı. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki), şâyet buluşmak üzere sözleşmiş olsaydınız (durumu fark edince) sözleşmenizde ayrılığa düşerdiniz (savaşa yanaşmazdınız). Fakat Allah, olacak bir işi (mü’minlerin zaferini) gerçekleştirmek için böyle yaptı ki, ölen açık bir delille ölsün, yaşayan da açık bir delille yaşasın. Şüphesiz Allah, elbette hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
50 Tevbe 25. Ayet (9:25:0) تُغْنِ تغن tuġni sağlamamıştı غ ن ي
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış, yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Nihayet (bozularak) gerisingeriye dönüp kaçmıştınız.[255]