| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 179. Ayet (2:179:6) | اُو۬لِي | اولي | uli | sahipleri | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz. | |||||
| 2 | Bakara 197. Ayet (2:197:29) | اُو۬لِي | اولي | uli | sahipleri | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hac (ayları), bilinen aylardır.[58] Kim o aylarda hacca başlarsa, artık ona hacda cinsel ilişki, günaha sapmak, kavga etmek yoktur. Siz ne hayır yaparsanız, Allah onu bilir. (Ahiret için) azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma)dır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının. | |||||
| 3 | Bakara 212. Ayet (2:212:11) | اتَّقَوْا | اتقوا | ttekav | takva sahipleri | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların üstündedir. Allah, dilediğine hesapsız rızık verir. | |||||
| 4 | Bakara 269. Ayet (2:269:15) | اُو۬لُوا | اولوا | ulû | sahiplerinden | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, hikmeti[77] dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar. | |||||
| 5 | Âl-i İmran 7. Ayet (3:7:45) | اُو۬لُوا | اولوا | ulû | sahiplerinden | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir.[84] Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. | |||||
| 6 | Âl-i İmran 18. Ayet (3:18:9) | وَاُو۬لُوا | واولوا | ve ulû | ve sahipleri | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilâh olmadığına adaletle şâhitlik ettiler. O’ndan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 7 | Âl-i İmran 190. Ayet (3:190:10) | لِاُو۬لِي | لاولي | li-ulî | sahipleri için | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır. | |||||
| 8 | Nisâ 83. Ayet (4:83:15) | اُو۬لِي | اولي | ulî | ve sahiplerine | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Hâlbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi, elbette bunlardan, onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç, muhakkak şeytana uyardınız. | |||||
| 9 | Nisâ 95. Ayet (4:95:7) | اُو۬لِي | اولي | ulî | sahipleri | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 95,96. Mü’minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü’minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va’detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükâfat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 10 | Mâide 47. Ayet (5:47:2) | اَهْلُ | اهل | ehlu | sahipleri | أ ه ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İncil ehli Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, fasıkların ta kendileridir. | |||||
| 11 | Mâide 100. Ayet (5:100:13) | اُو۬لِي | اولي | ulî | sahipleri | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Pis ile temiz bir olmaz. Pisin çokluğu hoşuna gitse bile.” Ey akıl sahipleri! Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. | |||||
| 12 | A'raf 100. Ayet (7:100:8) | اَهْلِهَٓا | اهلها | ehlihâ | sahiplerinden | أ ه ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler. | |||||
| 13 | Enfal 75. Ayet (8:75:0) | وَاُو۬لُوا | واولوا | ve ulû | ve sahipleri | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha sonra iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenlere gelince, işte onlar da sizdendir. Allah’ın kitabınca, kan akrabaları birbirlerine (varis olmaya) daha lâyıktırlar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. | |||||
| 14 | Yunus 24. Ayet (10:24:0) | اَهْلُهَٓا | اهلها | ehluhâ | sahiplerinin | أ ه ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dünya hayatının hâli, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hâli gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. İşte düşünen bir toplum için, âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. | |||||
| 15 | Hûd 49. Ayet (11:49:19) | لِلْمُتَّق۪ينَ۟ | للمتقين | lil-muttekîn(e) | takva sahiplerinindir | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O hâlde sabret. Çünkü (iyi) sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanların olacaktır. | |||||
| 16 | Hûd 116. Ayet (11:116:7) | اُو۬لُوا | اولوا | ulû | sahipleri | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular. | |||||
| 17 | Yusuf 111. Ayet (12:111:6) | لِاُو۬لِي | لاولي | li-ulî | sahipleri için | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun ki, onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. Kur’an, uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden, her şeyi ayrı ayrı açıklayan ve inanan bir toplum için de bir yol gösterici ve bir rahmettir. | |||||
| 18 | Ra'd 19. Ayet (13:19:14) | اُو۬لُوا | اولوا | ulû | sahipleri | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar. | |||||
| 19 | İbrahim 52. Ayet (14:52:12) | اُو۬لُوا | اولوا | ulû | sahipleri | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir. | |||||
| 20 | Kehf 9. Ayet (18:9:4) | اَصْحَابَ | اصحاب | ashâbe | sahiplerinin | ص ح ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakîm’i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?[325] | |||||
| 21 | Tâhâ 54. Ayet (20:54:8) | لِاُو۬لِي | لاولي | li-ulî | sahipleri için | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yiyin, hayvanlarınızı yayın. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) deliller vardır. | |||||
| 22 | Tâhâ 128. Ayet (20:128:16) | لِاُو۬لِي | لاولي | li-ulî | sahipleri için | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yurtlarında dolaşıp durdukları, kendilerinden önceki nice nesilleri helâk etmiş olmamız, onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır. | |||||
| 23 | Tâhâ 132. Ayet (20:132:12) | لِلتَّقْوٰى | للتقوى | li-ttakvâ | takva(sahipleri)nindir | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınmanındır. | |||||
| 24 | Tâhâ 135. Ayet (20:135:7) | اَصْحَابُ | اصحاب | ashâbu | sahipleri | ص ح ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed, de ki: “Herkes beklemektedir, siz de bekleyin. Yakında kimin düz yolun sahipleri olduğunu, kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz!” | |||||
| 25 | Nûr 22. Ayet (24:22:3) | اُو۬لُوا | اولوا | ulû | sahipleri | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. Onlar affetsinler, vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 26 | Nûr 22. Ayet (24:22:9) | اُو۬لِي | اولي | ulî | sahipleri (akrabalara) | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. Onlar affetsinler, vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 27 | Neml 62. Ayet (27:62:9) | خُلَفَٓاءَ | خلفاء | ḣulefâe | sahipleri | خ ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilâh mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz! | |||||
| 28 | Sâd 29. Ayet (38:29:8) | اُو۬لُوا | اولوا | ulû | sahipleri | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu Kur’an, âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. | |||||
| 29 | Sâd 43. Ayet (38:43:9) | لِاُو۬لِي | لاولي | li-ulî | sahiplerine | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik. | |||||
| 30 | Zümer 9. Ayet (39:9:23) | اُو۬لُوا | اولوا | ulû | sahipleri | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür,) yoksa gece vakitlerinde, secde hâlinde ve ayakta, ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar. | |||||
| 31 | Zümer 18. Ayet (39:18:12) | اُو۬لُوا | اولوا | ulû | sahipleridir | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir. | |||||
| 32 | Zümer 21. Ayet (39:21:30) | لِاُو۬لِي | لاولي | li-ulî | sahipleri için | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmedin mi, Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. Sonra ekinler kuruyor da onları sapsarı kesilmiş görüyorsun. Sonra da Allah onları kurumuş çer çöp hâline getirir. Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır. | |||||
| 33 | Mü'min 54. Ayet (40:54:3) | لِاُو۬لِي | لاولي | li-ulî | sahiplerine | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 53,54. Andolsun, biz Mûsâ’ya hidayet verdik. İsrailoğulları’na da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat’ı) miras bıraktık. | |||||
| 34 | Haşr 2. Ayet (59:2:7) | اَهْلِ | اهل | ehli | sahipleri- | أ ه ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, kitap ehlinden inkâr edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah’tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah’ın emri onlara ummadıkları yerden geldi. O, yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini hem kendi elleriyle, hem de mü’minlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey basiret sahipleri, ibret alın.[531] | |||||
| 35 | Haşr 2. Ayet (59:2:40) | اُو۬لِي | اولي | ulî | sahipleri | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, kitap ehlinden inkâr edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah’tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah’ın emri onlara ummadıkları yerden geldi. O, yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini hem kendi elleriyle, hem de mü’minlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey basiret sahipleri, ibret alın.[531] | |||||
| 36 | Talak 10. Ayet (65:10:9) | اُو۬لِي | اولي | ulî | sahipleri | أ و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, ahirette onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. O hâlde, ey iman etmiş olan akıl sahipleri, Allah’a karşı gelmekten sakının! Allah, size bir zikir (Kur’an) indirdi. | |||||
| 37 | Kalem 17. Ayet (68:17:5) | اَصْحَابَ | اصحاب | ashâbe | sahiplerine | ص ح ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz, vaktiyle “bahçe sahipleri”ne belâ verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkârcılara) da belâ verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi. | |||||
| 38 | Fîl 1. Ayet (105:1:6) | بِاَصْحَابِ | باصحاب | bi-ashâbi | sahiplerine | ص ح ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? | |||||