| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 150 | Sâffât 72. Ayet (37:72:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | biz göndermiştik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz onlara da uyarıcılar göndermiştik. | |||||
| 151 | Sâffât 79. Ayet (37:79:1) | سَلَامٌ | سلام | selâmun | selam olsun | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âlemler içinde Nûh’a selâm olsun! | |||||
| 152 | Sâffât 84. Ayet (37:84:5) | سَل۪يمٍ | سليم | selîm(in) | tertemiz | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani o, Rabbine temiz bir kalple gelmişti. | |||||
| 153 | Sâffât 109. Ayet (37:109:1) | سَلَامٌ | سلام | selâmun | selam olsun | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim’e selâm olsun. | |||||
| 154 | Sâffât 120. Ayet (37:120:1) | سَلَامٌ | سلام | selâmun | selam olsun | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’ya ve Hârûn’a selâm olsun. | |||||
| 155 | Sâffât 123. Ayet (37:123:4) | الْمُرْسَل۪ينَۜ | المرسلين | l-murselîn(e) | elçilerdendi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz İlyas da peygamberlerden idi. | |||||
| 156 | Sâffât 130. Ayet (37:130:1) | سَلَامٌ | سلام | selâmun | selam olsun | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İlyas’a selâm olsun. | |||||
| 157 | Sâffât 133. Ayet (37:133:4) | الْمُرْسَل۪ينَۜ | المرسلين | l-murselîn(e) | gönderilen elçilerdendi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Lût da peygamberlerdendi. | |||||
| 158 | Sâffât 139. Ayet (37:139:4) | الْمُرْسَل۪ينَۜ | المرسلين | l-murselîn(e) | gönderilen elçilerdendi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Yûnus da peygamberlerdendi. | |||||
| 159 | Sâffât 147. Ayet (37:147:1) | وَاَرْسَلْنَاهُ | وارسلناه | ve erselnâhu | ve onu elçi gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onu yüz bin, yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik. | |||||
| 160 | Sâffât 171. Ayet (37:171:5) | الْمُرْسَل۪ينَۚ | المرسلين | l-murselîn(e) | gönderilen elçi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti: | |||||
| 161 | Sâffât 181. Ayet (37:181:1) | وَسَلَامٌ | وسلام | ve selâmun | ve selam olsun | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberlere selâm olsun. | |||||
| 162 | Sâffât 181. Ayet (37:181:3) | الْمُرْسَل۪ينَۚ | المرسلين | l-murselîn(e) | gönderilen elçiler | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberlere selâm olsun. | |||||
| 163 | Sâd 42. Ayet (38:42:4) | مُغْتَسَلٌ | مغتسل | muġteselun | yıkanacak | غ س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de ona, “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su” dedik. | |||||
| 164 | Zümer 21. Ayet (39:21:9) | فَسَلَكَهُ | فسلكه | fe-selekehu | sonra onu geçirdi | س ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmedin mi, Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. Sonra ekinler kuruyor da onları sapsarı kesilmiş görüyorsun. Sonra da Allah onları kurumuş çer çöp hâline getirir. Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır. | |||||
| 165 | Zümer 29. Ayet (39:29:9) | سَلَمًا | سلما | selemen | bağlı olan | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. Bu iki adamın durumu hiç, bir olur mu?[470] Hamd Allah’a mahsustur. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar. | |||||
| 166 | Zümer 73. Ayet (39:73:16) | سَلَامٌ | سلام | selâmun | selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da grup grup cennete sevk edilirler. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve cennet bekçileri onlara şöyle der: “Size selâm olsun! Tertemiz oldunuz. Haydi ebedî kalmak üzere buraya girin.” | |||||
| 167 | Mü'min 23. Ayet (40:23:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | biz gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 23,24. Andolsun ki biz Mûsâ’yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun’a, Hâmân’a ve Kârûn’a[473] gönderdik. Onlar ise; “Bu çok yalancı bir sihirbazdır” dediler. | |||||
| 168 | Mü'min 70. Ayet (40:70:5) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | gönderdiğimiz | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, kitabı (Kur’an’ı) ve elçilerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardır. Onlar bilecekler. | |||||
| 169 | Mü'min 71. Ayet (40:71:5) | وَالسَّلَاسِلُۜ | والسلاسل | ve-sselâsilu | ve zincirler | س ل س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 71,72. O zaman onlar, boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu hâlde kaynar suda sürüklenecekler, sonra da ateşte yakılacaklardır. | |||||
| 170 | Mü'min 78. Ayet (40:78:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | biz gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar. | |||||
| 171 | Fussilet 16. Ayet (41:16:1) | فَاَرْسَلْنَا | فارسلنا | fe-erselnâ | biz de gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez. | |||||
| 172 | Şûrâ 48. Ayet (42:48:4) | اَرْسَلْنَاكَ | ارسلناك | erselnâke | biz seni göndermedik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür. | |||||
| 173 | Zuhruf 6. Ayet (43:6:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | biz gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hâlbuki daha önceki toplumlara da nice peygamberler göndermiştik. | |||||
| 174 | Zuhruf 23. Ayet (43:23:3) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | göndermedik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar. | |||||
| 175 | Zuhruf 45. Ayet (43:45:3) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | gönderdiğimiz | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahmân’dan başka kulluk edilecek ilâhlar var etmiş miyiz? | |||||
| 176 | Zuhruf 46. Ayet (43:46:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | biz gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz Mûsâ’yı mucizelerimizle Firavun’a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o, “Şüphesiz ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim” demişti. | |||||
| 177 | Zuhruf 56. Ayet (43:56:2) | سَلَفًا | سلفا | selefen | geçmiş ataları | س ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları, sonradan gelecek inkârcılara, geçmiş bir ibret ve bir örnek kıldık. | |||||
| 178 | Zuhruf 89. Ayet (43:89:4) | سَلَامٌۜ | سلام | selâm(un) | selam olsun | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimdilik sen onları hoş gör ve “size selâm olsun” de. Yakında bilecekler. | |||||
| 179 | Muhammed 15. Ayet (47:15:25) | عَسَلٍ | عسل | ‘aselin | bal- | ع س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. Rablerinden de bağışlama vardır. Bu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu? | |||||
| 180 | Muhammed 35. Ayet (47:35:5) | السَّلْمِۗ | السلم | sselmi | barışa | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sakın za’f göstermeyin. Üstün olduğunuz hâlde barışa çağırmayın. Allah sizinle beraberdir. Sizin amellerinizi asla eksiltmeyecektir. | |||||
| 181 | Fetih 8. Ayet (48:8:2) | اَرْسَلْنَاكَ | ارسلناك | erselnâke | seni gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz seni bir şâhit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. | |||||
| 182 | Fetih 28. Ayet (48:28:3) | اَرْسَلَ | ارسل | ersele | gönderendir | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. (Allah) o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için (böyle yaptı). Şahit olarak Allah yeter. | |||||
| 183 | Kaf 34. Ayet (50:34:2) | بِسَلَامٍۜ | بسلام | bi-selâm(in) | selam (esenlik) ile | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Oraya esenlikle girin. İşte bu, ebedîlik günüdür.” | |||||
| 184 | Zâriyât 25. Ayet (51:25:5) | سَلَامًاۜ | سلاما | selâmâ(en) | selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani onlar, İbrahim’in yanına varmışlar ve “Selâm olsun sana!” demişlerdi. O da “Size de selâm olsun.” demiş, “Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler” (diye düşünmüştü). | |||||
| 185 | Zâriyât 25. Ayet (51:25:7) | سَلَامٌۚ | سلام | selâmun | selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani onlar, İbrahim’in yanına varmışlar ve “Selâm olsun sana!” demişlerdi. O da “Size de selâm olsun.” demiş, “Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler” (diye düşünmüştü). | |||||
| 186 | Zâriyât 31. Ayet (51:31:5) | الْمُرْسَلُونَ | المرسلون | l-murselûn(e) | elçiler | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, onlara: “O hâlde asıl işiniz nedir ey elçiler?” dedi. | |||||
| 187 | Zâriyât 41. Ayet (51:41:4) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âd kavminde de ibretler vardır. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgârı göndermiştik. | |||||
| 188 | Kamer 19. Ayet (54:19:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgâr gönderdik. | |||||
| 189 | Kamer 31. Ayet (54:31:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular. | |||||
| 190 | Kamer 34. Ayet (54:34:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 34,35. Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgâr gönderdik. Yalnız Lût’un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükâfatlandırırız. | |||||
| 191 | Rahman 35. Ayet (55:35:1) | يُرْسَلُ | يرسل | yurselu | gönderilir | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız. | |||||
| 192 | Vâkı'a 26. Ayet (56:26:3) | سَلَامًا | سلاما | selâmen | selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadece “selâm!”, “selâm!” sözünü işitirler. | |||||
| 193 | Vâkı'a 26. Ayet (56:26:4) | سَلَامًا | سلاما | selâmâ(n) | selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadece “selâm!”, “selâm!” sözünü işitirler. | |||||
| 194 | Vâkı'a 91. Ayet (56:91:1) | فَسَلَامٌ | فسلام | fe-selâmun | selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 90,91. Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, “Selâm sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!” denir. | |||||
| 195 | Hadîd 25. Ayet (57:25:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | biz gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki, insanlar adaleti yerine getirsinler. Kendisinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri yarattık (ki insanlar ondan yararlansınlar). Allah da kendisine ve Resûllerine gayba inanarak yardım edecekleri bilsin. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. | |||||
| 196 | Hadîd 26. Ayet (57:26:2) | اَرْسَلْنَا | ارسلنا | erselnâ | gönderdik | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz Nûh’u ve İbrahim’i peygamber olarak gönderdik. Peygamberliği ve kitabı onların soylarına da verdik. Onlardan kimi doğru yola ermiştir, ama içlerinden birçoğu da fasık kimselerdir. | |||||
| 197 | Haşr 6. Ayet (59:6:16) | يُسَلِّطُ | يسلط | yusellitu | musallat eder | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların mallarından Allah’ın, savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar için siz, at ya da deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini, dilediği kimselerin üzerine salıp onlara üstün kılar. Allah’ın her şeye hakkıyla gücü yeter.[533] | |||||
| 198 | Haşr 23. Ayet (59:23:10) | السَّلَامُ | السلام | sselâmu | Selâm'dır (esenlik veren) | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır. | |||||
| 199 | Saf 9. Ayet (61:9:3) | اَرْسَلَ | ارسل | ersele | gönderdi | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, kendisine ortak koşanlar hoşlanmasa da, dinini bütün dinlere üstün kılmak için peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. | |||||