"sel" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 210 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 57. Ayet (2:57:7) وَالسَّلْوٰىۜ والسلوى ve-sselvâ ve bıldırcın س ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin” (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.
2 Bakara 71. Ayet (2:71:13) مُسَلَّمَةٌ مسلمة musellemetun kusursuz س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır.” Onlar, “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.
3 Bakara 119. Ayet (2:119:2) اَرْسَلْنَاكَ ارسلناك erselnâke seni gönderdik ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
4 Bakara 151. Ayet (2:151:2) اَرْسَلْنَا ارسلنا erselnâ gönderdiğimiz ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Nitekim kendi aranızdan, size âyetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.
5 Bakara 211. Ayet (2:211:1) سَلْ سل sel sor س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) İsrailoğullarına sor; biz onlara nice açık mucizeler verdik. Kendisine geldikten sonra kim Allah’ın nimetini değiştirirse, (bilsin ki) şüphesiz Allah, cezası pek çetin olandır.
6 Bakara 233. Ayet (2:233:53) سَلَّمْتُمْ سلمتم sellemtum verdikten س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını i-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya aittir. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın- (Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse onlara günah yoktur. Eğer çocuklarınızı (bir süt anneye) emzirtmek isterseniz örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir.
7 Bakara 252. Ayet (2:252:9) الْمُرْسَل۪ينَ المرسلين l-murselîn(e) gönderilenlerdensin ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bunlar Allah’ın âyetleridir. Biz onları sana hak olarak okuyoruz. Şüphesiz sen, Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin.
8 Bakara 275. Ayet (2:275:34) سَلَفَۜ سلف selefe geçmişte س ل ف
Diyanet İşleri (Yeni) Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alışveriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır.
9 Âl-i İmran 122. Ayet (3:122:6) تَفْشَلَاۙ تفشلا tefşelâ korkup bozulmaya ف ش ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Hâlbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü’minler, yalnız Allah’a tevekkül etsinler.[99]
10 Nisâ 22. Ayet (4:22:11) سَلَفَۜ سلف selef(e) geçmişte س ل ف
Diyanet İşleri (Yeni) Geçmişte olanlar hariç, artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Çünkü bu bir hayâsızlık, öfke ve nefret gerektiren bir iştir. Bu, ne kötü bir yoldur.
11 Nisâ 23. Ayet (4:23:49) سَلَفَۜ سلف selef(e) geçmişte س ل ف
Diyanet İşleri (Yeni) Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur- öz oğullarınızın karıları, iki kız kardeşi (nikâh altında) bir araya getirmeniz. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka.[113] Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
12 Nisâ 64. Ayet (4:64:2) اَرْسَلْنَا ارسلنا erselnâ biz göndermedik ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz her peygamberi sırf, Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.
13 Nisâ 65. Ayet (4:65:18) وَيُسَلِّمُوا ويسلموا ve yusellimû ve teslim olmadıkça س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.
14 Nisâ 79. Ayet (4:79:13) وَاَرْسَلْنَاكَ وارسلناك ve erselnâke ve seni gönderdik ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.
15 Nisâ 80. Ayet (4:80:10) اَرْسَلْنَاكَ ارسلناك erselnâke biz seni göndermedik ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kim peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse, (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik.
16 Nisâ 90. Ayet (4:90:21) لَسَلَّطَهُمْ لسلطهم leselletahum onları salardı س ل ط
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınmış bulunanlar, yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı içlerine sığdıramayıp (tarafsız olarak) size gelenler başka. Eğer Allah dileseydi, onları size musallat kılardı da sizinle savaşırlardı. Eğer onlar sizden uzak durur, sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse; Allah, onlara saldırmak için size bir yol (yetki) vermemiştir.
17 Nisâ 90. Ayet (4:90:30) السَّلَمَۙ السلم -sseleme barış içinde yaşamak س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınmış bulunanlar, yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı içlerine sığdıramayıp (tarafsız olarak) size gelenler başka. Eğer Allah dileseydi, onları size musallat kılardı da sizinle savaşırlardı. Eğer onlar sizden uzak durur, sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse; Allah, onlara saldırmak için size bir yol (yetki) vermemiştir.
18 Nisâ 91. Ayet (4:91:19) السَّلَمَ السلم -sseleme barış içinde yaşamak س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik.
19 Nisâ 92. Ayet (4:92:17) مُسَلَّمَةٌ مسلمة musellemetun vermelidir س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Bir mü’minin bir mü’mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü’mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü’min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkân bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ard arda oruç tutması gerekir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
20 Nisâ 92. Ayet (4:92:42) مُسَلَّمَةٌ مسلمة musellemetun verilecektir س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Bir mü’minin bir mü’mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü’mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü’min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkân bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ard arda oruç tutması gerekir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
21 Nisâ 94. Ayet (4:94:16) السَّلَامَ السلام sselâme selam س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selâm veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek, “Sen mü’min değilsin” demeyin. Allah katında pek çok ganimetler vardır. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). Onun için iyice araştırın. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
22 Mâide 16. Ayet (5:16:8) السَّلَامِ السلام sselâmi esenlik س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onunla rızası peşinde olanları selâmet yollarına iletir ve onları izniyle, karanlıklardan aydınlığa çıkarıp kendilerini dosdoğru bir yola iletir.
23 Mâide 70. Ayet (5:70:6) وَاَرْسَلْنَٓا وارسلنا ve erselnâ ve göndermiştik ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, İsrailoğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Fakat her ne zaman bir Peygamber, onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse; onlardan bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.
24 Mâide 95. Ayet (5:95:42) سَلَفَۜ سلف selef(e) geçmişte س ل ف
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Kâ’be’ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah, geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.
25 En'am 6. Ayet (6:6:16) وَاَرْسَلْنَا وارسلنا ve erselnâ ve boşaltmıştık ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan önce nice nesilleri helâk ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. Topraklarından nehirler akıttık. Sonra da günahları sebebiyle onları helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik.
26 En'am 34. Ayet (6:34:22) الْمُرْسَل۪ينَ المرسلين l-murselîn(e) elçilerin ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun ki, senden önce de birçok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur.[174] Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor.
27 En'am 42. Ayet (6:42:2) اَرْسَلْنَٓا ارسلنا erselnâ (elçiler) gönderdik ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık.
28 En'am 48. Ayet (6:48:3) الْمُرْسَل۪ينَ المرسلين l-murselîne elçileri ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.
29 En'am 54. Ayet (6:54:7) سَلَامٌ سلام selâmun selam olsun س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman, de ki: “Selâm olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
30 En'am 70. Ayet (6:70:13) تُبْسَلَ تبسل tubsele helake gider ب س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.
31 En'am 127. Ayet (6:127:3) السَّلَامِ السلام sselâmi esenlik س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Rableri katında selâm yurdu (cennet) onlarındır. Allah, yapmakta oldukları şeylerden dolayı onların dostudur.
32 A'raf 6. Ayet (7:6:6) الْمُرْسَل۪ينَۙ المرسلين l-murselîn(e) gönderilen elçilere ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız.[212] Peygamberlere de elbette soracağız.[213]
33 A'raf 46. Ayet (7:46:13) سَلَامٌ سلام selâmun selam olsun س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur[216], A’râf[217] üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. Cennetliklere, “Selâm olsun size!” diye seslenirler. Onlar henüz cennete girmemişlerdir, ama bunu ummaktadırlar.
34 A'raf 59. Ayet (7:59:2) اَرْسَلْنَا ارسلنا erselnâ gönderdik ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” dedi.
35 A'raf 75. Ayet (7:75:15) مُرْسَلٌ مرسل murselun gönderildiğini ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, “Siz, Salih’in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?” dediler. Onlar da, “Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız” dediler.
36 A'raf 77. Ayet (7:77:16) الْمُرْسَل۪ينَ المرسلين l-murselîn(e) elçiler- ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve “Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir” dediler.
37 A'raf 94. Ayet (7:94:2) اَرْسَلْنَا ارسلنا erselnâ göndermedik ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım.
38 A'raf 133. Ayet (7:133:1) فَاَرْسَلْنَا فارسلنا fe-erselnâ biz de gönderdik ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular.
39 A'raf 160. Ayet (7:160:0) وَالسَّلْوٰىۜ والسلوى ve-sselvâ ve bıldırcın eti س ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onları on iki kabile hâlinde topluluklara ayırdık. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona, “Asânı taşa vur” diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı.
40 A'raf 162. Ayet (7:162:0) فَاَرْسَلْنَا فارسلنا fe-erselnâ biz de gönderdik ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan zulmedenler hemen sözü, kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik.[232]
41 A'raf 175. Ayet (7:175:0) فَانْسَلَخَ فانسلخ fe-nseleḣa sıyrıldı, çıktı س ل خ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendisine âyetlerimizi verdiğimiz hâlde, onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı, bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat.
42 Enfal 38. Ayet (8:38:0) سَلَفَۚ سلف selefe geçmiştekiler س ل ف
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! İnkâr edenlere söyle: Eğer (iman edip, düşmanlık ve savaştan) vazgeçerlerse, geçmiş günahları bağışlanır. Eğer (düşmanlık ve savaşa) dönerlerse, öncekilere uygulanan ilâhî kanun devam etmiş olacaktır.[250]
43 Enfal 43. Ayet (8:43:0) سَلَّمَۜ سلم sellem(e) kurtardı س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Allah sana onları uykunda az gösteriyordu. Eğer sana onları çok gösterseydi elbette gevşerdiniz ve o iş hakkında birbirinizle çekişirdiniz. Fakat Allah (sizi bunlardan) kurtardı. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
44 Enfal 46. Ayet (8:46:0) فَتَفْشَلُوا فتفشلوا fe-tefşelû yoksa korkuya kapılırsınız da ف ش ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.
45 Enfal 61. Ayet (8:61:0) لِلسَّلْمِ للسلم li-sselmi barışa س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
46 Tevbe 5. Ayet (9:5:0) انْسَلَخَ انسلخ -nseleḣa geçtiği س ل خ
Diyanet İşleri (Yeni) Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
47 Tevbe 33. Ayet (9:33:0) اَرْسَلَ ارسل ersele gönderdi ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) O, Allah’a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir.
48 Yunus 10. Ayet (10:10:0) سَلَامٌۚ سلام selâm(un) Selâm'dır س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Bunların oradaki duaları, “Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım!”, aralarındaki esenlik dilekleri, “selâm”; dualarının sonu ise, “Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” sözleridir.
49 Yunus 25. Ayet (10:25:0) السَّلَامِۜ السلام sselâmi esenlik س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir.
50 Hûd 25. Ayet (11:25:2) اَرْسَلْنَا ارسلنا erselnâ göndermiştik ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz Nûh’u kavmine peygamber olarak gönderdik. Onlara şöyle dedi: “Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.”