| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Nisâ 86. Ayet (4:86:2) | حُيّ۪يتُمْ | حييتم | huyyîtum | selamlandığınız | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır. | |||||
| 2 | Nisâ 86. Ayet (4:86:3) | بِتَحِيَّةٍ | بتحية | bitahiyyetin | bir selam ile | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır. | |||||
| 3 | Nisâ 86. Ayet (4:86:4) | فَحَيُّوا | فحيوا | fe-hayyû | siz de selam verin | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır. | |||||
| 4 | Nisâ 94. Ayet (4:94:16) | السَّلَامَ | السلام | sselâme | selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selâm veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek, “Sen mü’min değilsin” demeyin. Allah katında pek çok ganimetler vardır. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). Onun için iyice araştırın. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 5 | En'am 54. Ayet (6:54:7) | سَلَامٌ | سلام | selâmun | selam olsun | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman, de ki: “Selâm olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||
| 6 | A'raf 46. Ayet (7:46:13) | سَلَامٌ | سلام | selâmun | selam olsun | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur[216], A’râf[217] üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. Cennetliklere, “Selâm olsun size!” diye seslenirler. Onlar henüz cennete girmemişlerdir, ama bunu ummaktadırlar. | |||||
| 7 | Yunus 10. Ayet (10:10:0) | سَلَامٌۚ | سلام | selâm(un) | Selâm'dır | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunların oradaki duaları, “Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım!”, aralarındaki esenlik dilekleri, “selâm”; dualarının sonu ise, “Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” sözleridir. | |||||
| 8 | Hûd 48. Ayet (11:48:5) | بِسَلَامٍ | بسلام | bi-selâmin | selam ile | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona denildi ki: “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Daha birtakım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak.” | |||||
| 9 | Hûd 69. Ayet (11:69:7) | سَلَامًاۜ | سلاما | selâmâ(en) | Selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim’e müjde getirip “Selâm sana!” dediler. O, “Size de selâm” dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi. | |||||
| 10 | Hûd 69. Ayet (11:69:9) | سَلَامٌۚ | سلام | selâm(un) | Selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim’e müjde getirip “Selâm sana!” dediler. O, “Size de selâm” dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi. | |||||
| 11 | Ra'd 24. Ayet (13:24:1) | سَلَامٌ | سلام | selâmun | selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sabretmenize karşılık selâm sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!” | |||||
| 12 | İbrahim 23. Ayet (14:23:17) | سَلَامٌ | سلام | selâm(un) | selamdır | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanan ve salih ameller işleyenler, Rablerinin izniyle, ebedî kalacakları ve içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Oradaki esenlik dilekleri “selâm”dır. | |||||
| 13 | Hicr 52. Ayet (15:52:5) | سَلَامًاۜ | سلاما | selâmen | Selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani misafirler İbrahim’in yanına girmiş ve “Selâm” demişlerdi. O da, “Gerçekten biz sizden korkuyoruz” demişti. | |||||
| 14 | Nahl 32. Ayet (16:32:6) | سَلَامٌ | سلام | selâmun | selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Melekler, onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, “Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete” derler. | |||||
| 15 | Meryem 15. Ayet (19:15:1) | وَسَلَامٌ | وسلام | ve selâmun | selam olsun! | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Doğduğu gün, öleceği gün ve diriltileceği gün ona selâm olsun! | |||||
| 16 | Meryem 47. Ayet (19:47:2) | سَلَامٌ | سلام | selâmun | selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, şöyle dedi: “Esen kal! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. Şüphesiz O, beni nimetleriyle kuşatmıştır.” | |||||
| 17 | Meryem 62. Ayet (19:62:6) | سَلَامًاۜ | سلاما | selâmâ(en) | selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada boş söz işitmezler. Yalnızca (meleklerin) “selâm!” (deyişini) işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da vardır. | |||||
| 18 | Nûr 27. Ayet (24:27:12) | وَتُسَلِّمُوا | وتسلموا | ve tusellimû | ve selam verin | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selâm vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor. | |||||
| 19 | Nûr 61. Ayet (24:61:61) | فَسَلِّمُوا | فسلموا | fesellimû | selam verin | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur.[390] Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selâm verin. İşte Allah, düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar. | |||||
| 20 | Furkan 63. Ayet (25:63:12) | سَلَامًا | سلاما | selâmâ(n) | Selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der (geçer)ler. | |||||
| 21 | Furkan 75. Ayet (25:75:9) | وَسَلَامًاۙ | وسلاما | ve selâmâ(n) | ve selam ile | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır. | |||||
| 22 | Neml 59. Ayet (27:59:4) | وَسَلَامٌ | وسلام | ve selâmun | ve selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. Selâm onun seçtiği kullarına.” Allah mı daha hayırlıdır, yoksa onların ortak koştukları mı? | |||||
| 23 | Kasas 55. Ayet (28:55:11) | سَلَامٌ | سلام | selâmun | selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, “Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selâm olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz cahilleri istemeyiz” derler. | |||||
| 24 | Ahzab 44. Ayet (33:44:4) | سَلَامٌۚ | سلام | selâm(un) | selam ile | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a kavuşacakları gün mü’minlere yönelik esenlik dileği “Selâm”dır. Allah, onlara bol bir mükâfat hazırlamıştır. | |||||
| 25 | Ahzab 56. Ayet (33:56:13) | وَسَلِّمُوا | وسلموا | ve sellimû | ve selam edin | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar.[441] Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin. | |||||
| 26 | Yâsîn 58. Ayet (36:58:1) | سَلَامٌ | سلام | selâmun | selam (vardır) | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çok merhametli olan Rab’den bir söz olarak (kendilerine) “Selâm” (vardır). | |||||
| 27 | Sâffât 79. Ayet (37:79:1) | سَلَامٌ | سلام | selâmun | selam olsun | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âlemler içinde Nûh’a selâm olsun! | |||||
| 28 | Sâffât 109. Ayet (37:109:1) | سَلَامٌ | سلام | selâmun | selam olsun | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim’e selâm olsun. | |||||
| 29 | Sâffât 120. Ayet (37:120:1) | سَلَامٌ | سلام | selâmun | selam olsun | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’ya ve Hârûn’a selâm olsun. | |||||
| 30 | Sâffât 130. Ayet (37:130:1) | سَلَامٌ | سلام | selâmun | selam olsun | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İlyas’a selâm olsun. | |||||
| 31 | Sâffât 181. Ayet (37:181:1) | وَسَلَامٌ | وسلام | ve selâmun | ve selam olsun | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberlere selâm olsun. | |||||
| 32 | Zümer 73. Ayet (39:73:16) | سَلَامٌ | سلام | selâmun | selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da grup grup cennete sevk edilirler. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve cennet bekçileri onlara şöyle der: “Size selâm olsun! Tertemiz oldunuz. Haydi ebedî kalmak üzere buraya girin.” | |||||
| 33 | Zuhruf 89. Ayet (43:89:4) | سَلَامٌۜ | سلام | selâm(un) | selam olsun | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimdilik sen onları hoş gör ve “size selâm olsun” de. Yakında bilecekler. | |||||
| 34 | Kaf 34. Ayet (50:34:2) | بِسَلَامٍۜ | بسلام | bi-selâm(in) | selam (esenlik) ile | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Oraya esenlikle girin. İşte bu, ebedîlik günüdür.” | |||||
| 35 | Zâriyât 25. Ayet (51:25:5) | سَلَامًاۜ | سلاما | selâmâ(en) | selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani onlar, İbrahim’in yanına varmışlar ve “Selâm olsun sana!” demişlerdi. O da “Size de selâm olsun.” demiş, “Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler” (diye düşünmüştü). | |||||
| 36 | Zâriyât 25. Ayet (51:25:7) | سَلَامٌۚ | سلام | selâmun | selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani onlar, İbrahim’in yanına varmışlar ve “Selâm olsun sana!” demişlerdi. O da “Size de selâm olsun.” demiş, “Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler” (diye düşünmüştü). | |||||
| 37 | Vâkı'a 26. Ayet (56:26:3) | سَلَامًا | سلاما | selâmen | selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadece “selâm!”, “selâm!” sözünü işitirler. | |||||
| 38 | Vâkı'a 26. Ayet (56:26:4) | سَلَامًا | سلاما | selâmâ(n) | selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadece “selâm!”, “selâm!” sözünü işitirler. | |||||
| 39 | Vâkı'a 91. Ayet (56:91:1) | فَسَلَامٌ | فسلام | fe-selâmun | selam | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 90,91. Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, “Selâm sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!” denir. | |||||
| 40 | Mücadele 8. Ayet (58:8:20) | حَيَّوْكَ | حيوك | hayyevke | seni selamlıyorlar | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde Allah’ın seni selâmlamadığı selâmla selâmlıyorlar. İçlerinden de, “Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kötü varış yeridir orası![530] | |||||
| 41 | Mücadele 8. Ayet (58:8:23) | يُحَيِّكَ | يحيك | yuhayyike | selamlamadığı | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde Allah’ın seni selâmlamadığı selâmla selâmlıyorlar. İçlerinden de, “Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kötü varış yeridir orası![530] | |||||
| 42 | Haşr 23. Ayet (59:23:10) | السَّلَامُ | السلام | sselâmu | Selâm'dır (esenlik veren) | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır. | |||||