| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 127. Ayet (2:127:13) | السَّم۪يعُ | السميع | ssemî’u | işitensin | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor, “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” diyorlardı. | |||||
| 2 | Bakara 137. Ayet (2:137:18) | السَّم۪يعُ | السميع | ssemî’u | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 3 | Bakara 181. Ayet (2:181:13) | سَم۪يعٌ | سميع | semî’un | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 4 | Bakara 224. Ayet (2:224:13) | سَم۪يعٌ | سميع | semî’un | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyilik etmemek, takvaya sarılmamak, insanlar arasını ıslah etmemek yolundaki yeminlerinize Allah’ı siper yapmayın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 5 | Bakara 227. Ayet (2:227:6) | سَم۪يعٌ | سميع | semî’un | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). Biliniz ki, Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 6 | Bakara 244. Ayet (2:244:8) | سَم۪يعٌ | سميع | semî’un | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah yolunda savaşın ve bilin ki, şüphesiz Allah hakkıyla işitendir ve hakkıyla bilendir. | |||||
| 7 | Bakara 256. Ayet (2:256:23) | سَم۪يعٌ | سميع | semî’un | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde, kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.[73] | |||||
| 8 | Âl-i İmran 34. Ayet (3:34:6) | سَم۪يعٌ | سميع | semî’un | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 33,34. Şüphesiz Allah, Âdem’i, Nûh’u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı. Allah, her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 9 | Âl-i İmran 35. Ayet (3:35:17) | السَّم۪يعُ | السميع | ssemî’u | işitensin | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, İmran’ın karısı, “Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” demişti. | |||||
| 10 | Âl-i İmran 38. Ayet (3:38:14) | سَم۪يعُ | سميع | semî’u | işitensin | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada Zekeriya Rabbine dua etti: “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin” dedi. | |||||
| 11 | Âl-i İmran 121. Ayet (3:121:10) | سَم۪يعٌ | سميع | semî’un | işitendi | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani sen mü’minleri (Uhud’da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 12 | Mâide 76. Ayet (5:76:15) | السَّم۪يعُ | السميع | ssemî’u | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da, sizin için ne bir zarara ne de bir yarara gücü yeten şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” | |||||
| 13 | Mâide 83. Ayet (5:83:2) | سَمِعُوا | سمعوا | semi’û | dinledikleri | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber’e indirileni (Kur’an’ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. “Ey Rabbimiz! İnandık. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenler (Muhammed’in ümmeti) ile[156] beraber yaz” derler. | |||||
| 14 | En'am 13. Ayet (6:13:8) | السَّم۪يعُ | السميع | ssemî’u | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gece ve gündüzde barınan her şey O’nundur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 15 | En'am 115. Ayet (6:115:10) | السَّم۪يعُ | السميع | ssemî’u | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 16 | A'raf 200. Ayet (7:200:0) | سَم۪يعٌ | سميع | semî’un | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, hemen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 17 | Enfal 17. Ayet (8:17:0) | سَم۪يعٌ | سميع | semî’un | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah onları öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. Mü’minleri, tarafından güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yaptı.[244] Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 18 | Enfal 42. Ayet (8:42:0) | لَسَم۪يعٌ | لسميع | lesemî’un | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani siz vadinin (Medine’ye) yakın tarafında; onlar uzak tarafında, kervansa sizin aşağınızdaydı. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki), şâyet buluşmak üzere sözleşmiş olsaydınız (durumu fark edince) sözleşmenizde ayrılığa düşerdiniz (savaşa yanaşmazdınız). Fakat Allah, olacak bir işi (mü’minlerin zaferini) gerçekleştirmek için böyle yaptı ki, ölen açık bir delille ölsün, yaşayan da açık bir delille yaşasın. Şüphesiz Allah, elbette hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 19 | Enfal 53. Ayet (8:53:0) | سَم۪يعٌ | سميع | semî’un | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 20 | Enfal 61. Ayet (8:61:0) | السَّم۪يعُ | السميع | ssemî’u | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 21 | Tevbe 98. Ayet (9:98:0) | سَم۪يعٌ | سميع | semî’un | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîlerden öyleleri vardır ki, (Allah yolunda) harcayacakları şeyi bir zarar sayar ve (bundan kurtulmak için) size belâlar gelmesini beklerler. Kötü belâlar kendi başlarına olsun. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 22 | Tevbe 103. Ayet (9:103:0) | سَم۪يعٌ | سميع | semî’un | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekât) al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır.) Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 23 | Yunus 65. Ayet (10:65:0) | السَّم۪يعُ | السميع | ssemî’u | duyandır | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların (inkârcıların) sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün güç Allah’ındır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 24 | Yusuf 34. Ayet (12:34:9) | السَّم۪يعُ | السميع | ssemî’u | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbi, onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. Şüphesiz ki O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 25 | İbrahim 39. Ayet (14:39:12) | لَسَم۪يعُ | لسميع | le-semî’u | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail’i ve İshak’ı veren Allah’a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.” | |||||
| 26 | İsrâ 1. Ayet (17:1:20) | السَّم۪يعُ | السميع | ssemî’u | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.[309] | |||||
| 27 | Enbiyâ 4. Ayet (21:4:9) | السَّم۪يعُ | السميع | ssemî’u | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, onlara dedi ki: “Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” | |||||
| 28 | Hacc 61. Ayet (22:61:14) | سَم۪يعٌ | سميع | semî’un | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Çünkü Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten, hakkıyla görendir. | |||||
| 29 | Hacc 75. Ayet (22:75:10) | سَم۪يعٌ | سميع | semî’un | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, meleklerden de resûller seçer, insanlardan da. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 30 | Nûr 21. Ayet (24:21:34) | سَم۪يعٌ | سميع | semî’un | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, bilsin ki o hayâsızlığı ve kötülüğü emreder. Eğer Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. Fakat Allah, dilediği kimseyi tertemiz kılar. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 31 | Nûr 60. Ayet (24:60:22) | سَم۪يعٌ | سميع | semî’un | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık evlenme ümidi beslemeyen, hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama yine sakınmaları onlar için daha hayırlıdır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 32 | Furkan 12. Ayet (25:12:6) | سَمِعُوا | سمعوا | semi’û | onlar işitirler | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler. | |||||
| 33 | Şu'arâ 220. Ayet (26:220:3) | السَّم۪يعُ | السميع | ssemî’u | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 34 | Kasas 55. Ayet (28:55:2) | سَمِعُوا | سمعوا | semi’û | işittikleri | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, “Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selâm olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz cahilleri istemeyiz” derler. | |||||
| 35 | Ankebut 5. Ayet (29:5:11) | السَّم۪يعُ | السميع | ssemî’u | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim Allah’a kavuşmayı umarsa, bilsin ki Allah’ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 36 | Ankebut 60. Ayet (29:60:11) | السَّم۪يعُ | السميع | ssemî’u | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nice canlılar vardır ki, rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). Onları da sizi de Allah rızıklandırır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 37 | Lokman 28. Ayet (31:28:10) | سَم۪يعٌ | سميع | semî’un | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey insanlar!) Sizin yaratılmanız ve öldükten sonra tekrar diriltilmeniz, ancak bir tek insanı yaratmak ve diriltmek gibidir. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 38 | Sebe' 50. Ayet (34:50:15) | سَم۪يعٌ | سميع | semî’un | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ben eğer sapmışsam, ancak kendi aleyhime sapmış olurum. Eğer hidayete ermişsem, bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, kuluna çok yakındır.” | |||||
| 39 | Fâtır 14. Ayet (35:14:7) | سَمِعُوا | سمعوا | semi’û | işitseler bile | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onları çağırsanız, çağrınızı duymazlar. Duysalar bile çağrınıza karşılık veremezler. Kıyamet günü de sizin ortak koştuğunuzu inkâr ederler. Bunları sana hiç kimse, hakkıyla haberdar olan (Allah) gibi haber veremez. | |||||
| 40 | Mü'min 20. Ayet (40:20:14) | السَّم۪يعُ | السميع | ssemî’u | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, hak ve adâletle hükmeder. Allah’tan başka taptıkları ise hiçbir hükümde bulunamazlar. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 41 | Mü'min 56. Ayet (40:56:22) | السَّم۪يعُ | السميع | ssemî’u | işiten | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 42 | Fussilet 36. Ayet (41:36:10) | السَّم۪يعُ | السميع | ssemî’u | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 43 | Şûrâ 11. Ayet (42:11:18) | السَّم۪يعُ | السميع | ssemî’u | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri yaratandır. Size kendinizden[480] eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu sûretle sizi üretiyor. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 44 | Duhân 6. Ayet (44:6:6) | السَّم۪يعُ | السميع | ssemî’u | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 4,5,6,7. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 45 | Hucurât 1. Ayet (49:1:15) | سَم۪يعٌ | سميع | semî’un | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 46 | Mücadele 1. Ayet (58:1:17) | سَم۪يعٌ | سميع | semî’un | işitendir | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 47 | Mülk 7. Ayet (67:7:4) | سَمِعُوا | سمعوا | semi’û | işitirler | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı korkunç uğultuyu işitirler. | |||||
| 48 | Kalem 51. Ayet (68:51:8) | سَمِعُوا | سمعوا | semi’û | işittikleri | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz inkâr edenler Zikr’i (Kur’an’ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) “Hiç şüphe yok o bir delidir” diyorlar. | |||||