"sey-in" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 163 sonuç bulundu.
50 - 100 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
50 A'raf 145. Ayet (7:145:7) شَيْءٍ شيء şey-in şeyi ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ için, Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: “Şimdi onları kuvvetle tut, kavmine de emret. Onları en güzeliyle alsınlar (uygulasınlar). Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim.”
51 A'raf 145. Ayet (7:145:11) شَيْءٍۚ شيء şey-in şeyin ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ için, Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: “Şimdi onları kuvvetle tut, kavmine de emret. Onları en güzeliyle alsınlar (uygulasınlar). Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim.”
52 A'raf 185. Ayet (7:185:0) شَيْءٍۙ شيء şey-in şeylere ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama[237], Allah’ın yarattığı her şeye, ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki, bundan sonra artık hangi söze inanacaklar?
53 Enfal 41. Ayet (8:41:0) شَيْءٍ شيء şey-in herbirinin ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a, Peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir. Eğer Allah’a; hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, (yani) iki ordunun (Bedir’de) karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize[251] inandıysanız (bunu böyle bilin). Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
54 Enfal 41. Ayet (8:41:0) شَيْءٍ شيء şey-in şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a, Peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir. Eğer Allah’a; hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, (yani) iki ordunun (Bedir’de) karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize[251] inandıysanız (bunu böyle bilin). Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
55 Enfal 60. Ayet (8:60:0) شَيْءٍ شيء şey-in herşeyden ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez.
56 Enfal 72. Ayet (8:72:0) شَيْءٍ شيء şey-in bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin velileridir. İman edip hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar, onların velayetleri size ait değildir. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça, yardım etmek üzerinize borçtur. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
57 Enfal 75. Ayet (8:75:0) شَيْءٍ شيء şey-in şeyi ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Daha sonra iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenlere gelince, işte onlar da sizdendir. Allah’ın kitabınca, kan akrabaları birbirlerine (varis olmaya) daha lâyıktırlar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir.
58 Tevbe 39. Ayet (9:39:0) شَيْءٍ شيء şey-in şeyi ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah, yolunda sefere çıkmazsanız, sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz ise O’na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
59 Tevbe 115. Ayet (9:115:0) شَيْءٍ شيء şey-in şeyi ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Doğru yola ilettikten sonra, sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe, Allah bir toplumu saptıracak değildir. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
60 Hûd 4. Ayet (11:4:7) شَيْءٍ شيء şey-in şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Dönüşünüz ancak Allah’adır. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
61 Hûd 12. Ayet (11:12:26) شَيْءٍ شيء şey-in şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Belki de sen, (müşriklerin) “Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!” demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını göz ardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. Fakat sen, ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.
62 Hûd 57. Ayet (11:57:20) شَيْءٍ شيء şey-in şeyi ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) “Eğer yüz çevirirseniz; bilin ki ben, benimle gönderileni size tebliğ ettim. Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz O’na bir zarar veremezsiniz. Şüphesiz Rabbim, her şeyi koruyup gözetendir.”
63 Hûd 101. Ayet (11:101:16) شَيْءٍ شيء şey-in şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin azap emri gelince, Allah’ı bırakıp da taptıkları ilâhları kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. İlâhları onların sadece ziyanlarını artırdı.
64 Yusuf 68. Ayet (12:68:14) شَيْءٍ شيء şey-in şeyi ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu, Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Sadece Yakub, içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Şüphesiz o, biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
65 Yusuf 111. Ayet (12:111:19) شَيْءٍ شيء şey-in şeyin ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun ki, onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. Kur’an, uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden, her şeyi ayrı ayrı açıklayan ve inanan bir toplum için de bir yol gösterici ve bir rahmettir.
66 Ra'd 8. Ayet (13:8:13) شَيْءٍ شيء şey-in şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, her dişinin neye gebe olduğunu, rahimlerin artırdığı şeyi ve eksilttiği şeyi bilir. Her şey O’nun katında bir ölçü iledir.
67 Ra'd 14. Ayet (13:14:11) بِشَيْءٍ بشيء bişey-in hiçbir ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Gerçek dua ancak O’nadır. O’ndan başka yalvardıkları ise onların isteklerine ancak, ağzına ulaşmayacağı hâlde, ulaşsın diye avuçlarını suya uzatan kimsenin isteğine suyun cevap verdiği kadar cevap verirler. Kâfirlerin duası daima boşa çıkar.[291]
68 Ra'd 16. Ayet (13:16:42) شَيْءٍ شيء şey-in şeyin ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. De ki: “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Ya da karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a, O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. O, birdir, mutlak hâkimiyet sahibidir.”
69 İbrahim 38. Ayet (14:38:13) شَيْءٍ شيء şey-in şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.”
70 Hicr 19. Ayet (15:19:10) شَيْءٍ شيء şey-in şey(den) ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik.
71 Hicr 21. Ayet (15:21:3) شَيْءٍ شيء şey-in şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.
72 Nahl 35. Ayet (16:35:12) شَيْءٍ شيء şey-in şeye ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.
73 Nahl 40. Ayet (16:40:3) لِشَيْءٍ لشيء li-şey-in bir şeyi ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece, ona, “ol” dememizdir. O da hemen oluverir.
74 Nahl 48. Ayet (16:48:8) شَيْءٍ شيء şey-in her şeyden ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah’a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir.
75 Nahl 75. Ayet (16:75:9) شَيْءٍ شيء şey-in hiçbir şeye ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.
76 Nahl 76. Ayet (16:76:10) شَيْءٍ شيء şey-in hiçbir şeye ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu?
77 Nahl 77. Ayet (16:77:18) شَيْءٍ شيء şey-in şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyamet’in kopması, bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
78 Nahl 89. Ayet (16:89:20) شَيْءٍ شيء şey-in şeyi ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.
79 İsrâ 12. Ayet (17:12:21) شَيْءٍ شيء şey-in şeyi ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alâmet yaptık. Rabbinizden lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. İşte biz her şeyi açıkça anlattık.
80 İsrâ 44. Ayet (17:44:10) شَيْءٍ شيء şey-in şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Her şey O’nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halîm’dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.
81 Kehf 23. Ayet (18:23:3) لِشَا۬يْءٍ لشايء lişey-in hiçbir şey için ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Hiçbir şey hakkında sakın “yarın şunu yapacağım” deme!
82 Kehf 45. Ayet (18:45:22) شَيْءٍ شيء şey-in şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgârın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. Allah, her şey üzerinde kudret sahibidir.
83 Kehf 54. Ayet (18:54:13) شَيْءٍ شيء şey-in her şeyden ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.
84 Kehf 70. Ayet (18:70:7) شَيْءٍ شيء şey-in hiçbir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) O da şöyle dedi: “O hâlde, eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın.”
85 Kehf 76. Ayet (18:76:5) شَيْءٍ شيء şey-in bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme.[332] Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)” dedi.[333]
86 Kehf 84. Ayet (18:84:9) شَيْءٍ شيء şey-in şeyden ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.
87 Tâhâ 50. Ayet (20:50:6) شَيْءٍ شيء şey-in şeye ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Rabbimiz, her şeye hilkatini (yaratılış özelliklerini) veren, sonra onlara yol gösterendir” dedi.
88 Tâhâ 98. Ayet (20:98:11) شَيْءٍ شيء şey-in şeyi ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Sizin ilâhınız ancak kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır.
89 Enbiyâ 30. Ayet (21:30:15) شَيْءٍ شيء şey-in şeyi ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?
90 Enbiyâ 81. Ayet (21:81:13) شَيْءٍ شيء şey-in şeyi ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgârı verdik. Rüzgâr, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.
91 Hacc 6. Ayet (22:6:12) شَيْءٍ شيء şey-in şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. Şüphesiz O, ölüleri diriltir ve O, her şeye hakkıyla kadirdir.
92 Hacc 17. Ayet (22:17:21) شَيْءٍ شيء şey-in şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, iman edenler, Yahudiler, Sâbiîler, Hıristiyanlar, Mecûsiler ve Allah’a ortak koşanlar var ya; Allah, kıyamet günü onların aralarında mutlaka hüküm verecektir. Çünkü Allah, her şeye şahittir.
93 Mü'minûn 88. Ayet (23:88:6) شَيْءٍ شيء şey-in şeyin ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?”
94 Nûr 35. Ayet (24:35:47) شَيْءٍ شيء şey-in şeyi ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.[388]
95 Nûr 45. Ayet (24:45:30) شَيْءٍ شيء şey-in şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür. Allah, dilediğini yaratır. Çünkü Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
96 Nûr 64. Ayet (24:64:21) شَيْءٍ شيء şey-in şeyi ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Bilmiş olun ki şüphesiz göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. O, içinde bulunduğunuz durumu gerçekten bilir. Allah’a döndürülecekleri ve yaptıklarını Allah’ın onlara haber vereceği günü hatırla. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
97 Furkan 2. Ayet (25:2:17) شَيْءٍ شيء şey-in şeyi ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) O, göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. Çocuk edinmemiştir. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. O, her şeyi yaratmış ve yarattığı o şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir.
98 Şu'arâ 30. Ayet (26:30:4) بِشَيْءٍ بشيء bi-şey-in bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?” dedi.
99 Neml 23. Ayet (27:23:8) شَيْءٍ شيء şey-in şey- ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm.”