| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 50 | Enfal 65. Ayet (8:65:0) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Mü’minleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa, inkâr edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir. | |||||
| 51 | Enfal 65. Ayet (8:65:0) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Mü’minleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa, inkâr edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir. | |||||
| 52 | Enfal 66. Ayet (8:66:0) | عَنْكُمْ | عنكم | ‘ankum | sizden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimdi ise, Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa, Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Allah, sabredenlerle beraberdir. | |||||
| 53 | Enfal 66. Ayet (8:66:0) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimdi ise, Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa, Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Allah, sabredenlerle beraberdir. | |||||
| 54 | Enfal 66. Ayet (8:66:0) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimdi ise, Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa, Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Allah, sabredenlerle beraberdir. | |||||
| 55 | Enfal 70. Ayet (8:70:0) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere söyle: Eğer Allah, kalplerinizde (iman, ihlâs, iyi niyet gibi) bir hayır (olduğunu) bilirse, sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 56 | Enfal 75. Ayet (8:75:0) | مِنْكُمْۜ | منكم | minkum | sizdendir | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha sonra iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenlere gelince, işte onlar da sizdendir. Allah’ın kitabınca, kan akrabaları birbirlerine (varis olmaya) daha lâyıktırlar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. | |||||
| 57 | Tevbe 23. Ayet (9:23:0) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse, işte onlar, zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 58 | Tevbe 39. Ayet (9:39:0) | غَيْرَكُمْ | غيركم | ġayrakum | sizden başka | غ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah, yolunda sefere çıkmazsanız, sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz ise O’na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 59 | Tevbe 53. Ayet (9:53:0) | مِنْكُمْۜ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine de ki: “İster gönüllü, ister gönülsüz olarak harcayın, sizden asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz.” | |||||
| 60 | Tevbe 56. Ayet (9:56:0) | لَمِنْكُمْۜ | لمنكم | leminkum | sizden olduklarına | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kesinlikle sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Oysa onlar sizden değillerdir. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur. | |||||
| 61 | Tevbe 56. Ayet (9:56:0) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kesinlikle sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Oysa onlar sizden değillerdir. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur. | |||||
| 62 | Tevbe 61. Ayet (9:61:0) | مِنْكُمْۜ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine onlardan peygamberi inciten ve “O (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır” diyen kimseler de vardır. De ki: “O, sizin için bir hayır kulağıdır ki Allah’a inanır, mü’minlere inanır (güvenir). İçinizden inanan kimseler için bir rahmettir. Allah’ın Resûlünü incitenler için ise elem dolu bir azap vardır.” | |||||
| 63 | Tevbe 66. Ayet (9:66:0) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle, diğer bir zümreye azap edeceğiz. | |||||
| 64 | Tevbe 69. Ayet (9:69:0) | قَبْلِكُمْ | قبلكم | kablikum | sizden öncekiler | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey münafıklar!), siz de tıpkı sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü, malları ve çocukları daha fazlaydı. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Sizden öncekilerin, paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi, siz de (dünya zevkine) daldınız. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 65 | Tevbe 69. Ayet (9:69:0) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey münafıklar!), siz de tıpkı sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü, malları ve çocukları daha fazlaydı. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Sizden öncekilerin, paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi, siz de (dünya zevkine) daldınız. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 66 | Tevbe 69. Ayet (9:69:0) | قَبْلِكُمْ | قبلكم | kablikum | sizden öncekilerin | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey münafıklar!), siz de tıpkı sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü, malları ve çocukları daha fazlaydı. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Sizden öncekilerin, paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi, siz de (dünya zevkine) daldınız. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 67 | Tevbe 94. Ayet (9:94:0) | اِلَيْكُمْ | اليكم | ileykum | sizden | إِلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek.” | |||||
| 68 | Yunus 13. Ayet (10:13:0) | قَبْلِكُمْ | قبلكم | kablikum | sizden önce | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız. | |||||
| 69 | Yunus 72. Ayet (10:72:0) | سَاَلْتُكُمْ | سالتكم | se-eltukum | sizden istemiş değilim | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yüz çeviriyorsanız, sizden zaten hiçbir ücret istemedim. Benim ücretim, ancak Allah’a aittir. Bana müslümanlardan olmam emredildi.” | |||||
| 70 | Hûd 29. Ayet (11:29:4) | اَسْـَٔلُكُمْ | اسـلكم | es-elukum | sizden istemiyorum | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah’a âittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum.” | |||||
| 71 | Hûd 51. Ayet (11:51:4) | اَسْـَٔلُكُمْ | اسـلكم | es-elukum | sizden istemiyorum | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak beni yaratana âittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” | |||||
| 72 | Hûd 57. Ayet (11:57:12) | غَيْرَكُمْۚ | غيركم | ġayrakum | sizden başka | غ ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer yüz çevirirseniz; bilin ki ben, benimle gönderileni size tebliğ ettim. Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz O’na bir zarar veremezsiniz. Şüphesiz Rabbim, her şeyi koruyup gözetendir.” | |||||
| 73 | Hûd 81. Ayet (11:81:17) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Konukları şöyle dedi: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna. (Onu bırak.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap, onun başına da gelecektir. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. Sabah yakın değil midir?!” | |||||
| 74 | Hûd 89. Ayet (11:89:22) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nûh kavminin, veya Hûd kavminin, yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. (Ve unutmayın ki) Lût kavmi sizden uzak değildir.” | |||||
| 75 | Hûd 116. Ayet (11:116:6) | قَبْلِكُمْ | قبلكم | kablikum | sizden önceki | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular. | |||||
| 76 | Yusuf 67. Ayet (12:67:15) | عَنْكُمْ | عنكم | ‘ankum | sizden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra da, “Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Hüküm ancak Allah’ındır. Ben O’na tevekkül ettim.[285] Tevekkül edenler de yalnız O’na tevekkül etsinler” dedi. | |||||
| 77 | Yusuf 80. Ayet (12:80:14) | عَلَيْكُمْ | عليكم | ‘aleykum | sizden | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: “Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha önce de Yûsuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” | |||||
| 78 | İbrahim 9. Ayet (14:9:6) | قَبْلِكُمْ | قبلكم | kablikum | sizden öncekilerin | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden önceki Nûh, Âd, ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp, “Biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz” dediler. | |||||
| 79 | Hicr 24. Ayet (15:24:4) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da. | |||||
| 80 | Hicr 52. Ayet (15:52:8) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani misafirler İbrahim’in yanına girmiş ve “Selâm” demişlerdi. O da, “Gerçekten biz sizden korkuyoruz” demişti. | |||||
| 81 | Nahl 54. Ayet (16:54:5) | عَنْكُمْ | عنكم | ‘ankum | sizden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra sizden o sıkıntıyı giderince, bir de bakarsınız, içinizden bir kısmı Rablerine ortak koşar. | |||||
| 82 | İsrâ 56. Ayet (17:56:11) | عَنْكُمْ | عنكم | ‘ankum | sizden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Onu bırakıp da ilâh diye ileri sürdüklerinizi çağırın. Onlar, başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler.” | |||||
| 83 | Meryem 48. Ayet (19:48:1) | وَاَعْتَزِلُكُمْ | واعتزلكم | ve a’tezilukum | sizden ayrılıyorum | ع ز ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sizi ve Allah’tan başka taptıklarınızı terk ediyor ve Rabb’ime ibadet ediyorum. Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum.” | |||||
| 84 | Nûr 21. Ayet (24:21:24) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, bilsin ki o hayâsızlığı ve kötülüğü emreder. Eğer Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. Fakat Allah, dilediği kimseyi tertemiz kılar. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 85 | Nûr 22. Ayet (24:22:5) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. Onlar affetsinler, vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 86 | Nûr 34. Ayet (24:34:11) | قَبْلِكُمْ | قبلكم | kablikum | sizden önce | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz size açıklayıcı âyetler, sizden önce gelip geçenlerden bir misal ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir öğüt indirdik. | |||||
| 87 | Nûr 55. Ayet (24:55:5) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir. | |||||
| 88 | Nûr 58. Ayet (24:58:13) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 89 | Furkan 19. Ayet (25:19:12) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (İlâh edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse, ona büyük bir azap tattırırız. | |||||
| 90 | Furkan 57. Ayet (25:57:4) | عَلَيْهِ | عليه | ‘aleyhi | sizden | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin, Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum.” | |||||
| 91 | Şu'arâ 21. Ayet (26:21:4) | خِفْتُكُمْ | خفتكم | ḣiftukum | sizden korkunca | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Derken, Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı.”[397] | |||||
| 92 | Şu'arâ 109. Ayet (26:109:2) | اَسْـَٔلُكُمْ | اسـلكم | es-elukum | ben sizden istemiyorum | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” | |||||
| 93 | Şu'arâ 127. Ayet (26:127:2) | اَسْـَٔلُكُمْ | اسـلكم | es-elukum | ben sizden istemiyorum | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” | |||||
| 94 | Şu'arâ 145. Ayet (26:145:2) | اَسْـَٔلُكُمْ | اسـلكم | es-elukum | ben sizden istemiyorum | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” | |||||
| 95 | Şu'arâ 164. Ayet (26:164:2) | اَسْـَٔلُكُمْ | اسـلكم | es-elukum | ben sizden istemiyorum | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” | |||||
| 96 | Şu'arâ 180. Ayet (26:180:2) | اَسْـَٔلُكُمْ | اسـلكم | es-elukum | ben sizden istemiyorum | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” | |||||
| 97 | Ankebut 18. Ayet (29:18:7) | قَبْلِكُمْۜ | قبلكم | kablikum | sizden önceki | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer siz yalanlarsanız bilin ki, sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir.” | |||||
| 98 | Ankebut 28. Ayet (29:28:9) | سَبَقَكُمْ | سبقكم | sebekakum | sizden önce | س ب ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Lût’u da peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: “Gerçekten siz, sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayâsızlığı işliyorsunuz.” | |||||
| 99 | Ahzab 29. Ayet (33:29:12) | مِنْكُنَّ | منكن | minkunne | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer Allah’ı, Resûlünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden iyilik yapanlara büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” | |||||