| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 450 | Fussilet 30. Ayet (41:30:6) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) va’dedilmekte olan cennetle sevinin!” | |||||
| 451 | Fussilet 50. Ayet (41:50:6) | بَعْدِ | بعد | ba’di | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka “Bu benim hakkımdır, Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Andolsun, Rabbime döndürülürsem, şüphesiz O’nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır” der. Andolsun, biz inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun, onlara mutlaka ağır azaptan tattıracağız. | |||||
| 452 | Fussilet 52. Ayet (41:52:8) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ne dersiniz? Eğer o (Kur’an) Allah katından olup da siz de onu inkâr etmişseniz, o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?” | |||||
| 453 | Şûrâ 14. Ayet (42:14:5) | بَعْدِ | بعد | ba’di | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile ilgili olarak) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra Kitab’a mirasçı kılınanlar da, onun hakkında derin bir şüphe içindedirler. | |||||
| 454 | Şûrâ 14. Ayet (42:14:26) | بَعْدِهِمْ | بعدهم | ba’dihim | onlardan sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile ilgili olarak) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra Kitab’a mirasçı kılınanlar da, onun hakkında derin bir şüphe içindedirler. | |||||
| 455 | Şûrâ 16. Ayet (42:16:6) | بَعْدِ | بعد | ba’di | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın çağrısına uyulduktan sonra O’nun hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında batıldır. Onlara bir gazap vardır. Onlar için çetin bir azap vardır. | |||||
| 456 | Şûrâ 28. Ayet (42:28:6) | بَعْدِ | بعد | ba’di | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. O, dost olandır, övülmeye lâyık olandır. | |||||
| 457 | Şûrâ 33. Ayet (42:33:5) | فَيَظْلَلْنَ | فيظللن | fe-yazlelne | sonra kalırlar | ظ ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, dilerse rüzgârı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. Elbette bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır. | |||||
| 458 | Şûrâ 41. Ayet (42:41:3) | بَعْدَ | بعد | ba’de | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zulme uğradıktan sonra, kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur. | |||||
| 459 | Şûrâ 44. Ayet (42:44:9) | بَعْدِه۪ۜ | بعده | ba’dih(i) | O'ndan sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kimi saptırırsa artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zâlimlerin, “Dünyaya dönmek için bir yol var mı?” dediklerini görürsün. | |||||
| 460 | Zuhruf 13. Ayet (43:13:4) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 12,13,14. O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. | |||||
| 461 | Zuhruf 28. Ayet (43:28:5) | عَقِبِه۪ | عقبه | ‘akibihi | kendinden sonrakiler | ع ق ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı. | |||||
| 462 | Zuhruf 56. Ayet (43:56:4) | لِلْاٰخِر۪ينَ۟ | للاخرين | lil-âḣirîn(e) | sonradan gelenlerin | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları, sonradan gelecek inkârcılara, geçmiş bir ibret ve bir örnek kıldık. | |||||
| 463 | Duhân 14. Ayet (44:14:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Bu bir öğretilmiş, bu bir deli!” dediler. | |||||
| 464 | Duhân 22. Ayet (44:22:1) | فَدَعَا | فدعا | fe-de’â | sonra du'a etti | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra Mûsâ, Rabbine, “Bunlar günahkâr bir toplumdur” diye seslendi. | |||||
| 465 | Duhân 48. Ayet (44:48:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün.” | |||||
| 466 | Câsiye 5. Ayet (45:5:14) | بَعْدَ | بعد | ba’de | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah’ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip, onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgârları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır. | |||||
| 467 | Câsiye 6. Ayet (45:6:9) | بَعْدَ | بعد | ba’da | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bunlar, Allah’ın âyetleridir. Onları sana gerçek olarak okuyoruz. Artık Allah’tan ve O’nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar? | |||||
| 468 | Câsiye 8. Ayet (45:8:6) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine Allah’ın âyetlerinin okunduğunu işitir de, sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele! | |||||
| 469 | Câsiye 17. Ayet (45:17:9) | بَعْدِ | بعد | ba’di | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü, aralarında hüküm verecektir. | |||||
| 470 | Câsiye 18. Ayet (45:18:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma. | |||||
| 471 | Câsiye 23. Ayet (45:23:21) | بَعْدِ | بعد | ba’di | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nefsinin arzusunu ilâh edinen, Allah’ın; (hâlini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız? | |||||
| 472 | Câsiye 26. Ayet (45:26:4) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah sizi yaşatıyor. Sonra sizi öldürecek, sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyamet gününde sizi bir araya getirecek, ama insanların çoğu bilmezler.” | |||||
| 473 | Câsiye 26. Ayet (45:26:6) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah sizi yaşatıyor. Sonra sizi öldürecek, sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyamet gününde sizi bir araya getirecek, ama insanların çoğu bilmezler.” | |||||
| 474 | Ahkaf 13. Ayet (46:13:6) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de. | |||||
| 475 | Ahkaf 30. Ayet (46:30:9) | بَعْدِ | بعد | ba’di | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey kavmimiz! Şüphesiz biz, Mûsâ’dan sonra indirilen, kendinden önceki kitapları doğrulayan, gerçeğe ve doğru yola ileten bir kitap dinledik.” | |||||
| 476 | Muhammed 4. Ayet (47:4:14) | بَعْدُ | بعد | ba’du | ondan sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur.[493] Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. | |||||
| 477 | Muhammed 18. Ayet (47:18:13) | اِذَا | اذا | iżâ | sonra | إِذَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). Kıyamet kendilerine gelip çatınca öğüt almaları kendilerine ne fayda verecek? | |||||
| 478 | Muhammed 25. Ayet (47:25:7) | بَعْدِ | بعد | ba’di | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendileri için hidayet yolu belli olduktan sonra gerisingeri dönenleri, şeytan aldatıp peşinden sürüklemiş, ve kendilerini boş ümitlere düşürmüştür. | |||||
| 479 | Muhammed 32. Ayet (47:32:11) | بَعْدِ | بعد | ba’di | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet yolu belli olduktan sonra Peygamber’e karşı gelenler hiçbir şekilde Allah’a zarar veremezler. Allah, onların amellerini boşa çıkaracaktır. | |||||
| 480 | Muhammed 34. Ayet (47:34:8) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr eden, Allah yolundan alıkoyan, sonra da inkârcılar olarak ölenler var ya, Allah onları asla bağışlamayacaktır. | |||||
| 481 | Muhammed 38. Ayet (47:38:27) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer O’ndan yüz çevirecek olursanız, yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar. | |||||
| 482 | Fetih 22. Ayet (48:22:7) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler sizinle savaşsalardı, arkalarını dönüp kaçarlar, sonra da ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilirlerdi. | |||||
| 483 | Fetih 24. Ayet (48:24:11) | بَعْدِ | بعد | ba’di | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, Mekke’nin göbeğinde, sizi onlara karşı üstün kıldıktan sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. | |||||
| 484 | Fetih 29. Ayet (48:29:36) | فَاسْتَغْلَظَ | فاستغلظ | festaġleza | sonra kalınlaşan | غ ل ظ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir. | |||||
| 485 | Hucurât 6. Ayet (49:6:14) | فَتُصْبِحُوا | فتصبحوا | fe-tusbihû | sonra olursunuz | ص ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın. | |||||
| 486 | Hucurât 11. Ayet (49:11:33) | بَعْدَ | بعد | ba’de | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir. | |||||
| 487 | Hucurât 15. Ayet (49:15:7) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edenler ancak, Allah’a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. | |||||
| 488 | Zâriyât 29. Ayet (51:29:1) | فَاَقْبَلَتِ | فاقبلت | fe-akbeleti | sonra geldi | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. “Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)” dedi. | |||||
| 489 | Zâriyât 35. Ayet (51:35:1) | فَاَخْرَجْنَا | فاخرجنا | fe-aḣracnâ | sonra çıkardık | خ ر ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada (Lût’un yöresinde) bulunan mü’minleri çıkardık. | |||||
| 490 | Necm 8. Ayet (53:8:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu. | |||||
| 491 | Necm 10. Ayet (53:10:1) | فَاَوْحٰٓى | فاوحى | fe-evhâ | sonra vahyetti | و ح ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti. | |||||
| 492 | Necm 26. Ayet (53:26:12) | بَعْدِ | بعد | ba’di | sonrası | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah’ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar. | |||||
| 493 | Necm 41. Ayet (53:41:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir. | |||||
| 494 | Kamer 12. Ayet (54:12:4) | فَالْتَقَى | فالتقى | feltekâ | sonra birleşti | ل ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti. | |||||
| 495 | Vâkı'a 14. Ayet (56:14:3) | الْاٰخِر۪ينَۜ | الاخرين | l-âḣirîn(e) | sonrakiler- | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 13,14. Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir. | |||||
| 496 | Vâkı'a 40. Ayet (56:40:3) | الْاٰخِر۪ينَۜ | الاخرين | l-âḣirîn(e) | sonrakiler- | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 39,40. Bunların birçoğu öncekilerden, birçoğu da sonrakilerdendir. | |||||
| 497 | Vâkı'a 49. Ayet (56:49:4) | وَالْاٰخِر۪ينَۙ | والاخرين | vel-âḣirîn(e) | ve sonrakiler de | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 49,50. De ki: “Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır.” | |||||
| 498 | Vâkı'a 51. Ayet (56:51:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 51,52. Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz. | |||||
| 499 | Vâkı'a 54. Ayet (56:54:1) | فَشَارِبُونَ | فشاربون | fe-şâribûne | sonra içecekler | ش ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz. | |||||