| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 250 | İsrâ 98. Ayet (17:98:7) | ءَاِذَا | ءاذا | e-iżâ | sonra mı? | إِذَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, onların cezasıdır. Çünkü onlar âyetlerimizi inkâr ettiler ve, “Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?” dediler. | |||||
| 251 | Kehf 12. Ayet (18:12:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim. | |||||
| 252 | Kehf 37. Ayet (18:37:11) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Arkadaşı, ona cevap vererek dedi ki: “Seni topraktan, sonra bir damla döl suyundan yaratan, sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde düzenleyen Allah’ı inkâr mı ediyorsun?” | |||||
| 253 | Kehf 37. Ayet (18:37:14) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra da | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Arkadaşı, ona cevap vererek dedi ki: “Seni topraktan, sonra bir damla döl suyundan yaratan, sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde düzenleyen Allah’ı inkâr mı ediyorsun?” | |||||
| 254 | Kehf 71. Ayet (18:71:1) | فَانْطَلَقَا۠ | فانطلقا | fe-ntalekâ | sonra yürüdüler | ط ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ, “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.” dedi. | |||||
| 255 | Kehf 76. Ayet (18:76:6) | بَعْدَهَا | بعدها | ba’dehâ | bundan sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme.[332] Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)” dedi.[333] | |||||
| 256 | Kehf 87. Ayet (18:87:7) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zülkarneyn, “Her kim zulmederse, biz onu cezalandıracağız. Sonra o Rabbine döndürülür. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır” dedi. | |||||
| 257 | Kehf 89. Ayet (18:89:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra yine | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu. | |||||
| 258 | Kehf 92. Ayet (18:92:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra yine | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra yine bir yol tuttu. | |||||
| 259 | Meryem 59. Ayet (19:59:3) | بَعْدِهِمْ | بعدهم | ba’dihim | onlardan sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevî tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.[347] | |||||
| 260 | Meryem 68. Ayet (19:68:4) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbine andolsun, onları şeytanlarla beraber mutlaka haşredeceğiz. Sonra onları kesinlikle cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz. | |||||
| 261 | Meryem 69. Ayet (19:69:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra her bir topluluktan, Rahman’a karşı en isyankâr olanları mutlaka çekip çıkaracağız. | |||||
| 262 | Meryem 70. Ayet (19:70:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra, oraya girmeye en lâyık olanları muhakkak ki en iyi biz biliriz. | |||||
| 263 | Meryem 72. Ayet (19:72:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız da zalimleri orada diz üstü çökmüş hâlde bırakırız. | |||||
| 264 | Tâhâ 16. Ayet (20:16:10) | فَتَرْدٰى | فتردى | feterdâ | sonra helak olursun | ر د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler, seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın, sonra helâk olursun!” | |||||
| 265 | Tâhâ 40. Ayet (20:40:25) | فَلَبِثْتَ | فلبثت | fe-lebiśte | sonra kaldın | ل ب ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük.[357] (Sana baktı, büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık, seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın, sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!” | |||||
| 266 | Tâhâ 40. Ayet (20:40:30) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük.[357] (Sana baktı, büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık, seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın, sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!” | |||||
| 267 | Tâhâ 50. Ayet (20:50:8) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “Rabbimiz, her şeye hilkatini (yaratılış özelliklerini) veren, sonra onlara yol gösterendir” dedi. | |||||
| 268 | Tâhâ 55. Ayet (20:55:8) | اُخْرٰى | اخرى | uḣrâ | sonra | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey insanlar!) Sizi topraktan yarattık, (ölümünüzle) sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız. | |||||
| 269 | Tâhâ 60. Ayet (20:60:5) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Firavun ayrılıp, hilesini kuracak sihirbazlarını topladı, sonra geldi. | |||||
| 270 | Tâhâ 61. Ayet (20:61:10) | فَيُسْحِتَكُمْ | فيسحتكم | fe-yushitekum | sonra kökünüzü keser | س ح ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, onlara şöyle dedi: “Yazıklar olsun size! Allah’a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azap ile yok eder. Allah’a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır.” | |||||
| 271 | Tâhâ 62. Ayet (20:62:1) | فَتَنَازَعُٓوا | فتنازعوا | fetenâze’û | sonra tartıştılar | ن ز ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sihirbazlar, işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular. | |||||
| 272 | Tâhâ 64. Ayet (20:64:3) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Öyleyse, hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra hâlinde gelin. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır.” | |||||
| 273 | Tâhâ 70. Ayet (20:70:1) | فَاُلْقِيَ | فالقي | fe-ulkiye | sonra kapandılar | ل ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Mûsâ’nın değneği, sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve, “Hârûn ve Mûsâ’nın Rabbine inandık” dediler. | |||||
| 274 | Tâhâ 81. Ayet (20:81:9) | فَيَحِلَّ | فيحل | feyehille | sonra iner | ح ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helâl olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım da kimin üzerine inerse, o muhakkak helâk olmuş demektir.” | |||||
| 275 | Tâhâ 82. Ayet (20:82:8) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra da | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphe yok ki ben, tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen, sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim.” | |||||
| 276 | Tâhâ 85. Ayet (20:85:7) | بَعْدِكَ | بعدك | ba’dike | senden sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Şüphesiz, biz senden sonra halkını sınadık; Sâmirî onları saptırdı” dedi. | |||||
| 277 | Tâhâ 88. Ayet (20:88:1) | فَاَخْرَجَ | فاخرج | fe-aḣrace | sonra ortaya çıkardı | خ ر ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece (Sâmirî) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. (Sâmirî ve adamları) “Bu sizin de ilâhınızdır, Mûsâ’nın da ilâhıdır. Öyle iken Mûsâ, (ilâhını burada) unuttu (da onu Tûr’da aramaya gitti)” dediler.[359] | |||||
| 278 | Tâhâ 96. Ayet (20:96:7) | فَقَبَضْتُ | فقبضت | fe-kabedtu | sonra aldım | ق ب ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sâmirî, şöyle dedi: “Ben onların görmediği şeyi gördüm. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi.” | |||||
| 279 | Tâhâ 97. Ayet (20:97:24) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) “Bana dokunmak yok!” diyeceksin.[360] Senin için, asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Hele şu ibadet edip durduğun ilâhına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız. | |||||
| 280 | Tâhâ 117. Ayet (20:117:13) | فَتَشْقٰى | فتشقى | feteşkâ | sonra yorulursun | ش ق و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de şöyle dedik: “Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis), sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun.” | |||||
| 281 | Tâhâ 122. Ayet (20:122:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra Rabbi onu seçti, tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi. | |||||
| 282 | Tâhâ 123. Ayet (20:123:12) | فَمَنِ | فمن | fe-meni | sonra kim | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle dedi: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de, kim benim yol göstericime uyarsa artık o, ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker.” | |||||
| 283 | Enbiyâ 9. Ayet (21:9:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Haddi aşanları ise helâk ettik. | |||||
| 284 | Enbiyâ 11. Ayet (21:11:8) | بَعْدَهَا | بعدها | ba’dehâ | onlardan sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik. | |||||
| 285 | Enbiyâ 57. Ayet (21:57:4) | بَعْدَ | بعد | ba’de | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım. | |||||
| 286 | Enbiyâ 65. Ayet (21:65:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra yine | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve, “Andolsun, bunların konuşmayacağını sen de bilirsin” dediler. | |||||
| 287 | Enbiyâ 105. Ayet (21:105:6) | بَعْدِ | بعد | ba’di | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebûr’da[370] da, “Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık. | |||||
| 288 | Hacc 5. Ayet (22:5:14) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. | |||||
| 289 | Hacc 5. Ayet (22:5:17) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. | |||||
| 290 | Hacc 5. Ayet (22:5:20) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. | |||||
| 291 | Hacc 5. Ayet (22:5:36) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. | |||||
| 292 | Hacc 5. Ayet (22:5:39) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. | |||||
| 293 | Hacc 5. Ayet (22:5:54) | بَعْدِ | بعد | ba’di | sonra | ب ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. | |||||
| 294 | Hacc 15. Ayet (22:15:15) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin, sonra kendini assın da bir baksın; başvurduğu (bu yöntem), öfkelendiği şeyi giderecek mi?[374] | |||||
| 295 | Hacc 29. Ayet (22:29:1) | ثُمَّ | ثم | śumme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler. | |||||
| 296 | Hacc 33. Ayet (22:33:7) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizin için onlarda belli bir zamana kadar birtakım yararlar vardır. Sonra da kurbanlık olarak varacakları yer Beyt-i Atik (Kâbe)’dir. | |||||
| 297 | Hacc 44. Ayet (22:44:7) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 43,44. İbrahim’in kavmi ile Lût’un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamışlardı). Mûsâ da yalanlandı ve nihayet o inkârcılara mühlet verdim, sonra da onları yakalayıverdim. Beni inkâr etmek nasılmış, (gördüler). | |||||
| 298 | Hacc 48. Ayet (22:48:8) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zalim oldukları hâlde, mühlet verdiğim, sonra da kendilerini azabımla yakaladığım nice memleket halkları vardır. Dönüş yalnız banadır. | |||||
| 299 | Hacc 52. Ayet (22:52:21) | ثُمَّ | ثم | śümme | sonra | ثُمَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.[377] | |||||