| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 119. Ayet (2:119:7) | تُسْـَٔلُ | تسـل | tus-elu | sen sorumlu | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin. | |||||
| 2 | Bakara 225. Ayet (2:225:2) | يُؤَاخِذُكُمُ | يؤاخذكم | yu-âḣiżukumu | sizi sorumlu tutmaz | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz, fakat sizi kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. Allah, çok bağışlayandır, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) | |||||
| 3 | Bakara 225. Ayet (2:225:8) | يُؤَاخِذُكُمْ | يؤاخذكم | yu-âḣiżukum | sorumlu tutar | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz, fakat sizi kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. Allah, çok bağışlayandır, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) | |||||
| 4 | Bakara 286. Ayet (2:286:15) | تُؤَاخِذْنَٓا | تؤاخذنا | tu-âḣiżnâ | bizi sorumlu tutma | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” | |||||
| 5 | Âl-i İmran 75. Ayet (3:75:30) | سَب۪يلٌۚ | سبيل | sebîlun | bir yol (sorumluluk) | س ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.[96] | |||||
| 6 | Nisâ 84. Ayet (4:84:6) | تُكَلَّفُ | تكلف | tukellefu | sen sorumlu değilsin | ك ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Artık Allah yolunda savaş! Sen ancak kendinden sorumlusun! Mü’minleri de savaşa teşvik et. Umulur ki Allah inkâr edenlerin gücünü kırar. Allah’ın gücü daha üstündür, cezası daha şiddetlidir. | |||||
| 7 | Mâide 89. Ayet (5:89:2) | يُؤَاخِذُكُمُ | يؤاخذكم | yuâḣiżukumu | sizi sorumlu tutmaz | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.[157] | |||||
| 8 | Mâide 89. Ayet (5:89:8) | يُؤَاخِذُكُمْ | يؤاخذكم | yuâḣiżukum | sizi sorumlu tutar | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.[157] | |||||
| 9 | En'am 52. Ayet (6:52:15) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey (sorumluluk) | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.[176] | |||||
| 10 | En'am 52. Ayet (6:52:21) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey (sorumluk) | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.[176] | |||||
| 11 | En'am 69. Ayet (6:69:8) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey (sorumluluk) | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar. | |||||
| 12 | Tevbe 92. Ayet (9:92:0) | وَلَا | ولا | velâ | ve yoktur (sorumluluk) | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, “Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum” dediğin; bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur. | |||||
| 13 | İsrâ 36. Ayet (17:36:16) | مَسْؤُ۫لًا | مسؤلا | mes-ûlâ(n) | sorumludur | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. | |||||
| 14 | Nûr 54. Ayet (24:54:9) | عَلَيْهِ | عليه | ‘aleyhi | onun sorumluluğu | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin” de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir. | |||||
| 15 | Nûr 54. Ayet (24:54:12) | وَعَلَيْكُمْ | وعليكم | ve ’aleykum | ve sizin sorumluluğunuz | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin” de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir. | |||||
| 16 | Furkan 16. Ayet (25:16:10) | مَسْؤُ۫لًا | مسؤلا | mes-ûlâ(n) | sorumluluk gerektiren | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ebedî olarak kalacakları orada onlar için diledikleri her şey vardır. Bu, Rabbinin uhdesine aldığı, (yerine getirilmesi) istenen bir va’didir. | |||||
| 17 | Ahzab 15. Ayet (33:15:13) | مَسْؤُ۫لًا | مسؤلا | mes-ûlâ(n) | sorumlu | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun ki, onlar, daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir. | |||||
| 18 | Sebe' 25. Ayet (34:25:7) | نُسْـَٔلُ | نسـل | nus-elu | biz sorumlu | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu tutulmazsınız. Sizin işlediklerinizden de biz sorumlu tutulmayız.” | |||||
| 19 | Talak 7. Ayet (65:7:15) | يُكَلِّفُ | يكلف | yukellifu | sorumlu tutmaz | ك ل ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eli geniş olan, elinin genişliğine göre nafaka versin. Rızkı dar olan da, Allah’ın ona verdiğinden (o ölçüde) harcasın. Allah, bir kimseyi ancak kendine verdiği ile yükümlü kılar. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır. | |||||