| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Nisâ 173. Ayet (4:173:14) | وَاسْتَكْبَرُوا | واستكبروا | vestekberû | ve büyüklük taslayanlara | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip salih ameller işleyenlere gelince, (Allah) onların mükâfatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir. Allah’a kulluk etmekten çekinenlere ve büyüklük taslayanlara gelince; (Allah) onları elem dolu bir azaba uğratacaktır ve onlar kendilerine Allah’tan başka bir dost ve yardımcı da bulamayacaklardır. | |||||
| 2 | A'raf 36. Ayet (7:36:4) | وَاسْتَكْبَرُوا | واستكبروا | vestekberû | ve büyüklenenler | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 3 | A'raf 40. Ayet (7:40:5) | وَاسْتَكْبَرُوا | واستكبروا | vestekberû | ve kibirlenenler | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler![215] Biz suçluları işte böyle cezalandırırız. | |||||
| 4 | A'raf 75. Ayet (7:75:4) | اسْتَكْبَرُوا | استكبروا | stekberû | büyüklük taslıyorlar | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, “Siz, Salih’in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?” dediler. Onlar da, “Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız” dediler. | |||||
| 5 | A'raf 76. Ayet (7:76:3) | اسْتَكْبَرُٓوا | استكبروا | stekberû | büyüklük taslayan(lar) | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Büyüklük taslayanlar, “Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkâr edenleriz” dediler. | |||||
| 6 | A'raf 88. Ayet (7:88:4) | اسْتَكْبَرُوا | استكبروا | stekberû | büyüklük taslayan | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu’ayb’ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: “Ey Şu’ayb! Andolsun, ya kesinlikle bizim dinimize dönersiniz ya da mutlaka seni ve seninle birlikte inananları memleketimizden çıkarırız.” Şu’ayb, “İstemesek de mi?” dedi. | |||||
| 7 | A'raf 133. Ayet (7:133:10) | فَاسْتَكْبَرُوا | فاستكبروا | fe-stekberû | ama yine büyüklük tasladılar | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular. | |||||
| 8 | Yunus 75. Ayet (10:75:0) | فَاسْتَكْبَرُوا | فاستكبروا | fe-stekberû | ancak onlar büyüklendiler | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Mûsâ ve Hârûn’u mucizelerimizle gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular. | |||||
| 9 | İbrahim 21. Ayet (14:21:7) | اسْتَكْبَرُٓوا | استكبروا | stekberû | büyüklük taslayan(lara) | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: “Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun, Allah’ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?” Onlar da, “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur” derler. | |||||
| 10 | Mü'minûn 46. Ayet (23:46:4) | فَاسْتَكْبَرُوا | فاستكبروا | festekberû | onlar büyüklük tasladılar | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 45,46. Sonra Mûsâ ve kardeşi Hârûn’u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular. | |||||
| 11 | Furkan 21. Ayet (25:21:14) | اسْتَكْبَرُوا | استكبروا | -stekberû | onlar büyüklük tasladılar | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bize kavuşacaklarını ummayanlar, “Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler. | |||||
| 12 | Ankebut 39. Ayet (29:39:8) | فَاسْتَكْبَرُوا | فاستكبروا | festekberû | fakat onlar büyüklük tasladılar | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kârûn’u, Firavun’u ve Hâmân’ı da helâk ettik. Andolsun, Mûsâ kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı. | |||||
| 13 | Sebe' 31. Ayet (34:31:28) | اسْتَكْبَرُوا | استكبروا | stekberû | büyüklük taslayan(lara) | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Biz bu Kur’an’a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız” dediler. Zalimler, Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hâllerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Siz olmasaydınız, biz mutlaka iman eden kimseler olurduk” derler. | |||||
| 14 | Sebe' 32. Ayet (34:32:3) | اسْتَكْبَرُوا | استكبروا | stekberû | büyüklük taslayan(lar) | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Büyüklük taslayanlar, zayıf ve güçsüz görülenlere, “Size hidayet geldikten sonra, biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır, suçlu olanlar sizlerdiniz” derler. | |||||
| 15 | Sebe' 33. Ayet (34:33:5) | اسْتَكْبَرُوا | استكبروا | stekberû | büyüklük taslayan(lara) | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah’ı inkâr etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir. | |||||
| 16 | Mü'min 47. Ayet (40:47:8) | اسْتَكْبَرُٓوا | استكبروا | -stekberû | büyüklük taslayanlara | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, “Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler. | |||||
| 17 | Mü'min 48. Ayet (40:48:3) | اسْتَكْبَرُٓوا | استكبروا | -stekberû | büyüklük taslayanlar | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: “Biz hepimiz ateşin içindeyiz. Şüphesiz Allah, kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir.” | |||||
| 18 | Fussilet 15. Ayet (41:15:3) | فَاسْتَكْبَرُوا | فاستكبروا | festekberû | büyüklük tasladılar | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âd kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış, “Bizden daha güçlü kim var?” demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı. | |||||
| 19 | Fussilet 38. Ayet (41:38:2) | اسْتَكْبَرُوا | استكبروا | -stekberû | büyüklük taslarlarsa | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar büyüklük taslarlarsa, bilsinler ki Rabbinin yanında bulunanlar (melekler), gece gündüz hiç usanmadan O’nu tespih ederler. | |||||
| 20 | Nûh 7. Ayet (71:7:13) | وَاسْتَكْبَرُوا | واستكبروا | ve-stekberû | ve böbürlendiler | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler.” | |||||