"su" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 2976 sonuç bulundu.
500 - 550 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
500 Mâide 110. Ayet (5:110:17) تُكَلِّمُ تكلم tukellimu konuşuyordun ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) O gün Allah, şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun.[164] Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i de öğretmiştim.[165] Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu.[166] Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkâr edenler, “Bu, ancak açık bir büyüdür” demişlerdi.
501 Mâide 114. Ayet (5:114:12) تَكُونُ تكون tekûnu olsun ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Meryem oğlu İsa, “Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki; önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın” dedi.
502 Mâide 114. Ayet (5:114:17) وَاٰيَةً واية ve âyeten ve bir mu'cize (olsun) أ ي ي
Diyanet İşleri (Yeni) Meryem oğlu İsa, “Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki; önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın” dedi.
503 Mâide 116. Ayet (5:116:42) اِنَّكَ انك inneke şüphesiz sen إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kıyamet günü şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara, Allah’ı bırakarak beni ve anamı iki ilâh edinin, dedin?” İsa da şöyle diyecek: “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem, benim için söz konusu olamaz. Eğer ben onu söylemiş olsaydım, elbette sen bunu bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilemem. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin.”
504 Mâide 117. Ayet (5:117:17) دُمْتُ دمت dumtu olduğum sürece د و م
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit (ve örnek) idim. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen, her şeye hakkıyla şahitsin.”
505 Mâide 118. Ayet (5:118:3) فَاِنَّهُمْ فانهم fe-innehum şüphesiz onlar إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.
506 Mâide 118. Ayet (5:118:8) فَاِنَّكَ فانك fe-inneke şüphesiz sen إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.
507 Mâide 118. Ayet (5:118:10) الْعَز۪يزُ العزيز l-’azîzu daima üstünsün ع ز ز
Diyanet İşleri (Yeni) “Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.
508 En'am 1. Ayet (6:1:1) اَلْحَمْدُ الحمد el-hamdu hamdolsun ح م د
Diyanet İşleri (Yeni) Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyle iken inkâr edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar.
509 En'am 2. Ayet (6:2:8) اَجَلًاۜ اجلا ecelâ(en) bir süre أ ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) O öyle bir Rab’dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de O’nun katındadır. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz.
510 En'am 2. Ayet (6:2:9) وَاَجَلٌ واجل ve ecelun ve bir süre أ ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) O öyle bir Rab’dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de O’nun katındadır. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz.
511 En'am 2. Ayet (6:2:14) تَمْتَرُونَ تمترون temterûn(e) kuşkulanıyorsunuz م ر ي
Diyanet İşleri (Yeni) O öyle bir Rab’dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de O’nun katındadır. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz.
512 En'am 9. Ayet (6:9:6) وَلَلَبَسْنَا وللبسنا ve lelebesnâ ve yine düşürürdük ل ب س
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onu (Peygamberi) bir melek kılsaydık yine onu bir adam (suretinde) yapardık[169] ve onları yine içinde bulundukları karmaşaya düşürmüş olurduk.[170]
513 En'am 12. Ayet (6:12:18) رَيْبَ ريب raybe şüphe olmayan ر ي ب
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Şu göklerdekiler ve yerdekiler kimindir?” “Allah’ındır” de. O, merhamet etmeyi kendine gerekli kıldı. Andolsun sizi mutlaka kıyamet gününe toplayacak. Bunda hiç şüphe yok. Kendilerini ziyana uğratanlar var ya, işte onlar inanmazlar.
514 En'am 15. Ayet (6:15:2) اِنّ۪ٓي اني innî şüphesiz ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ben Rabbime isyan edersem gerçekten, büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korkarım.”
515 En'am 17. Ayet (6:17:13) فَهُوَ فهو fe-huve kuşkusuz O فَهُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şayet Allah sana bir zarar dokundursa, bunu O’ndan başka giderecek yoktur. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez. Bil ki O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
516 En'am 19. Ayet (6:19:20) لَتَشْهَدُونَ لتشهدون leteşhedûne şahidlik ediyor musunuz? ش ه د
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir.[171] İşte bu Kur’an bana, onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu. Gerçekten siz mi Allah ile beraber başka ilâhlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben şahitlik etmem.” De ki: “O, ancak tek bir ilâhtır ve şüphesiz ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.”
517 En'am 19. Ayet (6:19:34) وَاِنَّن۪ي وانني ve innenî şüphesiz ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir.[171] İşte bu Kur’an bana, onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu. Gerçekten siz mi Allah ile beraber başka ilâhlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben şahitlik etmem.” De ki: “O, ancak tek bir ilâhtır ve şüphesiz ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.”
518 En'am 21. Ayet (6:21:11) اِنَّهُ انه innehu şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim Allah’a karşı yalan uydurandan, ya da O’nun âyetlerini yalanlayandan daha zalimdir? Şüphesiz ki, zalimler kurtuluşa eremez.
519 En'am 23. Ayet (6:23:8) وَاللّٰهِ والله va(A)llâhi Allah'a andolsun ki اللَّهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonunda onların manevraları, “Rabbimiz Allah’a andolsun ki biz (O’na) ortak koşanlar değildik” demelerinden başka bir şey olmayacaktır.
520 En'am 31. Ayet (6:31:17) فَرَّطْنَا فرطنا ferratnâ kusurlarımızdan ف ر ط
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını sırtlarına yüklenerek, “Hayatta yaptığımız kusurlardan ötürü vay hâlimize!” diyecekler. Dikkat edin, yüklendikleri günah yükü ne kötüdür!
521 En'am 32. Ayet (6:32:13) تَعْقِلُونَ تعقلون ta’kilûn(e) düşünmüyor musunuz? ع ق ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?
522 En'am 33. Ayet (6:33:3) اِنَّهُ انه innehu şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar.
523 En'am 34. Ayet (6:34:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun ki, senden önce de birçok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur.[174] Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor.
524 En'am 34. Ayet (6:34:18) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun ki, senden önce de birçok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur.[174] Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor.
525 En'am 37. Ayet (6:37:9) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilse ya!” (Ey Muhammed!) De ki: “Şüphesiz Allah’ın, bir mucize indirmeğe gücü yeter. Fakat onların çoğu bilmiyor.”
526 En'am 41. Ayet (6:41:10) وَتَنْسَوْنَ وتنسون ve tensevne ve unutursunuz ن س ي
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır! (Bu durumda) yalnız O’na dua edersiniz, O da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah’a ortak koştuklarınızı unutursunuz.”
527 En'am 43. Ayet (6:43:9) وَزَيَّنَ وزين ve zeyyene ve süslü gösterdi ز ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya.. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti.
528 En'am 45. Ayet (6:45:6) وَالْحَمْدُ والحمد vel-hamdu hamdolsun ح م د
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
529 En'am 50. Ayet (6:50:28) تَتَفَكَّرُونَ۟ تتفكرون tetefekkerûn(e) düşünmüyor musunuz? ف ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ben size, ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?”
530 En'am 53. Ayet (6:53:6) اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ اهؤلاء e-hâulâ-i şunlara mı? هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki, “Allah, aramızdan şu adamları mı iman nimetine lâyık gördü?” desinler. Allah, şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi?
531 En'am 53. Ayet (6:53:15) بِالشَّاكِر۪ينَ بالشاكرين bi-şşâkirîn(e) şükredenleri ش ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki, “Allah, aramızdan şu adamları mı iman nimetine lâyık gördü?” desinler. Allah, şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi?
532 En'am 54. Ayet (6:54:7) سَلَامٌ سلام selâmun selam olsun س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman, de ki: “Selâm olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
533 En'am 54. Ayet (6:54:14) اَنَّهُ انه ennehu kuşkusuz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman, de ki: “Selâm olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
534 En'am 55. Ayet (6:55:4) وَلِتَسْتَب۪ينَ ولتستبين ve litestebîne belli olsun diye ب ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) Suçluların yolu da açığa çıksın diye âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.
535 En'am 55. Ayet (6:55:6) الْمُجْرِم۪ينَ۟ المجرمين l-mucrimîn(e) suçluların ج ر م
Diyanet İşleri (Yeni) Suçluların yolu da açığa çıksın diye âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.
536 En'am 60. Ayet (6:60:13) اَجَلٌ اجل ecelun süre أ ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) O, geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilen, sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar gündüzleri sizi tekrar diriltendir (uyandırandır). Sonra dönüşünüz yalnız O’nadır. Sonra O, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir.
537 En'am 60. Ayet (6:60:17) مَرْجِعُكُمْ مرجعكم merci’ukum dönüşünüz ر ج ع
Diyanet İşleri (Yeni) O, geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilen, sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar gündüzleri sizi tekrar diriltendir (uyandırandır). Sonra dönüşünüz yalnız O’nadır. Sonra O, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir.
538 En'am 62. Ayet (6:62:7) اَلَا الا elâ doğrusu أَلَا
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur.
539 En'am 63. Ayet (6:63:17) الشَّاكِر۪ينَ الشاكرين şşâkirîn(e) şükredenler- ش ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Sizler, açıktan ve gizlice O’na ‘Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederken, sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?”
540 En'am 64. Ayet (6:64:10) تُشْرِكُونَ تشركون tuşrikûn(e) O'na ortak koşuyorsunuz ش ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Ama siz yine de O’na ortak koşuyorsunuz.”
541 En'am 65. Ayet (6:65:16) يَلْبِسَكُمْ يلبسكم yelbisekum sizi birbirinize düşürüp ل ب س
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir.” Bak, anlasınlar diye, âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz.
542 En'am 70. Ayet (6:70:40) حَم۪يمٍ حميم hamîmin kaynar su- ح م م
Diyanet İşleri (Yeni) Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.
543 En'am 73. Ayet (6:73:18) الصُّورِۜ الصور ssûr(i) Sur'a ص و ر
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O’nun sözü gerçektir. Sûr’a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O’nundur. Gaybı da, görülen âlemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
544 En'am 74. Ayet (6:74:6) اَتَتَّخِذُ اتتخذ etetteḣiżu mi ediniyorsun? أ خ ذ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani İbrahim, babası Âzer’e, “Sen putları ilâh mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.
545 En'am 74. Ayet (6:74:9) اِنّ۪ٓي اني innî doğrusu ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani İbrahim, babası Âzer’e, “Sen putları ilâh mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.
546 En'am 75. Ayet (6:75:7) وَلِيَكُونَ وليكون ve liyekûne olsun diye ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böylece İbrahim’e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı[181] gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun.
547 En'am 79. Ayet (6:79:1) اِنّ۪ي اني innî şüphesiz ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.”
548 En'am 80. Ayet (6:80:4) اَتُحَٓاجُّٓونّ۪ي اتحاجوني etuhâccûnnî benimle tartışıyor musunuz? ح ج ج
Diyanet İşleri (Yeni) Kavmi onunla tartışmaya girişti. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin O’na ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbimin bir şey dilemiş olması başka. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?”
549 En'am 80. Ayet (6:80:25) تَتَذَكَّرُونَ تتذكرون teteżekkerûn(e) hala öğüt almıyor musunuz? ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kavmi onunla tartışmaya girişti. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin O’na ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbimin bir şey dilemiş olması başka. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?”