| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 850 | Yunus 37. Ayet (10:37:0) | رَيْبَ | ريب | raybe | şüphe yoktur | ر ي ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu Kur’an, Allah’tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. Fakat o, kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitab’ı (Allah’ın Levh-i Mahfuz’daki yazısını) açıklayıcı olarak, indirilmiştir. Bunda hiçbir şüphe yoktur. (O) âlemlerin Rabbi tarafındandır. | |||||
| 851 | Yunus 38. Ayet (10:38:0) | بِسُورَةٍ | بسورة | bi-sûratin | bir sure | س و ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi siz de onun benzeri bir sûre getirin ve Allah’tan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. | |||||
| 852 | Yunus 44. Ayet (10:44:0) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez; fakat insanlar kendilerine zulmederler. | |||||
| 853 | Yunus 46. Ayet (10:46:0) | مَرْجِعُهُمْ | مرجعهم | merci’uhum | onların dönüşü | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. Sonra, Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir. | |||||
| 854 | Yunus 50. Ayet (10:50:0) | الْمُجْرِمُونَ | المجرمون | l-mucrimûn(e) | suçlular | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Söyleyin bakalım, O’nun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa, suçlular bunun hangisini acele isterler?!” (Bunların hiçbiri istenecek bir şey değildir.) | |||||
| 855 | Yunus 52. Ayet (10:52:0) | الْخُلْدِۚ | الخلد | l-ḣuldi | sonsuz | خ ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra da zulmedenlere, “Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz” denilecektir. | |||||
| 856 | Yunus 52. Ayet (10:52:0) | هَلْ | هل | hel | musunuz? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra da zulmedenlere, “Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz” denilecektir. | |||||
| 857 | Yunus 53. Ayet (10:53:0) | اِنَّهُ | انه | innehu | şüphesiz o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O (azap) gerçek midir?” diye senden haber soruyorlar. De ki: “Evet, Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. Siz (bu konuda Allah’ı) âciz kılacak değilsiniz.” | |||||
| 858 | Yunus 54. Ayet (10:54:0) | اَنَّ | ان | enne | şüphesiz | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir. | |||||
| 859 | Yunus 55. Ayet (10:55:0) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilesiniz ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Yine bilesiniz ki, Allah’ın va’di haktır. Fakat onların çoğu bunu bilmez. | |||||
| 860 | Yunus 55. Ayet (10:55:0) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilesiniz ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Yine bilesiniz ki, Allah’ın va’di haktır. Fakat onların çoğu bunu bilmez. | |||||
| 861 | Yunus 56. Ayet (10:56:0) | تُرْجَعُونَ | ترجعون | turce’ûn(e) | döndürülürsünüz | ر ج ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, diriltir ve öldürür; ancak O’na döndürüleceksiniz. | |||||
| 862 | Yunus 59. Ayet (10:59:0) | اَرَاَيْتُمْ | ارايتم | eraeytum | görmüyor musunuz? | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’ın size indirdiği; sizin de, bir kısmını helâl, bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?” | |||||
| 863 | Yunus 59. Ayet (10:59:0) | تَفْتَرُونَ | تفترون | tefterûn(e) | iftira (mı) ediyorsunuz | ف ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’ın size indirdiği; sizin de, bir kısmını helâl, bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?” | |||||
| 864 | Yunus 60. Ayet (10:60:0) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı yalan uyduranların, kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkârdır, fakat onların çoğu (O’nun nimetlerine) şükretmezler. | |||||
| 865 | Yunus 60. Ayet (10:60:0) | يَشْكُرُونَ۟ | يشكرون | yeşkurûn(e) | şükretmezler | ش ك ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı yalan uyduranların, kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkârdır, fakat onların çoğu (O’nun nimetlerine) şükretmezler. | |||||
| 866 | Yunus 62. Ayet (10:62:0) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. | |||||
| 867 | Yunus 65. Ayet (10:65:0) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların (inkârcıların) sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün güç Allah’ındır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 868 | Yunus 66. Ayet (10:66:0) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilesiniz ki göklerde kim var, yerde kim varsa, hep Allah’ındır. Allah’tan başkasına tapanlar (gerçekte) Allah’a koştukları ortaklara tâbi olmuyorlar. Şüphesiz onlar ancak zanna uyuyorlar ve sadece yalan söylüyorlar. | |||||
| 869 | Yunus 67. Ayet (10:67:0) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık); gündüzü ise aydınlık kılandır. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır. | |||||
| 870 | Yunus 68. Ayet (10:68:0) | اَتَقُولُونَ | اتقولون | etekûlûne | söylüyor musunuz? | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah, bir çocuk edindi” dediler. O, bundan uzaktır. O, her bakımdan sınırsız zengindir. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. Bu konuda elinizde hiçbir delil de yoktur. Allah’a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz? | |||||
| 871 | Yunus 69. Ayet (10:69:0) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler.” | |||||
| 872 | Yunus 70. Ayet (10:70:0) | مَتَاعٌ | متاع | metâ’un | bir geçim sürerler | م ت ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır. Sonra dönüşleri bizedir. Sonra da, inkâr etmekte olduklarına karşılık onlara şiddetli azabı tattıracağız. | |||||
| 873 | Yunus 73. Ayet (10:73:0) | وَاَغْرَقْنَا | واغرقنا | ve aġraknâ | ve suda boğduk | غ ر ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu yine de yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Bak, uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu! | |||||
| 874 | Yunus 75. Ayet (10:75:0) | مُجْرِم۪ينَ | مجرمين | mucrimîn(e) | suçlu | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Mûsâ ve Hârûn’u mucizelerimizle gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular. | |||||
| 875 | Yunus 76. Ayet (10:76:0) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince, “Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir” dediler. | |||||
| 876 | Yunus 77. Ayet (10:77:0) | اَتَقُولُونَ | اتقولون | etekûlûne | böyle mi diyorsunuz? | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ: “Size hak gelince, onun hakkında böyle mi diyorsunuz? Bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar, iflah olmazlar!” dedi. | |||||
| 877 | Yunus 81. Ayet (10:81:0) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sihirbazlar atacaklarını atınca, Mûsâ dedi ki: “Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah, onu elbette boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini düzeltmez. | |||||
| 878 | Yunus 81. Ayet (10:81:0) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sihirbazlar atacaklarını atınca, Mûsâ dedi ki: “Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah, onu elbette boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini düzeltmez. | |||||
| 879 | Yunus 82. Ayet (10:82:0) | الْمُجْرِمُونَ۟ | المجرمون | l-mucrimûn(e) | suçlular | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Suçluların hoşuna gitmese de, Allah, hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir.” | |||||
| 880 | Yunus 83. Ayet (10:83:0) | خَوْفٍ | خوف | ḣavfin | korkusuyla | خ و ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Mûsâ’ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde zorba bir kişi idi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi. | |||||
| 881 | Yunus 83. Ayet (10:83:0) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Mûsâ’ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde zorba bir kişi idi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi. | |||||
| 882 | Yunus 83. Ayet (10:83:0) | وَاِنَّهُ | وانه | ve innehu | ve şüphesiz o | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Mûsâ’ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde zorba bir kişi idi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi. | |||||
| 883 | Yunus 88. Ayet (10:88:0) | اِنَّكَ | انك | inneke | şüphesiz sen | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler.” | |||||
| 884 | Yunus 88. Ayet (10:88:0) | ز۪ينَةً | زينة | zîneten | süs(ler) | ز ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler.” | |||||
| 885 | Yunus 93. Ayet (10:93:0) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir. | |||||
| 886 | Yunus 93. Ayet (10:93:0) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir. | |||||
| 887 | Yunus 93. Ayet (10:93:0) | ف۪يمَا | فيما | fîmâ | hususlarda | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir. | |||||
| 888 | Yunus 94. Ayet (10:94:0) | لَقَدْ | لقد | lekad | andolsun ki | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. O hâlde, sakın şüphe edenlerden olma! | |||||
| 889 | Yunus 94. Ayet (10:94:0) | الْمُمْتَر۪ينَۙ | الممترين | l-mumterîn(e) | şüpheye düşenler- | م ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. O hâlde, sakın şüphe edenlerden olma! | |||||
| 890 | Yunus 95. Ayet (10:95:0) | فَتَكُونَ | فتكون | fe-tekûne | yoksa olursun | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sakın Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun. | |||||
| 891 | Yunus 96. Ayet (10:96:0) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 96,97. Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar, kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar. | |||||
| 892 | Yunus 98. Ayet (10:98:0) | ح۪ينٍ | حين | hîn(in) | belli bir süre- | ح ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûnus’un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yûnus’un kavmi) iman edince, dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık. | |||||
| 893 | Yunus 102. Ayet (10:102:0) | اِنّ۪ي | اني | innî | şüphesiz ben de | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sadece, kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.” | |||||
| 894 | Yunus 106. Ayet (10:106:0) | فَاِنَّكَ | فانك | fe-inneke | şüphesiz sen | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.” | |||||
| 895 | Yunus 106. Ayet (10:106:0) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimlerden olursun | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.” | |||||
| 896 | Yunus 108. Ayet (10:108:0) | فَاِنَّمَا | فانما | fe-innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey insanlar, size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Ben sizden sorumlu değilim.” | |||||
| 897 | Yunus 108. Ayet (10:108:0) | فَاِنَّمَا | فانما | fe-innemâ | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey insanlar, size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Ben sizden sorumlu değilim.” | |||||
| 898 | Hûd 2. Ayet (11:2:5) | اِنَّن۪ي | انني | innenî | şüphesiz ben | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2. Elif Lâm Râ.[271] Bu Kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. (De ki:) “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.” | |||||
| 899 | Hûd 3. Ayet (11:3:11) | اَجَلٍ | اجل | ecelin | bir süre- | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum. | |||||