"su" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 2976 sonuç bulundu.
1400 - 1450 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1400 Meryem 46. Ayet (19:46:13) مَلِيًّا مليا meliyyâ(n) uzun süre م ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Babası, “Ey İbrahim! Sen benim ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım. Uzun bir süre benden uzaklaş!” dedi.
1401 Meryem 61. Ayet (19:61:8) اِنَّهُ انه innehu şüphesiz O'nun إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) 60,61. Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahmân’ın, kullarına gıyaben vaad ettiği “Adn” cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz O’nun va’di kesinlikle gerçekleşir.
1402 Meryem 65. Ayet (19:65:9) هَلْ هل hel -musun? هَلْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Allah) göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Şu hâlde, O’na ibadet et ve O’na ibadet etmede sabırlı ol. Hiç, O’nun adını taşıyan bir başkasını biliyor musun?
1403 Meryem 67. Ayet (19:67:2) يَذْكُرُ يذكر yeżkuru düşünmüyor mu? ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) İnsan, daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi?
1404 Meryem 68. Ayet (19:68:1) فَوَرَبِّكَ فوربك fe-verabbike Rabbine andolsun ki ر ب ب
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbine andolsun, onları şeytanlarla beraber mutlaka haşredeceğiz. Sonra onları kesinlikle cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz.
1405 Meryem 75. Ayet (19:75:6) فَلْيَمْدُدْ فليمدد fel-yemdud süre versin م د د
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahmân onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler.
1406 Meryem 75. Ayet (19:75:9) مَدًّاۚ مدا meddâ(en) bi süre م د د
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahmân onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler.
1407 Meryem 81. Ayet (19:81:6) لِيَكُونُوا ليكونوا liyekûnû olsun diye ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, kendileri için kuvvet ve şeref (kaynağı) olsunlar diye, Allah’tan başka ilâhlar edindiler.
1408 Meryem 86. Ayet (19:86:1) وَنَسُوقُ ونسوق ve nesûku ve süreceğiz س و ق
Diyanet İşleri (Yeni) 85,86. Allah’a karşı gelmekten sakınanları Rahmân’ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız, suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevk edeceğimiz günü düşün!
1409 Meryem 86. Ayet (19:86:2) الْمُجْرِم۪ينَ المجرمين l-mucrimîne suçluları da ج ر م
Diyanet İşleri (Yeni) 85,86. Allah’a karşı gelmekten sakınanları Rahmân’ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız, suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevk edeceğimiz günü düşün!
1410 Meryem 86. Ayet (19:86:5) وِرْدًاۢ وردا virdâ(n) yaya ve susuz olarak و ر د
Diyanet İşleri (Yeni) 85,86. Allah’a karşı gelmekten sakınanları Rahmân’ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız, suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevk edeceğimiz günü düşün!
1411 Meryem 89. Ayet (19:89:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun ki قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, siz çok çirkin bir şey ortaya attınız.
1412 Meryem 96. Ayet (19:96:1) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân, (gönüllere) bir sevgi koyacaktır.
1413 Meryem 97. Ayet (19:97:1) فَاِنَّمَا فانما fe-innemâ şüphesiz biz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! Biz, Allah’a karşı gelmekten sakınanları Kur’an ile müjdeleyesin, inat eden bir topluluğu da uyarasın diye, onu senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık.
1414 Meryem 98. Ayet (19:98:6) هَلْ هل hel -musun? هَلْ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Onlardan hiçbirini hissediyor yahut onların bir fısıltısını olsun işitiyor musun?
1415 Meryem 98. Ayet (19:98:12) تَسْمَعُ تسمع tesme’u işitiyor (musun?) س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Onlardan hiçbirini hissediyor yahut onların bir fısıltısını olsun işitiyor musun?
1416 Tâhâ 12. Ayet (20:12:1) اِنّ۪ٓي اني innî şüphesiz ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ’dasın.”
1417 Tâhâ 16. Ayet (20:16:10) فَتَرْدٰى فتردى feterdâ sonra helak olursun ر د ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler, seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın, sonra helâk olursun!”
1418 Tâhâ 17. Ayet (20:17:2) تِلْكَ تلك tilke şu ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Şu sağ elindeki nedir ey Mûsâ?”
1419 Tâhâ 25. Ayet (20:25:5) صَدْر۪يۙ صدري sadrî göğsümü ص د ر
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, dedi ki: “Rabbim! Gönlüme ferahlık ver.”
1420 Tâhâ 35. Ayet (20:35:1) اِنَّكَ انك inneke şüphesiz sen إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin.”
1421 Tâhâ 39. Ayet (20:39:7) الْيَمِّ اليم l-yemmi suya ي م م
Diyanet İşleri (Yeni) “Onu (bebek Mûsâ’yı) sandığın içine koy ve denize (Nil’e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Mûsâ, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım.”
1422 Tâhâ 39. Ayet (20:39:9) الْيَمُّ اليم l-yemmu su ي م م
Diyanet İşleri (Yeni) “Onu (bebek Mûsâ’yı) sandığın içine koy ve denize (Nil’e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Mûsâ, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım.”
1423 Tâhâ 40. Ayet (20:40:14) تَقَرَّ تقر tekarra aydın olsun ق ر ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük.[357] (Sana baktı, büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık, seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın, sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!”
1424 Tâhâ 45. Ayet (20:45:3) اِنَّنَا اننا innenâ şüphesiz biz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ ve Hârûn, şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz, onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz.”
1425 Tâhâ 47. Ayet (20:47:3) اِنَّا انا innâ şüphesiz biz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selâm, doğru yola uyanlara olsun.’ ”
1426 Tâhâ 47. Ayet (20:47:12) قَدْ قد kad kuşkusuz قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selâm, doğru yola uyanlara olsun.’ ”
1427 Tâhâ 48. Ayet (20:48:2) قَدْ قد kad doğrusu قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz bize, azabın yalanlayan ve yüz çevirenlere olacağı vahyolundu.”
1428 Tâhâ 53. Ayet (20:53:13) مَٓاءًۜ ماء mâen bir su م و ه
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbim, yeryüzünü size beşik yapan, orada size yollar açan ve size gökten yağmur indirendir.” Böylece onunla sizin için yerden türlü türlü bitkileri çift çift çıkardık.
1429 Tâhâ 54. Ayet (20:54:4) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Yiyin, hayvanlarınızı yayın. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) deliller vardır.
1430 Tâhâ 56. Ayet (20:56:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz ona (Firavun’a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.
1431 Tâhâ 58. Ayet (20:58:13) مَكَانًا مكانا mekânen bir yer olsun ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. Bunun için seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle.”
1432 Tâhâ 59. Ayet (20:59:4) الزّ۪ينَةِ الزينة -zzîneti süs (bayram) ز ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Buluşma vaktimiz, bayram günü, insanların toplandığı kuşluk vaktidir” dedi.
1433 Tâhâ 61. Ayet (20:61:12) وَقَدْ وقد v ekad ve doğrusu قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, onlara şöyle dedi: “Yazıklar olsun size! Allah’a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azap ile yok eder. Allah’a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır.”
1434 Tâhâ 66. Ayet (20:66:4) فَاِذَا فاذا fe-iżâ (bir de ne görsün) اِذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ: “Yok, (önce) siz atın” dedi. Bir de ne görsün, onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor.
1435 Tâhâ 66. Ayet (20:66:12) تَسْعٰى تسعى tes’â koşuyor س ع ي
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ: “Yok, (önce) siz atın” dedi. Bir de ne görsün, onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor.
1436 Tâhâ 68. Ayet (20:68:4) اِنَّكَ انك inneke şüphesiz sensin إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şöyle dedik: “Korkma (ey Mûsâ!). Çünkü, sensin en üstün olan.”
1437 Tâhâ 69. Ayet (20:69:5) تَلْقَفْ تلقف telkaf yutsun ل ق ف
Diyanet İşleri (Yeni) “Sağ elindekini (değneğini) at ki, onların yaptıklarını yutsun. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez.”
1438 Tâhâ 71. Ayet (20:71:8) اِنَّهُ انه innehu şüphesiz O إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, “Demek, ben size izin vermeden önce ona (Mûsâ’ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun, sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış, mutlaka göreceksiniz.”
1439 Tâhâ 71. Ayet (20:71:26) وَاَبْقٰى وابقى ve ebkâ ve sürekli imiş ب ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, “Demek, ben size izin vermeden önce ona (Mûsâ’ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun, sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış, mutlaka göreceksiniz.”
1440 Tâhâ 73. Ayet (20:73:1) اِنَّٓا انا innâ kuşkusuz biz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz ki biz; günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için, Rabbimize inandık. Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlı ve daha kalıcıdır.”
1441 Tâhâ 73. Ayet (20:73:14) وَاَبْقٰى وابقى ve ebkâ ve daha süreklidir ب ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz ki biz; günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için, Rabbimize inandık. Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlı ve daha kalıcıdır.”
1442 Tâhâ 74. Ayet (20:74:1) اِنَّهُ انه innehu şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, kim Rabbine günahkâr olarak varırsa, kesinlikle ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar.
1443 Tâhâ 74. Ayet (20:74:5) مُجْرِمًا مجرما mucrimen suçlu olarak ج ر م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, kim Rabbine günahkâr olarak varırsa, kesinlikle ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar.
1444 Tâhâ 74. Ayet (20:74:6) فَاِنَّ فان fe-inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, kim Rabbine günahkâr olarak varırsa, kesinlikle ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar.
1445 Tâhâ 76. Ayet (20:76:7) خَالِد۪ينَ خالدين ḣâlidîne sürekli olarak kalırlar خ ل د
Diyanet İşleri (Yeni) 75,76. Her kim de O’na salih ameller işlemiş bir mü’min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu, günahlardan temizlenenlerin mükâfatıdır.
1446 Tâhâ 77. Ayet (20:77:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Firavun’un imana yanaşmaması üzerine) Mûsâ’ya, “Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır’dan) yürütüp çıkar. Yakalanmaktan korkmaksızın, endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç” diye vahyettik.
1447 Tâhâ 80. Ayet (20:80:4) قَدْ قد kad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Allah, şöyle dedi:) “Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, size Tûr’un sağ yanını va’dettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik.”
1448 Tâhâ 81. Ayet (20:81:8) ف۪يهِ فيه fîhi bu hususta فِي
Diyanet İşleri (Yeni) “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helâl olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım da kimin üzerine inerse, o muhakkak helâk olmuş demektir.”
1449 Tâhâ 81. Ayet (20:81:16) فَقَدْ فقد fekad andolsun o قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helâl olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım da kimin üzerine inerse, o muhakkak helâk olmuş demektir.”