"su" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 2976 sonuç bulundu.
1550 - 1600 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1550 Hacc 39. Ayet (22:39:6) وَاِنَّ وان ve inne ve şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine savaş açılan müslümanlara, zulme uğramaları sebebiyle cihad için izin verildi. Şüphe yok ki Allah’ın onlara yardım etmeğe gücü yeter.
1551 Hacc 40. Ayet (22:40:32) اِنَّ ان inne kuşkusuz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, haksız yere, sırf, “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah’ın, insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi. Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allah, çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.
1552 Hacc 44. Ayet (22:44:5) فَاَمْلَيْتُ فامليت fe-emleytu ben de bir süre vermiştim م ل و
Diyanet İşleri (Yeni) 43,44. İbrahim’in kavmi ile Lût’un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamışlardı). Mûsâ da yalanlandı ve nihayet o inkârcılara mühlet verdim, sonra da onları yakalayıverdim. Beni inkâr etmek nasılmış, (gördüler).
1553 Hacc 46. Ayet (22:46:5) فَتَكُونَ فتكون fe-tekûne olsun ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur.
1554 Hacc 46. Ayet (22:46:8) يَعْقِلُونَ يعقلون ya’kilûne düşünecekleri ع ق ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur.
1555 Hacc 47. Ayet (22:47:7) وَاِنَّ وان ve inne ve şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de senden acele azap istiyorlar. Hâlbuki Allah asla va’dinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.
1556 Hacc 48. Ayet (22:48:4) اَمْلَيْتُ امليت emleytu biraz süre vermişimdir م ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Zalim oldukları hâlde, mühlet verdiğim, sonra da kendilerini azabımla yakaladığım nice memleket halkları vardır. Dönüş yalnız banadır.
1557 Hacc 49. Ayet (22:49:5) اِنَّمَٓا انما innemâ şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım.”
1558 Hacc 52. Ayet (22:52:6) رَسُولٍ رسول rasûlin resul ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.[377]
1559 Hacc 52. Ayet (22:52:12) اَلْقَى القى elkâ (bir düşünce) atmış ل ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.[377]
1560 Hacc 53. Ayet (22:53:12) وَاِنَّ وان ve inne ve şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç şüphesiz ki o zalimler, derin bir ayrılık içindedirler.
1561 Hacc 54. Ayet (22:54:11) فَتُخْبِتَ فتخبت fetuḣbite böylece saygı duysun خ ب ت
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri doğru yola iletir.
1562 Hacc 54. Ayet (22:54:14) وَاِنَّ وان ve inne ve şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri doğru yola iletir.
1563 Hacc 58. Ayet (22:58:14) وَاِنَّ وان ve inne ve doğrusu إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince, Allah onlara muhakkak güzel bir rızık verecektir. Şüphe yok ki Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
1564 Hacc 59. Ayet (22:59:4) وَاِنَّ وان ve inne ve doğrusu إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Elbette onları hoşnut olacakları bir yere sokacaktır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).
1565 Hacc 60. Ayet (22:60:13) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu böyle. Bir de kim kendisine verilen eziyetin dengiyle karşılık verir de sonra yine kendisine zulmedilirse, elbette Allah ona yardım eder. Hiç şüphesiz ki Allah çok affedendir, çok bağışlayandır.
1566 Hacc 61. Ayet (22:61:2) بِاَنَّ بان bi-enne şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu böyle. Çünkü Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.
1567 Hacc 61. Ayet (22:61:12) وَاَنَّ وان ve enne ve doğrusu  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu böyle. Çünkü Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.
1568 Hacc 62. Ayet (22:62:13) وَاَنَّ وان ve enne ve gerçek şu ki  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür.
1569 Hacc 63. Ayet (22:63:8) مَٓاءًۘ ماء mâen bir su م و ه
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın gökten yağmur indirdiği, böylece yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmedin mi? Şüphesiz Allah, çok lütufkârdır, hakkıyla haberdardır.
1570 Hacc 63. Ayet (22:63:12) اِنَّ ان inne doğrusu إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın gökten yağmur indirdiği, böylece yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmedin mi? Şüphesiz Allah, çok lütufkârdır, hakkıyla haberdardır.
1571 Hacc 67. Ayet (22:67:14) اِنَّكَ انك inneke kuşkusuz sen إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O hâlde, din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin.
1572 Hacc 69. Ayet (22:69:6) ف۪يمَا فيما fîmâ hususlarda فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda, kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir.
1573 Hacc 69. Ayet (22:69:9) تَخْتَلِفُونَ تختلفون taḣtelifûn(e) ayrılığa düşüyor خ ل ف
Diyanet İşleri (Yeni) Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda, kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir.
1574 Hacc 70. Ayet (22:70:3) اَنَّ ان enne kuşkusuz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bilmez misin ki, kuşkusuz Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Kuşkusuz bunların hepsi bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da)dır. Şüphesiz bu, Allah’a göre çok kolaydır.
1575 Hacc 70. Ayet (22:70:10) اِنَّ ان inne kuşkusuz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bilmez misin ki, kuşkusuz Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Kuşkusuz bunların hepsi bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da)dır. Şüphesiz bu, Allah’a göre çok kolaydır.
1576 Hacc 70. Ayet (22:70:14) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bilmez misin ki, kuşkusuz Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Kuşkusuz bunların hepsi bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da)dır. Şüphesiz bu, Allah’a göre çok kolaydır.
1577 Hacc 72. Ayet (22:72:11) الْمُنْكَرَۜ المنكر l-munker(a) hoşnutsuzluk ن ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman, o kâfirlerin yüz ifadelerinden inkârlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. De ki: “Şimdi size bu durumdan[379] daha beterini haber vereyim mi: Ateş.. Allah, onu kâfirlere vaad etti. Ne kötü varış yeridir orası!”
1578 Hacc 73. Ayet (22:73:8) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Size bir örnek verildi. Şimdi ona iyi kulak verin. Sizin Allah’tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar, hepsi bunun için toplansalar bile. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan kurtaramazlar. İsteyen de âciz, istenen de.
1579 Hacc 74. Ayet (22:74:6) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.
1580 Hacc 75. Ayet (22:75:8) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, meleklerden de resûller seçer, insanlardan da. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
1581 Mü'minûn 1. Ayet (23:1:1) قَدْ قد kad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’minler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.
1582 Mü'minûn 12. Ayet (23:12:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık.
1583 Mü'minûn 12. Ayet (23:12:5) سُلَالَةٍ سلالة sulâletin süzmesi- س ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık.
1584 Mü'minûn 15. Ayet (23:15:2) اِنَّكُمْ انكم innekum şüphesiz siz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz.
1585 Mü'minûn 17. Ayet (23:17:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık.[383] Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz.
1586 Mü'minûn 18. Ayet (23:18:4) مَٓاءً ماء mâen su م و ه
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter.
1587 Mü'minûn 19. Ayet (23:19:3) بِه۪ به bihi onunla (suyla) بِه۪
Diyanet İşleri (Yeni) Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz.
1588 Mü'minûn 19. Ayet (23:19:13) تَأْكُلُونَۙ تأكلون te/kulûn(e) yiyorsunuz أ ك ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz.
1589 Mü'minûn 21. Ayet (23:21:1) وَاِنَّ وان ve inne ve şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de.
1590 Mü'minûn 23. Ayet (23:23:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi.
1591 Mü'minûn 25. Ayet (23:25:10) ح۪ينٍ حين hîn(in) bir süreye ح ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Bu, ancak cinnet getirmiş bir adamdır. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz.”
1592 Mü'minûn 28. Ayet (23:28:9) الْحَمْدُ الحمد l-hamdu hamdolsun ح م د
Diyanet İşleri (Yeni) Sen ve beraberindeki kimseler, gemiye bindiğiniz zaman: “Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah’a hamd olsun” de.
1593 Mü'minûn 30. Ayet (23:30:1) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan ederiz.
1594 Mü'minûn 41. Ayet (23:41:5) غُثَٓاءًۚ غثاء ġuśâ-â(en) sel süprüntüsü haline غ ث و
Diyanet İşleri (Yeni) Derken onları o korkunç ses, kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör çöp yığını hâline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!
1595 Mü'minûn 41. Ayet (23:41:6) فَبُعْدًا فبعدا fe-bu’den uzak olsun ب ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Derken onları o korkunç ses, kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör çöp yığını hâline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!
1596 Mü'minûn 43. Ayet (23:43:5) اَجَلَهَا اجلها ecelehâ süresinden أ ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hiçbir ümmet, kendi ecelinin önüne geçemez, onu geciktiremez de.
1597 Mü'minûn 44. Ayet (23:44:15) فَبُعْدًا فبعدا fe-bu’den uzak olsun ب ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helâk ettik ve onları birer ibretli hikâye yaptık. Artık inanmayan bir kavim, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!
1598 Mü'minûn 47. Ayet (23:47:3) لِبَشَرَيْنِ لبشرين li-beşerayni şu iki insana ب ش ر
Diyanet İşleri (Yeni) Bu yüzden, “Kavimleri bize kul köle iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız” dediler.
1599 Mü'minûn 49. Ayet (23:49:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, hidayete ersinler diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.