"su" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 2976 sonuç bulundu.
1600 - 1650 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1600 Mü'minûn 50. Ayet (23:50:11) وَمَع۪ينٍ۟ ومعين ve ma’în(in) ve suyu bulunan ع ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) Meryem oğlu İsa’yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik.
1601 Mü'minûn 52. Ayet (23:52:1) وَاِنَّ وان ve inne ve şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu (İslâm), tek bir din olarak sizin dininizdir. Ben de Rabbinizim. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının.
1602 Mü'minûn 54. Ayet (23:54:5) ح۪ينٍ حين hîn(in) bir süreye ح ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! Sen onları bir zamana kadar, gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak!
1603 Mü'minûn 56. Ayet (23:56:1) نُسَارِعُ نسارع nusâri’u koşuyoruz س ر ع
Diyanet İşleri (Yeni) 55,56. Kendilerine bol bol verdiğimiz mal ve evlatla onların iyiliğine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır, onlar farkına varmıyorlar!
1604 Mü'minûn 57. Ayet (23:57:1) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Rablerinin azametinden korkup titreyenler,
1605 Mü'minûn 60. Ayet (23:60:7) اَنَّهُمْ انهم ennehum şüphesiz onlar  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler,
1606 Mü'minûn 65. Ayet (23:65:4) اِنَّكُمْ انكم innekum şüphesiz size إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Boşuna feryat edip durmayın bugün. Zira bizden yardım görmeyeceksiniz.
1607 Mü'minûn 68. Ayet (23:68:2) يَدَّبَّرُوا يدبروا yeddebberû onlar iyice düşünmediler mi? د ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar bu sözü (Kur’an’ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?
1608 Mü'minûn 72. Ayet (23:72:2) تَسْـَٔلُهُمْ تسـلهم tes-eluhum onlardan istiyor musun? س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da inanmıyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
1609 Mü'minûn 73. Ayet (23:73:1) وَاِنَّكَ وانك ve inneke ve şüphesiz sen إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.
1610 Mü'minûn 73. Ayet (23:73:2) لَتَدْعُوهُمْ لتدعوهم le-ted’ûhum onları çağırıyorsun د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.
1611 Mü'minûn 74. Ayet (23:74:1) وَاِنَّ وان ve inne ve kuşkusuz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat ahirete inanmayanlar, ısrarla bu yoldan çıkmaktadırlar.
1612 Mü'minûn 76. Ayet (23:76:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O’na yalvarıp yakarmadılar.
1613 Mü'minûn 77. Ayet (23:77:12) مُبْلِسُونَ۟ مبلسون mublisûn(e) şaşkın ve umutsuz kalırlar ب ل س
Diyanet İşleri (Yeni) Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.
1614 Mü'minûn 78. Ayet (23:78:10) تَشْكُرُونَ تشكرون teşkurûn(e) şükrediyorsunuz ش ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hâlbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
1615 Mü'minûn 80. Ayet (23:80:10) تَعْقِلُونَ تعقلون ta’kilûn(e) aklınızı kullanmıyor musunuz? ع ق ل
Diyanet İşleri (Yeni) O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?
1616 Mü'minûn 83. Ayet (23:83:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. Bu, öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir.
1617 Mü'minûn 85. Ayet (23:85:5) تَذَكَّرُونَ تذكرون teżekkerûn(e) düşünmüyor musunuz? ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah’ındır” diyecekler. “Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?” de.
1618 Mü'minûn 87. Ayet (23:87:5) تَتَّقُونَ تتقون tettekûn(e) korkmuyor musunuz? و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah’ındır” diyecekler. “Öyle ise O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” de.
1619 Mü'minûn 89. Ayet (23:89:5) تُسْحَرُونَ تسحرون tusharûn(e) büyüleniyorsunuz س ح ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah’ındır” diyecekler. “Öyle ise nasıl aldanıyorsunuz?” de.
1620 Mü'minûn 90. Ayet (23:90:1) بَلْ بل bel doğrusu بَلْ
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar.
1621 Mü'minûn 95. Ayet (23:95:1) وَاِنَّا وانا ve innâ şüphesiz biz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter.
1622 Mü'minûn 100. Ayet (23:100:7) اِنَّهَا انها innehâ şüphesiz bu إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) 99,100. Nihayet onlardan birine ölüm gelince, “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.
1623 Mü'minûn 101. Ayet (23:101:4) الصُّورِ الصور -ssûri Sur'a ص و ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sûr’a üfürüldüğü zaman, (işte) o gün ne aralarında soy-sop yakınlığı kalacak, ne de birbirlerini arayıp soracaklardır.
1624 Mü'minûn 103. Ayet (23:103:10) خَالِدُونَۚ خالدون ḣâlidûn(e) sürekli kalanlardır خ ل د
Diyanet İşleri (Yeni) Kimlerin de tartıları hafif gelirse, işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir. Onlar cehennemde ebedî kalacaklardır.
1625 Mü'minûn 109. Ayet (23:109:1) اِنَّهُ انه innehu gerçek şu ki إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Kullarımdan, “Ey Rabbimiz! Biz inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın” diyen bir grup var idi.
1626 Mü'minûn 111. Ayet (23:111:1) اِنّ۪ي اني innî şüphesiz ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Sabretmiş olmaları sebebiyle, bugün ben onları mükâfatlandırdım. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir.
1627 Mü'minûn 117. Ayet (23:117:11) فَاِنَّمَا فانما fe-innemâ şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, hakkında hiçbir delili olmadığı hâlde Allah ile birlikte başka bir ilâha taparsa, onun hesabı ancak Rabbi katındadır. Şüphesiz kâfirler asla kurtuluşa eremezler.
1628 Nûr 1. Ayet (24:1:1) سُورَةٌ سورة sûratun bir suredir س و ر
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, bizim indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir sûredir. Düşünüp öğüt almanız için onda apaçık âyetler indirdik.
1629 Nûr 1. Ayet (24:1:9) تَذَكَّرُونَ تذكرون teżekkerûn(e) düşünüp öğüt alırsınız ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, bizim indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir sûredir. Düşünüp öğüt almanız için onda apaçık âyetler indirdik.
1630 Nûr 2. Ayet (24:2:12) رَأْفَةٌ رأفة ra/fetun acıma duygusu ر أ ف
Diyanet İşleri (Yeni) Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun.
1631 Nûr 2. Ayet (24:2:22) وَلْيَشْهَدْ وليشهد vel-yeşhed ve şahid olsun ش ه د
Diyanet İşleri (Yeni) Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun.
1632 Nûr 4. Ayet (24:4:2) يَرْمُونَ يرمون yermûne zina ile suçlayan ر م ي
Diyanet İşleri (Yeni) Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. İşte bunlar fâsık kimselerdir.
1633 Nûr 6. Ayet (24:6:2) يَرْمُونَ يرمون yermûne zina ile suçlayan ر م ي
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7. Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği; kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair, Allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defada da; eğer yalancılardan ise, Allah’ın lânetinin kendi üzerine olmasını ifade etmesiyle yerine gelir.
1634 Nûr 7. Ayet (24:7:2) اَنَّ ان enne kuşkusuz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7. Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği; kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair, Allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defada da; eğer yalancılardan ise, Allah’ın lânetinin kendi üzerine olmasını ifade etmesiyle yerine gelir.
1635 Nûr 9. Ayet (24:9:2) اَنَّ ان enne kuşkusuz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) 8,9. Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah’ı dört defa şahit getirmesi (Allah adına yemin etmesi), beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi, kadından cezayı kaldırır.
1636 Nûr 10. Ayet (24:10:6) وَاَنَّ وان ve enne ve şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tövbeleri kabul eden, hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı, hâliniz nice olurdu?
1637 Nûr 11. Ayet (24:11:1) اِنَّ ان inne kuşkusuz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için, işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.[385]
1638 Nûr 15. Ayet (24:15:2) تَلَقَّوْنَهُ تلقونه telakkavnehu siz onu alıveriyorsunuz ل ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.
1639 Nûr 15. Ayet (24:15:4) وَتَقُولُونَ وتقولون ve tekûlûne ve söylüyorsunuz ق و ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.
1640 Nûr 15. Ayet (24:15:11) وَتَحْسَبُونَهُ وتحسبونه ve tahsebûnehu ve onu sanıyorsunuz ح س ب
Diyanet İşleri (Yeni) Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.
1641 Nûr 19. Ayet (24:19:1) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) İnananlar arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
1642 Nûr 20. Ayet (24:20:6) وَاَنَّ وان ve enne ve kuşkusuz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın lütfu ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve Allah çok esirgeyici ve çok merhametli olmasaydı, hâliniz nice olurdu?
1643 Nûr 22. Ayet (24:22:11) وَالْمَسَاك۪ينَ والمساكين vel-mesâkîne ve yoksullara س ك ن
Diyanet İşleri (Yeni) İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. Onlar affetsinler, vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
1644 Nûr 22. Ayet (24:22:17) وَلْيَصْفَحُواۜ وليصفحوا vel-yasfehû ve hoşgörsünler ص ف ح
Diyanet İşleri (Yeni) İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. Onlar affetsinler, vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
1645 Nûr 23. Ayet (24:23:1) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) 23,24. İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü’min kadınlara zina isnat edenler, gerçekten dünya ve ahirette lânetlenmişlerdir. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin, ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır.
1646 Nûr 25. Ayet (24:25:7) اَنَّ ان enne şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) O gün Allah, onlara kesinleşmiş cezalarını tastamam verecek ve onlar Allah’ın apaçık bir gerçek olduğunu bileceklerdir.
1647 Nûr 27. Ayet (24:27:19) تَذَكَّرُونَ تذكرون teżekkerûn(e) düşünüp anlarsınız ذ ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selâm vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor.
1648 Nûr 30. Ayet (24:30:6) وَيَحْفَظُوا ويحفظوا ve yahfezû ve korusunlar ح ف ظ
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.
1649 Nûr 30. Ayet (24:30:11) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.