| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 350 | Nisâ 33. Ayet (4:33:13) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Erkek ve kadından) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz) kimselere de kendi hisselerini verin.[114] Şüphesiz Allah her şeye şahittir. | |||||
| 351 | Nisâ 36. Ayet (4:36:11) | وَالْيَتَامٰى | واليتامى | vel-yetâmâ | ve öksüzlere | ي ت م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez. | |||||
| 352 | Nisâ 36. Ayet (4:36:12) | وَالْمَسَاك۪ينِ | والمساكين | vel-mesâkîni | ve yoksullara | س ك ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez. | |||||
| 353 | Nisâ 36. Ayet (4:36:13) | وَالْجَارِ | والجار | vel-câri | ve komşuya | ج و ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez. | |||||
| 354 | Nisâ 36. Ayet (4:36:16) | وَالْجَارِ | والجار | vel-câri | ve komşuya | ج و ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez. | |||||
| 355 | Nisâ 36. Ayet (4:36:25) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez. | |||||
| 356 | Nisâ 40. Ayet (4:40:1) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir. | |||||
| 357 | Nisâ 43. Ayet (4:43:38) | مَٓاءً | ماء | mâen | su | م و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||
| 358 | Nisâ 43. Ayet (4:43:42) | فَامْسَحُوا | فامسحوا | fe-msehû | sürün | م س ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||
| 359 | Nisâ 43. Ayet (4:43:45) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||
| 360 | Nisâ 48. Ayet (4:48:1) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur. | |||||
| 361 | Nisâ 48. Ayet (4:48:6) | يُشْرَكَ | يشرك | yuşrake | ortak koşulmasını | ش ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur. | |||||
| 362 | Nisâ 49. Ayet (4:49:4) | الَّذ۪ينَ | الذين | lleżîne | şu | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır! Allah, dilediğini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar zulmedilmez. | |||||
| 363 | Nisâ 56. Ayet (4:56:1) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 364 | Nisâ 56. Ayet (4:56:16) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 365 | Nisâ 57. Ayet (4:57:13) | اَبَدًاۜ | ابدا | ebedâ(en) | sürekli | أ ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip salih ameller işleyenleri ise, içinden ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacakları cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağız. | |||||
| 366 | Nisâ 58. Ayet (4:58:1) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 367 | Nisâ 58. Ayet (4:58:16) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 368 | Nisâ 58. Ayet (4:58:21) | اِنَّ | ان | inne | doğrusu | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 369 | Nisâ 61. Ayet (4:61:11) | رَاَيْتَ | رايت | raeyte | görürsün | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münafıklara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygambere gelin” dendiği zaman, onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün. | |||||
| 370 | Nisâ 72. Ayet (4:72:1) | وَاِنَّ | وان | ve inne | ve şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, aranızda öyle kimseler var ki, (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. Eğer başınıza bir musibet gelirse, “Allah, bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım” der. | |||||
| 371 | Nisâ 75. Ayet (4:75:4) | تُقَاتِلُونَ | تقاتلون | tukâtilûne | savaşmıyorsunuz | ق ت ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ne oluyor da, Allah yolunda ve, “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz? | |||||
| 372 | Nisâ 75. Ayet (4:75:18) | هٰذِهِ | هذه | hâżihi | şu | هَٰذَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ne oluyor da, Allah yolunda ve, “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz? | |||||
| 373 | Nisâ 76. Ayet (4:76:16) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tâğût[125] yolunda savaşırlar. O hâlde, siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır. | |||||
| 374 | Nisâ 77. Ayet (4:77:36) | اَجَلٍ | اجل | ecelin | bir süreye | أ ج ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce kendilerine, “(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.” | |||||
| 375 | Nisâ 81. Ayet (4:81:16) | يُبَيِّتُونَۚ | يبيتون | yubeyyitûn(e) | geceleyin düşünüp kurdukların | ب ي ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana “baş üstüne” derler. Fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden birtakımı, geceleyin; (senin gündüz) söylediklerinin aksini kurarlar. Allah, onların geceleyin kurduklarını yazmaktadır. Sen onlara aldırma. Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.[126] | |||||
| 376 | Nisâ 82. Ayet (4:82:2) | يَتَدَبَّرُونَ | يتدبرون | yetedebberûne | düşünmüyorlar mı? | د ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı. | |||||
| 377 | Nisâ 86. Ayet (4:86:9) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır. | |||||
| 378 | Nisâ 87. Ayet (4:87:11) | رَيْبَ | ريب | raybe | şüphe | ر ي ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Andolsun, sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. Bunda asla şüphe yoktur. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan? | |||||
| 379 | Nisâ 88. Ayet (4:88:10) | اَتُر۪يدُونَ | اتريدون | eturîdûne | mi istiyorsunuz? | ر و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah, onları yaptıkları işlerden dolayı baş aşağı ederek eski konumlarına (küfre) döndürmüştür. Allah’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, sen onun için asla bir çıkış yolu bulamazsın. | |||||
| 380 | Nisâ 93. Ayet (4:93:7) | خَالِدًا | خالدا | ḣâliden | sürekli kalacağı | خ ل د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim bir mü’mini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî kalacağı cehennemdir. Allah, ona gazap etmiş, lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır. | |||||
| 381 | Nisâ 97. Ayet (4:97:1) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.[127] | |||||
| 382 | Nisâ 97. Ayet (4:97:12) | مُسْتَضْعَف۪ينَ | مستضعفين | mustad’afîne | biz aciz düşürülmüştük | ض ع ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.[127] | |||||
| 383 | Nisâ 102. Ayet (4:102:7) | فَلْتَقُمْ | فلتقم | fel-tekum | namaza dursun | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar. İnkâr edenler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.[130] | |||||
| 384 | Nisâ 102. Ayet (4:102:57) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar. İnkâr edenler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.[130] | |||||
| 385 | Nisâ 103. Ayet (4:103:14) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. | |||||
| 386 | Nisâ 105. Ayet (4:105:15) | خَص۪يمًاۙ | خصيما | ḣasîmâ(n) | savunucusu | خ ص م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma. | |||||
| 387 | Nisâ 106. Ayet (4:106:3) | اِنَّ | ان | inne | kuşkusuz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 388 | Nisâ 112. Ayet (4:112:9) | بَر۪ٓيـًٔا | بريـا | berî-en | bir suçsuzun | ب ر أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur. | |||||
| 389 | Nisâ 116. Ayet (4:116:1) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a ortak koşan, kuşkusuz, derin bir sapıklığa düşmüştür. | |||||
| 390 | Nisâ 116. Ayet (4:116:6) | يُشْرَكَ | يشرك | yuşrake | ortak koşulmasını | ش ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a ortak koşan, kuşkusuz, derin bir sapıklığa düşmüştür. | |||||
| 391 | Nisâ 127. Ayet (4:127:14) | يَتَامَى | يتامى | yetâmâ | öksüz | ي ت م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor.” Kitapta, kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara, zavallı çocuklara ve yetimlere âdil davranmanıza dair, size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. Ne hayır yaparsanız, şüphesiz Allah onu bilir. | |||||
| 392 | Nisâ 127. Ayet (4:127:18) | تُؤْتُونَهُنَّ | تؤتونهن | tu/tûnehunne | onlara vermiyorsunuz | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor.” Kitapta, kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara, zavallı çocuklara ve yetimlere âdil davranmanıza dair, size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. Ne hayır yaparsanız, şüphesiz Allah onu bilir. | |||||
| 393 | Nisâ 127. Ayet (4:127:22) | وَتَرْغَبُونَ | وترغبون | ve terġabûne | ve istiyorsunuz | ر غ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor.” Kitapta, kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara, zavallı çocuklara ve yetimlere âdil davranmanıza dair, size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. Ne hayır yaparsanız, şüphesiz Allah onu bilir. | |||||
| 394 | Nisâ 127. Ayet (4:127:30) | لِلْيَتَامٰى | لليتامى | lil-yetâmâ | öksüzlere karşı | ي ت م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor.” Kitapta, kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara, zavallı çocuklara ve yetimlere âdil davranmanıza dair, size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. Ne hayır yaparsanız, şüphesiz Allah onu bilir. | |||||
| 395 | Nisâ 128. Ayet (4:128:6) | نُشُوزًا | نشوزا | nuşûzen | huysuzluğundan | ن ش ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer bir kadın kocasının, kendisine kötü davranmasından, yahut yüz çevirmesinden endişe ederse, uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur. Uzlaşmak daha hayırlıdır. Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır (elverişli) kılınmıştır. Eğer iyilik eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. | |||||
| 396 | Nisâ 128. Ayet (4:128:24) | فَاِنَّ | فان | fe-inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer bir kadın kocasının, kendisine kötü davranmasından, yahut yüz çevirmesinden endişe ederse, uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur. Uzlaşmak daha hayırlıdır. Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır (elverişli) kılınmıştır. Eğer iyilik eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. | |||||
| 397 | Nisâ 129. Ayet (4:129:18) | فَاِنَّ | فان | fe-inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz. Öyle ise (birine) büsbütün gönül verip ötekini (kocası hem var, hem yok) askıda kalmış kadın gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir. | |||||
| 398 | Nisâ 131. Ayet (4:131:21) | فَاِنَّ | فان | fe-inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de, size de “Allah’a karşı gelmekten sakının” diye tavsiye ettik. Eğer inkâr ederseniz, (bilin ki) göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Allah, zengindir, övülmeye lâyıktır. | |||||
| 399 | Nisâ 137. Ayet (4:137:1) | اِنَّ | ان | inne | şüphesiz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip sonra inkâr eden, sonra inanıp tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarında ileri gidenler var ya; Allah, onları bağışlayacak da değildir, doğru yola iletecek de değildir. | |||||