"su" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 2976 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Fatiha 2. Ayet (1:2:1) اَلْحَمْدُ الحمد el-hamdu hamdolsun ح م د
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3,4. Hamd[4], Âlemlerin Rabbi[5], Rahmân[6], Rahîm[7], hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) mâliki Allah’a mahsustur.
2 Bakara 2. Ayet (2:2:4) رَيْبَۚۛ ريب raybe hiç şüphe ر ي ب
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.
3 Bakara 13. Ayet (2:13:14) اِنَّهُمْ انهم innehum doğrusu onlardır إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.[11] İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.
4 Bakara 14. Ayet (2:14:12) اِنَّا انا innâ şüphesiz biz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler.
5 Bakara 19. Ayet (2:19:15) حَذَرَ حذر hażera korkusuyla ح ذ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
6 Bakara 20. Ayet (2:20:20) اِنَّ ان inne Şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
7 Bakara 21. Ayet (2:21:12) تَتَّقُونَۙ تتقون tettekûn(e) korunursunuz و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız.
8 Bakara 22. Ayet (2:22:11) مَٓاءً ماء mâen su م و ه
Diyanet İşleri (Yeni) O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın.
9 Bakara 23. Ayet (2:23:4) رَيْبٍ ريب raybin şüphe ر ي ب
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin).
10 Bakara 23. Ayet (2:23:10) بِسُورَةٍ بسورة bi-sûratin bir sure س و ر
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin).
11 Bakara 30. Ayet (2:30:5) اِنّ۪ي اني innî şüphesiz ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.
12 Bakara 30. Ayet (2:30:24) اِنّ۪ٓي اني innî şüphesiz ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.
13 Bakara 31. Ayet (2:31:6) عَرَضَهُمْ عرضهم ‘aradahum onları sunup ع ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi.
14 Bakara 32. Ayet (2:32:9) اِنَّكَ انك inneke şüphesiz sen إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler.
15 Bakara 33. Ayet (2:33:13) اِنّ۪ٓي اني innî şüphesiz ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi.
16 Bakara 35. Ayet (2:35:15) هٰذِهِ هذه hâżihi şu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Dedik ki: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.”
17 Bakara 35. Ayet (2:35:17) فَتَكُونَا فتكونا fe-tekûnâ olursunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Dedik ki: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.”
18 Bakara 36. Ayet (2:36:19) ح۪ينٍ حين hîn(in) bir süre ح ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik.
19 Bakara 37. Ayet (2:37:8) اِنَّهُ انه innehu şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Derken, Âdem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb’ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.
20 Bakara 44. Ayet (2:44:1) اَتَأْمُرُونَ اتأمرون ete/murûne emir mi ediyorsunuz أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Siz Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyup durduğunuz hâlde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?
21 Bakara 44. Ayet (2:44:4) وَتَنْسَوْنَ وتنسون ve tensevne unutuyorsunuz da ن س ي
Diyanet İşleri (Yeni) Siz Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyup durduğunuz hâlde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?
22 Bakara 44. Ayet (2:44:10) تَعْقِلُونَ تعقلون ta’kilûn(e) aklınızı kullanmıyor musunuz? ع ق ل
Diyanet İşleri (Yeni) Siz Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyup durduğunuz hâlde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?
23 Bakara 45. Ayet (2:45:4) وَاِنَّهَا وانها innehâ şüphesiz bu إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin.[14] Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
24 Bakara 46. Ayet (2:46:3) اَنَّهُمْ انهم ennehum şüphesiz onlar  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O’na döneceklerini çok iyi bilirler.
25 Bakara 47. Ayet (2:47:9) وَاَنّ۪ي واني ve ennî ve şüphesiz  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın.
26 Bakara 49. Ayet (2:49:7) سُٓوءَ سوء sû-e en kötüsünü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı.
27 Bakara 52. Ayet (2:52:8) تَشْكُرُونَ تشكرون teşkurûn(e) şükredersiniz (diye) ش ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.
28 Bakara 54. Ayet (2:54:7) اِنَّكُمْ انكم innekum şüphesiz sizler إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[17] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.”
29 Bakara 54. Ayet (2:54:24) اِنَّهُ انه innehu şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[17] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.”
30 Bakara 55. Ayet (2:55:13) الصَّاعِقَةُ الصاعقة ssâ’ikatu yıldırım gürültüsü ص ع ق
Diyanet İşleri (Yeni) Hani siz, “Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız” demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.
31 Bakara 56. Ayet (2:56:7) تَشْكُرُونَ تشكرون teşkurûn(e) şükredersiniz (diye) ش ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.
32 Bakara 58. Ayet (2:58:4) هٰذِهِ هذه hâżihi şu هَٰذَا
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Şu memlekete[18] girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik.
33 Bakara 60. Ayet (2:60:2) اسْتَسْقٰى استسقى -steskâ su istemişti س ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Mûsâ kavmi için su dilemişti. Biz de, “Asanı kayaya vur” demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın” demiştik.
34 Bakara 61. Ayet (2:61:25) اَتَسْتَبْدِلُونَ اتستبدلون e-testebdilûne değiştirmek mi istiyorsunuz? ب د ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.
35 Bakara 61. Ayet (2:61:34) فَاِنَّ فان fe-inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.
36 Bakara 61. Ayet (2:61:41) وَالْمَسْكَنَةُ والمسكنة vel-meskenetu ve yoksulluk (damgası) س ك ن
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.
37 Bakara 61. Ayet (2:61:47) بِاَنَّهُمْ بانهم bi-ennehum şüphesiz öyle  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.
38 Bakara 62. Ayet (2:62:1) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden[20] (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükâfat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir).[21]
39 Bakara 63. Ayet (2:63:15) تَتَّقُونَ تتقون tettekûn(e) korunursunuz و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da tepenize dikmiş ve “Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab’ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)” demiştik.
40 Bakara 67. Ayet (2:67:5) اِنَّ ان inne şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Mûsâ kavmine, “Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. Onlar da, “Sen bizimle eğleniyor musun?” demişlerdi. Mûsâ, “Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” demişti.[24]
41 Bakara 67. Ayet (2:67:12) اَتَتَّخِذُنَا اتتخذنا etetteḣiżunâ bizimle ediyor musun? أ خ ذ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Mûsâ kavmine, “Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. Onlar da, “Sen bizimle eğleniyor musun?” demişlerdi. Mûsâ, “Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” demişti.[24]
42 Bakara 68. Ayet (2:68:10) اِنَّهُ انه innehu şüphesiz O إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın.” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi, emrolunduğunuz işi yapın.”
43 Bakara 69. Ayet (2:69:10) اِنَّهُ انه innehû şüphesiz O إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır” dedi.
44 Bakara 71. Ayet (2:71:2) اِنَّهُ انه innehu şüphesiz O إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır.” Onlar, “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.
45 Bakara 71. Ayet (2:71:8) تُث۪يرُ تثير tuśîru sürmek için ث و ر
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır.” Onlar, “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.
46 Bakara 71. Ayet (2:71:11) تَسْقِي تسقي teski ve sulamaz س ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır.” Onlar, “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.
47 Bakara 71. Ayet (2:71:13) مُسَلَّمَةٌ مسلمة musellemetun kusursuz س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır.” Onlar, “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.
48 Bakara 73. Ayet (2:73:11) تَعْقِلُونَ تعقلون ta’kilûn(e) düşünürsünüz ع ق ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun” dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir.
49 Bakara 74. Ayet (2:74:19) وَاِنَّ وان ve inne ve şüphesiz إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir.
50 Bakara 74. Ayet (2:74:25) الْمَٓاءُۜ الماء l-mâ(u) su م و ه
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir.